Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Baskı gören, ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana kapımızı açtık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi” konulu uluslararası konferansta yaptığı konuşmada, “Asırlardır doğudan batıya, kuzeyden güneye kıtalar ve bölgeler arasındaki insan hareketliliğinin merkezinde biz yer alıyoruz. Engizisyondan kaçan Museviler başta olmak üzere son 500 yılda zulme uğrayan, baskı gören; inancı, rengi, kültürü dolasıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana kapılarımızı açtık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dokuz Eylül Üniversitesi’nce düzenlenen “Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi” konulu uluslararası konferansa katılarak, katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın başarılı geçmesini temenni ederek, göç konusunda uzman seçkin isimleri biraraya getiren Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar ve Üniversite Senatosu’nu tebrik etti.

Konferansın, Mültecilerin Statüsü Hakkında Cenevre Sözleşmesi’nin 70’inci yıl dönümünde tertiplenmesinin de ayrıca anlamlı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, göç konusunun, özellikle son yıllarda küresel bir mesele olarak dünyanın gündemini işgal ettiğine dikkati çekti.

“İNSANLIK SADECE AKDENİZ’DE DEĞİL, EGE’DE VE MERİÇ’TE DE SINIFTA KADI”

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insan hareketliliğinin yaşandığını, her sene milyonlarca insanın savaşlar, iç çatışmalar, istikrarsızlık, kıtlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde göçmenlerin sayısının 272 milyona, yerlerinden edilen kişilerin sayısının 80 milyona, mültecilerin sayısının ise 26 milyona yaklaştığını bildirdi.

Dünya nüfusunun yüzde 3’ünün göçmen olarak hayatını sürdürdüğüne vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu insan hareketliliğinde zaman zaman içimizi acıtan pek çok manzarayla da karşılaşıyoruz. Zulümden, baskıdan, açlıktan kaçarak, güvenli bir gelecek kurma ümidiyle çıkılan yolculuklar, kimi zaman felaketle neticeleniyor. Geride bıraktığımız dönemde içinde çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmen Akdeniz’de hayatını kaybetti. Sahra Çölü’nün kızgın kumları, binlerce umut yolcusunun mezarı oldu. Aylan bebek başta olmak üzere Ege’de yaşanan insani dramları hiçbirimiz unutmadık, unutamayız. Büyük hayallerle çıktıkları yolculuklarında azgın dalgalara meydan okuyan bu mazlumların, bunun altını çiziyorum, özellikle botlarının, nasıl kasten batırıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. İnsanlık sadece Akdeniz’de değil, Ege’de ve Meriç’te de sınıfta kalmıştır. Göçmenlerin güvenli yaşam hayalleri, kendilerini ölüme itenler tarafından Ege’nin sularına gömülmüştür.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 2020 yılında Ege’de 9 bine yakın geri itme vakası yaşandığına dikkati çekerek, “Avrupa’ya sığınan onbinlerce Suriyeli çocuğun ise nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı bilinmiyor” dedi.

Göç konusunda Batılı devletler sürekli şikâyet etse de bu meselede asıl yükü taşıyanın gelişmekte olan ülkeler olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki mülteci nüfusunun yaklaşık yüzde 85’ine zengin devletler değil, imkânları çok daha kısıtlı olan ülkeler ev sahipliği yapıyor. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, doğrudan insan hayatıyla ilgili bu kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyor” diye konuştu.

“TÜRKİYE, SAYILARI 4 MİLYONU BULAN SIĞINMACIYA TEK BAŞINA EV SAHİPLİĞİ YAPTI”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göre, 2020 yılında dünyada üçüncü ülkelere yerleştirilmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden sadece 39 bin 500’ünün, 25 Batı ülkesine yerleştirilebildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki Türkiye, sayıları 4 milyonu bulan sığınmacıya tek başına ev sahipliği yapmıştır, yapmaktadır. Türkiye’ye sınırlarını açması konusunda tavsiye verenler; bu süreçte sınırlarını kapatmış, mültecilere sırtını dönmüştür” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan sınırındaki mültecilere Yunan güvenlik güçleri tarafından açıkça zulüm edildiğini gösteren utanç verici sahneler yaşadığını aktararak, Avrupa Birliği Ajansı’nın da bu hak ihlallerine ortak olduğunu söyledi.

“ASIRLARDIR KITALAR VE BÖLGELER ARASINDAKİ İNSAN HAREKETLİLİĞİNİN MERKEZİNDE BİZ YER ALIYORUZ”

Türkiye’nin kıtaların ve kültürlerin kavşağında bulunan bir ülke olarak, göç olgusuna asla yabancı olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlardır doğudan batıya, kuzeyden güneye kıtalar ve bölgeler arasındaki insan hareketliliğinin merkezinde biz yer alıyoruz. Engizisyondan kaçan Museviler başta olmak üzere son 500 yılda zulme uğrayan, baskı gören; inancı, rengi, kültürü dolasıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana kapılarımızı açtık” değerlendirmesinde bulundu.

“Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumları asla vermem’ diyen bir devlet geleneğine sahibiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kafkasya’daki kardeşlerimiz de Balkanlardaki soydaşlarımız da başları dara düşünce hep bizim topraklarımıza sığındı. Nazilerin gadrine uğrayan yüzlerce bilim insanına 1930’larda bizim üniversitelerimiz sahip çıktı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’daki Türk diplomatlar, her türlü riski göze alarak, Türk pasaportuyla yüzlerce mazlumu soykırımdan kurtardı. Hem Halepçe katliamından sonra, hem de Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’tan kaçan yüzbinlerce Kürt kardeşimize kapımızı açtık. Kırım’dan, Ahıska’dan, Türkistan’dan, Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kalan soydaşlarımızı yine biz bağrımıza bastık. Tarih boyunca başı dara düşen, zulme ve katliama uğrayan herkese güvenli bir liman, şefkatli bir yuva olduk. Sınırlarımıza gelen hiç kimseyi etnik kimliği, dini, kültürü, meşrep ve mezhebi sebebiyle geri çevirmedik. Suriye’deki çatışmalar başladığından bu yana, bu tarihi sorumluluğumuzu, milyonlarca muhacire ensarlık yaparak bir kez daha yerine getirdik. Maddi imkânları bizden katbekat fazla olan ülkeler, mültecileri toplama kamplarına mahkûm ederken, biz bu insanlarla ekmeğimizi paylaştık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli Türkmenlere, Kobanili Kürtlere, Halepli Araplara Türkiye’nin kapılarını açtığını ve sahip çıktığını vurgulayarak, eski ABD Başkanı Obama ile Kobani’li Kürtlere dair yaptığı görüşmesini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Obama, görevdeyken bir gece şahsımı aradı ve Kobani’deki Kürtlerin zor durumda olduğunu, bu konuda özellikle kapılarımızı açma noktasında destek istedi. Dedim ki ‘şu anda bunlar nasıl olacak?’ Bana verdiği cevap şu; bu insanlar ölümle karşı karşıya. ‘Peki, ne yapacaksınız?’ Aldığım cevap şu; ‘Biz gerekirse uçaklarla buraya her türlü mühimmatı indireceğiz.’ Yapacağınız bu operasyona ben katılamam çünkü o operasyonun ötesini görüyorum, ötesinde ciddi bir savaş söz konusuydu. Nitekim de öyle oldu ve o olayla birlikte binlerce on binlerce Kürt kardeşimiz o operasyonda öldü. Biz buna rağmen kapılarımızı açtık. On binlerce Kobanili Kürt şu anda hâlâ bizim ülkemizde” sözleriyle ABD Başkanı Obama ile görüşmesini aktardı.

Türkiye’nin Müslümanların yanında Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere ve daha birçok farklı inançtan insana da kapılarını sonuna kadar açtığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li bir generalin terör örgütü PKK, YPG ve PYD ile beraber hareket ettiklerini dair açıklamalarını da eleştirdi.

“MAĞDUR DURUMDAKİ İNSANLARA, KENDİ VATANDAŞIMIZA VERDİĞİMİZ HİZMETLERİ SUNDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu nasıl bir NATO ittifakı iki ülke? Bunların mültecilere sahip çıkmak gibi bir dertleri yok, dert başka hâlâ bunlar terörle beraberler, teröristlerle beraberler. Tabi bizde terörle ve teröristlerle mücadelemizi her yerde sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdüreceğiz. Dostlar eğer dostluğunu icra ederse ettiği müddetçe biz de gönlümüzü açarız. Ama etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yaparız” değerlendirmesinde bulundu.

“Mağdur durumdaki bu insanlara, kendi vatandaşımıza hangi hizmeti veriyorsak aynısını, hiçbir karşılık beklemeden sunduk” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırdığımız bölgelerde de büyük bir göç krizini engelledik. Bütün bunları da çıkar hesabı veya reklam olsun diye değil; inancımızın, imanımızın, kültürümüzün bir gereği olarak yaptık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Avrupalı ülke liderlerinin İdlib’te, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin yaptığı briket konutların bir kısmının yapımını üstlenmek konusunda verdikleri sözleri tutmadıklarını kaydederek, Türkiye’nin şu ana kadar 52 bin briket konutu yaparak, mültecileri çadırlardan kurtardığını belirtti.

Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a 100 bin sığınmacı için 3 milyar Avro destek verirken, Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “18 Mart mutabakatıyla bize taahhüt edilen 6 milyar Avro, aradan geçen süreye rağmen, hâlen tam olarak gönderilmedi. Uluslararası basın kuruluşları bile bu gerçeği görmeye, teslim etmeye başladı” diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde uluslararası medyada yayımlanan bir haberde, Suriyeli mültecilere sahip çıkan tek devletin Türkiye olduğunun kabul edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtemel katliamların önündeki yegâne engelin de Türkiye’nin bu bölgedeki askerî varlığı olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan, dünyayı iyiliğin değiştireceğine, dünyanın iyilikle ayakta kaldığına iman eden insanlarız. Bizim böle bir farkımız var” sözlerine yer verdi.

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin terörden temizlediği bölgelere şimdiye kadar sadece Türkiye’den 420 bin sığınmacının geri döndüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki siyasi çözüm çabalarında mesafe kat edildikçe, istikrar ve huzur ortamı tekrar güçlendikçe, bu geri dönüşlerin daha da artacağına inandığını söyledi.

“GÖÇ OLGUSUNA GENİŞ BİR PERSPEKTİFLE BAKILMASI GEREKİYOR”

Suriye’deki istikrarsızlıktan beslenen bölücü terör örgütünün, özellikle son günlerde, güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini artırdığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK-YPG’nin saldırıları sebebiyle bir ay içinde onlarca masum sivil ve çocuğun hayatını kaybettiğine dikkat çekti.

Teröristlerin, Türkiye tarafından tesis edilen huzur ve güven ortamını bozmasına kesinlikle izin vermeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl daha önce gerektiğinde kimseye bakmadan terör yuvalarını imha etmişsek, saldırıların devam etmesi hâlinde, diğer bölgelere yönelik de gereken adımları atmaktan çekinmeyiz” uyarısında bulundu.

“Göçle kurulan, bizzat ataları göçmen olan toplumların, göç meselesine salt güvenlik odaklı bir anlayışla yaklaşmaları büyük bir çelişkidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tarih boyunca var olan, bundan sonra da var olmayı sürdürecek olan göç olgusuna, geniş bir perspektifle bakılması gerekiyor. Suriye bağlamında yaşananlar bize duvarları yükseltmenin, sınırları dikenli tel örgülerle çevirmenin, hatta göçmenlerin botlarını batırmanın çare olmadığını göstermiştir. Özellikle az gelişmiş ülkelerin kıt kaynaklarıyla yetiştirdiği nitelikli insanlarını beyin göçünü teşvik ederek alıp, ihtiyaç sahiplerine kapıyı kapatmak, ahlaki bir tavır değildir. Bu tür politikalar, göçe kaynaklık eden sorunların derinleşmesine, yeni göç dalgalarının oluşmasına sebep olacaktır. Hele hele göç meselesinin üstesinden yabancı düşmanlığının ve İslam karşıtlığının körüklenmesi suretiyle gelineceğini düşünmek, büyük bir yanılgıdır. Gelir adaletsizliğinin bu derece keskinleştiği bir ekonomik düzende, göçü tamamen bitirmek mümkün değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl yüzleşilmesi gerekenin göçü besleyen sorunlar olduğuna değinerek, “Bu yüzleşmeye, göç meselesinin elbette güvenlik boyutu da olan ama asıl insani, siyasi ve sosyal bir mesele olduğunu kabul ederek başlayabiliriz. Daha önce ifade ettiğim gibi; her göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır; etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Göçle ilgili önyargılarımızı bir tarafa bırakarak, göçmenlerin gittikleri ülkelere ve toplumlara katkılarını da görmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’den göç edenler arasında, bilimden sanata, teknolojiden iş dünyasına kadar her alanda yaşadıkları topluma ve insanlığa çok büyük katkı veren isimler bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Türkiye’ye yerleşen sığınmacılar arasında da gayretleri, birikimleriyle Türkiye’ye önemli katkılar sunanların bulunduğunu anlattı.

“GÖÇ VE GÖÇMENLERLE İLGİLİ POLİTİKALARIMIZI OLUMLU YÖNDE YENİLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Asırlardır göç alan ve 1960’dan beri de göç veren bir ülke olarak, meselenin her iki boyutunu da dikkate alarak adımlar attıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenliğimizden taviz vermediğimiz gibi göç olgusuna yalnızca güvenlikçi bir pencereden de bakmıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan göç konusunda faaliyet yürüten kurumların kapasitesini güçlendirirken, diğer taraftan da dünyadaki iyi ve başarılı örneklerden istifade etmeye çalıştıklarını açıklayarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sini içe kapanarak değil, dışa açılarak inşa edebileceğimizin farkındayız. Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen yabancılara nasıl her türlü imkânı seferber ediyorsak; eğitimde, akademide, bilimde, sanatta, ticarette bu ülkeye katkı sunmak isteyenlere de gereken kolaylığı göstereceğiz. Bilhassa ülkemizde eğitim görmüş, milletimizle ünsiyet geliştirmiş, Türkiye’yle gönül bağı olan insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Değişen şartlara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre, göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz. Konferans çerçevesinde yapacağınız tartışmaların, ortaya koyacağınız fikirlerin bize bu doğrultuda yeni ufuklar çizeceğine inanıyorum. Özellikle de bunu çok açık net söylemek zorundayım o botları şişleyenleri her hâlde sizler en az benim kadar biliyorsunuz; komşu Yunanistan. Polisleriyle sahil güvenlikle o botları nasıl şişleyerek batırdıklarını o savunmasız insanların nasıl o denizin sularında öldüğünü biliyorsunuz. Bu gerçekleri tüm dünyaya anlatıyoruz, ne anlatırsan anlat bir kulaktan giriyor bir kulaktan çıkıyor ama biz yine de anlatmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, konferansın başarılı geçmesini diliyor, Dokuz Eylül Üniversitemizi tekrar tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans öncesinde Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’nü ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Nükhet Hotar’dan üniversite çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra kararlarını imzaladı

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandı.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu hususlar kaydedildi:

“1. 04 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Başkanlığında icra edilen, 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general/amiral ve albaylardan;

a) Bir üst rütbeye yükseltilecekler,

b) Görev süresi uzatılacaklar,

c) Kadrosuzluktan emekliye sevk edileceklerin durumları görüşülerek, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın onayı ile karara bağlanmıştır.

  1. 30 Ağustos 2026 tarihinden geçerli olmak üzere;

a) 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltilmiştir.

b) 24 generalin görev süreleri bir yıl, 530 albayın görev süreleri ise iki yıl süre ile uzatılmıştır.

c) 2 general yaş haddi nedeniyle 01 Eylül 2026 tarihinden, 61 general ve amiral kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2026 tarihinden geçerli olarak emekliye sevk edilmiştir.

ç) Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment TATLIOĞLU’nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verilmiştir.

d) Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal KADIOĞLU kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğinden, Hava Kuvvetleri Komutanlığına Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet DALKIRAN atanmıştır.

e) Halen 328 olan general ve amiral sayısı, 30 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla 334 olacaktır.

  1. 30 Ağustos 2026 tarihinden geçerli olmak üzere;

a) Hv.K.K.lığından Korgeneral Erdoğan GÜR Orgeneralliğe; K.K.K.lığından Tümgeneraller Burhan AKTAŞ, Ertan İNALTEKİN ve Alparslan KILINÇ Korgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tümamiraller Ramazan ÖZOĞUL ve Erhan AYDIN Koramiralliğe; Hv.K.K.lığından Tümgeneral Kemal TURAN Korgeneralliğe terfi ettirilmişlerdir.

b) K.K.K.lığından Tuğgeneraller Şükrü BİLİR, Mustafa BÜYÜKKÖROĞLU, İsmail ÖZCAN, Şener KOPAL, Ahmet AŞIK, Bülent TANRIVERDİ, Mehmet AÇIK, Mustafa YETER, Coşkun ÇELİK, Ömer Şahin SELVİ, Yüksel KOLCU, İsmail ANALI ve Hakan DURMAZPINAR Tümgeneralliğe; Dz.K.K.lığından Tuğamiraller Erhan AKBAYRAK, Yücel DARCAN, Eren GÜNAY ve Kenan Kaan TÜRKKAN Tümamiralliğe; Hv.K.K.lığından Tuğgeneral Cihangir Kemal YÜZÇELİK Tümgeneralliğe terfi ettirilmişlerdir.

4) Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz.

5) Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz.”

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Toplantısı öncesinde, YAŞ üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aslanlı Yol’un başındaki yerini almasının ardından başlayan törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ay yıldız motifli çelengi Atatürk’ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki heyet, mozoleye çıkan merdivenin önünde fotoğraf çektirdikten sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçti.

Burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere şunları yazdı: “Aziz Atatürk,

2026 yılı Yüksek Askerî Şûra Toplantısı öncesinde Şûra üyeleri olarak bugün bir kez daha huzurlarınızdayız. Zatıalinizle birlikte Malazgirt Zaferimizden bu yana yaklaşık bin yıldır vatanımız olan bu topraklarda şanlı bayrağımızın gururla dalgalanması ve milletimizin özgürce yaşaması için can veren tüm kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyoruz.

Bölgemizde çatışmaların ve gerilimlerin tırmandığı bir dönemde icra ettiğimiz Şura toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Yüksek disiplini, üstün görev bilinci, milli iradeye bağlılığı ve artan caydırıcılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinden geçtiğimiz zorlu konjonktürde milletimizin güven kaynağı olmayı sürdürmektedir.

Ruhun şad olsun.”

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizin kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.

Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu.

“IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

“HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.

“Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.

Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.

“IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR”

Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu.

IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR”

Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi.

Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu.

Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi.

TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında beş anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.

“Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.

“Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı.

“Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı” ile “Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı” da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge