Connect with us

Dünya

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, “81 ilimizde 66 milyon metrekare alana sahip 404 millet bahçesini projelendirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ümraniye Hekimbaşı Millet Bahçesi resmî açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Bugüne kadar 81 ilimizde 66 milyon metrekare alana sahip 404 millet bahçesini projelendirdik. Bunlardan 111’ini tamamlayarak hizmete sunduk. Hedefimiz, 2023 yılında 404 millet bahçesinin tamamını da bitirmektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ümraniye Hekimbaşı Millet Bahçesi resmî açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

İlçeye 490 bin metrekare büyüklüğe sahip iki millet bahçesi sözü verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hekimbaşı Millet Bahçesi’nin Ümraniye’nin sembol mekânlarından biri hâline geleceğini belirterek, millet kıraathanesi, seyir terası, bisiklet ve yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları, spor sahaları, piknik alanları, meyve sebze bahçeleri ve diğer pek çok özelliğiyle buranın her yaştan insana hitap edeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu millet bahçesinin diğer özelliğinin de yanı başındaki oto yoldan kaynaklanabilecek gürültü kirliliğini önlemek için 5 bin 737 metrekare gürültü bariyeriyle donatılması olduğunu dile getirerek, Ümraniye’ye kazandırılacak diğer eser Osmangazi Korusu Millet Bahçesi’yle ilgili çalışmaların da kesintisiz devam ettiğini anlattı.

Bu iklim dostu yeşil dönüşüm projesinin şehre kazandırılmasında emeği geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı, kurumları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet’in emaneti bu güzel şehre sürekli yeni eserler, hizmetler, yatırımlar kazandırmak için gece gündüz çalıştıklarını vurguladı.

“İSTANBUL’U, KÜRESEL BİR MERKEZ HÂLİNE GETİRMEYİ BAŞARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak 1995’teki belediye başkanlığıyla çıktığı İstanbul’a hizmet yolculuğunu Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak da sürdürdüğünü belirterek, şöyle devam etti: “Ecdat yadigârı, medeniyetler beşiği, dünyanın gözdesi bu Şehr-i İstanbul’u hak ettiği yere getirmek için attığımız her adımın izlerini beraberce takip ediyoruz. Etrafı gecekondularla kuşatılmış, yolları çamur deryası, ulaşımı felç, suyu akmayan, kokudan Haliç’in yanına yaklaşılmayan, görüntüsü sefil, insanı mutsuz İstanbul’u hamdolsun küresel bir merkez hâline getirmeyi başardık. Şimdi de 2053 vizyonumuzun ilk hedefi olarak ilan ettiğimiz Yeşil Kalkınma Devrimi doğrultusunda İstanbul’u içinde yaşayanların hayat kalitesini yükseltecek hizmetlerle tanıştırmak için kolları sıvadık. Ülkemizin dört bir yanında inşa etmeyi planladığımız millet bahçeleri projelerimizin önemli bir kısmını İstanbul’da hayata geçiriyoruz. Bugüne kadar 81 ilimizde 66 milyon metrekare alana sahip 404 millet bahçesini projelendirdik. Bunlardan 111’ini tamamlayarak hizmete sunduk. Hedefimiz 2023 yılında 404 millet bahçesinin tamamını bitirmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Ankara’da Başkent Millet Bahçesi’nin açılışının yapıldığını anımsatarak, bir hafta da 1 milyon vatandaşın burayı ziyaret ettiğini söyledi. İstanbul’a kazandırılacak 43 millet bahçesinin toplamda 17,7 milyon metrekare büyüklüğe sahip olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların 13’ünü tamamlayarak İstanbulluların istifadesine sunduklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük projelerinin Atatürk Havalimanı alanına yapacakları 7,7 milyon metrekare büyüklüğündeki millet bahçesi olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atatürk Havalimanı’nda oluşturacağımız millet bahçesi inşallah dünyadaki şehir parkları arasında ilk sıralarda yer alacaktır” diye konuştu.

“YENİ İNŞA ETTİĞİMİZ SOSYAL KONUTLARLA BİRLİKTE TOPLAMDA 2,5 MİLYON KONUTUN DÖNÜŞÜMÜNÜ TAMAMLADIK”

Ümraniye’nin çarpık şehirleşmenin tüm sıkıntılarını yaşamış bir ilçe olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yaşı 60’ın üzerinde olanlar 1970’lerin, 1980’lerin, 1990’ların Ümraniye’sini hatırlayacaklardır. Ümraniye ismi medyada ancak ya öldürülen işçilerle ya patlayan çöplüğüyle ya da sefalet görüntüleriyle yer alırdı. Kim vardı o zaman buranın belediyesinde? Kim vardı? CHP. CHP deyince akla ne gelir? Çöp, çamur, çukur, pislik. Bu gelir akla. Öyle ki Ümraniye denince akıllardaki İstanbul ile ilgisi olmayan, uzak mı uzak bir yer akla gelirdi. Bugünkü güzel Ümraniye ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu hatıraları bir daha aynı yanlışlara düşmemek için asla unutmamalıyız. İşte bu anlayışla çeyrek asrı aşkın bir süredir İstanbul’un her köşesini, her sokağını, her mahallesini, her ilçesini altyapı ve üstyapı yatırımlarıyla donattık, donatıyoruz. İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum zaman bu Ümraniye’nin hâli neydi? Ama elhamdülillah göreve geldik, işte Ümraniye bu hâle geldi. Allah sizlerden de razı olsun. Eğer sizlerin desteği olmamış olsaydı, biz bugün buralara gelemezdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1999 depreminin bölgedeki şehirlerin tamamıyla birlikte İstanbul’un da zaaflarını ortaya serdiğini ve önceliklerini değiştirdiğini belirterek, “Bu çerçevede şehrin yapı stokunun önemli bir kısmının hızla dönüştürülmesi ihtiyacı ortaya çıktı. İstanbul’da başlattığımız kentsel dönüşüm çalışmalarını kısa sürede 81 ilimizin tamamına yaydık. Son 9 yılda yeni inşa ettiğimiz sosyal konutlarla birlikte toplamda 2,5 milyon konutun dönüşümünü tamamladık” ifadelerini kullandı.

Millet bahçesi açılış töreni öncesinde bir imam hatip okulu ile camiyi açtıklarını, burada Cuma namazını kıldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunlarla beraber eşi benzeri dünyada olmayan bu sonuç, 10 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına aldığımız anlamına geliyor. Hâlihazırda sahada yatırım değeri 100 milyar lirayı bulan 300 bin dönüşüm konutunun inşası sürüyor” değerlendirmesini yaptı.

İSTANBUL’DAKİ KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da 68 riskli alandaki 35 bin binada yer alan 117 bin konutun dönüşüm çalışmalarına devam ettiklerini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şehrin çeşitli bölgelerinde yeni yerleşim alanları kurmak için 49 rezerv alanı belirledik. Ayrıca 50 bin ve 100 bin sosyal konut projelerimiz kapsamında 21 bin 562 konut da inşaat hâlindedir. Kamulaştırma ve kira yardımı gibi çalışmalar için de yaklaşık 5,7 milyar lira kaynak kullandık. Sadece Fikirtepe Projesi, altyapılarıyla birlikte 15 bin konutu ve 60 bin vatandaşımızı içeriyor. Bu projenin ilk etabını oluşturan 1134 konutu ve iş yerini hak sahiplerine teslim ettik. Aynı bölgedeki yeni ihale, yıkım ve inşa çalışmaları da hızla sürüyor. Üsküdar Kirazlıtepe’de de biten, devam eden ve yeni başlayan çalışmalar var. Şu anda yerleşmeler başladı. Elbette bunlar yanında kamu binalarından sokak ve cephe yenileme projelerine kadar pek çok hizmeti İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz.”

Bugün, İstanbul ile altı ili kapsayan “Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi”nin ilanıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararının da Resmî Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Marmara Denizi; Karadeniz’e, Hazar Denizi’ne ve Macaristan’a ulaşan büyük bir parçanın özelliklerini yansıtan nadir alanlardan biridir. Aldığımız bu kararla ekolojik, doğal, tarihi, kültürel, estetik değerleri yüksek olan Marmara Denizimizi koruma altına alarak, bölgedeki çevre sorunlarını tek elden takip edip çözüme kavuşturabileceğiz. Dünya markası İstanbul’u tarihine, şanına ve güzelliğine yakışır bir konuma getirmekte kararlıyız. Her ne kadar birileri, bu CHP zihniyeti ‘Zulüm 1453’te başladı’ dese de asıl niyetlerini ele veriyorsa da biz 2053 vizyonumuzda fethi, lafzı ve manasıyla yeni nesillerin zihinlerine ve gönüllerine kazımaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya Camii’ni açtıklarını anımsatarak, “Ayasofya’mızda artık elhamdülillah cumalarımızı, vakit namazlarımızı kılıyor muyuz? Ne mutlu bize” ifadesini kullandı.

Bu şehrin tarihine, kültürüne, potansiyeline, dinamizmine, enerjisine uygun her adımın, gayretin ve niyetin başının üstünde yeri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte İstanbul’un maddi ve manevi zenginliğini hedef alan her saldırıyı da failleriyle birlikte yerin yedi kat dibine gömmek boynumuzun borcudur. Atatürk Kültür Merkezi’ni açtık mı? Opera sarayını yaptık mı? Hemen yanı başında da Taksim’de camimizi yaptık mı? Elhamdülillah, bize düşen bu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik ve ekonomik kalkınma projesi olan 2023 hedefleriyle buluşturmak üzere yola çıkan kadronun önemli bir bölümünün belediyelerde yetiştiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şehirlerin yönetiminde kazanılan tecrübeler, ülke yönetiminde bu ekibe ışık tutmuş, yol göstermiştir. Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet, emniyet, güvenlik, enerji, tarım ve bütün bu temeller üzerinde yükseltmek için başlattığımız mücadeleyi evvel Allah sanayiden spora, çevreden sosyal desteklere kadar her alana yayarak bugünlere geldik. Vesayetin ayak oyunlarından terör örgütlerinin saldırılarına, darbe girişimlerinden küresel ekonomik tuzaklara kadar nice engeli aşarak ülkemizi dünyada hak ettiği yere getirmek için çalıştık, çabaladık. Gabar’da terörü gömdük. Bestler Deresi’nde terörü gömdük. Yine aynı şekilde Bay Kemal ve avanesi, bunlar PKK terör örgütüyle beraber hareket ettiler, onları da gömdük. Şimdi ne yapıyorlar? Terör örgütünün başı cezaevinde. Bunlar da onlarla beraber hareket ediyorlar. İP de onlarla beraber, CHP’de onlarla beraber, diğerleri de onlarla beraber. Ne oldu size ya? Hani siz teröre karşıydınız? Hani terörün karşısındaydınız? Ne çabuk manevra yaptınız. Kusura bakmayın. Biz bu ülkeyi teröristlere, terör yandaşlarına… İsimlerini vermeyeceğim diğerlerinin, gerek yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandaki vatandaşlara seslenerek, “Yeter ki siz millet olarak Cumhur İttifakı’yla beraber olun, Cumhur İttifakı’nın yanında olun. Hiç endişe etmeyin. Şimdiden biz 2023’e hazırlanıyor muyuz, kapı kapı dolaşıyor muyuz? Aman ha, gevşemek yok, rehavete kapılmak yok. Allah’ın izniyle 2023’ten Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle çıkacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN İTİBARINI VE GÜCÜNÜ, DOST VE DÜŞMANA KABUL ETTİRDİK”

Allah’ın yardımı ve milletin desteğiyle Cumhuriyet tarihinde yapılanın tamamını beşe, 10’a katlayan eser ve hizmetlere imza attıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin itibarını ve gücünü, diplomasiden askerî başarılara kadar geniş bir alanda dost ve düşmana kabul ettirdik. İHA’larımızla SİHA’larımızla Akıncı’larımızla evvel Allah her yerde varız. Libya’da varız, Azerbaycan’da varız, Karabağ’da varız, varız da varız. Suriye’de terör örgütüyle mücadelemizi veriyoruz. Suriye’de terör örgütüyle mücadele verirken, Bay Kemal Suriye’yle ahbaplık yapıyor. Bay Kemal, sen Suriye’deki teröristlerle beraber ol, PKK’yla YPG’yle beraber ol, PYD’yle beraber ol, onları da gömeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hizmetin sağladığı kolaylık, her eserin getirdiği güzellik, her başarının verdiği gurur kadar aynı şekilde bedelleri de olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Vesayetle mücadelenin bedelini siyasi alanda karşılaştığımız engellerle hatta partimizin kapatılma tehdidine varan haksız ve hukuksuz girişimlerle ödedim. Terör örgütleriyle mücadelenin bedelini güvenlik güçlerimizden vatandaşlarımıza binlerce insanımızın kanı ve canı ile ödedik. 15 Temmuz’da bu FETÖ terör örgütü bizim karşımıza çıkmadı mı? Bu FETÖ terör örgütüyle biz bu mücadelede 251 şehidimizi vermedik mi? 2 bin 200’ü aşkın gazimiz olmadı mı? Ama onların ruhaniyeti -hiç endişe etmeyin- evvel Allah bizimle beraberdir. Çünkü biz onlarla beraber ‘Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor Peygamber’ diyerek bu yolda yürüdük. Sınırlarımıza dayanan tehditleri yaptığımız harekâtlarda askerlerimizin gösterdiği kahramanlıkla başarıya ulaştırdık. Ülkemizi itibarsızlaştırmaya yönelik nice sinsi girişimi dik duruşumuzla ve tavizsiz mücadelemizle boşa çıkardık. Ekonomimize yönelik tuzakların sancılarını küresel krizlerin de etkisiyle hâlâ yaşıyoruz. Geçtiğimiz 19 yılda ülkemize kazandırdığımız güçlü altyapının önemini, karşımıza çıkan her yeni küresel krizle bir kez daha görüyor, bir kez daha anlıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastaneleri başta olmak üzere sağlıkta bir devrim gerçekleştirildiğini söyledi.

“YATIRIM, ÜRETİM, İHRACAT VE İSTİHDAM HEDEFİYLE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

Sancaktepe’deki şehir hastanesinin 45 günde yapıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Avrupa Yakası’nda da hastane yapıldığını ifade etti.

Bu gayretle yola devam ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşüm olmasaydı Koronavirüs salgını sürecinde ne tür sıkıntılarla karşılaşabileceğimizi düşünmek bile istemiyorum. Yapısal dönüşümlerle iç ve dış şoklara karşı dayanıklı hâle getirdiğimiz ekonomik yapımız sayesinde hâlâ yatırım, üretim, ihracat ve istihdam hedefiyle yolumuza devam ediyoruz. Bu kararlı gidişimiz karşısında Avrupa şaşkın. Dünya şaşkın. Çünkü onlar böyle bir şeyi bizden beklemiyorlardı. Ama şu anda bu gidişi görünce şok oldular. Üstelik tüm dünyanın küçüldüğü bir ortamda biz sürekli ve giderek artan oranlarda büyüyerek sadece şoklara karşı dayanıklılığımızı değil aynı zamanda büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası konusundaki kararlılığımızı da ortaya koyuyoruz. İnşallah bu yıl sonu itibarıyla büyüme oranımız yüzde 9’u aşacak. Dünyanın iklim değişikliği tehdidi karşısında yalpaladığı bir dönemde biz ‘Yeşil Kalkınma Devrimi’ni ilan ederek kendimize hemen yeni ve tutarlı bir yol haritası oluşturduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güney sınırlarından Kafkasya’ya, Akdeniz ve Ege’den Karadeniz’e kadar dört bir yanın güvenlik krizleriyle sarsılırken sadece Türkiye’nin çıkarlarını korumakla kalmayıp dostlara da güven ve destek veren bir yere yükselmeyi başardıklarını kaydetti.

“2023 ÖNEMLİ BİR DÖNEMEÇ”

Bedeller ödendiğini ve ödemeye de devam edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İnşallah şu Karadeniz’den doğal gazı da çıkarmaya başladığımız andan itibaren hem devlet kazanacak hem halkım kazanacak. Demokrasisi bu kadar güçlü ve evvel Allah 20 yıldır daha da onu güçlü kılmaya çalışan bir ülkeyiz. Demokrasiyi güçlendirmede attığımız bu adımlarla elhamdülillah dünyada örnek bir ülke hâlindeyiz. Hepsinin karşılığını bugün aldık, alıyoruz. Bizden sonraki nesillere de güçlü bir miras bırakıyoruz. Hiç şüphesiz karşımızdakiler boş durmuyor. Türkiye’yi terör örgütleriyle darbecilerle beşinci kol faaliyetleriyle uluslararası sistemdeki çarpıklıkların sağladığı imkânlarla köşeye sıkıştırma çabaları kesintisiz sürüyor. Dünyada kuralların bu kadar pervasızca çifte standartta uygulandığı bir dönem pek az görülmüştür. Ülkemiz söz konusu olduğunda her türlü hak, hukuk, adalet, nezaket ortadan kalkmaktadır. Buna karşılık bizim kendi menfaatlerimizi savunmamız ve bu doğrultuda gereken adımları atmamız karşısında hemen bir araya gelenlerin bet, o kötü sesi ortalığı inletmektedir. Tabii, biz kimin ne dediğine, ne istediğine değil sadece milletimizin ne beklediğine, neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz. İşte bunun için ülkemiz ve milletimiz bakımından 2023 önemli bir dönemeçtir.”

Katılımcılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Batman’daki Ilısu Barajı’nın açılışını yapacaklarını kaydederek, “Onlar laf yapıyor, biz iş yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindekiler daha sonra açılış kurdelesini kesti.

Açılış programı öncesinde Saray Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ümraniye Hekimbaşı Millet Bahçesi’nde gençlerle basketbol da oynadı.

PALET TÜRK MÜZİĞİ İLKOKULU AÇILIŞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ümraniye Millet Bahçesi açılış töreninin ardından Türkiye’nin ilk Türk müziği ilkokulu olan Palet Türk Müziği İlkokulu’nun açılışını gerçekleştirdi.

Açılışa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okula girişinde kendisini selamlayan çocuklarla sohbet etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Türk müziği enstrümanlarının olduğu bölüm ile okul hakkında bilgi aldı.

Bakanlar ve katılımcılarla kurdele kesen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçekten mutluyum. Böyle bir müzik okulunun yapılmasında emeği geçen Kazım Bey’e, Bilal Bey’e, bu boş alanı doldurmuş olmaları sebebiyle şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Tabii bu arada Ankara’da bu işin bir üniversitesi var. İnşallah Palet Türk Müziği İlkokulu ve üniversite arasında kurulacak bağlantıyla bu işi çok daha bilimsel olarak geliştirme fırsatını yakalamış olacağız” dedi.

Bilal Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Neyzen Sadrettin Özçimi’nin kendi yaptığı bir neyi hediye etti.

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte, adaletin işleyişindeki eksiklerin giderilmesi olduğunun farkındayız. Ülkemizi aydınlık yarınlara ancak adalet sistemimizin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle taşıyabiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, bugün komşu ve kardeş ülke İran’dan üzüntü verici bir haber aldıklarını ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazasında vefat ettiklerini öğrendiklerini belirtti.

Merhum İran Cumhurbaşkanı Reisi’ye ve kazada hayatını kaybeden İran Dışişleri Bakanı ile diğer yetkililere Allah’tan rahmet niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu elim kazadan duyduğumuz derin teessürü burada öncelikle ifade etmek istiyorum. Şahsım, ülkem ve milletim adına İran halkına başsağlığı diliyorum. Kaza haberini aldıktan sonra süratle İran makamlarıyla irtibata geçerek tüm imkânlarımızla arama, kurtarma çalışmalarına katkı vermeye hazır olduğumuzu ilan ettik. Akıncı insansız hava aracımız ile gece görüş kabiliyeti olan Cougar tipi helikopteri bölgeye sevk ettik. Arama kurtarma ekiplerimiz de İranlı kardeşlerimize yardımcı olmak üzere bölgeye intikal etmek suretiyle hemen yola çıktılar. Helikopterin enkazının tespiti yapıldıktan ve vefat edenlerin naaşlarına ulaşıldıktan sonra ekiplerimiz geri döndü.”

“BU ZOR GÜNLERİNDE DOST VE KARDEŞ İRAN HALKININ YANINDA OLACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum İran Cumhurbaşkanı Reis’yi 24 Ocak’ta, Ankara’da resmî ziyaret kapsamında misafir ettiğini, bunun dışında farklı vesilelerle de bir araya geldiklerini anımsattı.

Gerek ikili ilişkiler gerekse bölgeyi ilgilendiren konularda İran Cumhurbaşkanı Reis’i ile çok yakın diyalog içinde olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Görevde bulunduğu sürede İran halkının ve bölgemizin huzuru için verdiği samimi çabalara bizzat şahitlik ettim. Aynı şekilde İran Dışişleri Bakanı merhum Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Türkiye ile ilişkileri döneminde başarılı bir diplomat olduğunu gördük. Kendilerini şükranla ve hürmetle yâd ediyoruz. İranlı kardeşlerimizin bu süreci kadim ve güçlü devlet geleneklerine uygun şekilde suhuletle yöneteceklerine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak biz de her zaman olduğu gibi bu zor günlerinde dost ve kardeş İran halkının yanında olacağız. Bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’nin dinî lideri Sayın Ali Hamaney başta olmak üzere dost İran halkına, hükûmetine, merhumların acılı ailelerine en derin taziyelerimi iletiyorum.”

“GENÇ KARDEŞLERİMİZİN, GİTTİKLERİ YERLERDE ADALET SANCAĞINI YÜCELTECEKLERİNE İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 26. dönem yanında, farklı dönem adli ve idari yargılarının bir kısmının kurasını çekeceklerini ifade etti.

Kura töreni ile bin 44 hâkim ve cumhuriyet savcısını, ülkenin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Kendilerine yeni görev yerlerinde başarılar diliyorum. Hâkim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle, 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin, inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. Biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle, hâkim, savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. Kaliteli insan kaynağı, kamu ve özel sektör fark etmeksizin hayatın her alanında sistemin başarısının temel unsurudur. Adalet sisteminin kusursuz işlemesinin de öncelikli şartı, nitelikli yetişmiş ve yeterli personeldir. Bu anlayışla, adalet hizmetlerinin standardını yükseltme yolunda bugüne dek attığımız adımların en başında personel sayımızın arttırılması vardır.”

İktidara geldiklerinde 9 bin 349 olan hâkim, savcı sayısını 2,5 kattan fazla arttırmak suretiyle mahkemelerin yükünü hafiflettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yardımcı personel sayımız 26 bin 274’ten 96 bin 650’ye, ceza infaz kurumlarındaki görevli sayısı ise 25 bin 407’den 83 bine çıktı. Adalet teşkilatımızın personel sayısı, 2002 yılında göreve geldiğimizde 61 bin iken bugün bu rakam 204 bini buldu. Personelin yanı sıra mahkeme sayısı, bina, teknoloji ve diğer alanlarda da adalet camiamıza güçlü destek verdik. Yani merdiven altı sistemden bugünkü fiziki koşullara ulaştık. Mahkeme sayısı adli yargıda yüzde 99, idari yargıda yüzde 51 oranında arttı” diye konuştu.

“ADALET SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİNİ HIZLANDIRAN TARİHÎ REFORMLARA İMZA ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararlarındaki hataları en aza indirme ve temyizdeki yığılmayı önlemek amacıyla istinaf mahkemelerini kurduklarını dile getirdi.

Bölge adliye mahkemelerini 15 yerde, bölge idare mahkemelerini dokuz yerde faaliyete geçirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Adalet kurumlarının modern ve fonksiyonel mekânlara sahip olmasına hassasiyet gösterdik. İnşa ettiğimiz 284 adalet hizmet binasıyla hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza yakışır modern çalışma imkânları sunduk. Bina ve kadro haricinde, hayata geçirdiğimiz kanuni düzenlemelerle hukuk devletini güçlendirdik, yargının tarafsız ve bağımsız hareket edebilmesinin yasal ve anayasal altyapısını oluşturduk. Hukuk sistemimize sirayet etmiş, adaletin tecellisi önünde engel teşkil eden vesayet araçlarını tek tek ortadan kaldırdık. Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına, hedef süreden elektronik devlet uygulamalarına, adli tıptan bilirkişiliğe, lekelenmeme hakkından arabuluculuk müessesesine, tutukluluk şartlarından ifade özgürlüğünün genişletilmesine, hâsılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran, adalet sisteminin işleyişini hızlandıran tarihî reformlara imza attık. Güven veren ve erişilebilir bir adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, medeniyetin temel direğinin adalet olduğunu söyledi.

“GÜVENİLİR VE SERİ BİR ŞEKİLDE TECELLİ EDEN ADALET HUZURUMUZUN GÜVENCESİDİR”

Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de, “Bir memleketin bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir, biri ihtiyatlılık, biri kanun. Bunlar esastır” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’nun manevi mimarlarından mütefekkir ve mürşit Hazreti Mevlana Hazretleri de aynı şekilde adalet mefhumuna büyük önem vermiştir. Mesnevi’nin özünü adalet, hukuk ve zulüm kavramları oluşturur desek hatalı bir genelleme yapmış olmayız” diye konuştu.

Hazreti Mevlana’nın, adaleti “Adalet her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır, külah da başa aittir. Her şey yerinde güzeldir. Ormanda fakat zincire vurulmuş bir aslan, kum üstünde çırpınan bir balık, mahmur bir hâlde ötemeyen bülbül tabii özelliklerini kaybetmiştir” şeklinde tarif ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’in de “Adalet, hakkı yerine koymaktır” diyerek aynı hakikati ifade ettiğini dile getirdi.

Fikir ve gönül dünyasının önderlerinin sözlerine, eserlerine ve tavsiyelerine bakıldığında, adaletin genellikle bu minvalde tanımlandığının görüldüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Mağdur ve masum ile zalim ve mücrimi, olması gereken yerlere koymanın adı adalettir. Halkımızın tabiriyle ‘adalet suçlunun hapiste, masumun dışarıda olmasıdır’. Suçun cezasız kalmadığı duygusunu toplumda yerleştirdiğimiz ölçüde adaleti tesis etmiş yani hakkı yerine koymuş oluruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnsanlar arasında cezasızlık algısının yaygınlaşması ise adalete güveni sarsacak, toplumsal barışı dinamitleyecektir. Bu bakımdan güvenilir ve seri bir şekilde tecelli eden adalet, millet olarak birliğimizin, beraberliğimizin, huzurumuzun güvencesidir. Şunu çok net ifade etmek isterim, her mahkeme kararı sonrasında ‘hak yerini buldu’ anlayışı ne kadar güçlenirse toplum da kendini o derece emniyette hisseder. Özellikle bizim gibi yakın siyasi tarihinde adaletsizliklere tanık olmuş bir millet için hakkın yerini bulmasının önemi tartışma götürmez. Bu gerçeğe, darbe ve terör davaları gibi kritik başlıklara, bir fiil şahitlik ettik. Millî iradeyi güçlendirme mücadelemizde ülkemizdeki darbe geleneğiyle de hesaplaştık. Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti iktidarı döneminde, Cumhuriyet tarihinde ilk defa millî iradeye kasteden darbecilerin yargılandığını, geç de olsa hak ettikleri cezaları aldıklarını hatırlattı.

“MİLLETİN MUAZZEZ İRADESİNE KİMSENİN GÖLGE DÜŞÜRMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Darbeden 60 sene sonra kurdukları bir komisyon vasıtasıyla, 27 Mayıs mağdurlarının zararlarını tazmin ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanların, milletin vicdanıyla birlikte bağımsız Türk mahkemeleri tarafından da mahkûm edildiğini anımsattı.

Darbe suçunun asla cezasız kalmayacağının böylece anlaşılmış olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir. Milletin namuslarını emanet ettiği silahları, o silahların asıl sahiplerine doğrultanlar, ihanetlerinin hesabını hukuk önünde verdiler. 253 insanımızı şehit edenler Allah’ın izniyle gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla ve asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Milletin kendilerine vermediği yetkiyi silah gücüyle, fezlekelerle veya diğer kanun dışı yollarla gasbetmeye yeltenenler, bundan sonra da adaletin pençesinden kurtulamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın bekasına, devletimizin bütünlüğüne, milletimizin birlik ve dirliğine, millî iradenin egemenliğine, vatandaşlarımızın huzuruna, refahına ve özgürlüklerine kim kastederse dün olduğu gibi karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Görevi huzuru sağlamak olanların darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediği ve tereyağından kıl çeker gibi darbe yapmakla övündüğü günler artık geride kalmış, eski Türkiye’de kalmıştır. Antidemokratik veya gayrimeşru yollara tevessül edenlerin Türkiye’de varacağı tek yer mahkeme salonlarında hukuka hesap vermek olacaktır” diye ekledi.

“6-8 EKİM OLAYLARINI KİMSE MAZUR VE MEŞRU GÖSTEREMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili birkaç gün önce açıklanan mahkeme kararlarını da bu bakış açısıyla değerlendirdiklerini aktardı.

6-8 Ekim olaylarının asla bir protesto gösterisi olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Suriye’deki gelişmeleri bahane eden bölücü örgüt unsurları doğrudan devletimizin bekasını hedef alan bir isyan girişiminde bulunmuştur. Bu isyan girişiminde 37 insanımız, şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Ülkemizin 35 ili, 96 ilçesi ve 131 yerleşim biriminde sokaklar, dükkânlar, okullar ateşe verilmiş, masumların kanı akıtılmıştır. Bölücü canilerin katlettiği insanlar arasında ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtan 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları da vardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “6-8 Ekim olaylarını kışkırtanlar, yönlendirenler, azmettirenler milletimize böyle bir acıyı yaşatanlar bellidir. Hukuk elbette bunlardan hesap sormak zorundadır. ‘Siyasi dava’ denilerek terör kalkışmasının aklanmaya çalışılması her şeyden önce hukuka ve demokrasiye hakarettir. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Mahkeme kararıyla ilgili haddi aşan yorumları tasvip etmiyoruz. Karar, kayıplarının acısıyla son 10 yıldır Kerbela’ya dönmüş yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı yeniden güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz. Sokakları kan gölüne çevirerek, bu ülkede siyaset yapılmayacağını artık herkesin anlamasını ümit ediyoruz.”

“ADALETE GÜVENİ NE KADAR SAĞLAM TESİS EDERSEK EKONOMİ VE DEMOKRASİDE O DERECE HIZLI MESAFE ALIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk devleti ilkesinin yaşatılabilmesi için yargının her türlü taassuptan, hizipleşmeden azade tutulmasının şart olduğunu vurgulayarak, “Siyasi ve ideolojik kamplaşmaların adalet sisteminde yol açtığı tahribatları, özellikle tecrübelerimizle çok iyi biliyoruz. Bunların tekrarına izin vermeyeceğiz. Yargımızın tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruması ilk ve öncelikli şarttır. Şunu bir kere daha kabul etmemiz lazım. Adalete güveni ne kadar sağlam tesis edersek ekonomi ve demokraside o derece hızlı mesafe alırız” dedi.

Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte adaletin işleyişindeki eksikliklerin giderilmesi olduğunun farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasının, ancak adalet sisteminin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle mümkün olacağına işaret etti.

“ADALET VE HUKUK ALANINDAKİ REFORM İRADESİNİN GÜÇLÜ OLMASINI KRİTİK ÖNEMDE GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hususta da yaşanan ve yaşanacak sıkıntıların bizi yavaşlatacağını, hedeflerimiz ile aramıza gireceğini asla göz ardı etmiyoruz. Adalet ve hukuk alanındaki reform iradesinin güçlü olmasını bu bakımdan kritik önemde görüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalet sisteminin şeffaflaştırılması, hesap verebilirliğin artırılması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tahkim edilmesi için bundan sonra da yeni adımlar atmayı sürdüreceklerini kaydederek, siyaset kurumunun bütün paydaşlarını bu doğrultuda yürütülen çabalara destek olmaya çağırdı.

Mesleğe kabul edilen ve kura töreniyle görev yerleri belli olacak hâkim ve savcılara başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradaki her bir genç arkadaşımın meslek hayatı boyunca üzerindeki cübbenin, vatandaşın adalete ve hukuk devletine olan itimadını temsil ettiğinin şuuruyla hareket edeceğine yürekten inanıyorum. Ülkemize ve milletimize yapacağınız hizmetlerden dolayı şimdiden sizlere teşekkür ediyorum” sözlerini sarf etti.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, butona basarak bin 44 hâkim ve savcının atama kuralarını başlattı.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Samsun’da bundan tam 105 yıl önce başlayan ve Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran 19 Mayıs 1919’un, güçlü Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tarih, milletimizin düşman işgaline karşı ülkemizin her köşesinden yükselen istiklal ve istikbal ruhunun kıvılcımı olmuştur. Milletimizin esarete karşı direnişini ortaya koyarak topyekûn bir varoluş mücadelesini başlattığı bu sürecin devamında ya istiklal ya ölüm nidalarıyla vücut bulan varlık-yokluk mücadelesi başlamıştır.” dedi.

Samsun’da yanan istiklal meşalesinin, Amasya, Erzurum, Sivas ve ardından Ankara ile tüm Anadolu’ya yayıldığını belirten Erdoğan, 19 Mayıs ruhunun, bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesi olduğunu ifade etti.

“Zorluklara karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla hep beraber mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı her türlü baskıya, provokasyona rağmen hızlandırdığı kalkınma, büyüme, güçlenme mücadelesini ancak 19 Mayıs’ın ruhuna, özüne, ilkelerine, ideallerine ve hedeflerine sahip çıkarak sürdürebiliriz.

Yeni Türkiye Yüzyılı’nın neferleri olan sizler böyle bir bilinç ve özgüvenle tarihinize, bugününüze sahip çıkıp birbirinizle kenetlenin, birbirinizle kardeşlik hukukunuzu geliştirin. Siz gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını bir kez daha saygıyla anıyorum.

HABER BURADA

Dünya

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

“ZİRAAT BANKASI, SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşması’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye, ‘gerçekler’ yerine ‘çarpıtmalar’ üzerinden muhalefeti artık geride bırakmalıdır. Elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği hakikat şudur: Ülkemizin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında; tarım, hayvancılık ve su ürünleri vardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Markalaşma” temasıyla düzenlenen Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşması’na katılarak bir konuşma yaptı.

Ziraat Bankasının düzenlediği programda olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarımda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği, coğrafi işaretli ürünler ve tarımda markalaşma, tarımın geleceği teması altında yapılan ve yapılacak olan tartışmaların sektörümüz açısından yol gösterici olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankasının 160 yılı aşkın süredir çiftçinin ve üreticinin yanında yer aldığını belirterek, şunları kaydetti: “1863 yılından beri Ziraat Bankamız Türk tarımının lokomotifi oldu. Savaş dönemleri dahil ülkemizin yokluk günlerinde bankamız, çiftçinin, esnafın, tüccarın, girişimcinin yanında yer aldı. Üreticilerimizin, insanımızın iliğini sömüren tefecilerin ve faiz lobilerinin pençesine düşmemesi noktasında hayati rol üstlendi. Ziraat Bankası dün olduğu gibi bugün de ülkeyi ve milleti önceleyen duruşunu muhafaza ediyor. Ziraat varsa memleketin dört bir yanında ziraat var anlayışıyla Türkiye’nin tarım sektörüne güçlü destek veren bankamızı ve çalışanlarını yürekten tebrik ediyorum.”

“BULUŞMANIN TARIM EKOSİSTEMİNİN GELİŞMESİNE KATKI SUNACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”

Ziraat Bankasının sadece kar peşinde koşan bir banka olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankanın ihtiyaç duydukları anda çiftçinin, esnafın sanayicinin, tüccarın ve ihracatçının elinden tutan bir kara gün dostu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iktisadi teşekkülün çalışmalarını sürdürmeyi, yeni yatırımlarla faaliyet sahasını büyütmeyi ve genişletmeyi hedeflediğini dile getirerek, Ziraat Bankasının hem ülke içinde hem de yurt dışında mevcudiyetini artırdığını görmekten memnuniyet duyduklarını söyledi.

Ziraat Katılım’ın da 2015 yılında faaliyete geçmesiyle birlikte bankanın hızla gelişen alternatif finans piyasasında da yerini aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha nice seneler boyunca Ziraat’ın bir bankadan daha fazla olma iddiasını devam ettirmesini bekliyorum. Bugünkü programımız Ziraat Bankasının kuruluş gayesinin misyonunu ve asli vazifesini yerine getirdiğini gösteriyor. 81 ilden, 2 binden fazla sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu buluşmanın tarım ekosisteminin gelişmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdan önce genç ve kadın çiftçiler ile kooperatif ürünlerinin yer aldığı stant alanını ziyaret ettiğini, ülkenin tarımının çeşitliliğine ve zenginliğine burada tekrar şahit olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Bu hazineyi ne kadar ileriye taşırsak Türkiye için o kadar iyi olacaktır. Tabii bunun için tarım sektörünün tüm paydaşlarının el ele vermesi, iş birliği ve dayanışma içinde hareket etmesi mühimdir. Tarım sektörünün bütün aktörlerini aynı zamanda buluşturan bu tarz programlar anlayış birliğinin tesisini de kolaylaştırmaktadır. Değerli fikirleriyle bugünkü buluşmaya katkı sunan tüm hocalarımıza ve sektör temsilcilerine teşekkür ediyorum. Ziraat Bankası yönetimini buluşmaya öncülük ettikleri için tebrik ediyorum. Ülkemizin kalkınmasına, ekonomimizin büyümesine, sofralarımıza ulaşan çeşitli nimetlerin üretimine alın teri dökerek vesile olan çiftçilerimize de buradan bir kez daha selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde, Ankara’da ziraat odası başkanları ve üretici birlikleriyle bir araya geldiklerini ve kucaklaşıp hasbihal ettiklerini söyledi.

Türkiye’nin tarımda son 21 yılda nereden nereye geldiğini, karşılaştırmalı olarak çok detaylı bir şekilde ortaya koyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde muhalefetin ezberi olan ‘Tarım bitti’ tezlerinin ne kadar içi boş, temelsiz ve gerçek dışı olduğunu rakamlarla ispat ettik. Biraz önce Tarım ve Maliye bakanlarımız da yaptıkları konuşmalarla bunu tekrar teyit ettiler” diye konuştu.

“PROBLEMLERİMİZE ORTAK AKILLA ÇÖZÜM YOLLARI GELİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

“Özellikle hemen her sene tedavüle konulan saman ithalatı söyleminin, tarım sektörünün tüm paydaşlarına yapılmış bir hakaret olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gerçekler yerine çarpıtmaları ve bunun üzerinden yapılan muhalefeti artık geride bırakması gerektiğini, eski muhalefet tarzının raf ömrünü tamamladığını ve bunun yerine, eleştiren ama daha yapıcı bir anlayışın ikame edilmesinin Türkiye için daha faydalı olacağını ve kendilerinin de böyle olmasını arzu ve ümit ettiklerini kaydetti.

Elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği bir hakikat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemizin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım, hayvancılık ve su ürünleri vardır. Bunu söylerken elbette her şey güllük gülistanlık diyemeyiz. Dünyadaki tüm ülkeler gibi bizim de sıkıntılarımız var. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış, çözmemiz gereken buna benzer sorunlarımız var. Kırmızı ve beyaz et fiyatlarında son dönemde yaşanan dalgalı hareketleri yok sayamayız. Gübre fiyatlarındaki artışlardan, gündelik ve sürekli işçi eksikliğine kadar farklı alanlarda yükselen şikayetlere kulaklarımızı tıkayamayız. Başarılarımızla birlikte hâlen problem üreten alanların farkındayız. Muhasebemizi yaparken ne ifrata ne tefrite kaçıyor, dengeli ve objektif bir şekilde kendimize ayna tutuyoruz. Amacımız güçlü ve zayıf yanlarımızı en doğru biçimde tespit etmektir. Tarımda da durum farklı değildir. Burada da çözüm odaklı bakış açısıyla hareket ediyoruz. Başarılarımızın sayısını arttırmanın, eksiklerimizi gidermenin derdindeyiz. Problemlerimize ortak akılla çözüm yolları geliştirmeye çalışıyoruz.”

“BİZE İNSAN HAKLARI DERSİ VEREN BATILI ÜLKELERİN PEK ÇOK AFRİKA ÜLKESİNDE NELER YAPTIĞINI BİLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım sektörünün 21 yılda elde ettiği başarıların değersizleştirilmesine mahal vermeden, milletin en çok şikâyet ettiği hususlara odaklanarak Türkiye’yi hep beraber hedeflerine ulaştırmak istediklerini belirtti.

Millî mesele olan tarımda, hiç kimseye kapıları kapatmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin tarım ekosistemini geliştirmek için herkesin fikrine, katkısına, eleştirisine, önerilerine sonuna kadar açığız. Yeter ki tarım konusu ezberlere ve ön yargılara kurban edilmesin. Yeter ki cımbızla çekilen bir ürün üzerinden sektöre haksızlık yapılmasın. Allah’ın izniyle gerisi biraz gayret ve emekle zaten kolayca gelecektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen asırda yeraltı kaynaklarının ön planda olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Petrol, altın, elmas ve diğer yeraltı zenginlikleri için oluk oluk kan aktı. Bir damla petrolü, bir damla kandan daha kıymetli gören sömürgeciler, bunları tahakküm altına almak için her yola başvurdular. Binlerce kilometre ötedeki ülkeleri işgal ettiler. Avrupa’dan Afrika’ya saldırdılar. Oralarda tüm imkânlarıyla Afrika’nın o zenci evlatlarının ne yazık ki imkânlarını, helikopterlerle elmaslarını, altınlarını Avrupa’ya taşıdılar. İnsanları topraklarından sürdüler. Savaş ve iç savaş çıkardılar, eli kanlı diktatörleri desteklediler, darbe yaptılar, cinayet işlediler, katliamlara imza attılar. Yerel halkı içkiye, uyuşturucuya alıştırarak, ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan kendilerine tamamen bağımlı hâle getirdiler. Kendi refahlarını mazlumlardan çaldıkları zenginlikler üzerine bina ettiler. Bize insan hakları dersi veren batılı ülkelerin Kongo’da, Cezayir’de, Kenya’da, Somali’de, Güney Afrika’da, Namibya’da, Nijerya’da ve daha pek çok Afrika ülkesinde neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Avrupa’nın ortasında, Afrika’dan getirilen insanların sergilendiği, ‘müze’ adı altında, affınıza sığınarak söylüyorum, hayvanat bahçeleri kuruldu. Sadece Kongo’da şiddet, açlık ve hastalık nedeniyle 10 milyon kişi öldü. Bu ülkeleri ziyaretimizde sömürgecilerin acımasız yüzünü bizzat görme fırsatı bulduk. Bunların hepsi ve daha fazlası yeraltı ve yer üstü kaynaklarının kontrolü için yapıldı.”

“TOPLAM 33 MİLYON TON TAHILIN BOĞAZLARIMIZDAN GÜVENLİ GEÇİŞİNİ SAĞLADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni ve çok daha sinsi yöntemlerle sömürü düzeninin devam ettiğini ancak içinde bulunulan yüz yılda aynı kavganın tarım alanları, su ve gıda için verileceğinin anlaşıldığını ve bunun işaretlerini şimdiden görmeye başladıklarını dile getirdi.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin Afrika’da tarım arazisi kiralamak için büyük bir yarış içinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte su kaynakları ve havzaları birer çatışma hattına dönüşüyor. Asya, Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki birçok gerilimin altında su kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlıklar yatıyor” şeklinde konuştu.

Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşında tüm ülkelerin gıda arz güvenliğini temin için nasıl kıyasıya mücadeleler verdiklerini unutmadıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin gayretleriyle hayata geçirilen Karadeniz Girişimi olmasaydı başta Afrika ülkeleri olmak üzere birçok yerde kıtlık yaşanacaktı. Açlık tehdidiyle karşı karşıya kalan 10 binlerce insan hayatını kaybedecekti. Biz buna kayıtsız kalamazdık ve hamdolsun kalmadık. Toplam 33 milyon ton tahılın Boğazlarımızdan güvenli geçişini sağlayarak durumun iyice kontrolden çıkmasına engel olduk. Şunu bir defa görmemiz lazım; tarımın önemi azalmayacak bilakis daha da artacak. Her yeni küresel kriz, gıda üretimi ve tedarikinin ne kadar stratejik bir alan olduğunu teyit edecek. İklim değişikliği, çevre kirliliği, küresel ısınma ve bölgesel riskler arttıkça rekabet kızışacak hatta belki de daha kanlı hâle gelecek. Bizim ülke olarak tüm hazırlıklarımızı buna göre yapmamız gerekiyor. Diğer türlü ciddi sıkıntılarla karşılaşmaktan kendimizi kurtaramayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımı sadece ekonomi için değil milletin bekası için de hayati önemde bir sektör olarak gördüklerini ifade etti.

“ZİRAAT BANKASI, SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Bu Türkiye Yüzyılı’nın temel unsurları arasında tarımın, hayvancılığın, kırsal kalkınma ve tüm bu alanlardaki verimlilik artışının ayrı bir yeri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yılda bunun altyapısını güçlendirme yolunda önemli adımlar attıklarını ve tarım desteklerini hem çeşitlendirdiklerini hem de ciddi oranda yükselttiklerini belirtti.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin sektörün ve çiftçilerin daima yanında olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çiftçilerimizin finansman ihtiyacını karşılamak üzere Ziraat Bankamızın kullandırdığı tarım kredilerinin tutarı 480 milyar lirayı aşmış durumdadır. Bu kredi miktarıyla Ziraat Bankası, sektörün kredi ihtiyacının yüzde 75’ini tek başına omuzlamıştır. Bu kredilerden yararlanan çiftçilerimizin sayısı 1,2 milyonu aştı. Ziraat Bankası’nın kullandırdığı tarım kredilerinin yüzde 91’i, yani 435 milyar liralık kısmı, faiz desteği verilen kredilerden oluşuyor. Bu kapsamda 587 binin üzerinde çiftçimizin 110 milyar lira tutarındaki tarım kredisinin faizinin tamamı, devletimiz tarafından ödeniyor. Sübvansiyonlu tarım kredisi kullanan çiftçilerimizin faizlerinin ortalama yüzde 69’luk kısmını, yine devletimiz karşılıyor. Bu uygun finansman kaynağı ne kadar çok çiftçimize ulaşır ve ihtiyacını karşılarsa, çiftçilerimizin karlılıklarına o derece katkı sağlamış oluruz. Bizim gayemiz, insanları doğdukları yerde doyar hâle getirmektir” diye konuştu.

Konuşmasından önce, yanında oturan bir besiciye “Ne yapıyorsun?” diye sorduğunu ve “Manda yetiştiriyorum” cevabını aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10 mandayla başlamış. Şu anda 120 mandası var. Öyle mi? Mesele bu” dedi.

“Tarımın anavatanı olan Anadolu’da yeşil kalkınma ve yerelden kalkınma ilkesiyle yeni bir tarım ve kırsal kalkınma süreci başlatıyoruz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kırsal Kalkınma Hibe Programlarımızı, üretim planlamasını dikkate alarak yeniden düzenledik. 2024 yılı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hibe desteğine esas proje limitini, 7 milyon liradan 14 milyon liraya yükselttik. 5 milyar lira hibe desteği sağlayacağımız 7 bin projeyi ve hak sahiplerini, bugünden itibaren Tarım ve Orman Bakanlığımız açıklamaya başlayacak. Bu projelerle toplam 13 milyar lira yatırım yapılacak olup, yaklaşık 20 bin vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, çiftçilerimiz için ilk kez hayata geçen yeni tarımsal kredi uygulamalarını ay başında kamuoyuyla paylaştı. Üretim planlaması kapsamında üretim ve sözleşmeli üretim yapan çiftçilerimiz ilk defa ilave faiz, kâr payı indiriminden yararlanabilecek. Organize tarım bölgesi yatırımı yapacak üreticilerimize ve birinci derecede tarımsal amaçlı örgütlerimize de ilk defa ilave faiz indirimi uygulanacak.”

ÇİFTÇİYE VE BESİCİYE KREDİ LİMİTİ ARTIRMA MÜJDESİ

Sadece bunlarla yetinmediklerini, Ziraat Bankası’nın da yeni müjdelerle sektöre verdiği desteği artırdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küçük ekipman kredisinin limitini 150 bin liradan 250 bin liraya çıkarıyoruz. Küçükbaş hayvan üreticilerimize işlerini büyütmeleri, hayvan sayılarını çoğaltmaları, atıl işletme kapasitelerini üretime kazandırmaları amacıyla verilen kredinin limitini de 400 bin liradan 600 bin liraya getiriyoruz. Büyükbaş süt hayvancılığıyla iştigal eden üreticilerimiz için bu rakamı 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Her zaman gençlerin geleceğimiz olduğunu söylediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin tarım alanında iş ve işletme sahibi olmalarını teşvik ettiklerini belirtti.

Türkiye’deki genç nüfusa tarım dahil ne kadar fazla alternatif iş kolu oluşturulabilirse, ekonomi için o kadar güzel olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genç çiftçi kredisinin limitini 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya artırıyoruz. Kadın çiftçi kredisinin limitini de aynı şekilde 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya yükseltiyoruz. Ziraat Bankamızın bu müjdeli haberlerinin de çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu kredilerin katkısıyla tarım sektörümüz geliştikçe inşallah Türkiye daha müreffeh, milletimiz daha huzurlu, geleceğimiz daha aydınlık, daha güvenli olacaktır. Rabbim yolumuzu, bahtımızı, açık etsin diyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu imkânların sağlanmasında emeği geçenleri tebrik etti.

Konuşmalarının ardından günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ve çiftçileri temsilen İzmir Menemen’den Aslı Turan tarafından ata tohumlarının yer aldığı tablo hediye edildi.

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge