Connect with us

Dünya

81 İlde İhracata İlk Adım Tanıtım Toplantısı

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Tüm çalışma ve projelerimizi tamamlayan bir biçimde doğrudan sahaya inerek firma bazında işleyecek bir program olan 81 İlde İhracata İlk Adım Programımızı başlatıyoruz.” dedi.

Pekcan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilen 81 İlde İhracata İlk Adım Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, başlattıkları bu programın çok özel olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin ihracatını geliştirmek, artırmak, ülke sathına yaymak için bakanlık olarak yerele, temele indiklerini söyledi.

Programın adından da anlaşılacağı üzere 81 ilde henüz ihracat yapmamış ama ihracat potansiyeli olan firmalara ilk ihracatlarını yapmaları için ilk adımı atmalarında yanlarında olacaklarını ve onlarla birlikte çalışacaklarını ifade eden Bakan Pekcan, “Anadolu’nun tamamına, 81 ile yaygınlaşan niteliği ile bu programımız belki de ekonomi tarihinde uygulanmış en anlamlı ihracat seferberliği programı olacak. Bunu böyle değerlendiriyoruz ve bütün ülkeye ve ihracatımıza etki etmesini bekliyoruz. İhracatımızı tabana yaymak her zaman bakanlığımızın önceliklerinden biri olmuştur. İhracata ilk adımını atmaya hazırlanan firmalarımız kadar bizler de heyecanlı ve gururluyuz.” diye konuştu.

“Ekim ayında ihracatçı sayımız geçen seneye göre yüzde 5,8 artışla 43 bini aşmıştır” Pekcan, 2019 yılında sanayi sektöründe faaliyet gösteren 403 bin firmanın sadece yüzde 8,7’sinin ihracat yaptığını aktararak, sanayi sektörü gibi ekonominin kalbi olan bir sektörde ihracat yapan firma oranının düşük olmasının kendilerini detaylı çalışma yapmaya ittiğini dile getirdi.

Sanayi sektörü ihracatının yüzde 70’inin 250’den çok çalışana sahip büyük ölçekli firmalar tarafından yapıldığı ve 10 ve daha az çalışanı olan mikro işletmelerin sanayi ürünleri ihracatından yüzde 4 pay aldığını anlatan Bakan Pekcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elbette ihracatı tabana yayma hedeflerimiz doğrultusunda 2018 yılından itibaren ihracatçı sayımızda ciddi artış kaydedilmekte. 2018 yılında ilk kez ihracatçı sayımız ithalatçı sayımızı geçmiştir. Ekim ayında ihracatçı sayımız geçen seneye göre yüzde 5,8 artışla 43 bini aşmıştır. Ülkemizin geniş nüfusunu ve büyük üretim kapasitesini de göz önünde bulundurarak, ihracatı mümkün olduğunca geniş bir tabana yayabilmek, ihracat potansiyeli olan tüm firmalarımızı ihracatçı yapabilmeyi amaçlıyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız bu büyük program ile ihracat tabanımızı genişletmek, ihracatçı olmayan firmalarımızı ihracatçı yapmak için yeni bir atılım gerçekleştiriyoruz. Firmalarımızın ilk ihracatlarını yapmalarını, bununla birlikte sürdürülebilirliği sağlamayı hedefliyoruz.”

Pekcan, bugüne kadar Bakanlık olarak gerçekleştirdikleri pek çok projenin doğrudan veya dolaylı olarak ihracatı tabana yayma hedefiyle uyumlu projeler olduğunu vurgulayarak, “Mart ayında Sanal Ticaret Akademimizi devreye aldık. Ticaret Akademimizde dış ticaret başta olmak üzere iç ticaret ve girişimcilik eğitimleri de verdik. Bu eğitimlerden bugüne kadar 22 binden fazla kullanıcı yararlandı.” dedi.

  • “Ticaret ve ihracatın yapılması artık Türkiye’de çok daha kolay hale geldi”

Bakan Pekcan, bakanlığın firmalara sunduğu ihracat desteklerini kullanıcı dostu ve özet bir şekilde sunan “kolaydestek.gov.tr”yi, hizmet sektöründe verdikleri destekleri de dahil ederek, devreye aldıklarını ve 350 binin üzerinde kullanıcıya ulaştıklarını kaydetti.

Bakanlığın desteklerini destek yönetim sistemi programı dahilinde dijital ortama aldıkları, artık bakanlığın ihracat devlet desteklerinden yararlanmak isteyen her kişiye evinden, ofisinden, bakanlığa uğramadan, online başvuru yapıp, süreci takip edip sonuçlandırabilecek durumda olduğunu belirten Pekcan, şunları kaydetti:

“Ağustos ayında ise ihracatçılarımıza yönelik Kolay İhracat Platformunu devreye almış bulunuyoruz. Bu projemizde de Akıllı İhracat Robotunu devreye aldık. Yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi geniş teknolojik imkanları da kullanarak alt yapısıyla bütün ihracatçılarımıza ürün ve sektör bazında pazar önerileri sunuyoruz. İkinci fazını da en kısa zamanda tamamlayıp o pazarlardaki ithalatçıları da sizlerle paylaşacağız. İhracata başlangıç aşamasından ihracatın tamamlanması sürecine kadar ihtiyacınız olan her türlü teknik bilgi, mevzuat bilgisi ve müşavirlerimizden aldığımız anlık saha bilgileri de Kolay İhracat Platformu’nda sizlerle paylaşıyoruz. Platform sadece 2 ayda 70 bine yakın kişi ve firmaya yol gösterdi.

Keza eticaret.gov.tr adresinden erişilebilen E-Ticaret Bilgi Platformunda yer alan eğitimlerden 42 bin kişi faydalandı. Export Akademi ve Kadın Girişimci Network programlarımız kapsamında ise bugüne kadar 4 bin 200’ün üzerinde girişimci ve girişimci adayına eğitim, mentorlük ve network desteği sağlandı. Tüm bunlar, dış ticaretimizle ilgili teknik farkındalık yaratmak ve bilinç düzeyini artırmaya yönelik faaliyetler oldu. Ülkemizde dijitalleşmenin ticaretin etkinleştirilmesinde pek çok projeyi de tamamladık. Bu projeler sayesinde ticaret ve ihracatın yapılması artık Türkiye’de çok daha kolay hale geldi.”

  • “81 İlde İhracata İlk Adım Programı’mızı başlatıyoruz”

Bakan Pekcan, firmalara sağladıkları 40’ın üzerinde dijital hizmetle bilgiyi sunma şeklinde ciddi bir atılım gerçekleştirdiklerini söyledi.

Devreye aldıkları bu projelerle ihracatçılara ve ihracat hedefi olan girişimcilere sundukları hizmetin kalitesine ve kapsamına ciddi şekilde ivme kazandırdıkları ifade eden Pekcan, şunları kaydetti:

“Bugün ise tüm bu çalışma ve projelerimizi tamamlayan bir biçimde doğrudan sahaya inerek firma bazında işleyecek bir program olan 81 İlde İhracata İlk Adım Programı’mızı başlatıyoruz. 81 İlde İhracata İlk Adım Programı’mız sayesinde tüm enerjimizle atılımı sahaya taşıyoruz. Firmalarımıza bilgiyi sunmanın ötesine geçerek üreticilerimizle yan yana, el birliğiyle onları ihracata hazırlayacağız. Bu projemiz firmaya özel olarak hazırlanacak. Firmaya özel danışmanlık hizmeti vereceğiz.

Her firmanın ihtiyacını tek tek ortaya koyarak sürekli bir etkileşim içerisinde ihracatçı olmalarını sağlayacağız. Her ilimizdeki paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği içerisinde firmalarımıza özel çalışma planları oluşturduk. Firmalarımızla tek tek görüşerek ihtiyaçlarını tespit ediyor ve ihracat yapmalarının önündeki engelleri aşmalarına yardım edecek, onlara mentorluk yapacak en doğru kişileri belirliyoruz. Belirlenen rehberler, 6 ay boyunca aralıksız bir şekilde firmalarımız ile etkileşim halinde olacaklar ve firmalarımız ile ihracatın kapılarını birlikte açacaklar.”

  • “6 ay süre sonunda en iyi mentor ve firma ödülü vereceğiz”

Bakan Pekcan, program hazırlıkları kapsamında, bu işi başarıyla uygulayan kamu modellerine sahip ABD, İngiltere ve İrlanda başta olmak üzere ülke örneklerini de incelediklerini aktardı.

Genel olarak, bu programlarda bir mentor havuzu oluşturulması ve firmaların bu programlara başvurarak mentor seçimi yapması şeklinde ilerlediğini anlatan Pekcan, “Biz bütün bu ülke örneklerinin iyi uygulamalarını kendi projemizde harmanladık. Biz firmaların ihracatçı olarak başvurmalarını beklemiyoruz, biz firmalarımızı kapasite raporlarından, sosyal sigortalardan, üretim teknolojilerinden tespit ediyoruz. Çoğu firmamızın tespit edildiğinden haberi bile yok. Tek tek bu firmalarla görüşerek onları programa dahil edeceğiz.” diye konuştu.

Dünyada iyi örnekleri incelerken bu programların en beğendikleri yönlerini programa dahil ettiklerini belirten Pekcan, “Mesela, ABD’deki gibi bir mentore sınırlı sayıda firma vereceğiz, o firma ile mentorun daha sıkı çalışmasını sağlayacağız. İrlanda örneğinde olduğu gibi minimum mentorluk seansları süreleri var, biz de haftalık seans sürelerini tespit ettik. İngiltere örneğinde en iyi mentor ve firma eşleşmesini dikkate alıp, 6 ay süre sonunda en iyi mentor ve firma ödülü vereceğiz.” dedi.

Pekcan, Adana, Kahramanmaraş, Konya, Manisa ve Samsun’da pilot uygulamasına başladıkları 81 İlde İhracata İlk Adım programıyla Türkiye’nin yüksek katma değerli ihracatını artıracaklarını belirterek, “İhracatta tecrübeden daha güvenli bir kaynak yok. Yereldeki firmalarımızla birebir çalışarak, onların ihtiyaçlarını birebir çözümleyerek, onlara yetkinlik desteğinde bulunarak, ihracat ailemize Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde yepyeni üyeler kazandırmış olacağız. İhracat ailemizi genişletmiş olacağız. Türkiye ihracatla büyümeye devam edecek.” dedi.

Pekcan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen 81 İlde İhracata İlk Adım tanıtım toplantısında, Ticaret Bakanlığı olarak pilot uygulamalarına başladıkları program hakkında bilgi verdi.

Bu önemli programı kamuoyuna ilk kez açıkladıklarını belirten Pekcan, projeyi uzun süredir olgunlaştırdıklarını, 6 aydır pandemi nedeniyle beklemede kaldıklarını söyledi.

Pekcan, “Şu anda 40 ilde gerçekleştirdiğimiz ve önümüzdeki dönemde de 81 ilimizde tamamlayacağımız çalışmalarla ihracat yapma potansiyeli olduğu halde gerçekleştiremeyen firmalarımızı tek tek tespit ettik. 40 ilde potansiyel ihracatçı olacak 7 bin 277 firmamızı tespit ettik. Bunlar ihracata uygun üretim yapıp üretim kapasitelerine sahip oldukları halde ihracat yapamayan firmalarımız…” diye konuştu.

  • “5 ilimizde 2 bin 773 firmamızın ihracat potansiyeli olduğunu tespit ettik”

Firmaların özelliklerini bütüncül yaklaşımla incelediklerini aktaran Pekcan, ardından firmalarla konuşarak ihtiyaçları analiz ettiklerini anlattı.

Bu kadar kapsamlı bir programı uygulamak için 5 pilot il belirlediklerini ifade eden Pekcan, “Adana, Kahramanmaraş, Konya, Manisa ve Samsun’dan başlıyoruz ama hedefimiz 81 ile bu programı taşımak. Bu 5 ilimizde kapasite raporuna haiz 6 bin 882 firmamız mevcut. Bunların içinden 2 bin 773 firmamızın ihracat potansiyeli olduğunu tespit ettik. Programı daha geniş bir kitleye yaymadan önce mümkün olan en iyi yapıya kavuşturmak amacıyla 5 ilde uygulamalarımızı sürdüreceğiz ve 5’inci ayın sonundaki değerlendirmelerimizle bu 40 ilde… Daha sonra şu anda biz 70 ilin çalışmasını da esasen hazırladık. Sonra 70, sonra da 81 ilde en başarılı program tasarımını ortaya koymuş olacağız.” diye konuştu.

Programın temellerini başarılı bir şekilde attıktan sonra paydaşlarla birlikte tüm Türkiye’yi kapsama alanına alacaklarını aktaran Pekcan, “40 ilimizde kapasite raporu olan 16 bin 570 firmamız mevcut ve bunların arasında 7 bin 277 firmanın ihracat yapma potansiyeli olduğu halde ihracat yapmadığını tespit ettik. Şu an itibarıyla çalışmanın ikinci aşamasında 70 il için potansiyel ihracatçı pozisyonunda olan 11 bin 444 firmamızı tespit ettik. Analizlerini de tamamlamış bulunuyoruz. 81 il için de analizlerimizi süratle tamamlayacağız.” dedi.

  • “Onların ihtiyaçlarına uygun yol haritalarını tespit etmiş olacağız”

Ruhsar Pekcan, firmaların üretim ve ihracat kapasitelerini gözlemlediklerini, 40 ilde üretim yapan firmaların üretimlerini teknolojik olarak 4 sınıfta gruplandırdıklarını bildirdi.

Yüksek teknolojili ürün üreten firmaların pilot uygulamada yer almasını sağlayacaklarını aktaran Pekcan, 81 İlde İhracata İlk Adım programının aşamalarına değinirken, şunları kaydetti:

“Programımızın veri kriterlerine uyan firma seçiminden başlayacağız. Sonrasında her firmayla birebir ihtiyaç analizleri yapacağız. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda da firma ihtiyaçlarına uygun mentorları tespit edeceğiz. 6 ay sonunda programı değerlendirerek 81 ildeki firmalarımız için onların ihtiyaçlarına uygun yol haritalarını tespit etmiş olacağız.

Pilot uygulamaya dahil olacak firmalarımızı belirlerken, hangi kriterlerle bu tespiti yaptığımızı paylaşmak isterim. Tüm firmalarımızı temsil eden bir dağılıma sahip olması için ciddi bir çalışma yürüttük. Firmalarımızın çalışan sayısı, ürettikleri ürünlerin teknoloji sınıflaması, sektörleri, bulundukları il gibi kriterleri ortaya koyduk ve bu sayede 81 ile yayıldığında bu projemizi belirli bir sistematik halinde ilerletmiş olacağız.”

  • “Firmalarımızı mentorlarıyla eşleştirerek programa başlıyoruz”

Ticaret Bakanı Pekcan, programa dahil olacak firmaların seçimi tamamlandıktan sonra firmaların ihracat yapmasının önündeki engellerin belirleneceğini, geliştirmeye açık alanların tespit edileceğini ve firmanın programdan beklentisinin belirleneceğini, bu şekilde ihtiyaç analizi aşamasını tamamlayacaklarını anlattı.

İhtiyaç analizi çerçevesinde en doğru mentor-firma eşleşmesinin sağlanması için gerekli tüm çıktılara sahip olacaklarını belirten Pekcan, bu programı bugüne kadar yaptıkları çalışmalardan ayıran en önemli özelliğin, her firmaya tek tek dokunarak özel ihtiyaçlarını analiz etmek olduğunu söyledi.

Programda, bugüne kadar verdikleri genel ve kapsamlı eğitimlerin dışında artık her bir firmayla birebir çalışarak mesafe katedileceğini aktaran Pekcan, şöyle konuştu:

“Firmalarımızla yaptığımız birebir görüşmelerle firmalara uygun özel mentor havuzu oluşturuyoruz ve firmalarımızı mentorlarıyla eşleştirerek programa başlıyoruz. Mentorlarımızın gerekli bilgi, birikim ve tecrübeye sahip olduklarından emin olacağız ve günün sonunda programın başarısını etkileyen belki en önemli kriter, alanında uzman doğru kişilerle çalışarak onun uzmanlık alanında ihtiyaç hisseden firmamızı bir araya getirmek olacak. Program kapsamında mentorlarımız 6 ay boyunca her hafta en az 4 saat kesintisiz olarak firmamızla beraber çalışacak. Sürekli bir etkileşim halinde olacaklar ve engelleri tek tek aşacaklar. Bu görüşmelerin yüzde 50’sini yüz yüze, yüzde 50’sini de çevrim içi olarak planlıyoruz. Tabii pandemi koşulları elverdiği ölçüde… Ama projemizi daha da fazla geciktirmek istemiyoruz.”

  • “Sigorta alıcı analiz ücretlerinden muafiyet tanıyacağız”

Ruhsar Pekcan, aynı işletmenin birden fazla mentordan yararlanabileceğini, programın izlenebilirliğini sağlamak amacıyla mentor ve firmaların aylık olarak gelişmeleri raporlayacağını söyledi.

Programa katılan firmaların Ticaret Bakanlığı’nın sunduğu bütün fırsatlardan yararlanabileceğini ifade eden Pekcan, dünya genelindeki ticaret müşavirlerine de ulaşma imkanı bulacaklarını kaydetti.

Pekcan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Programa katılan firmalar Bakanlığımız uzmanlarından birebir destek alarak kendilerine özel hazırlanacak olan ‘kimlik yönlendirme kartlarıyla’ hedef ülkelere ilişkin bilgiler alabilecek. Bu ‘kimlik yönlendirme kartlarında’ firmalarımıza ürünleri için en doğru pazar paylaşımları yapılacak. Belki Kolay İhracat Platformu’nun 2. aşamasını da bu sene içinde tamamlayarak onlara müşteri listesi bile paylaşabiliyor olacağız.

Ayrıca, Bakanlığımızın dijital platformlarını en etkin şekilde kullanmaları için yol gösteriyor olacağız. Bunların yanı sıra pilot uygulamaya katılan firmalarımıza Eximbank tarafından da özel desteklerimiz olacak. Öncelikle bu projeye özel Eximbank’ta özel müşteri temsilciliği oluşturulacak. Kredi ve sigorta ürünlerine yönelik başvurularında bu proje kapsamındaki firmalarımıza öncelik tanıyacağız. Sigorta alıcı analiz ücretlerinden muafiyet tanıyacağız. Sigorta tazminat başvurularında önceliklendireceğiz, kur riski yönetimine yönelik Eximbank ürünlerinde öncelik tanıyacağız. Bu kolaylıkların bu firmalarımıza ihracata ilk adımda yol gösterici olacağına inanıyoruz.”

  • “Program, ihracatta usta-çırak ilişkisini canlandıracak”

Ticaret Bakanı Pekcan, programın 5’inci ayında tüm deneyimlerini paylaşmak üzere tüm mentor ve firmaları bir araya getireceklerini, bu sayede programın güçlü ve zayıf yönlerini tespit edeceklerini bildirdi.

Programın sonunda firmaların ihracata başlayıp başlamadıkları, ihracat yaptıkları ülke, ihracat yaptıkları firma ve ürün sayısı incelenerek en başarılı firma ve mentor eşleşmesine ödül vereceklerini aktaran Pekcan, şöyle konuştu:

“81 İlde İhracata İlk Adım programı, ihracatta usta-çırak ilişkisini canlandıracak. İhracat tecrübeleri firmalarımız arasında yayılacak. Mentorlarımız, firmalarımıza ihracat yolculuklarında ışık tutacak ve inanıyoruz ki Anadolu’nun 81 ilinde bu potansiyeli olan firmalarımızın ihracat atakları diğer firmalarımızı da motive ediyor olacak. Onlar da bu portföyün içine girebiliyor olacaklar. Kapasitelerini bu yönde geliştireceklerine inanıyoruz. 5 ili kapsayan pilot uygulamayı bir an önce başarıyla bitirip 81 ilimizde yolumuza devam etmek hedefindeyiz.

İhracatta tecrübeden daha güvenli bir kaynak yok. Yereldeki firmalarımızla birebir çalışarak, onların ihtiyaçlarını birebir çözümleyerek, onlara yetkinlik desteğinde bulunarak ihracat ailemize Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde yepyeni üyeler kazandırmış olacağız. İhracat ailemizi genişletmiş olacağız. Türkiye ihracatla büyümeye devam edecek. İhracatımızda yerli ve katma değerli ürün üretimini her geçen gün artırmak için çalışıyoruz. Aynı zamanda ihracatımızda orta ve yüksek teknoloji payını artırmak için de her geçen gün çalışıyoruz. İhracat ailemize yeni üyeler kazandırmak için bu hedeflerimiz doğrultusunda elimiz oldukça güçlenecek.”

  • Firmaların ufkunu açmak için yola çıkıldı

Ruhsar Pekcan, Ticaret Bakanlığı olarak 81 ilden henüz ihracat yapmamış firmaları keşfetmek, onların ufkunu açmak ve onlara ihracat yapmaları için ihtiyaç duydukları cesareti ve yönlendirmeyi yapmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, “Türkiye genelinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ‘Ekonomi Seferberliği’nde bahsettiği gibi ‘İhracat Seferberliği’ni başlatıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. 81 ile bu projemizi yaygınlaştırarak il ve ilçelerimizde yeşeren yeni üretim ve ihracat hikayelerini paylaşıyor olacağız. İhracat seferberliğinin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” dedi.

Biz Üretiriz

Tiny House I Setencioğlu I Tekerlekli Mobil Ev Üreticisi

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi

Doğayla İç İçe, Evinizin Konforunda, Özgürlüğün Keyfini Yaşayın. | Setencioğlu Tiny House

İletişim | +90 0 532 4026422

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

HABER BURADA

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge