Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Küresel salgına karşı 83 milyon hep birlikte verdiğimiz mücadeleyi başarıyla devam ettiriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Bu küresel salgına karşı 83 milyon hep birlikte verdiğimiz mücadeleyi başarıyla devam ettiriyoruz. Yeni vaka sayımız, ölüm sayımız, yoğun bakımda olan ve solunum cihazına bağlı hasta sayımız giderek azalıyor. Buna mukabil iyileşen hasta sayımız, toplam test sayımız katlanarak artıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından Huber Köşkü’nde basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konular ve Koronavirüs ile mücadeleye dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Artık yarısını geride bıraktığımız Ramazan-ı Şerifinizi bir kez daha gönülden tebrik ediyorum. Rabbimden Ramazan Ayı’nın hayrını, bereketini ve rahmetini üzerimizden eksik etmemesini diliyorum. Önümüzdeki günler içinde gizli olan ve bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Leyle-i Kadrinizi de şimdiden tebrik ediyorum.

“5 MİLYON YAŞLI VEYA KRONİK HASTALIĞI OLAN VATANDAŞIMIZA EVİNDE HİZMET GÖTÜRDÜK”

Sözlerimin hemen başında cennetin ayaklarının altına serildiği elleri öpülesi tüm annelerimizin anneler gününü bir kez daha tebrik ediyorum. Hayatta pek çok şeyin ikamesi olabilir, ama annenin ikamesi asla mümkün değildir. Bunun için annelerimizin kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Özellikle de onlar hayatta iken gönüllerini hoş tutmalı, dualarını almalı, bizden razı olmalarını sağlamalıyız. Nasıl evlatların yerini daima ebeveynlerinin kalbi ise, anne-babanın yeri de evlatlarının yanıdır.

Koronavirüs salgınında özellikle Batı ülkelerindeki en büyük dramlar maalesef yaşlı bakım evlerinde yaşanmıştır. Türkiye olarak elbette kimsesiz tüm vatandaşlarımız gibi yaşlılarımıza da sahip çıkıyoruz. Kamuya ait huzur evlerinde hayatlarını sürdüren 27 binin üzerindeki yaşlımıza her türlü ihtimamı gösteriyoruz. Sosyal güvencesi olmayan 805 bini aşkın 65 yaş üzeri vatandaşımıza ayda 672 lira yaşlılık maaşı ödemesi yapıyoruz. En düşük emekli maaşını bin 500 liraya çıkartarak yaşlılarımıza ilave bir destek sağladık. Sağlık hizmetlerinden yaşlılarımızı öncelikle yararlandırıyoruz. Evde bakım hizmetleriyle, ihtiyacı olan yaşlılarımızın ihtiyaçlarını evlerinde karşılıyoruz. Salgın hastalık döneminde oluşturduğumuz Vefa Sosyal Destek Grupları vasıtasıyla 5 milyon yaşlı veya kronik hastalığı olan vatandaşımıza evinde hizmet götürdük. Bu vatandaşlarımızın alışveriş ihtiyaçlarından emekli maaşı ödemelerine, maske, kolonya dağıtımına kadar pek çok hizmetleri Vefa Sosyal Destek Grupları tarafından verildi. Öğretmen, imam, polis, bekçi, jandarma başta olmak üzere kamu görevlileri ile gönüllülerden oluşan 146 bin Vefa Sosyal Destek Grubu mensubu kardeşimizin her birine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Ayrıca, AK Parti, MHP, CHP ve diğer partilerden bin 119 belediye de Vefa Sosyal Destek Gruplarına yardımcı olarak bu zor zamanda örnek bir dayanışma sergilediler.

“BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM KAMPANYASIYLA MİLLET OLARAK BU ZOR GÜNLERDE DAYANIŞMAMIZI GÖSTERDİK”

Biz Bize Yeteriz Türkiyem Kampanyasıyla da millet olarak bu zor günlerde dayanışmamızı gösterdik. Kampanyamızda toplanan bağış tutarı yaklaşık 2 milyar lirayı bulmuştur. Ramazan Ayı sonu itibariyle bitecek kampanyamıza bağışlarınızın sürmesini bekliyoruz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla hareket ederken bize Allah’ın emaneti olan her bir canlının ihtiyaçlarını da düşünüyor, gereken tedbirleri alıyoruz. Kırsal kesimdeki tarım ve hayvancılık işleriyle bağlantılı faaliyetlere zaten hiç ara vermemiştik. Hayvanlarını otlatmak için yaylalara çıkanları, arıcılıkla iştigal edenlerin, bahçe ve tarlasını ekip biçenlerin, veterinerlerin, mevsimlik tarım işçilerinin faaliyetlerini kolaylaştırdık. Sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde şehirlerinde yaşayanların da evcil hayvanlarını gezdirebilmelerine ve sokak hayvanlarını besleyebilmelerine imkân sağladık. Sağlık, gıda ve güvenlik başta olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını karşılayarak insanımıza hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

“DÜNYANIN KORONAVİRÜS SALGININI TAMAMEN YENMESİNİN VAKİT ALACAĞI AÇIKÇA ORTADADIR”

Aziz milletim, ülkemizdeki ilk koronavirüs vakasının tespit edildiği 10 Mart tarihinin üzerinden iki ay geçti. Salgının sağlık boyutunu geçip, küresel düzeyde yeniden yapılanma arayışlarının kapılarını araladığı bir süreci yaşıyoruz. Bu küresel salgına karşı 83 milyon hep birlikte verdiğimiz mücadeleyi başarıyla devam ettiriyoruz. Yeni vaka sayımız, ölüm sayımız, yoğun bakımda olan ve solunum cihazına bağlı hasta sayımız giderek azalıyor. Buna mukabil iyileşen hasta sayımız, toplam test sayımız katlanarak artıyor. Kurallara riayet ederek gösterdikleri sabır ve fedakârlık için vatandaşlarımızın her birine şükranlarımı sunuyorum.

Önümüzdeki bu güzel tablo bize salgın sürecindeki bazı kısıtlamaları kontrollü şekilde azaltarak hayatı normale döndürmeye yönelik adımları atmaya başlama imkânı verdi. Ancak geçtiğimiz hafta da ifade ettiğim gibi tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hayatımızı belirli kurallara riayet ederek devam ettirmek zorunda olduğumuz yeni bir döneme girdik. Dünyanın koronavirüs salgınını tamamen yenmesinin vakit alacağı açıkça ortadadır. Türkiye’nin aralarında olduğu bazı ülkeler salgını kontrol altına alırken, bazı ülkeler de salgını tüm hızıyla sürüyor, bazılarında da yeni başlıyor. Bu tablo bize uzunca bir süre hayatımızı maske kullanımı, fiziki mesafeyi koruma ve temizliğe sıkı riayet esasını oluşturduğu yeni düzene göre sürdürmemiz gerektiğine işaret ediyor. Bunun için vatandaşlarımızın hayatı normalleştirme adımlarını kesinlikle 10 Mart öncesine dönüş gibi algılamaması gerekiyor. Salgın döneminde en küçük bir rehavetin nasıl büyük felaketlere yol açabileceğinin dünyada ve ülkemizde pek çok örneği vardır. Ülkemizde bugüne kadar salgın tehdidi sebebiyle 412 yerleşim yerini karantinaya almak zorunda kaldık. Bunlardan 300’ündeki karantina uygulaması sona ererken, 112’sinde devam ediyor. Maske, fiziki mesafe, temizlik şartlarına uyulmadan bir araya gelinen etkinliklerde tek bir enfekte kişi dahi zincirleme olarak yüzlerce, binlerce kişiye hastalık bulaştırabiliyor. Gerçekten zaruri bir işi olmadan dışarı çıkanlar, sokakta ulaşım araçlarında açık ve kapalı mekânlarda gereksiz kalabalıklar oluşturanlar kendi elleriyle virüsü besliyorlar. Hayatımızı uzunca bir süre salgın tehdidine karşı bizi koruyacak tedbirlere göre devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Bu gerçeği ne kadar hızlı kabullenir ve içselleştirirsek mücadelemizi de o derece etkili yürütürüz.

“SOKAKTA, MARKETTE, İŞ YERİNDE, HER YERDE FİZİKİ MESAFEYİ MUTLAKA KORUYACAĞIZ”

Bir kez daha altını çizmek gerekirse, maskesiz olarak asla evin dışına adım atmayacağız. Sokakta, markette, iş yerinde, her yerde fiziki mesafeyi mutlaka koruyacağız. Kalabalık yerlerden olabildiği kadar uzak duracak, hayatımızı sadeleştireceğiz. Ellerimizi sık sık yıkayacağız. Dışarıda işimiz bitip de evimize döndüğümüzde kıyafetlerimiz dâhil daha kapsamlı bir temizlik yaparak hayatımıza devam edeceğiz. Attığımız normalleşme adımlarının işte bu kararlar çerçevesinde değerlendirilmesini istiyorum. Yani tamamen eski günlere geri dönmüyor, sadece salgın şartlarında hayatımızı biraz daha kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Aldığımız tedbirleri özellikle normalleşme adımlarını da gerektiğinde genişletecek, gerektiğinde sınırlandıracak şekilde dinamik bir süreçle yürüteceğiz. Cumhurbaşkanlığımızla ve bakanlıklarımız bünyesinde süren çalışmaları an be an gözden geçirerek eksikleri tamamlıyor, aksaklıkları düzeltiyoruz.

“ÜLKEMİZİ GELİŞTİRMEYE, KALKINDIRMAYA, BÜYÜTMEYE, GÜÇLENDİRMEYE DEVAM ETMEKTE KARARLIYIZ”

Esnafımıza ve çalışanlarımıza ekmeklerini kazanabilecekleri evlerini geçindirebilecekleri şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Sanayicimize, ihracatçımıza, iş dünyamıza çarklarını çevirebileceği alan açmanın gayreti içindeyiz. Bu kapsamda mücbir sebebe dayalı olarak altı ay süreyle ertelediğimiz SSK ve BAĞ-KUR primi ödemelerinin tutarı 40 milyar lirayı buldu. Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimini telafi edilemeyecek bir zarar görmeden sürdürmelerini sağlamak istiyoruz. Salgın sonrası siyasi ve ekonomik bakımdan yeniden şekillenecek küresel sistemde ülkemizi daha avantajlı bir konuma getirmeyi hedefliyoruz. Yeni ihtiyaçlara göre süratle geliştirdiğimiz programlarla Çalışma, Sosyal Güvenlik, Sosyal Hizmetler ve Sosyal Yardımlar başlıkları altında oluşturduğumuz Sosyal Koruma Kalkanını daha da güçlendireceğiz. Sağlıkla ilgili hassasiyetlerimizden asla taviz vermeden milletimizi ve ülkemizi geliştirmeye, kalkındırmaya, büyütmeye, güçlendirmeye devam etmekte kararlıyız.

İşte dün Gayrettepe İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın Tünel Işığı Görme Töreni’ni icra ettik. İnşallah Nisan 2021’de bu hattın havalimanından Kâğıthane’ye kadar kısmını en geç Eylül 2021’de de tamamını hizmete açmayı planlıyoruz. Önceki gün bayrama kadar açılışa hazır gelecek olan Yeşilköy ve Sancaktepe Hastanelerimiz ile Sultan İkinci Abdülhamid’in emaneti olan Hadımköy Doktor İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’nin inşaatını inceledik. İlk etabını 20 Nisan’da açtığımız 2 bin 682 yatak kapasiteli Başakşehir Şehir Hastanemizin ikinci etabını, Japonya Başbakanı Sayın Abe ile birlikte telekonferans iştirakiyle 21 Mayıs’ta hizmete açıyoruz. Hamdolsun ülkemiz bu dönemde her alanda gıptayla takip edilen bir yerde duruyor.

“TÜRKİYE’NİN SALGIN KRİZİNİ YÖNETMEDEKİ BAŞARISI HERKESİN İLGİSİNİ ÇEKMİŞ DURUMDADIR”

Tamamen Türkiye’ye mahsus bir model olan ve bizim hayata geçirdiğimiz genel sağlık sigortası sistemimizin önemini bu süreçte hep birlikte çok daha iyi gördük. Hiçbir sosyal güvencesi olmayanın dahi aylık 88 lira gibi herkesin gücünün yeteceği bir meblağ ile dâhil olabildiği bu sistem pek çok ülke tarafından yakın incelemeye alınmıştır. Yüksek standartlarda hizmet veren kamu sağlık kuruluşlarının yanı sıra, özel sağlık kuruluşlarının da makul katkılarla sisteme dâhil olması ülkemize mahsus bir uygulamadır.

Salgın döneminde en çok ihtiyaç duyulan tedavi yöntemlerini ve ilaçlarıyla 11’i kanser olmak üzere 43 kritik ilacı daha geçtiğimiz günlerde ödeme kapsamına alarak vatandaşlarımızın sağlığını her şeyin üzerinde tuttuğumuzu gösterdik. Bu güzel tablo 2003 yılından beri aşama-aşama hayata geçirdiğimiz sosyal güvenlik reformlarının neticesidir.

Bu vesileyle 11-17 Mayıs Sosyal Güvenlik Kurumu haftası dolasıyla Sosyal Güvenlik Kurumumuzun tüm çalışanlarına gayretleri ve emekleri için teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin salgın krizini yönetmedeki başarısı başta bilim adamları olmak üzere herkesin ilgisini çekmiş durumdadır. İnşallah bu olumlu tablo yakın tarihte ülkemizin sağlık hizmetlerinde dünyanın önde gelen markalarından biri hâline gelmesine katkı sağlayacaktır. Salgınla mücadelede başarıyı, tedbirleri salgın sonrasında da devam ettirerek üretimi ve istihdamı harekete geçirmede tekrarlayacağımıza inanıyorum.

“16, 17, 18, 19 MAYIS TARİHLERİNDE SOKAĞA ÇIKMA SINIRLANDIRMASI UYGULANACAKTIR”

Aziz milletim; normalleşme programı kapsamında Sağlık Bakanlığımız her sektörde bu adımların nasıl hangi aşamalara göre ve ne şekilde atılacağıyla ilgili rehberler hazırladı. Kurumlarımız ve işletmelerimiz faaliyetlerini bu rehberlerdeki esaslara göre yürütecektir. Bu çerçevede dün saat 11.00 ile 15.00 saatleri arasında ülkemizin tamamında 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza sokağa çıkma imkânı verdik. Bu vatandaşlarımızın haftalar sonra kurallara riayet ederek yürüyüş yaptıklarını, güneşlendiklerini, temiz hava aldıklarını görmekten memnuniyet duyduk.

Çarşamba günü yine aynı saatler arasında 0-14 yaş grubu çocuklarımız için benzer bir kolaylığı devreye alıyoruz. Cuma günü de 15-20 yaş grubu arası aynı imkândan faydalanacaktır. Herhangi bir olumsuzluk tespit etmediğimiz takdirde bu uygulamayı önümüzdeki haftalarda da planlıyoruz.

16, 17, 18, 19 Mayıs tarihlerinde yine sokağa çıkma sınırlandırması uygulanacaktır. Sokağa çıkma kısıtlamasının 18-19 Mayıs günlerinde bakkal, market, manav, kasap, fırın, tatlıcı gibi işletmelerin ve online platformların saat 10.00 ile 16.00 arasında hem satış, hem evlere servis için açık olabilmelerine imkân sağlıyoruz.

Yaşlılarımız, 17 Mayıs Pazar günü 11.00 ile 15.00 saatleri arasında sokağa çıkabileceklerdir. 20 yaş altı da 20 Mayıs Çarşamba ve 22 Mayıs Cuma günleri iki grup hâlinde sokağa çıkmayı sürdürecektir.

Geçtiğimiz hafta yedi ilimizdeki şehirlerarası giriş-çıkış sınırlandırmasını sonlandırmıştık. Bu haftaki Kabine Toplantımızda yaptığımız değerlendirmede dokuz ilimiz için daha şehirlerarası giriş-çıkış sınırlandırmasını sona erdirmeyi kararlaştırdık. Bunlar; Adana, Diyarbakır, Mardin, Trabzon, Ordu, Denizli, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Tekirdağ illerimizdir.

Sağlık Bakanlığımızın belirlediği kriterler çerçevesinde berber, kuaför, güzellik salonu gibi işletmeler ile giyim eşyası, ayakkabı, çanta, zücaciye ürünlerinin satıldığı yerler bugün itibariyle faaliyete başladı. Bu işletmelerimizden maske, fiziki mesafe, temizlik şartları başta olmak üzere belirlenen kurallara riayet ederek halkımıza hizmet vermelerini bekliyoruz. Herhangi bir olumsuzluk durumunda sınırlamaları yeniden artırmaya mecbur kalmamak için bu hatırlatmaları sürekli yapma ihtiyacı hissediyoruz.

“MASKE SATIŞINI NORMALLEŞME ADIMLARI ÇERÇEVESİNDE 1 LİRA ÜST SINIRLA SERBEST BIRAKTIK”

Noterlerde nöbetçilik uygulamasını kaldırıp normal çalışma düzenine dönülmesini sağlıyoruz. Bugüne kadar 450 milyon cerrahi maskeyi çeşitli yöntemlerle vatandaşlarımıza ve çalışanlarımıza ulaştırdık. Maske satışını normalleşme adımları çerçevesinde 1 lira üst sınırla serbest bıraktık. Şimdi bez maske ile ilgili yeni bir adım atıyoruz. Yıkanabilir bez maske standartları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, Ticaret Bakanlığımız, Türk Standartlar Enstitüsü, TÜBİTAK ve üreticiler iş birliğiyle belirlendi. Bunlar içinde bir üst fiyat tespit edilerek satışına izin verilecek. Ayrıca, bu ürünlerin ciddi bir ihracat potansiyeli vardır.

Emeklilerimizin bu ayki maaş ödemelerini 15 Mayıs’tan itibaren hesaplarına yatırmaya başlayarak bayrama kadar bitireceğiz. Yükseköğrenim öğrencilerimizin 6 Haziran’da yapılacak burs ve kredi ödemelerini 19 Mayıs’tan başlatıp bayrama kadar tamamlayacağız. Aynı şekilde Mayıs ayı işsizlik sigortası ödemelerini de öne çektik.

Salgın kapsamında hazırladığımız sosyal destek programının ilk iki fazında 4,4 milyon vatandaşımıza biner lira nakit desteği verdik. Özellikle salgın tedbirleri sebebiyle işsiz kalan vatandaşlarımıza yönelik üçüncü faz nakit desteği programında da ödemeler başladı. Bu kapsamdaki ödeme yapılan kişi sayısı da 900 bini buldu. Sadece Ramazan Ayı yardımları için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımıza yarım milyar lirayı aşkın kaynak aktardık.

“MİLLETİMİZE HİZMET YOLUNDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bugün bir müjdeyi de çay üreticilerimize vermek istiyorum. Geçtiğimiz yıl ÇAYKUR yaş çay alımını kilogramı 2 lira 90 kuruştan yapmış, destekleme fiyatıyla bu rakam 3 lira 3 kuruşa yükselmişti. Üreticiden alınan 751 bin ton çay karşılığı 2,2 milyar lira ödeme yapılmıştı. 2020 yılı için yaş çay alım fiyatı 3 lira 27 kuruş olarak belirlenmiştir. Bu rakam 13 kuruşluk desteklemeyle birlikte kilogramda 3 lira 40 kuruşa karşılık gelmektedir. İçişleri Bakanlığımız başka illerde oturup da çay hasadı amacıyla bahçelerine gidecek müstahsiller için e-devlet sisteminde özel bir izin talep bölümü açacaktır. 19 Mayıs gecesi sokağa çıkma kısıtlamasının sona ermesiyle birlikte bu vatandaşlarımız aldıkları bu izinlerle yola çıkabileceklerdir. Gereken tüm tedbirleri alarak bu sürecin en sağlıklı şekilde yürümesini temin edeceğiz. Hasatla beraber yaş çay alımları başlayacaktır, çay üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Ülkemizin en büyük enerji ve sulama projelerinden olan Ilısu Barajı’nın altı türbininden ilkini 19 Mayıs’ta hizmete alacağımızın müjdesini de kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum. Milletimize hizmet yolunda durmadan, dinlenmeden tüm imkânları seferber ederek çalışmaya devam edeceğiz.

“BÜYÜK KRİZ DÖNEMLERİ GÜÇLÜ LİDERLİK, GÜÇLÜ YÖNETİM GEREKTİRİR”

Aziz milletim; dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük kriz dönemleri güçlü liderlik, güçlü yönetim gerektirir. Hamdolsun Türkiye 18 yıldır olduğu gibi bugün de milletin desteğini almış, arkasında tarihimizin en kapsamlı hizmet birikimi olan ülkemizi hedeflerine ulaştırma iradesine sahip bir yönetime sahiptir. 15 Temmuz darbe girişimini milletimizle birlikte akamete uğrattıktan sonra Cumhur İttifakı ile yönetimimizi daha güçlü, daha geniş tabanlı hâle getirdik. Geride bıraktığımız dört yıla yakın sürede Cumhur İttifakı her türlü fitne, iftira, yalan ve tahrik girişimine rağmen Türkiye’nin ve Türk milletinin bekasına sahip çıkma ilkesinden taviz vermeden dimdik ayakta kalmıştır. MHP’li kardeşlerime ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile Cumhur İttifakı’na destek veren tüm kesimlere şükranlarımı sunuyorum. Mesele, ülke ve millet olduğunda diğer her şeyi teferruat olarak gören bir anlayışla Cumhur İttifakı’nı daha da güçlendirmeye kararlıyız. Türkiye’nin maruz kaldığı tüm saldırılara rağmen hedeflerinden şaşmamasından rahatsız olan çevrelerin hiçbir oyunu bu kutlu yürüyüşü bozmaya yetmeyecektir. Sınırlarımıza yönelik tehdit ve tacizleri püskürtmeye, terör örgütlerini ve Türkiye düşmanlığıyla maruf güçleri bizzat yuvalarında bozguna uğratmaya devam edeceğiz. Akdeniz’deki, Kıbrıs’taki, Ege’deki haklarımızı ve çıkarlarımızı korumayı sonuna kadar sürdüreceğiz. Meydanı FETÖ’den PKK’ya, Ermeni ve Rum lobilerinden, Körfez kaynaklı husumet odaklarına kadar şer güçlerin hiçbirine bırakmayacağız. Yurt dışındaki finans kuruluşlarını kullanarak ekonomimizi çökerteceklerini, ayaklarımıza prangalar vuracaklarını, bizi köşeye kıstıracaklarını sananları hüsrana uğratmaya devam edeceğiz. Türkiye yedi yıldır tarihinin en kritik istiklal ve istikbal mücadelesini yürütürken ellerini ovuşturarak ülkemizin dizlerinin üzerine çökmesini ve böylece sıranın kendilerine gelmesine bekleyenlere aradıkları fırsatı vermeyeceğiz.

Demokrasi ve hukuk içinde milletimizden aradıkları desteği bulamayanların, darbeden dış müdahaleye kadar her türlü faşist yönteme sarılmaları beyhudedir. Millî iradeden yetki alarak meşruiyet kazanmak varken, 70 yıldır defalarca denedikleri şekilde kaostan, terörden, krizden, darbeden, cuntadan, müdahaleden medet umanlara boşuna beklediklerini bir kez daha göstereceğiz. Türkiye’nin terörle mücadelesinin başarısız olduğunu, ekonomisinin çöktüğünü, diplomasinin çuvalladığını, salgının tırmandığını görmek için âdeta yanıp tutuşanlara o duyguyu yaşatmayacağız. Bizim hesaplaşma usulümüz hukuk, hesaplaşma yerimiz sandıktır. 2023 seçimlerinde millî iradenin arkasından dolanmaya çalışanlar bir kez daha milletimizden hak ettikleri cevabı alacaklardır.

“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ 10 ÜLKESİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRME HEDEFİMİZE ULAŞMAKTA KARARLIYIZ”

Cumhur İttifakı olarak 2023 yılına kadar ülkemizi her alanda bölgesinin ve dünyanın lideri yapacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş 10 ülkesinden biri hâline getirme hedefimize ulaşmakta kararlıyız. Koronavirüs salgını sonrası yeniden oluşacak küresel yönetim sisteminde Türkiye inşallah hak ettiği yeri alacaktır. Bunun için tek yapmamız gereken birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılmak ve çok çalışmaktır. Geçmişte uzun yıllar boyunca ülkemizin enerjisini ideolojik, etnik, mezhebi, meşrebi ayrışmalarla heba edenlere artık bu fırsatı vermeyeceğiz. Ekonomimize ve ekonomi yönetimimize kurulan tuzakların özellikle gerisindeki sinsi amaçların gayet iyi farkındayız. Merhum Arif’in dediği gibi, 83 milyon yürek toplu olarak vurduğunda bu gücün önünde duracak hiçbir engel tanımıyoruz. Milletimizi köken ve inanç, hatta cinsiyet ayrımı üzerinden bölge gayretlerinin hız kazanması, iki asırlık bir oyunun yeniden tedavüle sokulma çabasından ibarettir. Millî iradenin en üst düzeyde tecellisine imkân sağlayan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne yönelik saldırıları da aynı kapsamda görüyoruz. Suriye ve Libya’da yaşanan gelişmelerde ülkemizi istedikleri gibi yıpratamayanların giderek sıklaşan bir şekilde ekonomi silahına başvurmalarının gerisinde de benzer bir gaye vardır. Milletimizle birlikte bunca mücadeleyi nasıl başarıyla sonuçlandırdıysak, bi iznillah istiklal ve istikbal davamız ile salgın tehdidinin de üstesinden aynı şekilde geleceğiz.

Bu duygularla bir kez daha sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. 12 Mayıs Hemşireler Günü vesilesiyle salgın sürecinde canla, başla çalışan tüm sağlıkçılarımıza şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Kalın sağlıcakla.”

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

HABER BURADA

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte, adaletin işleyişindeki eksiklerin giderilmesi olduğunun farkındayız. Ülkemizi aydınlık yarınlara ancak adalet sistemimizin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle taşıyabiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, bugün komşu ve kardeş ülke İran’dan üzüntü verici bir haber aldıklarını ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazasında vefat ettiklerini öğrendiklerini belirtti.

Merhum İran Cumhurbaşkanı Reisi’ye ve kazada hayatını kaybeden İran Dışişleri Bakanı ile diğer yetkililere Allah’tan rahmet niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu elim kazadan duyduğumuz derin teessürü burada öncelikle ifade etmek istiyorum. Şahsım, ülkem ve milletim adına İran halkına başsağlığı diliyorum. Kaza haberini aldıktan sonra süratle İran makamlarıyla irtibata geçerek tüm imkânlarımızla arama, kurtarma çalışmalarına katkı vermeye hazır olduğumuzu ilan ettik. Akıncı insansız hava aracımız ile gece görüş kabiliyeti olan Cougar tipi helikopteri bölgeye sevk ettik. Arama kurtarma ekiplerimiz de İranlı kardeşlerimize yardımcı olmak üzere bölgeye intikal etmek suretiyle hemen yola çıktılar. Helikopterin enkazının tespiti yapıldıktan ve vefat edenlerin naaşlarına ulaşıldıktan sonra ekiplerimiz geri döndü.”

“BU ZOR GÜNLERİNDE DOST VE KARDEŞ İRAN HALKININ YANINDA OLACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum İran Cumhurbaşkanı Reis’yi 24 Ocak’ta, Ankara’da resmî ziyaret kapsamında misafir ettiğini, bunun dışında farklı vesilelerle de bir araya geldiklerini anımsattı.

Gerek ikili ilişkiler gerekse bölgeyi ilgilendiren konularda İran Cumhurbaşkanı Reis’i ile çok yakın diyalog içinde olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Görevde bulunduğu sürede İran halkının ve bölgemizin huzuru için verdiği samimi çabalara bizzat şahitlik ettim. Aynı şekilde İran Dışişleri Bakanı merhum Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Türkiye ile ilişkileri döneminde başarılı bir diplomat olduğunu gördük. Kendilerini şükranla ve hürmetle yâd ediyoruz. İranlı kardeşlerimizin bu süreci kadim ve güçlü devlet geleneklerine uygun şekilde suhuletle yöneteceklerine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak biz de her zaman olduğu gibi bu zor günlerinde dost ve kardeş İran halkının yanında olacağız. Bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’nin dinî lideri Sayın Ali Hamaney başta olmak üzere dost İran halkına, hükûmetine, merhumların acılı ailelerine en derin taziyelerimi iletiyorum.”

“GENÇ KARDEŞLERİMİZİN, GİTTİKLERİ YERLERDE ADALET SANCAĞINI YÜCELTECEKLERİNE İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 26. dönem yanında, farklı dönem adli ve idari yargılarının bir kısmının kurasını çekeceklerini ifade etti.

Kura töreni ile bin 44 hâkim ve cumhuriyet savcısını, ülkenin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Kendilerine yeni görev yerlerinde başarılar diliyorum. Hâkim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle, 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin, inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. Biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle, hâkim, savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. Kaliteli insan kaynağı, kamu ve özel sektör fark etmeksizin hayatın her alanında sistemin başarısının temel unsurudur. Adalet sisteminin kusursuz işlemesinin de öncelikli şartı, nitelikli yetişmiş ve yeterli personeldir. Bu anlayışla, adalet hizmetlerinin standardını yükseltme yolunda bugüne dek attığımız adımların en başında personel sayımızın arttırılması vardır.”

İktidara geldiklerinde 9 bin 349 olan hâkim, savcı sayısını 2,5 kattan fazla arttırmak suretiyle mahkemelerin yükünü hafiflettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yardımcı personel sayımız 26 bin 274’ten 96 bin 650’ye, ceza infaz kurumlarındaki görevli sayısı ise 25 bin 407’den 83 bine çıktı. Adalet teşkilatımızın personel sayısı, 2002 yılında göreve geldiğimizde 61 bin iken bugün bu rakam 204 bini buldu. Personelin yanı sıra mahkeme sayısı, bina, teknoloji ve diğer alanlarda da adalet camiamıza güçlü destek verdik. Yani merdiven altı sistemden bugünkü fiziki koşullara ulaştık. Mahkeme sayısı adli yargıda yüzde 99, idari yargıda yüzde 51 oranında arttı” diye konuştu.

“ADALET SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİNİ HIZLANDIRAN TARİHÎ REFORMLARA İMZA ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararlarındaki hataları en aza indirme ve temyizdeki yığılmayı önlemek amacıyla istinaf mahkemelerini kurduklarını dile getirdi.

Bölge adliye mahkemelerini 15 yerde, bölge idare mahkemelerini dokuz yerde faaliyete geçirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Adalet kurumlarının modern ve fonksiyonel mekânlara sahip olmasına hassasiyet gösterdik. İnşa ettiğimiz 284 adalet hizmet binasıyla hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza yakışır modern çalışma imkânları sunduk. Bina ve kadro haricinde, hayata geçirdiğimiz kanuni düzenlemelerle hukuk devletini güçlendirdik, yargının tarafsız ve bağımsız hareket edebilmesinin yasal ve anayasal altyapısını oluşturduk. Hukuk sistemimize sirayet etmiş, adaletin tecellisi önünde engel teşkil eden vesayet araçlarını tek tek ortadan kaldırdık. Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına, hedef süreden elektronik devlet uygulamalarına, adli tıptan bilirkişiliğe, lekelenmeme hakkından arabuluculuk müessesesine, tutukluluk şartlarından ifade özgürlüğünün genişletilmesine, hâsılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran, adalet sisteminin işleyişini hızlandıran tarihî reformlara imza attık. Güven veren ve erişilebilir bir adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, medeniyetin temel direğinin adalet olduğunu söyledi.

“GÜVENİLİR VE SERİ BİR ŞEKİLDE TECELLİ EDEN ADALET HUZURUMUZUN GÜVENCESİDİR”

Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de, “Bir memleketin bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir, biri ihtiyatlılık, biri kanun. Bunlar esastır” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’nun manevi mimarlarından mütefekkir ve mürşit Hazreti Mevlana Hazretleri de aynı şekilde adalet mefhumuna büyük önem vermiştir. Mesnevi’nin özünü adalet, hukuk ve zulüm kavramları oluşturur desek hatalı bir genelleme yapmış olmayız” diye konuştu.

Hazreti Mevlana’nın, adaleti “Adalet her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır, külah da başa aittir. Her şey yerinde güzeldir. Ormanda fakat zincire vurulmuş bir aslan, kum üstünde çırpınan bir balık, mahmur bir hâlde ötemeyen bülbül tabii özelliklerini kaybetmiştir” şeklinde tarif ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’in de “Adalet, hakkı yerine koymaktır” diyerek aynı hakikati ifade ettiğini dile getirdi.

Fikir ve gönül dünyasının önderlerinin sözlerine, eserlerine ve tavsiyelerine bakıldığında, adaletin genellikle bu minvalde tanımlandığının görüldüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Mağdur ve masum ile zalim ve mücrimi, olması gereken yerlere koymanın adı adalettir. Halkımızın tabiriyle ‘adalet suçlunun hapiste, masumun dışarıda olmasıdır’. Suçun cezasız kalmadığı duygusunu toplumda yerleştirdiğimiz ölçüde adaleti tesis etmiş yani hakkı yerine koymuş oluruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnsanlar arasında cezasızlık algısının yaygınlaşması ise adalete güveni sarsacak, toplumsal barışı dinamitleyecektir. Bu bakımdan güvenilir ve seri bir şekilde tecelli eden adalet, millet olarak birliğimizin, beraberliğimizin, huzurumuzun güvencesidir. Şunu çok net ifade etmek isterim, her mahkeme kararı sonrasında ‘hak yerini buldu’ anlayışı ne kadar güçlenirse toplum da kendini o derece emniyette hisseder. Özellikle bizim gibi yakın siyasi tarihinde adaletsizliklere tanık olmuş bir millet için hakkın yerini bulmasının önemi tartışma götürmez. Bu gerçeğe, darbe ve terör davaları gibi kritik başlıklara, bir fiil şahitlik ettik. Millî iradeyi güçlendirme mücadelemizde ülkemizdeki darbe geleneğiyle de hesaplaştık. Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti iktidarı döneminde, Cumhuriyet tarihinde ilk defa millî iradeye kasteden darbecilerin yargılandığını, geç de olsa hak ettikleri cezaları aldıklarını hatırlattı.

“MİLLETİN MUAZZEZ İRADESİNE KİMSENİN GÖLGE DÜŞÜRMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Darbeden 60 sene sonra kurdukları bir komisyon vasıtasıyla, 27 Mayıs mağdurlarının zararlarını tazmin ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanların, milletin vicdanıyla birlikte bağımsız Türk mahkemeleri tarafından da mahkûm edildiğini anımsattı.

Darbe suçunun asla cezasız kalmayacağının böylece anlaşılmış olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir. Milletin namuslarını emanet ettiği silahları, o silahların asıl sahiplerine doğrultanlar, ihanetlerinin hesabını hukuk önünde verdiler. 253 insanımızı şehit edenler Allah’ın izniyle gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla ve asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Milletin kendilerine vermediği yetkiyi silah gücüyle, fezlekelerle veya diğer kanun dışı yollarla gasbetmeye yeltenenler, bundan sonra da adaletin pençesinden kurtulamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın bekasına, devletimizin bütünlüğüne, milletimizin birlik ve dirliğine, millî iradenin egemenliğine, vatandaşlarımızın huzuruna, refahına ve özgürlüklerine kim kastederse dün olduğu gibi karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Görevi huzuru sağlamak olanların darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediği ve tereyağından kıl çeker gibi darbe yapmakla övündüğü günler artık geride kalmış, eski Türkiye’de kalmıştır. Antidemokratik veya gayrimeşru yollara tevessül edenlerin Türkiye’de varacağı tek yer mahkeme salonlarında hukuka hesap vermek olacaktır” diye ekledi.

“6-8 EKİM OLAYLARINI KİMSE MAZUR VE MEŞRU GÖSTEREMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili birkaç gün önce açıklanan mahkeme kararlarını da bu bakış açısıyla değerlendirdiklerini aktardı.

6-8 Ekim olaylarının asla bir protesto gösterisi olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Suriye’deki gelişmeleri bahane eden bölücü örgüt unsurları doğrudan devletimizin bekasını hedef alan bir isyan girişiminde bulunmuştur. Bu isyan girişiminde 37 insanımız, şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Ülkemizin 35 ili, 96 ilçesi ve 131 yerleşim biriminde sokaklar, dükkânlar, okullar ateşe verilmiş, masumların kanı akıtılmıştır. Bölücü canilerin katlettiği insanlar arasında ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtan 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları da vardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “6-8 Ekim olaylarını kışkırtanlar, yönlendirenler, azmettirenler milletimize böyle bir acıyı yaşatanlar bellidir. Hukuk elbette bunlardan hesap sormak zorundadır. ‘Siyasi dava’ denilerek terör kalkışmasının aklanmaya çalışılması her şeyden önce hukuka ve demokrasiye hakarettir. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Mahkeme kararıyla ilgili haddi aşan yorumları tasvip etmiyoruz. Karar, kayıplarının acısıyla son 10 yıldır Kerbela’ya dönmüş yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı yeniden güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz. Sokakları kan gölüne çevirerek, bu ülkede siyaset yapılmayacağını artık herkesin anlamasını ümit ediyoruz.”

“ADALETE GÜVENİ NE KADAR SAĞLAM TESİS EDERSEK EKONOMİ VE DEMOKRASİDE O DERECE HIZLI MESAFE ALIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk devleti ilkesinin yaşatılabilmesi için yargının her türlü taassuptan, hizipleşmeden azade tutulmasının şart olduğunu vurgulayarak, “Siyasi ve ideolojik kamplaşmaların adalet sisteminde yol açtığı tahribatları, özellikle tecrübelerimizle çok iyi biliyoruz. Bunların tekrarına izin vermeyeceğiz. Yargımızın tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruması ilk ve öncelikli şarttır. Şunu bir kere daha kabul etmemiz lazım. Adalete güveni ne kadar sağlam tesis edersek ekonomi ve demokraside o derece hızlı mesafe alırız” dedi.

Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte adaletin işleyişindeki eksikliklerin giderilmesi olduğunun farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasının, ancak adalet sisteminin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle mümkün olacağına işaret etti.

“ADALET VE HUKUK ALANINDAKİ REFORM İRADESİNİN GÜÇLÜ OLMASINI KRİTİK ÖNEMDE GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hususta da yaşanan ve yaşanacak sıkıntıların bizi yavaşlatacağını, hedeflerimiz ile aramıza gireceğini asla göz ardı etmiyoruz. Adalet ve hukuk alanındaki reform iradesinin güçlü olmasını bu bakımdan kritik önemde görüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalet sisteminin şeffaflaştırılması, hesap verebilirliğin artırılması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tahkim edilmesi için bundan sonra da yeni adımlar atmayı sürdüreceklerini kaydederek, siyaset kurumunun bütün paydaşlarını bu doğrultuda yürütülen çabalara destek olmaya çağırdı.

Mesleğe kabul edilen ve kura töreniyle görev yerleri belli olacak hâkim ve savcılara başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradaki her bir genç arkadaşımın meslek hayatı boyunca üzerindeki cübbenin, vatandaşın adalete ve hukuk devletine olan itimadını temsil ettiğinin şuuruyla hareket edeceğine yürekten inanıyorum. Ülkemize ve milletimize yapacağınız hizmetlerden dolayı şimdiden sizlere teşekkür ediyorum” sözlerini sarf etti.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, butona basarak bin 44 hâkim ve savcının atama kuralarını başlattı.

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge