Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan Samsun Şehir Hastanesinin açılışında konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Hangi gelir grubu, hangi meslekten olursa olsun, vatandaşımızın insanca muamele göreceği bir sağlık sistemini ülkemiz genelinde tesis ettik. Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere 24 yıllık yatırımlarımız sayesinde Türkiye, bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Samsun Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katıldı.

Konuşmasına alandakileri ve Samsun’un ilçelerindeki vatandaşları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz’in kapısı, istiklalimizin meşalesi ve öncüsü olan Samsun’a yine hizmetlerle, yatırımlarla, müjdelerle gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. İşte dev Samsun Şehir Hastanesi… Laf ola beri gele yok, icraat var. Sıcağa rağmen, sevda ile bizlere gönüllerinizi açtığınız için, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“SAMSUN’A SEVGİMİZİ, HİZMETE ALDIĞIMIZ DEV PROJELERLE ORTAYA KOYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’den geldiğini anımsatarak, Samsunlu vatandaşlara Rizelilerin kucak dolusu selamlarını getirdiğini söyledi. Rize’de yapımı tamamlanan eserlerin açılış heyecanını yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek bir törenle toplam yatırım tutarı 10 milyar lirayı bulan proje ve eserleri milletin hizmetine sunmanın gururunu yaşadıklarını belirtti.

Samsun’un gururları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Samsun, bizim göz bebeğimiz, aşkımız, sevdamız. Bugüne kadar Samsun’a mahcup olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Biz birileri gibi lafazanlık yapmıyoruz. Samsun’u ruhumuzla seviyoruz. Bu sevgimizi de lafta bırakmıyor eserlerimizle, icraatlarımızla, işte bugün burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz. Bir medeniyet ve kültür şehri olan, bir liman ve lojistik şehri olan, bir tarım ve sanayi şehri olan bütün yolların birleştiği bir ulaşım şehri olan Samsun’umuzun bu özelliklerini son çeyrek asırdır yaptığımız yatırımlarla güçlendirerek Samsun’a karşı olan tarihî vazifemizi yerine getiriyoruz. Şöyle bir bakın, burası Samsun Şehir Hastanesi. Laf ola beri gele yok. Şehir hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün bu vasıflarına ‘sağlık şehri’ ünvanını da ekleyecektir. Samsun Şehir Hastanemiz 234 bin metrekare alan üzerine 1027 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Bu ne demek? Yani burası depreme karşı her türlü dayanıklılığa sahip. 1458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi, 320 polikliniği ve ağız diş sağlığı ünitesi. Tüm bunlara ilave olarak toplam 2 bin 66 araçlık otoparkıyla Samsun Şehir Hastanesi bölgemizin sağlık üssü olarak hizmet verecektir.”

“SAMSUN ŞEHİR HASTANESİNDE 5 BİN 419 SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREV YAPACAK”

Hastanenin 3 MR, 3 tomografi, 6 ultrason, 34 röntgen olmak üzere en modern cihazlarla donatıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesinde 548’i uzman hekim olmak üzere 5 bin 419 sağlık çalışanının görev yapacağını söyledi.

Hastanenin sadece vatandaşlara değil çalışanlarına da en üst konforu sağlayacak donanımla tasarlandığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplam 17 milyar liralık yatırım bedeliyle gören herkesin göğsünü kabartan bu muhteşem sağlık tesisinin Samsun’umuza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Samsun Şehir Hastanesinde görev yapacak sağlık personelinden beklentileri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ne demek? Şehir hastanemiz inşallah bütün elemanlarıyla, bütün imkânlarıyla kapıdan içeri Samsunlu kardeşlerim geldiği zaman onlara kucak açacak ve bu şehir hastanesinde evvelallah yok yok, burada inşallah mutluluk var” diye konuştu.

“UZMAN HEKİM SAYIMIZI 4 KATINA, TOPLAM HEKİM SAYIMIZI 3 KATINA ÇIKARDIK”

Hastanenin hizmete girmesinde emeği geçen kurumları, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şunu da ifade etmek istiyorum, şehir hastanemiz hükümetlerimiz döneminde Samsun’a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Yatırımlarımızla şehrimizi Karadeniz’in önemli sağlık merkezlerinden biri hâline getirdik. Son 25 yılda Samsun’da 3 bin 551 yatak ve 120 diş ünitesi kapasitesini 27 yeni sağlık tesisiyle inşa ettik. Aile sağlığı merkezlerinden sağlıklı hayat merkezlerine, 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarından halk sağlığı laboratuvarlarına kadar 22 yeni sağlık tesisini Samsunlu kardeşlerimizin hizmetine sunduk. Uzman hekim sayımızı 4 katına, toplam hekim sayımızı 3 katına çıkardık. Son 2 yılda 1510 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık. Şu an Samsun’un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415’e yükselmiş durumda. Yeni yatırımlarla Samsun’un sağlık altyapısını daha da güçlendiriyoruz. Peki bitti mi? 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi ve 250 yataklı Tekkeköy Devlet Hastanesinin inşaatları da devam ediyor. Alaçam ve Ayvacık’a 75’er yataklı yeni devlet hastaneleri kazandırıyoruz. 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesinde ise proje süresinin sonuna yaklaşıyoruz. İnşallah onları da peyderpey tamamlayacak ve hizmete açacağız.”

“TÜRKİYE SAĞLIK ALANINDA DÜNYADA PARMAKLA GÖSTERİLEN BİR KONUMA ULAŞTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastaneleri projesinin kendisinin hayali olduğunu söyledi. SSK’lı bir işçi olarak kendisinin de geçmişte çok sıkıntı çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlık sistemindeki aksaklıkları, tıpkı yaşı 40’ın üzerinde olan kardeşlerim gibi ben de bizzat tecrübe ettim. Eski Türkiye’nin dili olsa da konuşsa, bir zaman makinesi olsa da çok değil bundan sadece 25-30 sene önce hastanelerimizin hangi durumda olduklarını gençlerimize gösterebilsek. Sağlam girenin hasta çıktığı, ilaçların biri bulunsa diğerinin bulunmadığı, ilaç alabilmek, muayene olabilmek için saatlerce kuyrukta beklenildiği, vatandaşın insan yerine konulmadığı o kötü günleri hep beraber yaşadık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de göreve geldiklerinde “her işin başı sağlık” diyerek, önceliklerinin en başına eğitimle birlikte sağlığı koyduklarını vurguladı.

Türkiye’nin dört bir yanına hastaneler, sağlık ocakları inşa ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlık cihazlarını, ambulansları, doktor, hemşire sayısını kat kat artırdık. Parası olmayanın kapıdan döndüğü, parası olmayanın hastanede rehin alındığı manzaralara son verdik. Hangi gelir grubu, hangi meslekten olursa olsun vatandaşımızın insanca muamele göreceği bir sağlık sistemini ülkemiz genelinde tesis ettik. Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere 24 yıllık yatırımlarımız sayesinde Türkiye bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştı. Önceden bizim vatandaşımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü. Her yıl 100 binlerce yabancı hasta şifalarını artık Türkiye’de arıyor. Bunda şehir hastanelerimizin hizmete girmesinin önemli katkısı var. Bugün itibarıyla 27 şehir hastanemizi tamamlamış bulunuyoruz. Yaklaşık 40 bin yatak kapasitesine sahip bu hastanelerimiz modern birer sağlık üssü olarak tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyor. Rize’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Şanlıurfa’ya, Sakarya’dan Ordu’ya yapımı devam eden 13 şehir hastanemizi de inşallah tamamlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje çalışmaları süren şehir hastanelerinin tamamlanmasıyla Türkiye’nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını vurguladı.

“ŞEHİR HASTANELERİ KORONAVİRÜS SALGINIYLA MÜCADELEMİZDE ÇOK ÖNEMLİ MİSYONLAR YÜKLENDİ”

Şehir hastanelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kardeşlerim, tabii burada şu acı gerçeği de hatırlatmak durumundayım. Ülkemizde sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin en bariz örneği şehir hastanelerimizdir. Milletimizin ‘Yapandan Allah razı olsun.’ dediği bu hastaneler maalesef ilk günden itibaren muhalefetin eleştiri oklarının hedefi oldu. Ne dediler? ‘İsraf.’ dediler. ‘Bu hastanelere ne gerek var.’ dediler. ‘Sağlık sistemine hançer vuruyorlar.’ dediler. Hiçbir şey bulamadıklarında ise hastanelerimizi büyük diye eleştirdiler. Peki sonuçta ne oldu. Eleştirilerinin hiçbiri doğru çıkmadı. Ne gerek var dedikleri şehir hastaneleri bilhassa 100 yılın sağlık krizi olan koronavirüs salgınıyla mücadelemizde çok önemli misyonlar yüklendi. Yetersiz sağlık hizmeti sebebiyle insanların göz göre göre can verdiği sahnelerin hiçbiri hamdolsun ülkemizde yaşanmadı. O zor günleri, sağlık çalışanlarımızın da olağanüstü fedakarlıklarıyla en rahat yöneten ülkelerden biri olduk. Şehir hastanelerimizin ne kadar vizyoner ne kadar isabetli, ne kadar stratejik bir yatırım olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Bugün şöyle geriye doğru baktığımızda ‘İyi ki bu hastaneleri milletimizin hizmetine sunmuşuz.’ diyorlar, ‘Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız.’ diyoruz. Her imkânın bulunduğu bu modern sağlık tesislerini Türkiye’ye zamanında kazandırdığımız için Cenab-ı Allah’a hamd ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık altyapısını şehir hastanelerinin yanında vatandaşların ilk başvuru noktası olan koruyucu sağlık hizmetleriyle de büyüttüklerini, ülke genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 140 hastane ile 1250’yi aşkın Aile Sağlığı ve Sağlıklı Hayat Merkezi yaptıklarını ifade etti.

Sandıkta kendilerine görev ve yetki veren, sorumluluk yükleyen vatandaşların güvenine layık olmak için ter döktüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah son nefesimize kadar da tüm Türkiye için, Türk milleti için aşkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

“TÜRKİYE’DE DARBELER DEFTERİ ARTIK KAPANMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesinin 46. yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sokak olayları ve siyasi istikrarsızlık bahane edilerek millet iradesinin gasbedilmesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Hangi görüşten, kökenden olursak olalım milletçe hepimize büyük acılar yaşattılar. Güya adaleti tesis etmek adına bir sağdan, bir soldan pek çok insanımızı darağaçlarına gönderdiler. Henüz hayatının baharındaki gencecik fidanlarımızı kaybettik. Millet olarak umutlarımızı, yaşama sevincimizi kaybettik, 12 Eylül darbesi sadece milletimizin gönlünde derin yaralar açmadı. Aynı zamanda Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına da ağır darbeler indirdi. Ülkemiz uzun yıllar ekonomik geri kalmışlığa, yoksulluğa, vesayetçilerin keyfi idaresine mahkûm edildi. Terör başta olmak üzere bugün hâlâ enerjimizi tüketen birçok sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var.”

Milletin bu gidişe 3 Kasım 2002’de “Yeter. Söz de karar da milletindir” diyerek set çektiği yönünde açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gün bugündür demokrasiye kasteden bütün girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Terör eylemlerinden, Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık darbe girişiminden, 15 Temmuz ihanetine kadar milletin iradesine uzanan kirli eller kırılmıştır. Bilinmesini isterim ki, Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecektir. Biz de 12 Eylül ve 28 Şubat’ın faillerinin Türk adaletine hesap vermesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. İnşallah bundan sonra da milletin iradesine gölge düşürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Başımızı yere eğmeden demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Halkımızdan aldığımız yetkiyle milletin emanetine gözümüz gibi bakacak, bu mukaddes emaneti gerektiğinde canımız pahasına koruyacağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi’nin hayırlı olması temennisinde bulunarak, “Bu muhteşem eserin şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyor, hepsini tek tek kutluyorum. Doktorlarımıza ve sağlık personelimize başarılar temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından, Samsun Şehir Hastanesi’nin açılışı dualarla yapıldı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Amene’r-Rasulü levhasının yer aldığı bir tablo takdim etti.

GENÇ GAZETECİLER SAMSUN

Dünya

“Sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize’de yapımı tamamlanan yatırımların toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Biz sizlerin emanetini, sizlerin mesuliyetini taşıyoruz. Biz yüzünü ülkemize dönmüş milyonların umudunu taşıyoruz. Biz sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’de yapımı tamamlanan yatırımların toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, Rize’de bulunmanın ve hemşehrileriyle hasret gidermenin bahtiyarlığını yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi bize zaman zaman ‘Yorulmuyor musun?’ diye soruyorlar. Allah aşkına şu sevdayı görende yorulma olur mu? Rizeli uşakların şu muhabbetine mazhar olanda yorgunluk olur mu? Dahası ülkesi ve milleti için aşkla koşanda yorgunluk hiç olur mu? Tabii ki olmaz. Kalbi bu ülke için, bu aziz millet için çarpan yorulmaz. Onun için durmuyoruz, duraksamıyoruz, rehavete kapılmıyoruz. Onun için şehir şehir, ilçe ilçe geziyor, ülkemizin eksiğini, gediğini gidermek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Meydanlardan dolup taşan şu coşkunuz, şu heyecanınız için sizlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİZİM DERDİMİZ 81 VİLAYETİMİZE AŞKLA HİZMET ETMEK”

Cuma namazını Merkez Sahil Camii’nde kıldığını, orada hemşehrileriyle dua, hasbihal ve musafaha ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi Rize merkez ve ilçelerimizde yapımı tamamlanan eserlerimizin toplu açılışını yapmak üzere sizlerle beraberiz. Ne diyor o güzel Karadeniz manisinde, ‘Yaylasının dumanı denizinin balığı. Bu derelerin derdi Rize’ye sevdalı’. İşte bizim de derdimiz Rize’yle birlikte 81 vilayetimize aşkla hizmet etmek. Hamdolsun sizin desteğinizle, sizin itimadınızla sizlerin hayır dualarıyla şehirlerimizi ihya ediyoruz. Şimdiye kadar Rize’ye hep elimiz dolu geldik.”

Rize’ye her gelişlerinde taş üstüne taş, eser yanına eser koyduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de eserlerimizi hizmete almak, yeni yatırımlarımızın da temellerini atmak amacıyla sizlerin huzurundayız. Birazdan 26 projemizin resmî açılışını yapacak, üç yeni yatırımın da inşallah temellerini atacağız. Toplam değeri yaklaşık 10 milyar lira olan bu eserlerin Rize’mize, Rizeli hemşehrilerime ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bakanlıklarımızı, belediyelerimizi, hayırseverlerimizi bu yatırımlarda emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Yüklenici firmalarımıza, bu eserlere alın ve fikir teri bulunan işçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize en içten şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

“TOPLAM 330 BİN METREKARELİK MİLLET BAHÇEMİZİ BUGÜN RESMEN HİZMETE SUNUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin hemen ardından önceliklerinin şehirleri süratle dirençli ve güvenli hâle getirmek olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: “Bunun için TOKİ vasıtasıyla yürüttüğümüz projelerde gaza bastık. TOKİ ile bugüne kadar 5 bin 636 konutu tamamladık. Bin 221 konutun yapımı sürüyor. Bugün de Yağlıtaş Mahallesi’nde 465 konut, dört iş yeri ve bir camimizin, Kendirli Mahallemizde 79, Madenli beldemizde 143, Çayeli ilçemizde ise 79 konutumuzun açılışını yapıyoruz. Ailelerimizin bu evlerde ağız tadıyla oturmalarını Cenabıallah’tan niyaz ediyoruz. Geliyorum millet bahçelerimize. Rize’mizin yeşiline yeni tonlar ekleyecek toplam 330 bin metrekarelik millet bahçemizi de bugün resmen hizmete sunuyoruz. Aynı şekilde içerisinde millet kıraathanemizin, ilçe kütüphanemizin, çocuk parkımızın ve sosyal donatı alanlarının yer aldığı İyidere Millet Bahçemizin kurdelesini kesiyoruz. Çamlıhemşin’de vatandaşlarımızın tabiatla iç içe vakit geçirebilecekleri, çocuklarımızın rahatça oyun oynayabilecekleri millet bahçemizi faaliyete alıyoruz. Güneysu’da ise altyapı ve çevre düzenlemesini tamamladığımız 27 adet geçici iş yerimizi hak sahiplerine teslim ediyoruz. Isırlık Tabiat Parkı ve spor aktivite alanı ile bisiklet yolunun üçüncü etabını da bugün hizmete veriyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.”

“RİZE KÜLTÜR SOKAĞI İLE ŞEHRİN EKONOMİSİNE KATKI YAPACAĞIZ”

Bir şehrin geleceğinin parlaklığının o şehrin kültür ve sanat alanındaki dinamizmiyle orantılı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Edebiyatla, resimle ve müzikle bağı kopan şehirler yalnızca binalardan ibaret kalır ve gün geçtikçe ruhunu kaybeder. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Rize Kültür Sokağı’nı bugün açıyoruz. Rize Kültür Sokağı ile yerel üreticileri destekleyecek, sergi alanlarını genişletecek, el emeği ürünlerin imalat ve satış süreçlerini destekleyip, şehrin ekonomisine katkı yapacağız” dedi.

Rize’deki eğitim altyapısını güçlendirecek yatırımları da hızla devreye sokmaya devam ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Rize merkez ve ilçelerdeki 10 adet okulumuzun güçlendirme çalışmalarını tamamladık ve eğitim öğretimi hazır hâle getirdik. Çamlıhemşin’de yapımı biten 16 derslikli Hafize-Haşim Haşimoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi de yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerimize kapılarını açacak. Merkezde ise 600 kişilik Ahmet Tevfik İleri öğrenci yurdumuzu hizmete sunuyoruz. Bu yatırımlarla çocuklarımızın ve gençlerimizin daha modern, nitelikli ve güvenli ortamlarda eğitim almalarını temin edeceğiz. Hayırlı uğurlu olsun diyor. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentin hem sporda hem de spor turizminde ciddi ivme kazandığını, dünyanın en prestijli ultra maraton koşularından birisinin Kaçkar’da yapıldığını söyledi.

Rize’nin bugünlerde 60 ülkeden 2 binden fazla sporcuyu misafir ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaçkar maratonundaki tüm sporculara başarı diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rizelileri birinci sınıf tesislerle buluşturmaya devam edeceklerini, İkizdere futbol sahası başta olmak üzere merkez, ilçe ve beldelerdeki spor tesislerinin bakım ve onarımını tamamladıklarını, iyileştirme çalışmaları devam eden spor merkezlerinin açılışını da yakın zamanda yapacaklarını belirtti.

Bugün aynı zamanda inşaat, altyapı ve çevre düzenlemesi sona eren 190 iş yerinin bulunduğu Çiftekavak sanayi sitesinin, 12 bin 500 metrekare alana sahip yeni otobüs terminalinin, Çamlıhemşin’de 91 konut ve 12 dükkânın temellerini attıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam değeri 3 milyar lirayı aşan bu yatırımların hayırlı olmasını dileyerek, TOKİ ve belediyeye teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma, denizcilik ve turizm projelerinin hem Rize hem de tüm Karadeniz bölgesi için çok önemli yatırımlar olduğunu vurgulayarak hazırlık, plan ve proje çalışmaları başlatılan yaklaşık 30 kilometrelik güney çevre yolu ve tüneller projesini hayata geçirdiklerini aktardı.

Proje tamamlandığında şehir içi ulaşımın rahatlayacağını, trafik yoğunluğunun ciddi oranda azalacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İyidere Lojistik Limanı projesinde de önemli bir seviyeye ulaştıklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, limanın, Ovit üzerinden kalkınma yoluna bağlanmasıyla şehrin uluslararası ticaret güzergâhındaki stratejik konumunun da güçleneceğine işaret ederek, “36,5 kilometrelik Pazar-Adreşen ayırımı, Çamlıhemşin-Ayder yolu ve Tunca yolu ile bölgenin ulaşım altyapısını tahkim ediyoruz. Projemiz bittiğinde Ayder ve Fırtına Vadisi’ne giden yollar artık daha hızlı, güvenli ve konforlu hâle gelecek. Rize’deki turizm sezonu 12 aya yaymayı hedeflediğimiz bu çalışmalarla Ayder’in güzelliklerini inşallah daha görünür kılacağız” diye konuştu.

“SAĞLIKTA RİZE’DE TAM BİR BAŞARI HİKÂYESİ YAZDIK”

Sağlıkta Rize’de tam bir başarı hikâyesi yazdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de toplam bin 235 yatak kapasitesine ulaşıldığı bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 53 yatak kapasiteli Rize Şehir Hastanesinin yüzde 70’inin tamamlandığını, kalan kısmının süratle bitirilmesi için Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na talimat verdiğini ifade etti.

320 bin metrekare alana inşa edilen Rize Şehir Hastanesinin en üst düzeyde kesintisiz sağlık hizmeti sunacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında hasta kabulüne başlayacak olan 50 yataklı Çayeli Devlet Hastanesi’nin yapımının devam ettiğini, toplam değeri 25 milyar liranın üzerinde olan bu iki yatırımın da hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki dönemde 25 yataklı Fındıklı Devlet Hastanesinin de inşaat sürecini başlatacaklarını, Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık hizmeti sunmaya devam edeceklerini kaydetti.

Ardeşen’de ise 24 saat hizmet veren bir sağlık tesisi inşa edeceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda ihale, proje ve arsa süreçleri devam eden dokuz sağlık tesisini de en kısa sürede tamamlayıp faaliyete geçireceklerini belirtti.

“DURMADAN, YORULMADAN SİZİN İÇİN KOŞTURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunun altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Başkalarının gündemleri farklı olabilir. Başkaları, milletimizin dertleriyle dertlenmeyebilir. Başkaları, milletimizin taleplerine, beklentilerine kulak tıkayabilir. Başkaları, sabah akşam birbirleriyle kavga edebilir, tartışabilir, didişebilir ama bizim böyle bir lüksümüz asla olamaz. Çünkü biz, sizlerin emanetini, mesuliyetini taşıyoruz. Biz, yüzünü ülkemize dönmüş milyonların umudunu taşıyoruz. Biz, sadece 86 milyonun değil gelecek nesillere karşı da sorumluyuz. Onun için muhalefetin ne dediğiyle ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne onların aralarındaki kavganın ne de sataşmanın tarafı asla değiliz. O, şunu demiş, bu şöyle yapmış, eski dostlar düşman, eski çamlar bardak olmuş bunların hiçbiri bizim umurumuzda bile değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu kardeşinizin gündeminde sadece hizmet var. Eser hizmeti siyaseti var. Rize ile birlikte 81 vilayetimize yeni yatırımlar kazandırmak var. Bu kardeşinizin gündeminde Türkiye’yi küresel siyasette hak ettiği yere getirmek, hak ettiği itibarı görmesini sağlamak var. Bu kardeşinizin gündeminde, ülkemizi etrafındaki ateş çemberinden, krizlerden ve çatışmalardan korumak var. Yani sizin emanetinize hakkıyla sahip çıkmak var. Siz bizi bu makamlara patronluk taslamak için değil, sizlere hizmetkârlık etmemiz için getirdiniz. Biz de sadece vazifemizi yapıyor, görevimizi yapıyor, aşkla sizlere hizmet ediyoruz. Bu can, bu tende olduğu müddetçe Cenabı Allah’ın izniyle durmadan, duraksamadan, yorulmadan sizin için koşturmaya devam edeceğiz. Açılışını yaptığımız eserlerin ve temellerini attığımız yatırımların Rizemiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerde emeği geçen tüm kardeşlerime, teşekkürlerimi iletiyorum.”

Toplu açılış töreni öncesinde Rize’de Valiliği ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vali İhsan Selim Baydaş ve Belediye Başkanı Rahmi Metin’den kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı.

GENÇ GAZETECİLER RİZE

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’ye dost olan kazanacak husumet besleyen ise kaybedecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.

“ÜLKEMİZİ ÇEVRELEMEYE DÖNÜK HASMANE ADIMLARI TRİBÜNDEN SEYRETMEYİZ”

Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.

Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.

“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”

Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.

28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.

Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.

“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”

Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.

Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”

Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.

Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.

Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.

“İSTANBUL’DAKİ RİSKLİ YAPILARIN DÖNÜŞÜMÜNÜ HIZLANDIRIYORUZ”

Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.

Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.

Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”

GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE

HABER BURADA

Dünya

“Şanghay İşbirliği Teşkilatı, çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biridir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde düzenlenen, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’de yaptığı konuşmada, “Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde düzenlenen, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Nepal’de yaşanan doğal felakette vatandaşlarını kaybeden ülkelere taziyelerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov başta olmak üzere Zirve’nin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Diyalog Ortaklığına kabul edilen Laos’u tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan’a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 Geçici Üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diledi.

Zirvede, çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmalarını kıymetli bulduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya Pasifik Bölgesi’yle Orta Doğu’yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Şanghay İşbirliği Teşkilatı her şeyden evvel bizim bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikamızla örtüşen bir yapıya sahiptir. Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizle birlikte tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz.”

“HER ALANDA İŞ BİRLİĞİMİZİ İLERLETMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütünün önemine değinerek, şu ifadeleri kullandı: “Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorlarının tesisiyle enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin Teşkilat coğrafyasının Batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik risklerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar Geçişli Orta Koridor Girişimi’ni, Kuşak ve Yol Girişimi’yle de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda Teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız.”

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDE ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYI HEDEFLİYORUZ”

Adil düzen arayışlarının temel gayelerinden birinin de gelecek nesillere daha istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim. Sözlerime son verirken, Teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünya inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyorum. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Savunma İttifakı’na da değinerek, konuşmasını şöyle tamamladı: “Suudi Arabistan ve Pakistan’la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze’yi ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir. Tekrar Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

GENÇ GAZETECİLER KIRGIZİSTAN

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge