Connect with us

Dünya

İyi ki varsınız | Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV, 360 ve tv4 ortak yayınına katıldı

24 TV, 360 ve tv4 ortak yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen canlı yayında, Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV, 360 ve tv4 ortak canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin “Yaraların sarılmasında hangi aşamadayız, son durumu paylaşır mısınız?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem nedeniyle 50 bini aşkın vatandaşın hayatını kaybettiğini, yaralılar olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vefatlara malum bizim dinimizde şehadet var. Şehadet makamında sevgililer sevgilisi Peygamber’imizin şefaati var” ifadesini kullandı.

Attıkları adımlar ve verdikleri sözler olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, süratle enkazların kaldırılacağını söylediklerini ve bunu büyük oranda başardıklarını kaydetti.

“KÖY EVLERİNİN BİR KISMINI BAYRAMA YETİŞTİRMENİN GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bakanların, valilerin, belediye başkanlarının, tüm kamu kurumlarının 11 ilde çok yoğun çalışma içinde olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “7/24 diyebilirim, böyle bir çalışma. Enkazlar kaldırılıyor. Ortalama diyebilirim yüzde 50’nin üzerinde enkazlar kaldırıldı ve bu enkazların kaldırılmasıyla birlikte zemin etütleri bir taraftan yapılıyor ve bu zemin etütlerinin yapıldığı yerlerin ötesinde yeni bir adım atıldı. Bakanımın da verdiği söze dayanarak söylüyorum, bu köy evleri dediğimiz evlerin bir kısmını inşallah bayrama yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Tabii bu köy evlerinin özelliği tek kat, tek kat olmanın dışında bazı yerlerde tek katın altında ahırı ki buradan yani sütünü, peynirini, vesairesini yapsın, kendine verilen hayvanlarla küçükbaş, büyükbaş, bunlarla geçimini temin etsin diye böyle bir adım atıldı ve bunlar süratle devam ediyor.”

Bunun dışında da “Bana bir yıl müsaade edin” dediği kalıcı konutlar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıkları planlamaya göre ilk etapta çadırlarla bütün depremzedelere ulaştıklarını, ikinci etapta gerek Katar’dan gelen konteynerler gerek Türkiye’de inşa edilenlerle konteyner kentler kurduklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmediklerini, prefabrik konutlar yaptıklarını dile getirdi. Özellikle İslahiye, Nurdağı gibi alanlarda kuaföründen, alışveriş yapılan yerlerine kadar tüm ihtiyaçların görüldüğü âdeta yeni şehirler oluşturulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buralarda prefabrik konutları inşa eden müteahhit firmaları kutladı.

İslahiye ve Nurdağı’nı tekrar ziyaret ettiğini ve buradaki çalışmaları görünce Allah’a hamdettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm imkânları seferber ettiklerini söyledi.

“HAYATI SÜRATLE NORMALLEŞTİRMEK İÇİN İNSANLARIMIZIN TEMEL İHTİYAÇLARINI EKSİKSİZ ŞEKİLDE KARŞILAMAMIZ GEREKİYOR”

Bölgeye NATO’nun gönderdiği çadırların çok çok farklılık arz ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar hakikaten alışılmış çadırlardan değil. İçindeki bütün klimatik sistemlere varıncaya kadar var” dedi.

Bunlardan 400-420 bin kişilik talep ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in gönderdiği çadırların da benzer sistemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Onlarla da görüşmeleri sürdürüyoruz. İnşallah bundan sonraki dönemde, seçimden sonra özellikle gerek Kızılay gerek AFAD bunların bu modellerini, projelerini alıp bunları inşallah ülkemizde üretelim istiyorum. Nasıl ki prefabriklerde başardık, konteynerlerde nasıl başardıysak, çadır sisteminde de inşallah buna girelim istiyorum. Çünkü hayatı süratle normalleştirmek için insanlarımızın temel ihtiyaçlarını eksiksiz şekilde karşılamamız gerekiyor. Bunların içerisinde barınma önemli yer teşkil ediyor, beslenme önemli yer teşkil ediyor.”

“DEPREMZEDELERİMİZİ YURTLARIMIZDA MİSAFİR EDELİM İSTEDİK”

Attıkları en önemli adımlardan birinin de kabul edenleri komşu illerde, Ankara, İstanbul gibi illerdeki Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında misafir etmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu yurtlarımızda da rahatlıkla yeme, içme, beslenme, banyo vesaire her şeyimiz çok lüks çünkü. Bizim yurtlar gerçekten böyle. Onun için de ne yaptık, bir ara karar aldık, bu ara kararla da dedik ki on-line sisteme geçelim ve on-line sisteme geçmek suretiyle de yurtlarımızı şöyle ferahlatalım, boşaltalım ve depremzedelerimizi bu yurtlarımızda misafir edelim istedik ve şimdi gittiğim iftarlarda, bu yurtlarda yaptığımız iftarlarda bakıyorum depremzedelerimiz bazılarının tabii gözleri yaşlı ama diyorlar ki ‘Biz yine memleketimize gidelim. Kahramanmaraş’a gidelim, Hatay’ımıza gidelim.’ Bazı şikâyetleri de yok değil, var. Nedir o? Kiralar. Oralarda çok yüksek olduğundan şikâyet ediyorlar. Biz de diyoruz ki bunların üzerine üzerine gideceğiz, bu yüksek kira uygulamasını yapanlara da bunun hesabını yargı vasıtasıyla soracağız diyoruz. Ve şu an itibarıyla bu yurtlarda kalanlar yurtlardaki durumdan çok çok memnunlar ve ‘devletimiz bizi açıkta bırakmadı’ diyorlar.”

Depremlerin ardından evlerinin hasarlı çıkması durumunda ev bulamayacağı endişesiyle hasar tespiti yaptırmayanlar olduğu hatırlatılarak, buna ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetkinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlığımız diyor ki ‘Bu binaya girilmez.’ Ben de vatandaşıma diyorum ki ‘Bakanlığım böyle dediyse sakın buralara girmeyin.’ Hatta ‘Eşyalarımı alacağım.’ Sakın, çünkü burası şu anda az veya orta hasarlı, buraya girilmez. Allah göstermesin çöktü, bunun hesabını nasıl veririz? Veremeyiz” ifadelerini kullandı.

Hasarlı konutlarda kalan eşyalar için hak sahiplerine yenisini taahhüt ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim için şu anda önemli olan can. Bu konuyla ilgili olarak da hangi ili istersen o ildeki yurtlarımız sizler için misafirhanedir ve bu yurtlarımız gayet lüks, kalite, yeme, içme gibi her şey var. Giyecek vesaire evinde kalanlara, her şeyini temin ederiz. Yeter ki bizi bu noktada bir düşünce riskine sokmayın” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentsel dönüşümle ilgili de vatandaşlara söz verdiklerini ve bu sözü yerine getirdiklerinde onları tekrar yerlerine alacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ama bizi ne olur böyle bir riskin içine atmayın. Daha önce de anlattım. Özellikle de kendi oturduğum bölgede, Üsküdar’da bir cuma namazı çıkışında vatandaşlar toplandı. Vatandaşlara dedim ki ‘Sizden bir ricam var, gelin bu kentsel dönüşümde bize yardımcı olun, evlerinizi boşaltın, kiraya çıkın. Kiranızı biz ödeyelim. Bu binaları biz bir an önce yıkalım ve yerine çok daha güzel binalar yapmak suretiyle sizi bu binalara yerleştirelim.’ Kabul edenler de oldu etmeyenlerde. Kabul edenlerin binalarını yıktık, yaptık. Hatta Çamlıca Camii’nin hemen alt kesimindeki bölgede Küplüce, Ferah Mahallesinde başladık. Geçenlerde önümü kestiler, dediler ki ‘Başkanım biz yanlış yaptık, evimizin yıkılmasına fırsat vermedik ama şimdi gördük ki buralar bambaşka oldu. Ne olur bizimkileri de yıkın.’ Çünkü fiyatlar bire beş, bire on arttı. Dedim, ‘Talimatı vereceğim ama tekrar yanlış yapmayalım.’ ‘Yok, bu işin önüne geçeceğiz ve size her türlü bu konuda desteği vereceğiz söz.’ dediler. Şimdi baktım ki vinçler gelmiş, işe başlamışlar.”

Küplüce ve Ferah Mahallesi ile Çamlıca’nın alt taraflarında yoğun inşaat çalışmaları olduğunu, yeni ve farklı bir semt meydana geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet-millet kaynaşması olduktan sonra buralarda kentsel dönüşüm anlamında farklı bir dönüşüm yapılıyor. Hani muhalefet CHP olsun, diğer yandaşları olsun, onlar da buna ‘rantsal dönüşüm’ diyorlar. Doğru, biz yapıyoruz, yaptıktan sonra benim vatandaşım buradan rant elde edecekse buyursun etsin. Devlet olarak bu sosyal menfaate de ‘eyvallah’ deriz” diye konuştu.

“20-25 KAT, BU TÜR BİNALARA ARTIK FIRSAT VEREMEYİZ”

İstanbul’da eski konutlardan dolayı belli semtlerde kiraların ve ev fiyatlarının düşmeye başladığı, yeni yerleşim yerlerinde de yapılacak konutlara “TOKİ standardı” getirilmesinin mümkün olup olmadığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Bu o bölgelerdeki belediyelerin birinci derecede sorumluluğu ama şimdi buna, Allah nasip eder de şu seçimi hayırlısıyla bir atlatalım, bundan sonraki dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla yeni yasal düzenlemeler yaparak yerel yönetimlerle merkezi yönetimin bir görev dağılımına gitmesi şart. Çünkü bu görev dağılımına gitmedikten sonra yerel yönetimlerde bakıyorsunuz farklı yaklaşımlar meydana geliyor. Bir de bu mimar ve mühendisler odasıyla ilgili atacağımız adım vardı. Çünkü bunlardaki, ellerindeki yetkiler maalesef birçok yerde olumsuz şekilde kullanılıyor. Ona da fırsat vermeyi istemiyoruz, istiyoruz ki belediye ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı burada yük paylaşımı yapsın ve bu tür yanlışlıklara fırsat vermesin.”

TOKİ inşaatlarında zemin etüt çalışmalarının dikkat çeken özellik olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Özellikle bu zemin etüt çalışmaları bitmeden hiçbir proje başlayamaz. Öyle şeyler var ki, belediye sulak zeminlerde inşaata müsaade ediyor. Olmaz böyle bir şey. İşte Hatay’a baktığımız zaman bunu görüyoruz. Meşhur Amik Ovası’nın yumuşak zemini, sulak zemini fay hattıyla bütünleşiyorsa işte oralarda bütün evler yıkıldı. Ama şimdi burada, özellikle birinci derecede sağlam zeminler, fay hattına uzaklık ve uygun kat yüksekliğiyle birlikte her zaman söylüyorum, zemin artı 3, bilemedin 4, bilemedin 5 ama öyle dikey mimariyle, yani böyle 20-25 kat, bu tür binalara artık fırsat veremeyiz, vermemeliyiz, olmamalı. Eğer bunu başarabilirsek inanıyorum ki biz hem hafif malzemelerle birlikte bu inşaatlarda, yani TOKİ projelerinde uyguladığımızı uygular ve çok daha rahat bir şekilde hem hızla netice almak hem de bu hafif malzemelerle birlikte bu inşaatlarımızı bitirmek bizi çok daha rahatlatacaktır.”

“BENİM HALKIM BUNLARA ÇOK DEĞER VERİR”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seccadeye ayakkabı ile basmasına ilişkin görüntülerin sorulduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan, seccadenin üzerine ayakkabıyla basılıp basılmayacağı konusunun bilgi, ilim, irfan, hikmet işi ve adap meselesi olduğunu belirtti.

“Farkında olmuş olmamış, bu bizi çok da ilgilendirmiyor, o kendi edebi, adabıdır. Bana göre çok da önem vermem ama benim halkım bunlara çok önem verir, çok değer verir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültürde ve medeniyette seccadenin bir halı parçası, başörtüsünün de bir bez parçası olmadığını, bir değer olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kalkıp da eğer başörtüsüne ‘bir bez parçası’ diye yaklaşırsan… Bunu diyen kim? Bay bay Kemal. Bizim değerler silsilesi içerisinde başörtüsünün yeri bir değer ifadesiyle, bir kutsalımızdır, mahremiyetin ifadesidir. Bu mahremiyetin ifadesini sen kalkıp da ‘bir bez parçası’ diye kullanamazsın. Aynı şekilde buna bu şekilde diyen Kur’an-ı Kerim için de ‘kâğıt parçası’ der. Bunlar bunu der mi, der. Çünkü yaklaşım tarzları bu. Aynı şekilde yine cami bir taş ve tuğla parçası, ekmek hamur parçası değildir. Her şeyin ötesinde bizim için bunların ayrı ayrı anlamının, değerinin olmasına baktığımız zaman en önemli değer burada nedir? İnsandır.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Cennet, kadınların ayakları altındadır” dediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun hadisi bile yanlış söylediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları sana kim öğrettiyse doğru öğren. Bu hadisin aslı, ‘Cennet, annelerin ayakları altındadır.’ Burada böyle bir fark var” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Hakk geldi, batıl zail oldu” ayetini eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın sözü olarak aktarmasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, Erbakan Hocamıza ait bir söz değil, bu bir ayet. Ayet mi, hadis mi, bunları da sana kim akıl hocalığı yapıyorsa yanlış yapmışlar, bunu da bilmiyorlar. Bunların hepsini yerli yerine oturtmak gerekiyor. Eğer yerli yerine oturtmazsa Erbakan Hocamıza da saygısızlık yapmış olursun, ayete de saygısızlık yapmış olursun. Bunlar tabii büyük önem arz ediyor. Onun için manevi değerlere hassasiyeti olmayanın seccadede de gözü olmaz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair Necip Fazıl Kısakürek’in “Yalnız seccademin yönünde şefkat/Beni kimsecikler okşamaz madem/Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.” dizelerini aktararak, “Bu, özellikle Zindandan Mehmed’e Mektup’un içerisindeki o mısralardı. Bizi tabii en çok duygulandıran mısralardı. Bunun için diyorum ki, vatandaşlarım bu fotoğrafları iyice belleğine kazısın. Bu, CHP zihniyetinin ne olduğunu gayet net ortaya koyan bir fotoğraf. İnanıyorum ki bu fotoğrafların yayınlanmasından sonra seccadenin de kıymeti artmaya başlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ ADINA ÜZÜLÜYORUZ”

“Sadece PKK’nın değil, FETÖ’nün de hedefindesiniz öteden beri. Ama şimdi seçim sathına girdiğimiz andan beri örneklerini de gördük, PKK’lı hanım, ‘demokratik güç birliği’ diyerek Millet İttifakı’nın desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bu yönde pek çok mesaj var. Sizce ne umuyorlar, ne bekliyorlar? Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kadar cesurca bu ifadeleri kullananların beklediklerinin, seçimi kazandıktan sonra yargıda kendilerine göre reformlar yapmak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Diyorlar ki, ‘Biz, öyle bir güçle geleceğiz ki bu Anayasa’yı da rahatlıkla değiştirebilecek bir güce sahip olacağız ve Anayasa’yı da değiştirebilecek bir güce sahip olacağımıza göre biz daha önce Öcalan’la ilgili verilmiş olan kararları da bir kenara koyarız, öbür tarafta Edirne’dekinin aldığı cezayı da bir kenara koyarız ve bunun dışında ne kadar terörist varsa bu teröristlerin de hepsini rahatlıkla cezaevlerinden çıkartır ve ondan sonra da size verdiğimiz o yalan yanlış sözleri de yerine getirmiş oluruz.”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Diyarbakır’da attığı adımla 51 vatandaşın ölümüne neden olmasının şu anda Kürt vatandaşların gözünden kaçtığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada öldürülenler Kürt’tü ve onların içerisinde Yasin Börü yavrumuz Kürt’tü ve bunları sürükleyerek öldürdüler. Daha sonra da ne oldu? Selo içeri girdi. Aldığı ceza ortada. Şu anda tabii bir tutuklu sürecini belki yaşıyor, o ayrı mesele. Ama nereden bakarsan bak, yaklaşık beş yıla mahkûm oldu. Ama ne kadar cesurane, bay bay Kemal, ‘Bunları çıkartacağız’ diyor. ‘Ne yaptı?’ diyor. Daha ne yapacak? Bu ülkenin yargısı onunla ilgili böyle bir cezayı verdi. Apo ile ilgili verilmiş olan ceza var, bu cezaları biz vermedik, yargı verdi. Bizim öyle bir yetkimiz de yok zaten. Verilmiş olan bu cezaya rağmen Sayın Kılıçdaroğlu nasıl, hangi cesaretle bunları konuşabiliyor? Sen nasıl olur da bir yargı devletinde bu şekilde konuşabilirsin? Bütün bunlar ortadayken şimdi bizim kalkıp bu tartışmaları yapmamıza aslında hiç gerek var mıydı? Yoktu. Ama işte şimdi yargıyı hiçe sayıp, verilmiş olan buradaki cezalarla ilgili bunları konuşuyor. 14 Mayıs’ta bunlar tabii beklediklerini bulamayacaklar.”

14 Mayıs’ta gerçek yargı olarak milletin son sözü söyleyeceğini, gerekli kararı vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ondan sonraki süreçte de inşallah adalet tecelli ederek yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugüne kadar herhangi bir CHP yöneticisinin çıkıp da PKK’yı, YPG’yi, HDP’yi eleştirdiğini gördünüz mü? Hayır. Ya da bunların bölücü emelleri ve insanımızın arasına düşmanlık sokmaya çalışan zehirli dili konusunda eleştirdiklerini gördünüz mü? Hayır. HDP’liler çıkıp bunlara ağır hakaretler ettiklerinde, ‘Bu koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz’ diyerek aşağıladıklarında bunlara karşı herhangi bir seslerinin çıktığını duydunuz mu? Hayır. Aynı durum FETÖ için de geçerli. Niye? Çünkü bunların hepsinin de ipi aynen… Hadi FETÖ ile PKK’nın aynı projenin farklı yüzleri olduğunu biliyoruz. CHP’nin de bir süredir yaşadığı dönüşümle bu projeye gönüllü yazıldığını da anlıyoruz. Peki, o masanın etrafında oturan diğerleri, nasıl böyle bir tabloyu içlerine sindirebiliyor, işte onu anlamakta zorlanıyorum. Daha doğrusu ülkemiz ve milletimiz adına üzülüyoruz. Dolayısıyla sorunuzun cevabı da zaten açıkça ortada. Bay bay Kemal’in HDP’den alacağı destek karşılığında yapacağı iş, bu ülkeyi ve milleti terör örgütünün ve onun siyasi uzantılarının ajandasının rotasına sokmaktır. Partisine gidip ziyaret edemedi bay bay Kemal. Nereye gitti? Meclis’teki odalarında ziyaret etti ve burada kapalı kapılar arkasında ne konuşulduğu çok önemli.”

“MİLLETİM NE PKK’NIN PEŞİNE DÜŞENLERE NE SAPKIN AKIMLARIN HAMİLİĞİNE SOYUNANLARA BU ÜLKEYİ EMANET ETMEZ”

“Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş cezaevinden sağa sola tehditler savuruyor. En son tehdidi de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a yönelikti. Bu tehdit dilini nasıl yorumlarsınız?” şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demirtaş, aslında hüküm giymesi gerekenden, daha henüz hükmü almadı. Sadece şu anda tutuklu olarak, buna ağır tutuklu diyebiliriz, işte 4 yıl 8 ay gibi bir süreci yaşıyor. Asıl hüküm giydiğinde, o zaman bunları konuşamayacaklar” cevabını verdi.

Şu anda bu sürecin çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O, çalıştığı anda, Yasin’imizle alakalı o hükmü giydiğinde, bunlar, bu kadar rahat hareket edemeyecekler. Şu anda bunun da ayrıca takipçisiyiz” ifadelerini kullandı.

“Dağdakiler ne yapıyor? Açıklamalar yapıyor. Dağdakiler bu açıklamaları hangi rehavet içerisinde yapıyorlar? Bu da düşündürücü” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dağdaki teröristlerin beyanlarıyla, toplumun farklı bir şekilde bilgilendirilerek yanlış istikamete yönlendirildiğine dikkati çekti.

“PKK’lıların beklentilerinin anlatıldığı videoya, CHP’den bir tepki gelmediğini gördük. Benzer bir durum İYİ Parti için de geçerli. Bir de CHP ve HDP’nin LGBT politikası var. Saadet Partisinin de buna yönelik bir tepkisi yok. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Böyle bir vaziyet, yönetime nasıl yansır?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce burada bu işin artık politik izahı söz konusu değil. Çünkü bunun akılla, mantıkla hiçbir izahı yok. Ve yedili masayı bu noktada tarif etmekte zorlanıyoruz” cevabını verdi.

“Başında biz, buranın yedinci ortağı masanın altında gizleniyor diyorduk. Birileri de anlamakta zorlanıyordu. Nitekim sonunda masanın altında bunu buldular. Nerede? Parlamentonun içinde” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi ‘milliyetçiyim’ diyenler, PKK ile HDP, özellikle bununla birlikte anılıyorlar ve rahatsız da olmuyorlar. ‘Muhafazakarım’ diyenler, sapkın akımlarla anılıyor, sesleri çıkmıyor. Resmen teröristi, sapığı bir olmuş, parmaklarının ucunda oynattıkları bir masada devleti, milleti dinamitlemeye çalışıyorlar. Geçmişte bir arada bulunduğumuz kişileri bu tablo içinde görmek, bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Bunların, o zamanlar ‘pazara kadar değil, mezara kadar’ gibi ifadeleri vardır. Bunun için de diğerleri gibi, Saadet Partisine gönül veren vatandaşlarımı da parti yöneticilerinden ayrı değerlendiriyorum. Ve nasıl rahatsızlıklar çektiklerini yakından biliyorum. Milletim ne PKK’nın peşine düşenlere ne sapkın akımların hamiliğine soyunanlara bu ülkeyi emanet etmez.”

“ANAYASA DÜZENLEMESİ İÇERİSİNDE AİLEYİ ÖN PLANA ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceliklerinin aile kurumu, kadınların ve erkeklerin onurunu, çocukların geleceğini korumak olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada ben, rahmetle anacağım, özellikle Oğuzhan Bey’in sağlığında kendisiyle yaptığım görüşmelerde, paylaştığımız birçok şey vardı ki açık net konuşayım, yani şu sapkın akımlar dediğimiz, yani bu LGBT falan bunlara Oğuzhan Bey’in asla gözünü yumması mümkün değildi. Fakat şu andaki sayın genel başkanın bunlarla beraber aynı masanın etrafında oturuyor olmasını, hiçbir şeyle izah etmek mümkün değil. Burada ne CHP’nin bu konudan rahatsızlığı var ne HDP’nin bu konudan rahatsızlığı var ne İP’in bundan rahatsızlığı var, öbür tarafta ne Gelecek’in ne DEVA’nın, hiçbirisinin bunlardan rahatsızlığı yok. Rahatsızlıkları olsa, çıkar konuşurlar. Böyle bir şeyi ifade ettikleri maalesef söz konusu değil. Biz, şu anda bizim millî, yerli, dinî değerlerimiz ve özellikle de kutsalımız aile yapımız bu noktada bunlara müsaade etmez. Bizim aile yapımızda LGBT’ye yer olabilir mi, böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Ama hiçbirisinin sesi çıkmıyor. CHP’nin bu konu ile ilgili herhangi bir açıklamasını duydunuz mu? Öbür tarafta Saadet’in, HDP’nin, İP’in bunlarla ilgili bir açıklamasını duydunuz mu? Yok. Çünkü bu konuda dertleri yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “LGBT konusunda hatta ne yaptık biz, Anayasa düzenlemesi içerisinde aileyi ön plana çıkardık. Bizim, Allah nasip ederse şu seçimlerden sonra gündeme getireceğimiz en önemli maddelerden bir tanesi aile olacaktır. Çünkü biz, aile değerlerimizi sağlama çıkarmadıktan sonra her an aile yapımız tehdit altındadır. Biz, aile yapımızı asla tehdit altında bırakamayız. Nasıl terörle kararlı bir mücadele yürütüyorsak, sapkın akımların toplumumuza dayatılması ile de aynı şekilde mücadele edeceğiz ve bundan taviz veremeyiz” dedi.

“GELDİĞİMİZDE YÜZDE 20 YERLİ OLAN SAVUNMA SANAYİİMİZİ, ŞU ANDA YÜZDE 80’E ÇIKARDIK”

“Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret etti. Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanıyken Refah Partisinin kapatılmasına öncülük eden, rahmetli Erbakan’ın siyasi yasak almasının altında imzası olan bir isim. Saadet Partisi ‘Biz, Millî Görüş’ün devamıyız, Erbakan Hoca’nın siyasi mirasını devam ettiriyoruz.’ Bu çelişkiye ve Saadet Partisinin sessizliğine ne dersiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Açık, net bir şey söyleyeyim, benim milletim de bazı gerçekleri bilsin. Temel Bey’in nerede durduğunu, ne olduğunu herkes tam manasıyla bilmeyebilir. Erdoğan’ın da nerede durduğunu tam manasıyla bilmeyebilir. Tek başına tüm bunlar bile Saadet Partisi yöneticilerinin nerelere savrulduğunun birer resmidir. Şu anda Saadet Partisi içinde ciddi sıkıntılar var, huzurlu, rahat değiller. Temel Bey’in, Saadet Partisinin geçmişine yönelik olarak, Saadet Partisinin içinde görev almadan önce ben Tayyip Erdoğan olarak, geçmişteki Millî Selamet Partisi, Refah Partisi, bundan sonraki dönemler dahil, gençlik kollarından tutunuz, il teşkilatlarına ve partinin merkez karar yönetim kurullarına varıncaya kadar, buralarda görev almış birisiyim, buralardan geliyorum. O zaman Temel Bey bu işin içinde yoktu bile. O, belediye başkanlığı görevlerine başladı vesaire. Hatta daha ileri gideceğim, meşhur Madımak olayları ile alakalı bu masanın etrafındakiler onun idamını istemiyorlar mıydı? İstiyorlardı. Peki, şimdi idamını isteyenler, acaba ne için bunların sesi çıkmıyor? Ne için bunlar bu kadar sessiz? Biz, aynı yerimizdeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o zamanki ilkeler ve merhum Erbakan’ın hedeflerine dikkati çekerek “Önce ahlak ve maneviyat bir numaraydı. Oradan tutunuz, ağır sanayi hamlesine varıncaya kadar… Hocamız bunları gerçekleştiremedi. Ama ağır sanayi hamlesi ile ilgili bunu gerçekleştirmek bize nasip oldu. Savunma sanayisine yönelik emelleri vardı, gerçekleştiremedi. Ama biz, geldiğimizde yüzde 20 yerli olan savunma sanayiimizi, şu anda yüzde 80’e çıkardık. Bunu başardık” dedi.

Erbakan’ın tank üretmekten bahsettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Altay Tankını 2-3 hafta içerisinde devreye alıp, Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edeceklerini söyledi.

İHA’ların, SİHA’ların, Akıncı’nın, hepsinden öte Kızılelma’nın çok büyük önem arz ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların dünyada dikkat çektiğini kaydetti.

“TÜRKİYE’DE ZATEN GÜÇLÜ BİR PARLAMENTO VE GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİ VAR”

“Hani neredesiniz? Bak, bu adımları attık. Bütün bu partinin yöneticileri, söylemleri ve tercihleriyle rahmetli Erbakan Hocamızın aziz hatırasını çiğniyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hocamızın manevi mirası tek bir partinin çatısı altına sığdırılamayacak kadar aslında büyüktür. Halbuki ortada çok açık bir gerçek var, HDP’nin de katılımıyla yedili hâle gelen masanın adayı bay bay Kemal, hedefine ulaşmak için kime ne demesi gerekiyorsa söylüyor, kime ne taahhütte bulunması gerekirse bulunuyor. Bir gün terör örgütünün partisini ziyaret edip ‘özerklik’ edebiyatı yapıyor, ertesi gün milliyetçi rolüne bürünüyor. Bir gün muhafazakâr takılıyor, sonraki gün sapkınların temsilciliğine talip oluyor. Ve bunlar aynı zamanda Hocamızın bu noktadaki, yani mahkûmiyetiyle ilgili bazı adımların atılmasında da aktif rol oynadılar. Şimdi nereden nereye geldi. Ben inanıyorum, aklıselim sahibi benim milletim, bu terör örgütünün beslemelerine inşallah 14 Mayıs’ta gereken cevabı verecek. Ve milletimiz rahat, huzur içinde bir nefesi de alacaktır diye düşünüyorum.”

Millet İttifakı’nı oluşturan parti genel başkanlarının milletvekili olmak için başvuru yapmadıklarına ilişkin soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi masanın aldığı tek ortak karar parlamenter sisteme, yani eskiye dönmek. Gelişmeler gösterdi ki bu da suya yazılmış, yani gerisinde ciddi bir irade ve altyapı olmayan, öylesine söylenmiş bir karar. Aslında yedili masanın her şeyi yalan dolan. Hanımefendi bir ara ‘başbakan olacağım’ diye ortada gezinip durdu. Ne oldu? Şimdi niye vazgeçti? Şimdi başbakan olamıyor, hiç olmazsa başkan yardımcısı olmaya aday oldu. Güçlendirilmiş parlamenter sistem deyip milleti kandırdılar. Hiçbiri parlamento için aday değil. Türkiye’de zaten güçlü bir parlamento ve güçlü bir demokrasi var. Bunların dertleri ülkeyi gerçekten daha iyi bir yönetim sistemine kavuşturmak ise hiç olmadı. Siyasetçilik oynarken kendilerine makam, bakanlık dağıtıyorlar. O kadar. Bu oyunu oynarken herhalde bakanlık sayısı az geldi. ‘Güçlendirilmiş parlamenter sistem diye bir şey uyduralım, bakanlık sayısını da bu arada arttıralım’ dediler. Sonra dönüp dolaşıp mevcut sistemin cumhurbaşkanı yardımcılığını artık 7 mi olur, 17 mi olur, 77 mi olur, bilemiyoruz. Oralara kadar çıkarma noktasına geldiler.”

“BİZ DEVLET ADAMIYIZ”

CHP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcılığına yönelik açıklamalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: ” ‘Cumhurbaşkanı isterse bu sayı 5 olur, 15 olur, 150 olur, bin 500 olur’ bunu hatırlayın. Kendisi kullandı bu ifadeleri. Hâlbuki benim bir cumhurbaşkanı yardımcılığıma bile tahammül edememişti. Ben bugüne kadar, bir cumhurbaşkanı yardımcısıyla geldim. Bu belki 2 olur, 3 olur. Ama hiçbir zaman senin gibi böyle kurusıkı atmayız biz. Çünkü biz devlet adamıyız. Devlet yönetiyoruz. Devleti yönetirken de bu işin tepesi, tabanı nereye varır, nereye gider, bunları iyi biliriz. Elhamdülillah belediye başkanlığından tut, başbakanlığa, cumhurbaşkanlığına varıncaya kadar biz sınavlardan geçtik, imtihanlar verdik. Sadece ülkemizin sınırları içinde kalmadık. Tüm dünyada hamdolsun kabul gördük. Söz verdikleri cumhurbaşkanı yardımcılarının sayısı bizim kabinemizin yarısını zaten buldu. Arkadaşlar hatırlayın ben bu görevi aldığım zaman cumhurbaşkanlığını söylemiyorum. Başbakanlığı aldığım zaman bizim kabinedeki sayı, bizden öncekine söylüyorum, devraldığımız 35’ti. Arkadaşlara dedim ki ‘bu 35 sayısı fazla.’ Şu andaki bu masanın etrafında olanlardan o zaman yanımda olanlar vardı. Onlar da bunu çok iyi bilirler. Dedik ki, ‘arkadaşlar bu fazla, biz bu sayıyı düşürelim.’ O zaman bu sayıyı biz 15’e kadar düşürdük. Bununla beraber, bunun nasıl yapılacağını, yönetileceğini gösterdik. Şimdi de 17-18 tane benim kabinemde bakanım var. Yürütüyoruz. Gayet de güzel yürütüyoruz. Herhangi bir sıkıntı yok. Daha ilk adımları bunların böyle olduğuna göre Allah göstermesin ellerine fırsat geçerse neler yapabileceklerini varın siz düşünün.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz siyasetçi olarak neden milletvekilliğine talip olmadıklarını düşünüyorsunuz? Neden cumhurbaşkanlığı yardımcılığını istiyorlar da milletvekilliğine talip değiller. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine şu cevabı verdi: “Cumhurbaşkanı yardımcılığı olduğu zaman bunları yanlarına çekmeleri daha kolay. Milletvekilliği olduğu zaman milletvekilinin bir cumhurbaşkanı yardımcısı kadar inisiyatifi yok. Onun durumu farklı. Ama bir cumhurbaşkanının durumu farklı, imkânlar farklı. Bütün bunları değerlendirerek, ‘ben bunların nasıl aldatırım, nasıl bunları kendi torbamın içine sokarım’ dertleri bu. Böyle yaparsa ulufe dağıtıyor bu. Bu dağıttığı ulufeyle de ne yapıyor? Şu anda kendi adaylığını güya güçlendirecek. Yalnız bu hafta sonuna kadar neler olur bilemem onu söyleyeyim. Her şey olabilir.”

“ADAY ADAYLIĞI İÇİN ŞU ANA KADAR 6 BİNİN ÜZERİNDE BAŞVURU ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabinede yer alan bakanların 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde aday olmalarına yönelik soru üzerine, “Hafta sonuna kadar bunları zaten kesinleştireceğiz. Kesinleştirdikten sonra da bunların açıklamalarını da inşallah büyük ihtimalle önümüzdeki hafta içinde şöyle güzel bir törenle arkadaşlarımızın yerlerini, konumlarını, hatta listeyi malum vereceğiz. Bu liste de zaten Yüksek Seçim Kurulu’na verildikten sonra kim nerede hepsi ortaya çıkmış olacak. Kabinedeki arkadaşlarımızla ilgili çalışmalarımızı hâlâ devam ettiriyoruz. Onları da netleştirdikten sonra açıklarsak daha isabetli olabilir. Çünkü her an her şey değişebiliyor” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat’taki depremler sonrasında AK Parti’nin seçim kampanyasını değiştirerek, müziksiz bir kampanya izlemesine yönelik soru üzerine şunları kaydetti: “Partimize teveccühün yine çok yüksek olduğu bir aday adaylığı süreci yaşandı. Aday adaylığı için şu ana kadar 6 binin üzerinde bir başvuru aldık. Ayrıca bakanlarımız gibi başvuruya gerek olmaksızın değerlendireceğimiz isimler var. Kadrolarımızda yer alması bizlere güç katacak birçok isim üzerinde de ayrıca çalışıyoruz. Sürpriz isimlerimiz de mutlaka olacak, var. Yazar, çizer, entelektüel, bütün bu kesimlerden isimler var. Ondan sonra parti kurullarımızdaki çalışmalar sonuçlanıp listemizi Yüksek Seçim Kurulu’na verdiğimizde bu isimler kamuoyuyla zaten paylaşılacak. Sadece milletvekili adaylarımızı değil, önümüzdeki dönemin kabinesini ve üst yönetimini de şimdiden çalışmaya başladık. Bunların hepsini de vakti geldiğinde sizler vasıtasıyla milletimizin bilgisine sunacağız.”

Seçimlerin sahaya yansımasının nasıl olduğu sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla meydanlarda bir araya gelmenin mutluluk verici olduğunu söyledi.

“ÖNCELİĞİMİZ ELBETTE YİNE DEPREM BÖLGESİ”

Bir araya geldiği vatandaşların gözlerindeki heyecanı gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremzede vatandaşlarımızın kayıpları ve acılarına olan saygımız sebebiyle seçip mitinglerine başlamakta acele etmiyoruz. Seçim mitingleriyle ilgili programı bayram sonrasına planladık. Ramazan boyunca temel atma, açılış ve iftar programlarıyla vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz. Önceliğimiz elbette yine deprem bölgesi” ifadelerini kullandı.

Meydanların dilinin bambaşka olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Bağcılar’da yaptığımız törende milletimizin teveccühünü, coşkusunu, muhabbetini gördük. Aldığım resmî rakamlar 60 binin üzerindeydi. Siyasi hayatımda öğrendiğim bir şey varsa o da meydanların dilinin yalan söylemeyeceğidir. Milletimden aldığım hissiyatla söylüyorum ki 14 Mayıs Cumhur İttifakı’nın zaferiyle sonuçlanacaktır. Birileri küresel sistemin en önemli operasyon aygıtı hâline dönüşen sosyal medyada oluşturulan havaya bakarak başka hayaller kuruyor olabilir ama bizim gördüğümüz ve hissettiğimiz tablo budur” diye konuştu.

Kamuoyu araştırmaları ve anketlere ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, anketlerin de tıpkı sosyal medya mecraları gibi algı operasyonlarının aracı olarak kullanılabildiğine dikkati çekti.

Bunların içerisinde doğru teknikle ve doğru şekilde yapılmış anketlerin eğilimleri belirlemede önemli ipuçları verdiğini bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Siyasi hayatımız boyunca da bu yöntemi kullandık. Buna karşılık medyada dolaşıma sokulan rakamların, tabloların anketle ilgisi olmadığını herkes çok iyi bilsin. Şayet iş bu tür masa başı anketlere kalsa 21 yılda yapılan 15 seçimin hepsini de CHP kazanırdı. Ama sandıkta kazanan hep biz olduk. İşini hakkıyla yapan anket şirketlerinin çalışmalarını ise yakından takip ediyoruz. Bize gelen raporlara göre hem Cumhurbaşkanlığında hem Cumhur İttifak olarak Mecliste açık ara öndeyiz. Tabii bu durum bizi rehavete sürüklemiyor, tam tersi farkı açmak için daha çok çalışıyoruz.”

“FİLİSTİNLİLERİN İNANÇ VE YAŞAM ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK MÜDAHALE VE TEHDİTLER KESİNLİKLE SON BULMALIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin soru üzerine İsrail güçlerinin Mescid-i Aksa’ya saldırılarını lanetledi.

Ramazan ayında yapılan saldırının kabul edilemeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunu Dışişleri Bakanlığı tarafıyla da telin ettik, lanetledik. Ben de konuşmalarımda aynı şekilde lanetliyorum. Hiçbir güvenlik kaygısı böylesi insanlık dışı bir müdahalenin gerekçesi olamaz. Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsüne ve maneviyatına, Filistinlilerin inanç ve yaşam özgürlüğüne yönelik müdahale ve tehditler kesinlikle son bulmalıdır. İsrail gerginliği tırmandıracak, tansiyonu artıracak adımlardan kesinlikle vazgeçmelidir. Bizim özellikle sinagoglara yönelik böyle bir saldırımız var mı? Musevilerin mabetlerine yönelik bir saldırımız var mı? Çünkü onların kutsalı olarak görüyoruz. Her hâl ve şartta Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almaya, kutsallarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bunu da İsrail’in böyle bilmesi gerek.”

“20 NİSAN’DA KARADENİZ GAZIMIZ DEVREYE GİRECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerjide yeni bir müjde olacak mı?” sorusu üzerine şunları söyledi: “20 Nisan’da Karadeniz gazımız devreye girecek. Karadeniz gazının ateşini 20 Nisan’da Filyos’ta yakacağız, sonra da Türkiye yerli gazını kullanmaya başlayacak. Uzun yıllardır ilmek ilmek işlediğimiz enerji bağımsızlığımızın ateşi o gün Karadeniz’den başlayarak dalga dalga tüm yurda yayılacak. Karadeniz gazı başta olmak üzere Türkiye’nin bütün büyük projeleri konusunda muhalefet ya ‘istemezük’çü bir tavır takındı ya da ‘Yapamazsınız’ dediler. Muhalefetin ‘Yapamazsınız, yapsanız da açamazsınız’ dediği ne varsa hepsini hayata geçirdik. Böyle kısır bir vizyona, böyle dar bir düşünce yapısına sahip muhalefetin bu ülkede eser siyaseti üretmesi beklenemez.”

Karadeniz gazının uzun yıllara dayanan planlama ve stratejiyle hayata geçirileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce arama gemilerimizi aldık, ardından sondaj gemilerimizi getirdik, daha sonra bu gemilerde çalışacak insan kaynağımızı yetiştirdik. Tüm bunların ardından yerli ve millî bir enerji politikasıyla Karadeniz’de 710 milyar metreküplük gazı bulduk. Burada duracak değiliz, aramaya, sondaj yapmaya devam edeceğiz. Daha gidecek yolumuz var. Türkiye’ye sınıf atlatacak yeni yatırımlarımız, projelerimiz var” değerlendirmesinde bulundu.

Sismik araştırma ve sondajla ilgili gemilerin alındığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiden bu tür imkânlar yoktu ama şimdi bizim hem sismik araştırma gemilerimiz var hem sondaj gemilerimiz var” dedi.

“BÜYÜMEDE, İSTİHDAMDA, İHRACATTA VE TURİZMDE TARİHÎ REKORLARA İMZA ATIYORUZ”

Türkiye Ekonomi Modeli’ne ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyanın, klasik ekonomi politikalarının, karşılaşılan sorunlara çözüm getiremediğini yaşayarak öğrendiğini belirtti.

Bu gerçeği çok önceden görerek kendilerine yeni bir yol çizdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her yeni küresel kriz, çok büyük eleştirileri göğüsleyerek hayata geçirdiğimiz Türkiye Ekonomi Modeli’nin doğruluğunu teyit ediyor. Bu sayede riskleri başarıyla bertaraf ettiğimiz gibi büyümede, istihdamda, ihracatta ve turizmde tarihî rekorlara imza atıyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin geçen yıl yüzde 5,6 büyüdüğünü hatırlatarak, “Bu oranla G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduk. Ekonomimiz son 10 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Makine ve teçhizat yatırımlarımız son 13 çeyrek boyunca aralıksız büyümesine devam ediyor. Sanayi ve turizm gibi döviz getirici sektörlerimiz, Cumhuriyet tarihimizde hiç olmadığı kadar güçlendi” ifadelerini kullandı.

“MART AYI İTİBARIYLA YILLIK YAKLAŞIK 256 MİLYAR DOLAR İHRACAT GERÇEKLEŞTİRDİK”

İhracatın da Cumhuriyet tarihinin rekor seviyelerine çıktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Mart ayı itibarıyla yıllık yaklaşık 256 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Rekorlar kırdığımız bir diğer alan elbette turizm sektörü oldu. Geçen yılı 51,4 milyon ziyaretçi ve 46,3 milyar dolar turizm geliriyle yani sektörün altın yılı olan 2019’un üzerinde bir performansla bitirdik. Enflasyondaki düşüşün insanlarımızın günlük hayatına daha belirgin şekilde yansımasını sağlamak için de gereken adımları atıyoruz. Önümüzdeki dönem ekonomi politikalarımızı daha da güçlendirmek için şimdiden ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. Uzun yıllar ekonomi yönetimimizde yer alan Mehmet Şimşek kardeşimizin koordinasyonunda bir ekip, bu doğrultuda hazırlıklar yapıyor. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığımızda, Merkez Bankamızda, diğer birimlerimizde yürütülen çalışmalar var. İnşallah seçimden sonra bunların hepsini bir araya getirip ekonomi politikamızı daha güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz.”

TOGG

Eşi Emine Erdoğan’a ait “Anadolu” renkli Togg otomobilini kullandığı görüntülerin ekranlara getirilmesinin ardından, sürüş deneyimi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu aracın kullanımındaki konfor, bugüne kadar pek şahit olmadığım ki buna şu andaki makam otomobilim de dâhil. Gerçekten çok çok konforu yüksek. Yani virajlardan tutunuz da yoldaki gidişler, tabii elektrikli oluşu filan, onlar da işi daha da huzurlu, rahat hale getiriyor. Yoğun şekilde de ülke genelinde istasyonlar kurulmaya devam ediyor. Eşim zaten bu araçtan çok çok memnun kaldı. O da çok huzurlu, rahat. Ayrıca tabii bizim diğer makam otomobili, o da gerçekten güzel, huzurlu. Ülkemize hayırlı olsun” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e de Togg otomobil gönderildiğini hatırlatarak, “İlham Bey de memnuniyetini ifade etti, ‘Çok çok güzel bir araç’ dedi. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı, teknolojisini sivil sanayi alanında Togg ile başlattık. İnşallah hız kesmeden daha büyük yatırımlarla, hizmet ve eserlerle yolumuza devam edeceğiz. Tabii direksiyona geçince bambaşka hisler, duygular yaşadık” ifadelerini kullandı.

Togg otomobili için kısa sürede 177 bin sipariş aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu büyük devletin, bu aziz milletin, yerli ve millî bir otomobil markasının olmamasının üzüntüsünü bugüne kadar hep yaşadık ve sorumluluktu. Rahmetli hoca, Devrim otomobilinin üretimini yapmıştı, biz de ‘devrin otomobili’nin üretimini gerçekleştirdik. Şu anda ‘devrin otomobili’ Togg, sürat, konfor, güvenlik ne ararsanız var” dedi.

Dünya

“Türkiye’yi savunma sanayii başta olmak üzere, her alanda başarıdan başarıya koşturduk”

İzmir Çiğli Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST 2023

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’de TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’yi savunma sanayii başta olmak üzere, her alanda başarıdan başarıya koşturduk. Savunma sanayii hamlelerimizle birlikte ihracatımız da katlanarak artıyor. Bu yılki ihracat hedefimiz ise 6 milyar doları aşmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir Çiğli Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST 2023’ü ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında, Neşet Ertaş’ın ‘İzmir’ şiirinden mısralar okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de Hindistan’dan Amerika’ya dünyanın dört bir yanında ülkemizi temsil ettikten sonra İzmir’e geldik. İzmirli gençlerimizle kucaklaşmaya geldik. Millî teknolojimizin hamlesi, sembolü TEKNOFEST 2023 vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Her birinize sevginiz, aşkınız ve dayanışmanız için teşekkür ediyorum. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivaline hepiniz hoş geldiniz” ifadelerini kullandı.

Aydınlık yarınların teminatı gençlerle kendilerini buluşturan tüm kurumlara şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfını, sponsorları ve iştirakçileri, güvenlik görevlisinden gönüllülere, programın icrasına katkı veren herkesi tebrik etti.

“CUMHURİYETİMİZİN BİR ASIRLIK SERENCAMINI GENÇLERİMİZLE BULUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhuriyet’in 100. yılına ulaşmanın heyecanı içinde olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihimizin bu dönüm noktasını, anlamına ve önemine uygun bir şekilde kutlamanın gayretindeyiz. Geniş bir alana yayılan, çeşitli etkinliklerle Cumhuriyetimizin bir asırlık serencamını gençlerimizle buluşturmaya çalışıyoruz” dedi.

TEKNOFEST’in de bunlardan biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “TEKNOFEST coşkusundan, TEKNOFEST’in şu muhteşem atmosferinden mümkün olduğu kadar fazla sayıda gencimizi istifade ettirelim istiyoruz. Bu amaçla tek bir il yerine TEKNOFEST’i üç ilimizde tertipleyelim dedik. 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen TEKNOFEST İstanbul 2 milyon 247 bin ziyaretçiyle kendi rekorunu kırdı. Türkiye’nin savunma sanayi hamlelerinin siyasi sebeplerle hedef alındığı bir dönemde 2 milyonu aşkın gencimiz TEKNOFEST’e sahip çıktı. Festivalimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Ankara’nın misafiri oldu. TEKNOFEST Ankara’da çoğu genç, 943 bin ziyaretçiyi ağırladık. Tam dört gün boyunca Ankaralı gençlerimiz gerçek manada bir teknoloji şöleni yaşadı. Bugün de TEKNOFEST 2023’ün son durağı olan güzel İzmir’deyiz.”

TEKNOFEST’in şehre, ülkeye, millete bilhassa gençlere hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmirlilere festivale ev sahipliği yaptıkları için teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diğer tüm illerimiz gibi maşallah İzmirli gençlerimiz de TEKNOFEST’e çok yoğun ilgi gösteriyor. Her yaş grubundan, her kesimden insanımızın Çiğli Hava Üssü’ne gelerek şu gurur tablosuna şahitlik ettiğini memnuniyetle görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA LAYIK BİR ETKİNLİK OLACAĞINA İNANIYORUM”

Teknolojiye meraklı gençlerin mutluluğunu, sevincini, coşkusunu gördükçe ülke adına umutlarının da katlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu ana kadar 330 bin ziyaretçiyi ağırlayan festivalin her açıdan İzmir’e ve Cumhuriyetimizin 100. yılına layık bir etkinlik olacağına inanıyorum” diye konuştu.

İzmirli gençlerle birlikte çevre şehirlerde yaşayan gençleri de TEKNOFEST İzmir’e davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivalini tecrübe etme fırsatını kaçırmayın. Arkadaşlarınızla organize olun. Çocuklarınızın, torunlarınızın elinden tutun. Teknolojiye ilgi duyan tanıdıklarınızı teşvik edin. İmkânı olmayana gerekirse yardım edin, destek olun ama bir yolunu bulup bir fırsat oluşturup Çiğli Hava Üssü’ne gelerek buradaki vizyonu, ufku, gayreti ve başarıyı mutlaka yerinde görün” çağrısı yaptı.

İzmirlileri davet ederken şehrin yeni veya eski milletvekillerini de unutmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İleri teknolojiyi ülkemiz yerine 10 bin kilometre uzakta arayanları da buraya davet ediyoruz. Bitip tükenmeyen koltuk kavgalarına yalnızca bir günlük TEKNOFEST molası vermeleri kendileri adına büyük kazanç olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün burada sadece millî teknoloji hamlesinin hepsi gurur kaynağı olan ürünlerinin görülmediğini, aynı zamanda büyüyen, güçlenen sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine de şahit olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çiğli Hava Üssü’nde Kızılelma, Akıncı, ANKA, Hürjet, TB2, TB3, Gökbey, Atak’la birlikte mücadele var, gayret var, sabır, azim, cesaret var. Burada zorluklar karşısında yıkılmayan güçlü bir irade var. Burada her türlü engele rağmen başarmaya sevdalı yürekler var. Burada hayallerine giden yolda hiçbir engel tanımayan, işte karşımda görüyorum gençler var. Burada ayağına vurulan asırlık zincirleri parçalayan Türk Milleti var. Burada Türkiye Yüzyılı’nın mahzun ve mazlum gönülleri aydınlatan ışığı var. Merhum Abdurrahim Karakoç ne güzel söylemiş, ‘İzmir’in sağından Van’ın solundan; Erzurum, Edirne, Hatay yolundan; Kapı kapı tekmil, Anadolu’mdan; Bir sabah gelecek kardan aydınlık’ Evet, burada on yıllardır hasretle beklediğimiz kardan aydınlığın muştusu var. Rabb’ime bizlere bu günleri görmeyi nasip ettiği için hamdediyorum.”

“TEKNOFEST GENÇLERİ TÜRKİYE’NİN MÜREFFEH VE PARLAK GELECEĞİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “yapamazsınız” diyenlere inat “biz yaparız” diyen, imkânsız görülen nice hayali kısa sürede gerçeğe dönüştüren, bu milletin inandığında ve çalıştığında neleri başarabileceğini gösteren, fikir, yürek ve alın teriyle büyük bir başarı hikâyesi yazan TEKNOFEST gençliğine teşekkür etti.

TEKNOFEST gençlerinin Türkiye’nin müreffeh ve parlak geleceği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sizler, canları pahasına bu toprakları bizlere vatan olarak bırakan aziz şehitlerimizin kabul olmuş duasısınız. Sizler asrımızın Cezeri’si, Harezmî’si, İbni Sina’sı, Mimar Sinan’ı, Ali Kuşçu’su, Hezarfen Çelebi’si, Kâtip Çelebi’sisiniz. Sizler Nuri Demirağ’ların, Vecihi Hürkuş’ların, Şakir Zümre’lerin, Nuri Killigiller’in ideallerini gerçekleştirecek nesilsiniz. Millete sevdalı bu vizyonerlerin engellere rağmen başlattıkları hamleyi inşallah sizler omuzlayacak, hak ettiği yere siz taşıyacaksınız. Kendi öz yurdunda parya muamelesi gören milletimizi elinden tutup ayağa kaldıracak kuşak, yine sizlersiniz. Ömrünü ülkesi ve milletine hizmete adamış bir siyasetçi olarak sizin parıldayan gözlerinizde, yarının güçlü Türkiye’sini görüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’in “Şurada bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es” dizelerini okuyarak, “Açtığımız gedikten gümbür gümbür gelen TEKNOFEST gençliğinin ayak seslerini içimizdeki gafiller duymasa da tüm dünya duyuyor, biliyor. Sizlerin başarıları, milletimizle birlikte Asya’dan Afrika’ya, Balkanlardan Türkistan’a gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize de cesaret aşılıyor. Yaklaşık 30 yıllık işgalin ardından özgürlüğüne kavuşan Karabağ’da, 30 sene sonra evlerine dönen muhacirler, sizin için dua ediyor. Rabb’im hiç birinizin ayağına taş değdirmesin, diyorum” ifadelerini kullandı.

“BU ÜLKENİN GENÇLERİYLE HER ZAMAN İFTİHAR ETTİM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduklarını, hayatı boyunca Türkiye’ye hizmet etmenin, eser kazandırmanın Türkiye’nin önündeki taşları, mayınları temizlemenin mücadelesini verdiklerini anlattı.

Siyaset yolculuğunun tüm safhalarında gençlerle beraber yürüdüklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlerin yoldaşı, yol arkadaşı olmaktan daima bahtiyarlık duydum. Hangi görüşe, kökene, hayat tarzına sahip olursa olsun bu ülkenin gençleriyle her zaman iftihar ettim. Hiç kimseyi yaşam biçimi, kılık kıyafeti, inancı, kimliği dolayısıyla ötekileştirmedik. Sizi harf oyunlarıyla, ideolojik at gözlükleriyle tanımlamaya çalışanlara asla prim vermedik. Dayatmacı, baskıcı, yasakçı değil tüm vatandaşlarımızla birlikte gençlerimizin özgürlükçü alanlarını genişletenlerden olduk. Bugün de aynı bakış açısıyla hareket ediyoruz. Ne yapıyorsak sizin için, sizin istikbaliniz için yapıyoruz. İçerde ve dışarıda bitirdiğimiz ve verdiğimiz bütün mücadelelerin amacı size daha güçlü, daha itibarlı, daha yaşanabilir bir Türkiye teslim etmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bu zamanın misafirleri olduğunu belirterek, “Bizden öncekilerin bedel ödeyerek bizlere bıraktığı emaneti Allah’a hamdolsun 40 yıldır onurla, vakarla taşıdık ve bugünlere getirdik” dedi.

“81 İLİMİZDE TOPLAM 100 DENEYAP TEKNOLOJİ ATÖLYESİ KURDUK”

Türkiye’yi savunma sanayi başta olmak üzere her alanda başarıdan başarıya koşturduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, derslik sayısını 343 binden 620 bine, üniversite sayısını 76’dan 208’e, yurt kapasitesini 182 binden 950 bine, gençlik merkezi sayısını 9’dan 464’e, araştırma geliştirme merkezi sayısını sıfırdan 1.289’a, tasarım merkezi sayısını sıfırdan 324’e teknopark sayısını da 2’den 98’e çıkardıklarını aktardı.

Sadece İzmir’de inşa edilen derslik sayısının 11 bin 687 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrimizde 26 bin kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. İlimizde üçü devlet olmak üzere toplam dört yeni üniversite kurduk. İzmir’e dört teknopark kazandırdık” bilgisini verdi.

Güncel rakamlarla İzmir’e yaptıkları kamu yatırımlarının tutarının 225 milyar lira olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz genelinde teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak için 81 ilimizde toplam 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk. Uzmanlaşmayı teşvik etmek gayesiyle 12 bin öğrencimizi lisansüstü eğitim yapmaları için burslu olarak yurt dışına gönderdik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sayması saatler sürecek nice işe, yatırıma, reforma ve projeye imza attıklarının altını çizerek, bunlarla yetinmediklerini, hizmet çıtasını sürekli yukarı taşıdıklarını anlattı.

“DEPREM MAĞDURU GENÇLERİMİZİN YUVA KURMALARINA YARDIMCI OLACAĞIZ”

Bir taraftan asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını sararken diğer taraftan gençlere verdikleri sözleri tek tek yerine getirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremin ekonomimize yüklediği 105 milyar dolarlık faturaya rağmen size mahcup olmamak adına gereken fedakârlığı sergiledik” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısında gençlere yeni müjdeler verdiklerini anımsattı.

Örgün eğitimdeki üniversiteli gençlere seçim döneminde vadedilen cep telefonu ve bilgisayar ile ücretsiz 10 GB internet sözünü tutacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile ve Gençlik Bankası ile ilgili kanun teklifini de Cumhur İttifakı olarak yakında Meclise sunuyoruz. Teklifin yasalaşmasıyla birlikte ilk etapta deprem bölgesinde pilot projeleri hayata geçireceğiz. Deprem mağduru gençlerimizin yuva kurmalarına yardımcı olacağız” diye konuştu.

“Seçim döneminde gençlerin demokrat dedesi maskesi takanların, söz konusu koltukları olunca nasıl faşizan hâle geldiklerini hepimiz görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha düne kadar dürüstlükten, şeffaflıktan bahsedenlerin iktidar uğruna birbirlerine nasıl yalan söylediklerini de hep beraber takip ediyoruz. Gençlerimizde hayal kırıklığına yol açan bu utanç sahnelerine rağmen biz siyasette güvenin zedelenmemesi için duruşumuzu asla bozmayacağız. Özellikle siz gençlerimize karşı daima harbi ve hasbi davranacak, aramızdaki gönül bağının sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“DİJİTAL TEKNOLOJİ ARAÇLARINI YAYGINLAŞTIRIYORUZ”

Dünyanın merkezinde inovasyon, yapay zekâ ve robotik teknolojilerin bulunduğu çok farklı bir yere doğru gidildiğini, Türkiye’nin bu yarışta geri kalmamaya çalıştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ulusal yapay zekâ stratejimizi 2021 yılında yayınladık. Dijital Türkiye vizyonumuz doğrultusunda kamu hizmetlerinde dijital teknoloji araçlarını yaygınlaştırıyoruz. Elektronik Devlet uygulamamızda 7 bin 300 hizmet sunuluyor. Şu an yaklaşık 64 milyon insanımız e-Devlet kapısını kullanıyor. Gerek etkinliği ve yaygınlığı gerekse sunulan hizmetler bakımından Avrupa’da örnek gösterilen bir sistem kurduk. Şu an dünyanın gelişmiş denilen ülkelerinde bile sıraya girerek yapılabilen işlerin çoğunu bizim insanımız telefonu veya bilgisayarından Elektronik Devlet kapısını kullanarak saniyeler içinde hâlledebiliyor.”

İlk yerli elektrikli araç olan Togg’un üretiminin artarak devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geçen haftaki Amerika Birleşik Devletleri ziyaretimizde ‘rekabet iyidir’ diyerek Tesla’yı da ülkemizde yatırım yapmaya davet ettik. Hava gücümüzde çarpan etkisi oluşturacak Kızılelma ile ilgili testleri hızla tamamlıyoruz. Kızılelma’nın da envantere girmesiyle bu alanda yeni bir çığır açıyoruz. KAAN ismini verdiğimiz beşinci nesil millî muharip uçağımızın tanıtımını yaptık. Üretim süreçlerini adım adım gerçekleştiriyoruz. Akıncı TİHA, Aksungur SİHA’larla silahlı insansız hava araçlarındaki hâkimiyetimizi pekiştirdik. Bunların haricinde savunma sanayii alanında hepsi birbirinden kritik 850 farklı projeyi titizlikle hayata geçiriyoruz.”

Dünyadaki ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu’nun denizlerde Türk bayrağını gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayii hamlelerimizle birlikte ihracatımız da katlanarak artıyor. Savunma ihracatında bu yılki hedefimiz altı milyar doları aşmaktır. Nasıl bu alandaki ihracatımızı 248 milyon dolardan geçen sene 4,5 milyar dolara çıkardıysak inşallah bu rakamların üstünü de yakalayacağız. Diğer alanlarda olduğu gibi savunmada da tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşana kadar gece gündüz demeden çalışacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“ÜLKEMİZİN ÖNÜNDE YEPYENİ PENCERELER AÇTIK”

Son seçimlerde güven tazelemesiyle Türkiye’nin savunma atılımlarına dokunmak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bıraktıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İktidara giden yolu milletin iradesi yerine FETÖ’den PKK’ya terör örgütleriyle iş birliğinde arayanlara asla unutamayacakları bir ders verdik. Tavrımızı özellikte daima doğrudan, hizmetten, eser siyasetinden yana kullanarak ülkemizin önünde yepyeni pencereler açtık. 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinde bu kazanımları daha da ileri taşıyacağız. İzmir başta olmak üzere fetret devri yaşayan şehirlerimizin tekrar hak ettikleri hizmetlerle buluşmasını sağlayacağız. İzmirlinin iradesini çantada keklik görenlerin işi bundan sonra daha zor. İstismar siyasetiyle gemisini yürütenlere hep birlikte ‘Yeter’ diyeceğiz. İzmir’i gerçek belediyecilikle tanıştırmakta kararlıyız. Bu şehrin yatırım ve eser hizmet siyasetine ihtiyacı var. Bunu ancak biz yaparız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, TEKNOFEST Girişim Yarışması’nda dereceye giren gençlere ödüllerini verdi.

TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır ve T3 Vakfı Yönetim Kurulu ile simge hâline gelmiş TEKNOFEST pozunu vererek fotoğraf çektirdi.

Programa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu de katıldı.

HABER BURADA

Dünya

“Nahçıvan, Azerbaycan’la ilişkilerimizde özel bir yere sahiptir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Nahçıvan, tarih boyunca taşıdığı stratejik önemle, Azerbaycan’la ilişkilerimizde özel bir yere sahiptir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı’nın temelinin atılması ve iki ülke arasında çeşitli alanlarda gerçekleşen anlaşmaların imzalanmasının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçiminin ardından ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle birlikte haziran ayında Bakü’ye gerçekleştirdiğini hatırlatarak, bu defa da Türkiye’yi Türk dünyasına bağlayan Nahçıvan’da birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılındaki son ziyaretinden bu yana Nahçıvan’ın kaydettiği gelişmeyi gururla müşahede ettiğini anlatarak, Nahçıvan’ın bugün geldiği noktada büyük payı olan Azerbaycan’ın Umummilli Lideri Haydar Aliyev’i doğumunun 100. yılında bir kez daha rahmetle yâd ettiğini belirtti.

Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin dünyada eşi benzeri bulunmayan müstesna bir konumda olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “tek millet iki devlet” şiarı çerçevesinde ilişkileri ve işbirliğini her alanda güçlendirmek üzere çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’le imzaladıkları Şuşa Beyannamesi’nin ilişkileri müttefiklik seviyesine yükselten bir dönüm noktası olduğunu dile getirerek, Nahçıvan’ın tarih boyunca taşıdığı stratejik önemle Azerbaycan’la ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu söyledi.

“DOĞAL GAZ HATTI AVRUPA’NIN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNE KATKI SAĞLAYACAK”

Nahçıvan’ın bugün de ekonomi, ulaştırma ve enerji hatları açısından büyük bir potansiyel barındırdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bölgesel ulaştırma hatlarının tesisiyle birlikte bu potansiyeli tam manasıyla hayata geçirme imkânına kavuşacağız. Hazar geçişli uluslararası doğu batı orta koridorun önemi koronavirüs salgını ve bölgemizde yaşanan savaşlar neticesinde çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu vesileyle biraz önce temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı Projesi Azerbaycan’la enerji alanındaki ortaklığımızı daha da derinleştireceği gibi Avrupa’nın enerji arz güvenliğine de katkı sağlayacaktır. Kars-Nahçıvan Demir Yolu Projesi’nin yanı sıra toplu konut ve elektrik enerjisiyle ilgili alan anlaşmalar az önce imzalandı. Böylece ulaştırma, lojistik ve enerji alanlarındaki ilişkilerimizi geliştirme irademizi tekrar ortaya koyduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycanlı kardeşlerine 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasına verdikleri güçlü destek için bir kez daha teşekkür ettiğini ifade ederek, “Varını yoğunu otomobilinin üzerine yükleyip milletimize yardım etmek için yola koyulan kardeşlerimizin samimiyetini hiçbir zaman unutmayacağız. Basın toplantımızın ardından modernizasyonunu gerçekleştirdiğimiz askerî bakım ve onarım fabrikasının açılışını yapacağız. Bu proje de savunma sanayi işbirliğimize ciddi katkılar sunacaktır” diye konuştu.

Son günlerde bölgede kritik gelişmelerin yaşandığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’ın İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından geçen üç yıla yakın süre boyunca defaatle dile getirdiği meşru ve haklı endişelerine gereken karşılığı maalesef bulamadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’ın kendi egemen topraklarında bir antiterör operasyonu gerçekleştirmek durumunda kaldığını belirterek, “Operasyonun son derece kısa bir süre içerisinde sivillerin haklarına azami hassasiyet gösterilerek başarıyla tamamlanması bizler için iftihar vesilesi olmuştur. Operasyon sırasında şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

“ERMENİSTAN’IN KENDİSİNE UZATILAN BARIŞ ELİNİ TUTMASINI BEKLİYORUZ”

“Nahçıvan’ın mümtaz şairi Mehmet Akif’in, yol ve dava arkadaşı merhum Hüseyin Cavit’in bir asır önce yaptığı şu duasının kabul olduğunu görmenin bahtiyarlığını yaşadık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Her beladan esirge yurdumuzu, kâmuran eyle şanlı ordumuzu. Muzaffer Azerbaycan ordusunu gerek tarihî başarısı gerekse sivillere yönelik sergilediği insani tavrı dolayısıyla canı gönülden tebrik ediyorum. Azerbaycanlı kardeşlerimiz, Türk milletinin adalet ve merhametini bir kez daha tüm dünyaya göstermişlerdir. Son zaferle birlikte bölgede kapsamlı bir normalleşme için yeni fırsat pencereleri açılmıştır. Bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ermenistan’ın kendisine uzatılan barış elini tutmasını ve artık samimi adımlar atmasını bekliyoruz. Her zaman vurguladığım gibi barışın kaybedeni olmaz. Bölgemizde barış, huzur ve refahın tesisi halklarımıza olan borcumuzdur. Biz bu borcu ifa etmek noktasında kararlıyız, samimiyiz. Temennimiz, muhataplarımızın da aynı samimiyeti göstermesidir.”

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne İlişkin Niyet Protokolü”nü imzaladı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ile Azerbaycan Şehir Planlama ve Mimari Devlet Komitesi Başkanı Anar Guliyev, “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kahramanmaraş İlinde Konut Binaları, İlkokul, Anaokulu, Kültür Merkezi İnşaatına İlişkin İşbirliği Anlaşması”na imza attı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Azerbaycan Enerji Bakanlığı arasında elektrik enerjisiyle ilgili mevcut işbirliğinin devamını içeren metin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov tarafından imzalandı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV, MODERNİZE EDİLEN NAHÇIVAN ASKERÎ KOMPLEKSİ’NİN AÇILIŞINI YAPTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ortak basın toplantısının ardından modernize edilen Nahçıvan Askerî Kompleksi’nin açılışını gerçekleştirdi.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nde resmî törenle karşılandı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in davetlisi olarak çalışma ziyareti kapsamında Nahçıvan’a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nde resmî törenle karşılandı.

Tören alanına Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’le birlikte geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada askerleri selamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in, tören alanındaki yerlerini almasının ardından iki ülke millî marşları çalındı.

Tören sonunda Meclis binasına geçen iki lider, baş başa görüşmelerini gerçekleştirdi.

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge