Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Verdiğimiz mücadele, milletimizi her alanda geri bırakarak, temsilcisi olduğumuz medeniyeti ortadan kaldırmak isteyenlere karşı yeniden bir yükseliş, yeniden bir şahlanış iradesi mücadelesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Dava ve yol arkadaşlarını, partinin mensuplarını, kadınları ve gençleri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hediye verilecek mahalle ve sandık başkanları nezdinde, kuruluşundan bugüne AK Parti saflarında görev alan, emek veren, mücadele edenlere şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Partinin kuruluşundan itibaren her kademede, her seçimde, iyi ve kötü her günlerinde birlikte olduklarından ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet dileyerek, İstanbul’un tarihte ve kendi davalarında da ayrı bir yere, ayrı bir hikâyeye, ayrı bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.

“İSTANBUL’U SEVMEK DEMEK, HER RENGİYLE, HER İNANCIYLA, HER KÜLTÜRÜYLE TÜM İNSANLIĞI SEVMEK DEMEKTİR”

Her fırsatta hatırlattığı gibi İstanbul’un sade bir semtini sevmenin bile bir ömre değer olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstanbul adını göklere yazarsanız düşlerinizden mehtabının kaybolacağından korktuğunuz bir şehir. İstanbul zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilimiz, vatanımız olan bir şehir. İstanbul güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar bir şehirdir. İstanbul insana seversen olayım yarin dedirten bir şehirdir. Biz İstanbul’u işte böyle bir şevkle böyle bir aşkla seviyoruz. Esasen İstanbul’u sevmek demek 81 vilayetin tamamıyla Türkiye’yi sevmek demektir. İstanbul’u sevmek demek gözü ve gönlü burayla rabıtalı Balkanlarından Kuzey Afrika’sına kadar koskoca bir coğrafyayı sevmek demektir. İstanbul’u sevmek demek, her rengiyle her inancıyla her kültürüyle her meşrebiyle tüm insanlığı sevmek demektir. Bu kadar sevilen bir şehre hizmet etmek de o derece meşakkatli ama aynı zamanda o derece şerefli bir iştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şehre hizmet etmenin aynı zamanda İstanbul’un manevi muhafızları olan Eyüp Sultan Hazretleri’ne, Yuşa Hazretleri’ne, Hüdayi Hazretleri’ne ve daha nice gönül sultanına hizmet etmek anlamına geldiğini vurguladı.

Bu şehre hizmet etmenin Fatih Sultan Mehmet Han’dan başlayarak üç kıta yedi iklimi aynı kutlu çınarın altında toplayan ecdada, 84 milyonun tamamının kalbine girmek, daha önemlisi gönül coğrafyasının her köşesine ulaşacak bir sevgi haresi oluşturmak demek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi bu şehre hizmet etme şerefine nail eyleyen Rabbimize ne kadar hamdetsek azdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, “Bizim gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamızın gerisinde işte bu aşk vardır. Bize gerektiğinde yedi düvele meydan okuma gücü veren de işte bu aşktır. AK Parti saflarında samimiyetle gayretle fedakârlıkla mücadele eden her bir kardeşimizin de aynı hissiyatla davasına sarıldığına, partisinin başarısı için çalıştığına inanıyorum” diye konuştu.

Dün Gaziantep’te bunu gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem kapalı salon teşkilat toplantısında hem miting alanında on binlerin olduğu meydanda bu aşkı, bu heyecanı, bu coşkuyu gördüklerini vurguladı.

“İSTANBUL’A KAZANDIRDIĞIMIZ HER YENİ MEDENİYET SEMBOLÜMÜZ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrikaya gittiğinde işçilerle beraberken de bu heyecanı gördüklerini anlatarak, şöyle konuştu: “Gençler elbette her dava gibi bizim davamızın da sembolleri vardır. Tekbirimizle ezanımızla bayrağımızla İstiklal Marşımızla camilerimizle minarelerimizle bu sembollere sıkı sıkıya sarılmamızın gerisinde davamıza olan inancımız, bağlılığımız, sadakatimiz bulunuyor. İşte bunu için İstanbul’un 1453 yılındaki fethi bizim için çok önemli bir dönüm noktasıdır. İşte bunun için fethin nişanesi olan Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması bizim için çok kıymetlidir. İşte bunun için İstanbul’a kazandırdığımız her yeni medeniyet sembolümüz bizim için çok değerlidir. Çamlıca Camisi bizim için çok ama çok değerlidir. Zira Anadolu Yakası’ndaki en büyük sembol. Avrupa Yakası’ndan baktığımız zaman gördüğümüz en büyük sembol. Aynı şekilde Mimar Sinan Camii yine böyle bir sembol. Şimdi geliyor Barbaros Hayrettin Paşa Camii Levent’te dikiliyor. Rabbime hamdolsun, bunlar bize nasip oluyor. Demek ki iş bilenin kılıç kuşananın.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, verdikleri mücadelenin “Ayasofya’yı minarelerinden kurtaracağız” diyenlere karşı, Ayasofya’nın nezdinde inanca sahip çıkma mücadelesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Verdiğimiz mücadele, hatırlayın Gezi olaylarında ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyenlere karşı, bu CHP’nin artıklarına, atıklarına karşı bu toprakların ebedi vatanımız olduğunu gösterme mücadelemizdir. Verdiğimiz mücadele, milletimizi her alanda geri bırakarak temsilcisi olduğumuz medeniyeti ortadan kaldırmak isteyenlere karşı yeniden bir yükseliş, yeniden bir şahlanış iradesi mücadelesidir. Verdiğimiz mücadele, değerlerinden ve geçmişinden kopartılarak mankurtlaştırılmaya çalışılan gençlerimize 2053 vizyonumuzu emanet etme mücadelesidir. Gerektiğinde vaktinizi, gerektiğinde malınızı, gerektiğinde canınızı ortaya koymaya feda etmeye değecek bir davadır. Şu anda bu salonda 3 bini aşkın kardeşim var. Kardeşlerim, size olan sevdam sebebiyle unutmayın davası olmayanın sevdası olmaz, sevdası olmayanın öfkesi olmaz. Şayet bazen öfkeli gözüküyorsak tek sebebi sevdamızdır, tek sebebi davamızdır. Rabb’im her birimizi bu dava yolundan, bu sevda yolundan, bu aşk yolundan ayırmasın diyorum. Her dönemde bu kutlu davanın, vefakâr, cefakâr, azimli, cesaretli erleri olmuştur.”

AK Parti’yi kurduklarında teşkilatları, bu dava erlerinin hep birlikte hamiyetiyle gayretiyle omuz vermesiyle elini taşın altına koymasıyla oluşturduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık 20 yılını geride bırakan AK Parti’nin inşasında, yaşatılmasında, yükseltilmesinde emeği geçenlerin hikâyelerinin bile omuzlarındaki yükün ağırlığını göstermeye yeterli olacağını kaydetti.

Zeytinburnu’na geçmiş olsun dileklerinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osman Bey, bu hafta sonu bir Sarıyer yapalım. O hanım kardeşimizin evini bir ziyaret edelim. Bugün aynı fedakârlıkların örnekleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir şehrimizde kadın kolları ilçe başkanı olan hanımefendi kardeşimiz, teşkilat toplantısından ayrılıyor ve bir saat içinde geri dönüp işine devam ediyor. Bu tabloya şahit olan koordinatör milletvekillerimizden biri yanındakilere ilçe başkanımıza kadın kolları başkanımız hanımefendinin niçin gidip geri döndüğünü soruyor. İlçe başkanımız, hanımefendinin henüz 4 aylık bir evladı bulunduğunu, parti çalışmalarına aksatmadan devam ettiğini ancak arada bir çocuğunu emzirmek için 24 kilometre uzaktaki evine gidip hemen geri geldiğini anlatıyor.”

İstanbul’da da benzer pek çok hikâye olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, nafakasını çıkarmak için gece fabrikada temizlik işi yapıp tüm gün teşkilatın hizmetini göreninden, kürsüde partisinin nasıl başarılı olacağını anlatırken kalp krizi geçirip hayatını kaybeden sandık görevlisine kadar nice örnekler olduğunu ifade etti.

AK Parti Arnavutköy ilçe teşkilatından bir kadının hikâyesini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir hanım kardeşimiz son cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde her gün akşam işinden çıktıktan sonra partiye gelip geç saatlere kadar, çalışmalara katılıyor. Bu arada kanser hastası olan babasının durumu ağırlaşıyor. Kendisi bu zor günlerinde babasının yanında olması gerektiği düşüncesiyle bir gün işten çıktıktan sonra teşkilata gitmeyip evde kalıyor. Babası, evladını evde görünce niye partiye gitmediğini soruyor. Hanım kardeşimiz de babasına kendisiyle vakit geçirmek istediği için böyle yaptığını söylüyor. Bunun üzerine babası, ‘Benim hastalığımın dönüşü yok, vatan babadan önemlidir, senin yerin benim yanım değil, görevinin başıdır. Sana hakkım sonuna kadar helaldir. Sen git partideki çalışmalarını yürüt’ diyor. Ertesi gün de Hakk’ın rahmetine kavuşuyor. Evet, bu dava işte böyle bir davadır. İnsanların kendi canlarından bile aziz bildikleri, önde tuttukları bir davadır. İşte bunun için bu davada bencilliğe yer olmaz” şeklinde konuştu.

“Bu davada kibre yer olmaz. Bu davada nobranlığa yer olmaz, ihanete yer olmaz diyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hesabi değil, hasbi insanların omuzlarında yükselen bu davayı yine aynı şekilde hep daha ileriye taşıyarak 2023’e de 2053’e de zaferle ulaştırmak sorumluluğunda olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu sorumluluğu yüreğinde hissedenin gözüne uyku girmez. Girer mi? Girmez. Bu sorumluluğu kalbinde hisseden, yerinde duramaz. Bu sorumluluğu ruhunda hissedenin gözünde en yüce dağlar düz ovaya dönüşür. Ama bu hissiyatı, bu hasbiliği, bu samimiyeti kaybedenin de gözüne, yumruk kadar çıkıntılar aşılmaz dağlar gibi gözükür. Rabbim hepimizi bu davaya layık olan, layıkıyla hizmet edenlerden eylesin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın, genel merkeziyle, illeriyle, ilçeleriyle, mahalle ve sandık temsilcileriyle partinin gövdesi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’un, aynı zamanda en büyük teşkilata da sahip olduğunu, kongrenin ardından İl Başkanı ve yeni il yönetiminin büyük bir aşk ve istekle hemen çalışmalara başladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’daki 31 bin 124 sandık için 166 bin 877 kişinin görevlendirildiğini, şehrin 39 ilçesinin her birinde yapılan ilçe danışma toplantılarının 17 bin 834 kişinin iştirakiyle gerçekleştirildiğini aktardı.

Önceki dönemlerde görev almış ilçe başkanlarıyla, belediye başkanlarıyla, belediye ve il genel meclis üyeleriyle bir araya gelinerek geçmişten bugüne güçlü köprüler kurulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’daki 962 mahalle başkanından 899’unun il yönetimi tarafından evlerinde ziyaret edildiğini, bu mahallelerden 550’sinde mahalle danışma meclisi toplantıları yapıldığını, Ocak ayının ortasına kadar tüm mahallelerde bu toplantıların gerçekleştirileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim takvimi başlayana kadar AK Parti’nin kuruluşundan itibaren vazife almış tüm sandık kurulu üyeleriyle de bir araya gelineceğini, ilçe başkanlarının, her bir üyelerine, ziyaret ederek telefonla irtibat kurarak ulaşacaklarını bildirdi.

Kendi üyelerinin yanında esnafından hane halkına, sivil toplum temsilcilerine kadar her vatandaşın gönlünü kazanmayı hedefleyen ziyaretlerin kesintisiz sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kapsamda engelli, yaşlı, yetim öksüz, şehit yakını, gazi ve dar gelirli vatandaşlarımıza ulaşmaya ayrı bir önem veriyoruz. İstanbul gibi bir yerde iş insanlarımız, ülkemizin çeşitli bölgelerini temsil eden sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere şehrin ana dinamiklerini oluşturan kesimleri de elbette unutmuyoruz” diye konuştu.

Kadınlara yönelik şiddet, çevre hassasiyeti, hayvanların korunması, her kademedeki öğrencilerin, gençlerin meseleleri gibi konularda da ayrıca özel çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan 39 belediyemize sesleniyorum; hayvan barınaklarını ihmal etmeyiniz. Ve bu hayvan barınaklarıyla birlikte Osmanlı’nın yaptıklarını da unutmayınız. Ne yapıyordu? Ağaçlarda meyveler ve o meyvelerden hayvanların gelip nasiplenmesini temin ediyorlardı. Bunları yapmalıyız, bu bize yakışır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Gaziantep’te pitbull cinsi köpeğin saldırısı sonucu ağır yaralanan 4 yaşındaki Asiye Ateş’e değinerek, “İşte dün Gaziantep’te o yavru Asiye, pitbull köpekleriyle nasıl oynuyordu? Ama pitbull köpekleriyle o şekilde oynarken o Asiye’miz işte paramparça edilir hâle geldi. Aradık Ömer Bey’i. Allah razı olsun… Dün evvelsi gece ambulans uçakla Antalya’ya gönderdik ve şu anda tedavisi orada yapılıyor. Biz buyuz. Böyle olmaya da devam edeceğiz” dedi.

“BU MİLLET İÇİN NE YAPSAK, BU ÜLKEYE HANGİ HİZMETİ VERSEK AZDIR”

Siyasetin, hayatın her alanını, toplumun her kesimini kucaklamayı gerektiren bir uğraş olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhmal ettiğimiz, görmezden geldiğimiz, kulak vermediğimiz, gözümüzü kaçırdığımız her kesimin, her insanın vebalinin boynumuzda olduğunu unutmamalıyız. Başkaları şöyle davranıyor, böyle yapıyor olabilir, bizi ilgilendirmez. Biz İstanbul’a ve tüm Türkiye’de her bir insanımıza ulaşmakla, her bir insanımızın derdini dinlemekle, her bir insanımızın gönlünü kazanmakla mükellefiz. Zira AK Parti gönüllüler kadrosudur. Ana kademesiyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, şu anda karşımda gönüllüler hareketinin mensuplarını görüyorum. Tüm kademelerdeki teşkilat mensuplarımızın birinci ve asli görevleri budur. İlk günden beri ne diyoruz? AK Parti’yi kuran millettir diyoruz. AK Parti’ye yön gösteren millettir diyoruz. AK Parti’yi iktidara getiren millettir diyoruz. AK Parti’yi iktidarda tutacak olan da millettir diyoruz. Bizim bu millete sadece teşekkür, sadece şükran değil, 15 Temmuz’da olduğu gibi can borcumuz da var. Dolayısıyla bu millet için ne yapsak, bu ülkeye hangi hizmeti versek, hangi eseri kazandırsak insanlarımızın önüne hangi başarıyı sersek azdır. Bizler, çok gayret ettik, ediyoruz ve edeceğiz.”

Eğitimde ve sağlıkta gerekli adımları attıklarını, şehir hastaneleri kurduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 ayda Atatürk Havalimanı’nda ve Anadolu Yakası’nda Samandıra’da tomografisi, MR’ı ve ultrasonografisiyle 1006 odalı hastane yaptıklarını anımsattı.

Arnavutköy’de tarihî bir kışlayı hastaneye çevirdiklerini, Başakşehir’de Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ni inşa ettiklerini de hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yerde bu millete yakışanı yaptıklarını ve yapmaya da devam ettiklerini söyledi.

AK Parti’nin geçen 19 yılda ülkeye, şehirlere, vatandaşlara kazandırdığı eser ve hizmetleri, bölgeye ve dünyaya verdiği erdemli mesajları tek tek saymaya kalksa saatlerin değil günlerin yetmeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “76 üniversiteden 207 üniversiteye çıktık mı? Şu anda 81 vilayetimizin tamamında üniversitelerimiz var mı? Niye? İstedik ki Hakkâri’deki bir yavrumuz ta Hakkâri’den İstanbul’a gelmesin, onun ayağına biz üniversiteyi götürelim. Şırnak’taki Ankara’ya, İstanbul’a gelmesin, Şırnak’a üniversiteye götürelim. İşte bu erdemliler hareketinin en önemli başarısıdır, ispatıdır” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL KRİZLER KARŞISINDAKİ DAYANIKLILIĞININ GERİSİNDE ÜLKEMİZE KAZANDIRDIĞIMIZ ALTYAPI VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta ve eğitimde attıkları adımları ulaşımda da attıklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “6 bin 100 kilometreden, 28 bin kilometreye bölünmüş yolları çıkardık. Bununla birlikte otoyolları çıkardık. Şimdi hepsinden öte, Marmaray’ı yaptık mı? Avrasya Tüneli’ni yaptık mı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık mı? Osman Gazi Köprüsü’nü yaptık mı? İstanbul-İzmir arasını 7 saatten, 3 saat 15 dakikaya indirdik mi? İzmir Milletvekili Bay Kemal, sen ne yaptın? İzmir belediyesi sen ne yaptın? Bak, felaket yaşandı. Felaketin yaşandığı o yerde, şu anda 750 konutu inşa edip, bunu da oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Biz buyuz. Milletimiz kendi hayatında bu kazanımları görüyor, biliyor. Antalya’da felaket yaşadık, Muğla’da felaket yaşadık. Belediyeler sende. Bay Kemal, ne yaptın? Yapmaz. Öyle bir derdi yok. Ama biz dertliyiz, aşığız. Bizim bu millete aşkımız var, sevdamız var. “

Özellikle AK Parti döneminde doğan ve büyüyen nesil, eski Türkiye’yi bilmediği için bugün sahip oldukları imkânları geçmişle mukayese edemediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal yardımlara kadar her alanda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetleri bıkmadan, usanmadan anlatmayı sürdürmeliyiz. Türkiye’nin küresel krizler karşısındaki dayanıklılığının gerisinde ülkemize kazandırdığımız bu altyapının bulunduğunu, örnekleriyle izah etmeliyiz. Yeni ekonomi programımızı, bu güçlü altyapının üzerinde inşa ettiğimizi, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma hedefinin hayal değil, bir el uzatımı mesafeye kadar yaklaşmış bir hakikat olduğunu vurgulamalıyız” dedi.

“FAİZ, ZENGİNİ DAHA ZENGİN, FAKİRİ DAHA FAKİR YAPAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda artan sosyal ve siyasi kaos çıkarma denemelerinin, terör örgütlerini ülkenin üzerine salarak huzuru bozma, sınırları taciz etme gayretlerinin, FETÖ ihanet çetesiyle ülkeyi ele geçirme girişimlerinin, finans tuzaklarıyla ekonomiyi çökertme oyunlarının, Türkiye’yi bu hedeflerinden uzaklaştırma gayreti taşıdığını tekrar tekrar anlatmaları gerektiğini vurgulayarak, “Faiz, kur tartışmaları üzerinden yaşanan son gelişmelerin de bu tablonun bir parçası olduğunu ama Türkiye’nin hedeflerine ulaşacak güce, imkana, kararlılığa sahip bulunduğunu ısrarla söylemeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Faiz, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar ve unutmayın, faiz sebep, enflasyon neticedir. Biz, bu çarkı da inşallah bozacak, milletimizi asli noktadaki hedeflerine ulaştıracağız. Türkiye’yi bu günlere getiren tüm eser ve hizmetlerin altında nasıl AK Parti’nin imzası varsa, ülkemizi 2023’e taşıyacak yeni nesillere, 2053 vizyonunu emanet edecek atılımların da yine AK Parti tarafından gerçekleştirilebileceği gerçeğini herkese göstermeliyiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin hızla inşasından rahatsız olanların, ülkemizi uluslararası alanda geriletmek, iç siyasette yeniden istikrarsızlığa sürüklemek, ekonomide tekrar kendilerine bağımlı kılmak için yaptıkları fütursuz açıklamaları, attıkları sinsi adımları ortaya koymalıyız.

Vatandaşlarımızı, yalan ve iftirayı, siyasetlerinin merkezine oturtarak, bin bir vaatle karşılarına gelenlerin, tıpkı mahallî seçimlerden sonra yaptıkları gibi ülke yönetimini ellerine geçirmeleri hâlinde ne büyük felaketlere yol açacaklarına ikna etmeliyiz. Bunları başardığımızda sadece 2023 seçimlerini değil, ülkemizin ve milletimizin geleceğini de garanti altına alacağımızdan emin olunuz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen günlerde Şanlıurfa’da belediyeyi kendilerine vermeleri hâlinde çiftçilere elektriği bedava kullandıracaklarının sözünü verdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektriğin belediyelerin sorumluluğunda olmaması bir yana güya hesap uzmanı bu zatın yaptığı hesap, başlı başına bir felakettir. Neymiş? Şanlıurfa’da 2 milyon 300 bin dönüm taşlık arazi varmış. Oraya güneş enerjisi sistemi kuracakmış. Bu şekilde üretilen elektriği de çiftçiye bedava verecekmiş. Ya Bay Kemal, siz daha Millet İttifakı olarak Cumhurbaşkanı adayınızı bile belirlemediniz. Önce şunu bir açıklayın” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Neden Adana’da güneş enerjisi sistemi kurmuyorsunuz?” sorusu sorulduğunda, orada yeteri kadar taşlık arazi olmadığını söylediğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanın bu hesabı neresinden düzelteceğini şaşırdığını dile getirerek, “Çünkü her tarafı yalan, yanlış. Bari biz şimdi buradan basit bir hesapla, CHP Genel Başkanı’na söylediklerinin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışalım. Her 1 megavat güneş enerjisi üretimi için 15 dönüm arazi gerekiyor Bay Kemal. Yani 2 milyon 300 bin dönüm arazide 153 bin megavat enerji üretilebilir” diye konuştu.

Türkiye’nin üçte ikisinin kendi dönemlerinde olmak üzere 99 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca kurabildiği toplam enerji gücünün şu an itibarıyla 100 bin megavat olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yani bu zat Şanlıurfa’nın taşlı tarlalarında 99 yıllık birikimimizi 1,5 kat aşacak bir enerji gücü kurmaktan söz ediyor. Ülkemizin hâlihazırdaki 8 bin megavatlık güneş enerjisi altyapısının 21 katının bir kalemde Şanlıurfa’da kuruyor. Peki, böyle enerji gücü oluşturmak için ne kadarlık bir yatırım gerekiyor. Tam 125 milyar dolar gerekiyor. Adana’da böyle bir arazi yok demişti ya, öyle de değilmiş. Adana topraklarının neredeyse yarısı tarıma uygun olmayan taşlık araziymiş. Aynı yatırımı orada da yapmasında hiçbir mahsur yok. Tabi iş yalan. Bu yalanı söylemeye gelince dilin kemiği yok. At atabildiğin kadar. Ama yalanı rakamlarla söyleyince işte böyle hesap kitap devreye giriyor ve gerçekler gelip yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahallî seçimler öncesi, İstanbul’da kazandıkları belediyelerden tek bir kişinin işten çıkartılmayacağı konusunda namus sözü verdiğini hatırlatarak, “Dikkat edin namus sözü. Seçim meydanlarında verdiği bu sözlere daha sonra ne oldu. Tabi ki diğer tüm vaatleri gibi bu namus sözü de yalan oldu. Bir hesaba göre 13 bin 500, bir hesaba göre 15 bin kişiyi işten çıkartıp yerine aralarında terör örgütüyle iltisaklı kişilerin de bulunduğu 45 bin kişiyi işe aldılar. Şimdi utanmadan, sıkılmadan bana mektup gönderiyor, böyle bir şey yok diye. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önünde hanımlarıyla beraber o ağlayan insanların gözyaşlarını sen bize anlatma” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kahir ekseriyetinin AK Partili meclis üyelerinden oluştuğunu, bütün kayıtların Cumhur İttifakı olarak onlarda da bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Senin bütün o yalanların orada tutuluyor Bay Kemal ve onun müridi, adını vermeyeceğim. Yenikapı’ya sıra sıra dizdikleri araçların daha fazlasını hem de üç beş kat daha yüksek fiyatta belediyeye doldurdular. Hani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde personel fazlası vardı. Hani İstanbul Büyükşehir Belediyesinde israf vardı. İstanbul için borçlanmak ihanettir diyerek, göreve geldiler, belediyenin borcunu hiçbir iş yapmadan 23,5 milyar liradan planladıklarıyla birlikte 61 milyar liraya çıkardılar. Anlaşılan o ki 2024’e kadar bu borç rakamı 100 milyar lira sınırına dayanacaktır. Evet, bunun adı İstanbul’a ihanettir. Bunun adı İstanbulluya ihanettir. Bunun adı Türkiye’ye ihanettir. Hâlbuki yaptıkları hiçbir iş yok. Bırakın yeni iş yapmayı, devam eden işleri bile yürütemiyorlar. Geçmişte İstanbul’a yapılan her hizmete karşı çıkmış, engel olmak için kendilerini yırtmışlardı. Şimdi de utanmadan engelleniyoruz yalanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışıyorlar. Ama arkadaşlarımız işin aslının öyle olmadığını bilgisiyle belgesiyle ortaya koyuyorlar. Şehri yönetemiyorlar ama maşallah iftira atmayı, yalan söylemeyi çok iyi başarıyorlar. Bunların hayatı yalan, bunların hayatı iftira. Çiftçiye yalan söylüyorlar, işçiye yalan söylüyorlar, esnafa yalan söylüyorlar, İstanbul halkına yalan söylüyorlar. İnşallah önümüzdeki seçimde millet bunların tüm yalanlarını yüzlerine vuracak ve hak ettikleri yere yuvarlayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un her seçimde olduğu gibi 2023 seçimlerinde de AK Parti’nin lokomotifliğini yapacağını vurgulayarak, bunun için teşkilatlara her seçimde olduğundan daha çok görev düştüğünü anlattı.

Karşılarındakinin her seçimde olduğundan çok daha büyük bir hırsla çok daha büyük bir kinle, çok daha büyük bir destekle 2023’e hazırlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de bu tabloya uygun şekilde hazırlıklarını yapmaları gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere güveniyorum, sizleri seviyorum, sizlerle aynı yolda yürüdüğüm, aynı davaya hizmet ettiğim için rabbime hamdediyorum. Allah gayretinizi, aşkınızı, şevkinizi artırsın diyorum. İl başkanımızdan mahalle temsilcimize kadar her birinize Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum. Ahde vefanız ve gayretleriniz için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a günün anısına NFT tabanlı “İstanbul’un Dijital Anahtarı” ve bir tablo hediye etti.

Program sonunda AK Parti İstanbul teşkilatında kuruluştan bugüne kadar mahalle başkanlığı, sandık görevlisi olarak görev yapanlar adına 3 kişiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hediyeleri verildi.

Dünya

“Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından anlaşmaların imza törenine geçildi. İmzaların atılmasının ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin, El Salvador’dan Türkiye’ye Devlet Başkanı düzeyinde yaptığı bu ilk resmî ziyaretinden memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî ziyaretin, Türkiye-El Salvador ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Sayın Başkan’ın liderliğinde El Salvador’un son dönemde dış politikada ufkunu genişletme yönünde attığı adımları biz de yakından takip ediyoruz. Değerli dostumun bugünkü ziyaretini, ezber bozan nitelikteki bu politikalarının bir yansıması olarak görüyorum. Kendilerine bir kez de sizlerin huzurunda ‘hoş geldiniz’ diyorum.”

“Aile kökleri Filistin’e dayanan ve ülkesinde ‘El Turco’ olarak tanınan Sayın Bukele’nin ülkemizi ziyareti bizler için ayrı bir anlam taşıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen kendisinin göreve gelmesinin ardından ilişkilerimizde ciddi bir ivme yakaladık. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen El Salvador’un Ankara Büyükelçiliği’nin resmî açılışı bugün Dışişleri Bakanlarımız tarafından yapıldı. İnşallah biz de San Salvador Büyükelçiliğimizi en kısa sürede hizmete açacağız” dedi.

“EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİMİZ SALGINA RAĞMEN SON DÖNEMDE CİDDİ SIÇRAMA YAŞADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz salgına rağmen son dönemde ciddi sıçrama yaşadı. 2020 yılında 27 milyon doları aşan ticaret hacmimiz, geçtiğimiz sene 50 milyon dolara yaklaştı. Yüzde 80 civarındaki bu artış esasen potansiyelimizin ne kadar büyük olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla, bu rakamı ilk etapta 100 milyon dolara, önümüzdeki beş yıllık sürede de inşallah 500 milyon dolara çıkaralım istiyoruz. Bugün imzaladığımız Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması bu bakımdan önemli bir araç teşkil edecektir” açıklamasında bulundu.

Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarının müzakerelerini de en kısa sürede tamamlayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sayın Başkan’ın El Salvador’u bölgesinin lojistik merkezi hâline dönüştürme vizyonunu biz de destekliyoruz. Bu amaçla hayata geçirmeyi planladığı tüm yatırımlarda Türk firmalarının altyapıda, üst yapıda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu da yine kendilerine ifade ettim. El Salvador’un kalkınma projelerine desteğimizin devam edeceğini vurguladım. TİKA, geçen yıl salgın döneminde El Salvador’daki bir çocuk hastanesine malzeme ve ultrason cihazı gibi teknik ekipman yardımında bulunmuştu. Kurumumuz, El Salvador makamlarının öncelikleri doğrultusunda sağlıktan eğitime ve tarıma kadar birçok alanda desteğini sürdürecektir.”

Görüşmelerinde, Orta Amerika özelinde, bölgesel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır. Bu vesileyle El Salvador’un birçok Orta Amerika ülkesiyle birlikte geçen yıl kutladığı 200. bağımsızlık yıl dönümünü bir kez daha gönülden tebrik ediyorum. Yarın İstanbul’da El Salvador dâhil bölge ülkeleriyle ilişkilerimizin tarihine ışık tutacak önemli bir sergiyi açacağız. Türkiye-El Salvador arasındaki dostane ilişkilerin ve iş birliğinin gelişimine büyük katkı sağlayan Sayın Bukele’ye tekrar teşekkür ediyorum. Toplantılarımızda aldığımız kararların ve imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

EL SALVADOR CUMHURBAŞKANI BUKELE: “TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİNİN BİR PARÇASI OLMAK İSTİYORUZ”

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele de konuşmasında, Türkiye’yi, halkını ve tarihini takdir ettiklerini belirterek, “Biz, Türk insanının bir gün dünyayı fethettiğini biliyoruz, uzun bir süre boyunca. Şunu da biliyoruz. O ruh her bir Türk vatandaşının içinde mevcut. Bu ruh tekrar büyüyor. Yirmi yıl önceki Türkiye bugünkü Türkiye değil. Bu büyüme, hızlı. Bunu bugün burada ihracatta, ekonomide görebilirsiniz. Türk ürünlerinin her yere ihraç edildiğini biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador’dan bahsetti. Bizim ülkemiz küçük ama bir yılda ticaret hacmini yüzde 80 artırdık” şeklinde konuştu.

Türk firmalarıyla liman, insansız hava aracı başta olmak üzere savunma sanayii ekipmanları, havacılık malzemeleri, hidrotermal tesis gibi alanlarda imzalanan veya imzalanmaya yakın olan anlaşmaların olduğunu aktaran El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, “Bunlar başlangıç. Yarın başka şirketlerle de görüşeceğiz. Bütün bu şirketlerle görüştükten sonra başka şirketlerle de görüşeceğiz. Belki El Salvador’un ilk uydusu bir Türk teknolojisi sayesinde olacak. Yani yapılacak çok şey var. Göreceğimiz çok şey var. Bu, El Salvador gibi küçük bir ülke için çok büyük bir başlangıç” ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki ticaretin bir yılda yüzde 80 büyüdüğünü belirten El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, ikili ticaret hacminin mevcut hızda büyümesi durumunda 500 milyon dolar hedefine birkaç yılda ulaşılabileceğini söyledi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde enerji, inşaat, limanlar, savunma sanayii, altyapı inşası, ihracat, ithalat ve ticaret alanlarında yatırım ve iş birliği konularını ele aldıklarını ifade etti.

Osmanlı döneminde Güney Amerika ile ticaretin gelişmemesinde coğrafi engellerin olduğuna işaret eden El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, “Ama bugün bu artık önemli değil. Cebelitarık’tan geçmeniz gerekmiyor. Bu yüzden de bu rakamlara ulaştık. Daha da fazlası olacak” dedi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, Türk sinema ve televizyonunun eserlerini ve Türk kültürünü ülkelerinde gördüklerini aktararak, “El Salvador’da herkes Türk kültürünü, Türk tarihini, Osmanlı İmparatorluğu’nu tanıyor. Bunun sebebi de Türkiye’nin çok hızlı büyümesi. Türkiye’nin büyük bir sistem olması. Bu da Sayın Erdoğan sayesinde gerçekleşti. Sizin güçlü ruhlu insanlarınız var ama bir lidere de ihtiyacınız var. Bu lideriniz de var. İyi bir lideriniz var. Bu yüzden de burada olmaktan çok mutluyuz, çok onurluyuz. Bu şekilde ağırlandığımız için de çok memnunuz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin kendileri için çok önemli bir ülke olduğunun ve Türkiye’de büyük bir potansiyel gördüklerinin altını çizen El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, şunları kaydetti: “Türkiye çok büyüyor. Bunu görüyoruz. Şu anda güçlü. İleride daha da büyük bir güç olacak ve dünya için çok önemli olacak. Biz de onların yanında olmak istiyoruz. Çünkü biz bu büyümenin bir parçası olmak istiyoruz. Türkiye’nin büyümesinin bir parçası olmak istiyoruz ve ona eşlik etmek istiyoruz. Bu yüzden bu ziyaret bizim için de çok önemli. Biz hep tek kutuplu çalıştık. Hep ABD’ye baktık. Hepiniz biliyorsunuz, bizim ticari ortağımız ABD. Tabii ki bizim için çok önemli. El Salvador için başka yerlere, yönlere bakmak da önemli. Baktığımız yönlerden biri de Türkiye. Bu yüzden buradayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

El Salvador ile yapılan anlaşmalar ve iş birliğinin önemine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün imzalanan altı anlaşmanın önemi hakkında bilgi verdi.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ve diplomasi akademileri arasında işbirliği mutabakat zaptının imzalandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, protokol alanında işbirliği mutabakat zaptı, Savunma Sanayii Başkanlığı ile El Salvador Dışişleri Bakanlığı arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi ile deniz hukuku alanında işbirliği protokolü ve TİKA ile El Salvador Hükûmeti arasında mutabakat zaptının imzalandığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador ile Ankara Üniversitesi arasında yapılacak iş birliğinin gençler için ciddi bir sıçrama alanı olarak görülebileceğini vurguladı.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin yarın Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’yi (TUSAŞ) ziyaret edeceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki çalışmalarının yerinde görülmesi ve atılacak müşterek adımlar açısından ele alınmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzalanan altı anlaşmayı önemsediklerinin altını çizerek, “En uygun yerde Dışişleri Bakanlığımıza büyükelçilik binasını hazırlayacaklar. Biz de orayı kiralamak suretiyle en yakın zamanda El Salvador’a iade-i ziyaret gerçekleştireceğiz. Böylece iş adamlarımızın da orada çok daha aktif bir duruma gelmesini temin edeceğiz” diye konuştu.

“RUSYA İLE UKRAYNA ARASINDAKİ GELİŞMELERİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna arasındaki anlaşmazlık ve gelecek günlerde kendisinin Ukrayna’ya ziyaretinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ise Türkiye ziyaretinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti: “Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmeleri doğru bulmuyoruz. Zira bölgede bir savaş atmosferinin olması, böyle bir psikolojinin doğması bizi de her iki tarafla münasebetleri olan bir ülke olarak üzmektedir. Temennimiz o ki bir an önce Sayın Putin ile Zelenski’yi bir araya getirebilmek ve yüz yüze bir görüşme yapmalarını temin etmek. Bunun için gerek Sayın Putin’in Türkiye ziyareti gerekse benim Ukrayna ziyaretimi çok önemsiyoruz. Önümüzdeki ayın başlarında Ukrayna ziyaretim var. Ukrayna ziyaretimle birlikte de tabii bu arada Sayın Putin ile olan görüşmeleri aynen devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bölgede istiyoruz ki barış egemen olsun, hâkim olsun, bölgede bunun dışında farklı olumsuz gelişmeler gerçekleşmesin.”

Ortak basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin huzurunda iki ülke arasında altı anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda; “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması”, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Alanında Niyet Mektubu”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile El Salvador Cumhuriyeti Diplomatik Eğitim İçin Uzmanlaşmış Yükseköğretim Enstitüsü Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Arasında Protokol Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, “El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Arasında Deniz Hukuku Alanında İşbirliği Protokolü” ve “Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Mutabakat Zaptı” Türk tarafından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Ticaret Bakanı Mehmet Muş, El Salvador tarafından ise Dışişleri Bakanı Alexandra Hill tarafından imza altına alındı.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftaya organize sanayi bölgelerimizde kurulan mesleki eğitim merkezlerinin ortak açılış töreni ile başlamıştık. En büyük zararı 28 Şubat’ın verdiği mesleki eğitim sistemimizi yeniden ayağa kaldırma çabalarımızın bu en son ve en verimli adımıyla ülkemizin önemli bir meselesini daha hâl yoluna koyduğumuza inanıyorum.

Hem işverenlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacını karşılayacak, hem gençlerimizin donanımlı bir şekilde hayata atılmalarını ve geleceklerini görebilmelerini sağlayacak yeni mesleki eğitim merkezleri modelimizin bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI HEDEFİNİ KARALAMAYA ÇALIŞANLARIN MAHCUBİYETLERİNİ HEP BERABER GÖRECEĞİZ”

Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüyerek dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesini hedeflediğimiz bir dönemde böyle bir projenin gerçekleştirilmiş olması ayrıca önemlidir. Nitekim bu törende bir araya geldiğimiz sanayicilerimizin hedeflerimize ulaşma konusundaki inancına ve gayretine bizzat şahit olduk. İnşallah önümüzdeki yıl bu zamanlar bambaşka bir Türkiye fotoğrafıyla milletimizin huzuruna çıkacağız. İşte o zaman kimi inanmadığı, kimi istemediği için ülkemizin takip ettiği büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası hedefini karalamaya çalışanların mahcubiyetlerini hep beraber göreceğiz.

Yine geçtiğimiz hafta iştirak etmekten memnuniyet duyduğumuz bir diğer önemli program, Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreniydi. Türkiye, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNESCO tarafından hazırlanan somut olmayan kültürel miras listesine en çok değer kaydettiren ülkeler arasında yer almaktadır. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerimiz, Anadolu’nun bereketli kültür mirasının dünyaya tanıtılması bakımından önemli bir envanter çalışmasıdır. Bu kapsamda 2021 yılı için belirlenen 21 sanatçımız ile mehteran birliğimize, marifet sahiplerine hak teslimi olarak gördüğümüz ödüllerini takdim ettik.

Çarşamba günü yaptığımız Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısında mevcut projeleri gözden geçirme yanında, önümüzdeki dönemde öncelik vereceğimiz hususları değerlendirdik ve karara bağladık.

Perşembe günü Avrupa Birliği büyükelçileriyle bir araya gelerek ülkemizle birlik arasındaki ilişkilerin geçmişten bugüne muhasebesini yaparak tıkanan noktaları ve çözüm yollarını kendileriyle paylaştık.

Cuma günü ülkemizin ilk istihbarat gemisi Ufuk’un hizmete girme töreni vesilesiyle bu alandaki gücümüzü ve kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk.

Cumartesi günü Aydın’da gerçekten çok güzel bir dizi programa katıldık. Söke’de toplamda bir milyar dolarlık bir proje olan KİPAŞ Kâğıt Fabrikasının 550 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen ilk etabını hizmete açtık. Bu fabrika ithalatımızı azaltarak ve ihracatımızı artırarak ülkemiz cari dengesine yılda 450 milyon dolarlık olumlu katkıda bulunacaktır.

Aydın’da toplu açılış töreni vesilesiyle hem oradaki kardeşlerimizle hasret giderdik, hem de kendileriyle samimi bir hasbihal yaptık. On binlerin katıldığı bu törende coşku, heyecan tamamıyla oraya hâkimdi.

Aynı günün akşamı rahmetli Menderes’in hayatının son günlerinde Çine Çayı’nın kenarında oturup söğüt ağaçlarının altında serinliğinin saadetini tatmak istediği yerde inşa edilen Adnan Menderes Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Müzede Menderes ailesi, gençlerimiz ve diğer katılımcıların iştirakiyle yaptığımız ufuk açıcı demokrasi sohbeti de hem geçmişin hatırlanmasına, hem geleceğimize umutla bakmamıza vesile oldu.

Özellikle de bu vesileyle Aydın’daki programımıza çizdikleri güzel resimleri, “Seni çok seviyorum Tayyip Amca” notuyla bize ileten Hatice ve Nisa evlatlarımıza da selamlarımı iletiyorum.

“522 KONUTUN TESLİM TÖRENİNDE ARNAVUT KARDEŞLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİK”

Önceki gün Arnavutluk’a hem açılış törenleri, hem resim görüşmeler vesilesiyle bir ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle Laç şehrinde 2019 depreminin yol açtığı yıkımın telafisi için TOKİ’miz vasıtasıyla inşa ettirdiğimiz 522 konutun teslim töreninde Arnavut kardeşlerimizle bir araya geldik. Ardından Başbakan Sayın Edi Rama ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerimizi gerçekleştirerek farklı alanlarda yedi anlaşma imzaladık. Daha sonra Arnavutluk Meclisi’nde milletvekillerine hitap etme imkânı bulduk. Son olarak da Tiran’da restorasyonu TİKA tarafından yapılan Osmanlı döneminde inşa edilen en önemli eserlerden biri ve günümüze ulaşan tek yer olan Ethem Bey Camii’nin açılış törenine katıldık. Arnavutluk’a ayak basışımızdan ayrılışımıza kadar bize ve heyetimize gösterilen teveccüh, Balkan coğrafyasındaki kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağının gücünü göstermeye tek başına yeterlidir. Ayrıca, yine Tiran’da yapılan tarafımızdan şu anda bitmek üzere olan muhteşem caminin ki yaklaşık 3 bin 250 cemaat kapasiteli caminin son şu anda çalışmalarını yerinde bir görelim dedik ve yerinde arkadaşlarımızla beraber camiyi bir gezdik. İnşallah yetişebilirse Ramazan sonuna kadar caminin bitişini gerçekleştireceğiz ve ondan sonra da açılışını inşallah Tiran’da yapacağız.

Dün de yine Balkanlar’dan önemli bir misafirimizi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic’i ağırladık. Kendisiyle Bosna Hersek’teki son gelişmeler başta olmak üzere bölgeye ve ülkelerimizin ikili ilişkilerine dair kapsamlı fikir alışverişinde bulunduk.

“MUHTARLAR BULUŞMAMIZ YİNE COŞKULU VE SAMİMİ BİR ATMOSFERDE GEÇTİ”

Bugün ise Kabine toplantımızın özellikle öncesinde ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızla bir araya geldik. Yaklaşık bin 500 civarında muhtarımızın da katıldığı yemekli sohbet toplantısını kendileriyle gerçekleştirdik. Koronavirüs salgını sebebiyle ara verdiğimiz muhtarlar buluşmalarımızın bu ilk toplantısı her zamanki gibi yine coşkulu ve samimi bir atmosferde geçti.

Tabi bu programların yanında hemen her gün kabine üyelerimizle ve kurumlarımızın yöneticileriyle çok sayıda dar kapsamlı görüşmeler yaparak ülkemizin ve milletimizin gündemindeki konularla ilgili istişarelerde bulunduk, kararlar aldık. Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

Dünyanın yakın tarihin en büyük sağlık ve ekonomik krizini yaşadığı bir dönemde hem ülkemizi bu fırtınadan sâhil-i selâmete çıkartmak, hem önümüze gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için daha çok çalışacağız. İstikrar ve güven iklimini güçlendirerek, programlarımızı kararlılıkla uygulayarak, ekonomideki hedeflerimize ulaşmamızı engellemek isteyenlere aradıkları ortamı vermeyeceğiz. Bu ülkenin boş teneke gürültüsünden öte anlamı olmayan, insanımızın önüne herhangi bir vizyon ve umut koymayan polemiklerle, kavgalarla, itiş-kakışlarla kaybedecek vaktinin ve enerjisinin olmadığı bilinciyle yolumuza devam edeceğiz.

“İÇ SARSINTILAR VE DIŞ BASKILARLA YERLE YEKSAN OLAN TÜRKİYE FOTOĞRAFI HAMDOLSUN ARTIK GERİDE KALMIŞTIR”

Aziz milletim, Türkiye geçtiğimiz 20 yılda kurduğu güçlü altyapı üzerinde küresel sınamalara hiç olmadığı kadar hazırlıklı girdiği bir dönemden geçmektedir. Bugünün Türkiye’si ne 1970’li yılların, ne de 1994 ve 2001 krizlerinin kırılganlığıyla maluldür. Siyasetinden ekonomisine kadar tüm unsurlarıyla küçük iç sarsıntılar ve dış baskılarla yerle yeksan olan Türkiye fotoğrafı hamdolsun artık geride kalmıştır. Ülkemizin Gezi olaylarından beri yaşadığı her hadise bu gerçeği bize tekrar tekrar göstermiştir. Milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin gücü devletimizin altyapısı ve makro dengeleriyle geldiği seviyenin desteği sayesinde kendi hedeflerimizden kopmadan yolumuza devam edebiliyoruz. Bunun son örneğine geçtiğimiz aylarda yaşadığımız ekonomimizin gerçekleriyle uyumlu olmayan, daha ziyade belli kesimlerin oluşturduğu suni bir panik hâlinin etkisiyle ortaya çıkan döviz kuru dalgalanmasında hep birlikte şahit olduğumuz konudur. Kendi içerisinde dinmesini beklediğimiz bu dengesizlik hâli devam edince, serbest piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde 20 Aralık’ta açıkladığımız bir tedbir paketiyle panik havasını dağıtmak mecburiyetinde kaldık. Her şey bitip kur yeniden dengeye oturduğunda görüldü ki aslında ortaya böyle bir sert çıkış yaşanmasını gerektirecek hiçbir sebep, hiçbir tehdit, hiçbir tehlike mevcut değildir.

“ŞU ANA KADAR 163 MİLYAR LİRALIK MEVDUAT, KUR KORUMALI SİSTEME GEÇMİŞTİR”

Açıkladığımız tedbir paketindeki unsurlardan biri olan kur korumalı Türk Lirası mevduatına bireylerin ve yatırımcıların ciddi ilgi gösterdiğini görüyoruz. Şu ana kadar 163 milyar liralık mevduat, kur korumalı sisteme geçmiştir. Katılım finans kuruluşlarını da sisteme dâhil ederek bu imkânın cazibesini artırdık. Döviz ve altın cinsi hesaplardan bu mevduata dönüşleri zorunlu karşılıktan muaf tuttuk. Tüzel kişilerin döviz ve altın hesaplarından bu sisteme geçişini teşvik etmek için stopaj oranını sıfırladık. Türk Lirası hesaplarına Hazine desteğinin hukuki altyapısını oluşturacak kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmektedir.

Merkez Bankamız da dış ticaret firmalarına Türk Lirası vadeli döviz satım ihaleleri düzenleyerek kendi paramızın istikrarına katkıda bulunuyor.

Devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi artırmak için burada da stopajları sıfıra indirdik. Aynı şekilde temettü gelirlerine uygulanan stopajı 5 puanlık indirimle yüzde 10’na çektik.

Yastık altı altınları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bu çerçevede hurda altın değerleme sisteminin işlerliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için milyem değerlerinde değişiklik yaptık. Bankaların, darphanenin ve altın rafinerilerinin içinde yer aldığı bir mekanizmayla vatandaşlarımızın altınlarını sisteme sokmalarını temin edeceğiz. İsteyen vatandaşlarımız bu sisteme verdikleri altınlarını veya darphane altını bazında açtıkları hesaplarındaki birikimlerini fiziki altın olarak alabilmelerini de sağlayacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımız altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracını farklı alternatiflerle sürdürüyor.

Tutarı 250 milyar lirayı, katılımcı sayısı 13,2 milyon kişiyi bulan bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısını yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkartan kanun teklifi de Meclis Genel Kurulu’ndadır.

“YATIRIMCILARIMIZA TÜRK LİRASI BAZLI YENİ ALTERNATİFLER SUNUYORUZ”

Girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişimci sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kazançları Kurumlar Vergisinden istisna tutuyoruz. Bunun yanında çeşitli fonlardan elde edilen kar paylarının iştirak kazançlarını da bu kapsama alıyoruz.

Kamu iktisadi teşebbüslerinden elde edilen ve bütçeye aktarılan gelir paylarına endeksli kamu borçlanma senetleri çıkartarak yatırımcılarımıza Türk Lirası bazlı yeni alternatifler sunuyoruz. Kamu bankalarının kredilerinin belli bir oranını her yıl önceden ilan edilecek sektörlere şeffaf bir şekilde kullandırmalarını temin ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu desteğiyle istihdamı koruma ve geliştirme öncelikli işletme ve yatırım kredileri vermeye yönelik paketin hazırlığı da bitmek üzeredir. Finansal istikrar ve güveni temin için sermaye artırımlarını teşvik ettiğimiz bankaların kredi tahsisi ve izlemesini uluslararası standartlara uygun sistemlerle yapabilmelerini sağlayacak bir altyapı kurduk. Böylece proje odaklı bankacılığı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.

İhracat ve imalat sektörlerindeki sanayi şirketlerinin Kurumlar Vergilerini 1 puan indiren düzenleme de Meclis’te görüşülmektedir. Katma Değer Vergisinde etkinliği, adaleti ve basitleştirmeyi sağlayacak çalışma tüm taraflarla görüşülerek hazırlanıyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Finansal İstikrar Komitesi ve Fiyat İstikrarı Komitesi gibi yapıları etkin şekilde çalıştırıyoruz.

Aziz milletim; Türkiye ekonomi modeli çerçevesinde hazırlıklarını sürdürdüğümüz çalışmaları ilgili taraflarla beraber olgunlaştırarak kamuoyuyla paylaşmayı ve hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizin bir daha geçtiğimiz aylardakine benzer dalgalanmalar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Kendi ülkesinin ve ekonomisinin felaketi pahasına açgözlülük yapanlara hareket alanı bırakmamakta kararlıyız. Kısır hesaplarla hareket ederek içinden geçtiği kritik süreçte ülkemize zarar verenleri, kusura bakmasınlar, affetmeyeceğiz.

“İNŞALLAH BU EKONOMİ PROGRAMIMIZI DA BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”

Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda sabrıyla, fedakârlığıyla, gayretiyle, emeğiyle, üretimiyle, dirayetiyle bize destek veren her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum. Nice büyük mücadelelerden alnının akıyla çıkan, nice aşılmaz gözüken engelleri geride bırakan, nice olmaz denilenleri gerçekleştiren bir millet olarak inşallah bu ekonomi programımızı da başarıya ulaştıracağız.

Türkiye’yi çift paralı bir ülke olmaktan çıkartarak dış ticaretle iştigal edenler dışında herkesin işini de, tasarrufunu da Türk Lirası ile yaptığı bir yer hâline getirmek için herkesten destek istiyoruz. Ülkemizde döviz mevduat hesapları hâlâ oldukça yüksek seviyelerdedir. Vatandaşlarımızı, kurumlarımızı, yatırımcılarımızı sağladığımız imkânlardan faydalanarak dövizden kendi paramıza ve kendi paramızla yürütülen finansal enstrümanlara geçmeye davet ediyoruz. Hükûmet olarak devletimizin tüm kaynaklarını milletimizin emrine tahsis ettiğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Geçtiğimiz yıl sadece milletimize daha uygun fiyatlarla doğal gaz, elektrik ve akaryakıt vermek için yaptığımız fedakârlığın tutarı 165 milyar liradır. Bu tutarın bütçenin neredeyse onda biri kadar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yılbaşından itibaren bu ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlar da mümkün olabilecek en alt seviyede yapılmıştır. Bir başka ifadeyle, devlet bu alanlarda fedakârlık yapmayı sürdürmektedir. Yanı başımızdaki Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyayı takip eden herkes bu gerçeği teslim edecektir. Üstelik tüm bunları salgından, tabii afetlere kadar yaşadığımız nice badireye rağmen başardık.

Aynı şekilde asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanlarımızın gelirlerinde yaptığımız artışları da bütçe imkânlarını sonuna kadar zorlayarak gerçekleştirdik. Amacımız; ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyütmek, böylece ortaya çıkacak artı değeri tekrar insanlarımızın hizmetine vermektir.

Dünyadaki değişimlerin, ekonomide de yeni yaklaşımları, yeni çözümleri, yeni politikaları, yeni uygulamaları gerektirdiği gerçeğini ilk gören ülkelerden biriyiz. Türkiye’nin izlediği bu yol şimdi pek çok ülke tarafından konuşulmakta, değerlendirilmekte, yavaş yavaş uygulanmaya başlanmaktadır. Bir asırlık, yarım asırlık çözümleri ülkemize tek hakikat, tek kurtuluş yolu olarak dayatanlar da elbette bir gün efsunlu uykularından uyanacaklardır. Biz o güne kadar inşallah ülkemizi her alanda olduğu gibi ekonomide de hak ettiği seviyeye getirmiş olacağız.

“SAĞLIK SİSTEMİMİZ SALGINLA MÜCADELE İÇİN GEREKLİ KAPASİTEYE SAHİPTİR”

Aziz milletim; dünya koronavirüs salgınının yeni dalgası altında sıkıntılı günler geçirmeyi sürdürüyor, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere pek çok coğrafya Omicron varyantının etkisi altında kıvranıyor. Türkiye, salgının her safhasında olduğu gibi bu süreçte de hem vatandaşlarının sağlığını gözeten, hem günlük hayatın kendi akışında sürmesini temin eden bir yaklaşımla yoluna devam ediyor. Hamdolsun, sağlık sistemimiz hastane ve yoğun bakımından aşıya kadar salgınla mücadele için gereken her türlü ihtiyacı karşılamaya yetecek kapasiteye sahiptir.

Ülkemizin bilim insanlarının geliştirdiği ve yine ülkemizdeki tesislerde üretimine başlanan TURKOVAC aşımız sayesinde artık kendimize daha güvenle bakıyoruz. Aşı geliştirme ve üretimi konusunda devam eden çalışmalarımızda inşallah yakın gelecekte Türkiye bu alanda dünyanın önde gelen merkezlerinden biri hâline dönüşecektir.

Salgının yayılması, istihdam ve üretim tarafında şu ana kadar kayda değer bir soruna, kesintiye yol açmamıştır. ,

Eğitim-öğretim başta olmak üzere hiçbir alanda insanlarımızın mağduriyetine neden olacak bir açığa, aksaklığa, gereksiz kısıtlamaya meydan vermedik, vermeyeceğiz. Bu son dalganın koronavirüsü öncelikle tehdit olmaktan çıkartarak rutin salgınlar seviyesine geriletmesini umuyoruz. Vatandaşlarımızdan bu dönemde de temizlik, mesafe, maske kurallarına uymayı, aşılarını yaptırmayı veya tamamlamayı ihmal etmemelerini istiyoruz.

“60 YAŞ ÜZERİ VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIKLARI İÇİN HATIRLATMA DOZLARI ÖNEMLİDİR”

Bilhassa 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın sağlıkları için hatırlatma dozları önemlidir. Yeni varyantta maske kullanımının etkin sonuçlar verdiği bilinmektedir. İnşallah bu badireyi de geride bıraktıktan sonra salgınla birlikte zorunlu olarak odak değiştiren sağlık sistemimizi vatandaşlarımıza daha etkin ve kalite hizmet sunacak şekilde geliştirmeye yöneleceğiz.

Ülkemizi geçtiğimiz 20 yılda şehir hastaneleri ve onları aratmayan devlet hastanelerimizle, özel kuruluşlarımızla dünyanın en üst düzeyde sağlık hizmeti veren kurumlarına kavuşturduk. Doktorlarımızla, hemşirelerimizle, destek personellerimizle sayıları artık bir milyon 200 bine ulaşan sağlıkçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Ecdadın, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyerek dünyada sağlıktan daha büyük mutluluk olmadığını ifade ettiği düsturla çalışmayı sürdüreceğiz.

Son dönemde vatandaşlarımızdan gelen serzenişleri biliyoruz, bunları da çözüm için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Milletimiz müsterih olsun, geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi bugün de, yarın da bu ülkenin ve insanlarının çözülmedik hiçbir sorununu bırakmayacağız.

Aziz milletim; sözlerime son vermeden önce birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde 2021 yılında yaşanan yangın ve sel afetlerinde zarar gören vatandaşlarımıza 2090 iş yeri, 2338 araç ve muhtelif ev eşyası yardımı kapsamında toplam 354 milyon lira ödeme yapılmıştır.

Ayrıca, tarım ürünleri zarar gören vatandaşlarımıza da 133 milyon lira ödeme gerçekleştirilmiştir. Şimdi de tarım ürünleri zararlarının karşılanması konusundaki eksikleri tamamlamak için AFAD üzerinden 200 milyon liralık bir kaynak daha ayırıyoruz. Bu meblağ da en kısa sürede Antalya, Artvin, Aydın, Bartın, Kastamonu, Mersin, Muğla, Osmaniye, Rize, Sinop ve Van’daki hak sahiplerine dağıtılacaktır.

“AFGANİSTANLI KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAMAKTA KARARLIYIZ”

Öte yandan, kadim tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Afganistan’da yaşanan sıkıntılara bigâne kalmıyoruz. Uzun yıllardır süren iç çatışmalar, dış yardımların kesilmesi, kuraklık ve sert hava şartları sebebiyle milyonlarca Afganlı kardeşimiz çok zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi vermektedir. Ülkede 13 milyonu çocuk olmak üzere 19 milyona yakın kişinin acil gıda sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Türkiye olarak bu zor dönemlerinde Afganistanlı kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. AFAD koordinasyonunda 10 sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle bu ülkeye 700 ton gıda, giyim, sağlık, malzeme olarak söylüyorum, acil ihtiyaç ürünleri taşıyan bir iyilik treni göndermeye hazırlanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız tarafından temin edilecek bu ihtiyaç maddeleri Devlet Demiryolları’mızın bir treniyle Afganistan’a ulaştırılacaktır. İmkânı olan vatandaşlarımızı bu iyilik trenine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Diğer yandan, pancar üreticilerimize verilecek avans, kota tamamlama pirimi ve posa bedellerinde yüzde 100’e varan oranlarda artış yaptık. Pancar alım fiyatını da kilogramda 42 kuruştan 80 kuruşa çıkardık, böylece pirim ve posa desteğiyle birlikte önümüzdeki dönem için üreticilerimize ton başına 875 liralık bir pancar bedeli ortaya çıkıyor. Hasat döneminde elbette bu rakamlar tekrar değerlendirilecektir. Çiftçilerimizin 2022 hasat dönemindeki üretimini desteklemek için imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.

“DOĞAL GAZ DESTEĞİNDEN YAKLAŞIK 4 MİLYON HANE YARARLANACAK”

Bir başka konu, elektrik tüketim desteği programı kapsamında yapılan ödemelerdir. Bu kapsamda ülkemizde son 3 senede yıllık ortalama 2,1 milyon haneye toplamda 6,4 milyar lira kaynak tahsis edilmiştir. Elektrik desteği programının kapsamını kronik hastalığı sebebiyle cihaz kullanan, maddi imkânı yetersiz vatandaşlarımızın elektriğe erişiminde sıkıntı yaşamalarının önüne geçecek şekilde genişletiyoruz. Bu şekilde 50,4 milyon liralık ilave kaynakla 20 bin aileyi daha elektrik desteği kapsamına alıyoruz.

Kömür yardımı alan hanelerden isteyenlerin bunu doğal gaz olarak da kullanabilmelerini sağlayacak düzenleme tamamlandı. Doğal gaz desteğinden yaklaşık 4 milyon hane yararlanacak. Sosyal destek yelpazesini genişleten bir başka çalışmayı da bitirmek üzereyiz.

Tüm bu hususların da milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”


HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Sanayide mevcut fabrikalar tam kapasite harıl harıl çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapılıyor. İstihdamda, salgın öncesinin bile üzerine çıkarak 30 milyon sınırına dayandık. Dış ticaretimiz, 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda mahalle ve köy muhtarları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; Adana, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Konya, Mersin Sakarya, Samsun, Sivas ve Yozgat illerinden gelen muhtarlarla birlikte olduklarını belirtti. Yoğun kar yağışı sebebiyle bazı muhtarların aralarında olamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlarla geniş katılımlı ilk toplantıyı 2015 Ocak ayında yaptıklarını anımsattı.

Ülkedeki tüm muhtarlarla bir araya gelme sözünü tutarak Mayıs 2019’a kadar 50 ayrı toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç istisna dışında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ana binasındaki 400 kişilik toplantı salonunda başladıkları buluşmaları sergi salonuna aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk 50 toplantıda 35 bine yakın muhtarla yüz yüze görüşme imkânı bulduklarını, bugün de yaklaşık bin 500 muhtarla birlikte olduklarını aktardı.

“MUHTARLARIMIZA NE SÖZ VERMİŞSEK HEPSİNİ YERİNE GETİRİYORUZ”

Bu durumun ülkede hiçbir cumhurbaşkanının, hiçbir başbakanın, hiçbir siyasetçinin başaramadığı bir rekor olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlerle uzun süredir devam ettirdiğimiz bu buluşmaların hayırlı neticelerinden biri de hem muhtarlarımızın hem de onlar vasıtasıyla mahallelerimizin ve vatandaşlarımızın pek çok sıkıntısını çözüm yoluna koymuş olmamızdır. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız bünyesinde giderek daha etkin şekilde kullanılmaya başlanan bir muhtarlık bilgi sistemi kurduk. Yine İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen Muhtarlar Daire Başkanlığı vasıtasıyla sizlerin meselelerinin Ankara’da en üst düzeyde ve tek elden takip edilmesini sağladık. Bununla kalmadık, muhtarlarımızın taleplerini takip etmek üzere illerimizde vali yardımcısı, büyükşehirlerde genel sekreter yardımcısı, diğer belediyelerde başkan yardımcısı düzeyinde muhataplar belirlenmesini temin ettik. Muhtarlarımızla bir araya geldiğimiz bir toplantıda dile getirilen teklif üzerine 19 Ekim tarihini Muhtarlar Günü olarak belirledik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların özlük haklarında, SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi, maaşlarının artırılması, silah ruhsatı harcı muafiyeti başta olmak üzere pek çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını dile getirdi.

AK Parti hükûmetlerinden önce bu düzenlemelerin olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bunların hepsini gerçekleştirdik. Bu vesileyle sizlere bir de müjde vermek istiyorum. Bilindiği gibi biz hükûmete geldiğimizde muhtar maaşları neydi? 97 liracık. Bu yılbaşı itibariyle 3 bin 392 lira seviyesine kadar çıkarmıştık. Ayrıca bin 726 lira tutarındaki SGK primlerini de karşılamaya başlamıştık. Muafiyet sağladığımız silah ruhsatı harcının da 10 bin 359 lira olduğunu hatırlatmak istiyorum. Muhtar maaşlarının asgari ücretin altında kalmasına gönlümüz razı olmadı. Yaptığımız değerlendirme sonunda muhtar maaşlarını asgari ücret seviyesine yani 4 bin 250 liraya yükseltme kararı aldık. İşte şimdi de yine aynı şekilde hayata geçmesi için gereken kanuni değişikliği en kısa sürede yapacağımız yeni maaşlarının muhtarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Lafta değil, ben icraat konuşuyorum icraat. Bugüne kadar her sözün arkasında nasıl durduysak bundan sonra da yine aynı şekilde sözlerimizin arkasında duracağımızı, inşallah bu kanun değişikliğiyle Cumhur İttifakı’nın bir icrası olarak bunu da göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka önemli çalışmalarının da muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, köy konağı tarzında ve mahalli mimariye uygun şekilde inşa edecekleri muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili proje çalışmalarını tamamladıklarını, yerlerini önemli ölçüde belirlediklerini, inşasına yakında başlayacaklarını ifade etti.

Kadın muhtarların görev yaptığı yerlere öncelik vermek suretiyle muhtarlık hizmet binalarını güvenlik kamerası sistemleri ile donattıklarına dikkati çelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ankara’da sizler için hazırladığımız Muhtar Konukevini de inşallah 19 Ekim Muhtarlar Günü’nde hizmete açıyoruz. Vilayetler evi var ya onun bir benzerini de muhtarlarımız için yapıyoruz. Yani muhtarlarımızın, Ankara’ya geldiği zaman oturacağı, buluşacağı, kalacağı bir yeri olsun istedik. İçişleri Bakanı’mız da bunun adımını attı, atıyor. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ni muhtarlarımızın istifadesine açarak gereken bilgilere buradan ulaşılmasını sağlıyoruz. Afetler sonrası, AFAD’ın gönderdiği ayni yardımların dağıtımıyla ilgili de muhtarlarımızın kullanabileceği bir sistem kuruyoruz. Görüldüğü gibi muhtarlarımıza ne söz vermişsek hepsini de yerine getirdik, getiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle ara verdikleri toplantıları bugün yeniden başlattıklarını belirtti. Yaklaşık 2,5 yıllık bir aranın ardından tekrar muhtarlarla birlikte olmaktan ve hasret gidermekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımıza bir teşekkür borcumuz da var, onu da ifade etmeden geçemeyeceğim; birlikte olamadığımız süre boyunca gerek koronavirüs salgınına gerek sel ve yangın felaketlerine karşı verdiğimiz mücadelede muhtarlarımız hep ilk saflarda yer aldılar. Salgın sürecinde valiliklerimiz ve kaymakamlıklarımızla yakın iş birliği hâlinde filyasyon ekiplerinde, Vefa gruplarında, denetim ekiplerinde aktif görev alan tüm muhtarlarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Devletin, ülkenin en ücra köşelerine kadar uzanan elleri olan muhtarların ne kadar önemli ve kritik işlevlere sahip olduğunu bu felaketler vesilesiyle herkesin yakından gördüğüne inanıyorum. Bugün bir kez daha tüm kalbimle hissettik ki muhtarlar candır” diye konuştu.

“MUHTARLARIMIZLA DAHA NİCE MÜCADELEYİ BAŞARIYLA GERİDE BIRAKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımız yoldaştır, muhtarlarımız omuzdaştır, sırtınızı güvenle dayayacağınız birer dağdır, dağ. Sizleri özlemişiz, sizlerin de bizi özlediğini görüyoruz. Her ne kadar aramızdaki gönül bağının derinliğini anlayamadığı için zahire bakarak bu buluşmaları taklit etmeye çalışanlar çıksa da biz muhtarlarımızla aramıza kimseyi sokmayız ve biz birbirimizle beraber oluruz” dedi.

Kendilerinin muhtarlarla kader bağları bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 24 yıl önce siyasi hayatımız bitirilmek istenirken bu kardeşiniz için gazeteler ne başlık atmıştı? ‘Muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı. Dikkat edin ‘muhtar olamaz’ demediler ‘muhtar bile olamaz’ dediler. Bu ifade zihin dünyalarında muhtara biçtikleri değeri, muhtarı koydukları yeri gösteriyor. Tabii bu manşetleri attıran tek parti faşizmi o zihniyetin, geçmişte bir gecede muhtarların mühürlerini toplatarak, tüm muhtarlıkları kapatmaya teşebbüs ettiğini de biliyorum. Kim bu zihniyet? CHP. İşi, gücü bunların mühür toplamak, mühür toplattırmaktır, bunu böyle biliriz. Siz şimdi onların muhtar sevdalısı kesildiklerine bakmayın, bunlar ellerine fırsat geçtiğinde millî iradenin her kurumu gibi muhtarlıkların da kapısına kilit vurmaktan vazgeçmezler. Şimdi yalan, yanlış konuşuyor, muhtarın yanına kâtip koyacakmış, sekreter koyacakmış. İnanıyor musunuz bunlara? Bunların işleri, güçleri palavra.”

“Ya dürüst olun, dürüst, dürüst olun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önce elinizdeki belediyelerde gelin de bizim muhtar kardeşlerimize oralardan hadi destek verin de görelim. Geçen ne dedi? ‘Elektrik parasını almayacağız, ücretsiz elektrik vereceğiz’, nerede? Şanlıurfa’da bunu söyledi. İnandınız mı? Şu anda elinizdeki belediyelerde, hadi buyurun elinizi tutan mı var, ücretsiz elektrik verin. Böyle büyük bir yalan olabilir mi? Bir defa elektrik olayı belediyelerin elinde mi? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı elektrik, belediyelerle alakası yok. Böyle bir yalan söyleyen ana muhalefetin başı var. Dürüstlük bunların semtine uğramamış. Bu oyunlara gelmeyeceğiz, bu oyunları kim bozacak? Muhtarlar bozacak. Bunların topunu üst üste koysanız bir tane muhtarımızın tırnağı bile etmezler. Hamdolsun, tüm gayretlerine rağmen ne bizim önümüzü kesebildiler ne de sizin mühürlerinizi kırabildiler. İşte bugün burada biz Cumhurbaşkanı sizler de mahallelerinizin, köylerinizin anlı şanlı muhtarları olarak kol kola, gönül gönüle birlikteyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüce dağlar boran olur, kar olur / Sen gelirsen dünya bize yar olur / Evelallah yokluğunu aratmaz muhtar ağam derdimize çare olur / Kuşlar konar menengicin dalına, kurban olayım yoldaşına, yoluna / Muhtar ağam sen halimden anlarsın, taş değmesin topuğuna, eline” dizelerini aktararak, şunları kaydetti: “İnsanlarımızın dertlerine çare olan, vatandaşımızın müşkülünü çözen, yurdumuzun en ücra köşelerinde devletimizin müşfik eli, tatlı dili olan muhtarlarımızla daha nice yollar yürüyeceğiz, daha nice mücadeleleri başarıyla geride bırakacağız. Bir sonraki toplantıyı da inşallah ülkemizdeki kadın muhtarlarımızla yine bu salonda yapmayı planlıyoruz. Sadece kadın muhtarlarımız, şimdiden hazırlanın. Yani birileri ‘Niye bunu sadece kadınlarla yapıyor’ falan diyebilirler, hiç takmayın kafanıza, biz kadınlarla verilecek mücadelenin ne kadar kutsal olduğunu iyi biliriz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi hep daim eylesin diyorum. Rabbime, bana sizler gibi yoldaşlar verdiği için hamdediyorum.”

“BİRBİRİNİ SEVENLERLE BU YOLDA BERABER YÜRÜYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu buluşmaların hasret gidermenin yanında Türkiye’nin meseleleriyle ilgili görüşlerini paylaşma ve istişare etme vesilesi olduğunu söyledi.

Muhtarlar buluşmalarının Türkiye’nin en büyük, en kapsamlı demokrasi şölenlerinden biri olarak siyasi tarihe geçtiğini ve bu toplantıları yapmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin bir araya gelişiniz, bu buluşmanız var ya, işte bu bizi sevmeyenlere bir ders oluyor. Biz birbirini sevenlerle bu yolda beraber yürüyeceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin iki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesinde içinde bulunduğu kritik safhaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her gelişme dünyayı gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış diye sınıflayanların bize biçtikleri kılıfın aslında ne kadar fıtratımıza, tarihimize, medeniyetimize aykırı olduğuna işaret ediyor” ifadesini kullandı.

Son 20, özellikle de son 10 yılda yaşananların ileride üzerinde yıllarca çalışılsa da yetmeyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî dersler içerdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlar boyunca “Siz yapamazsınız” diyenlere rağmen, insansız silahlı hava araçlarını yaptıklarını, gelinen noktada ise “Yapamazsın” diyenlerin bu araçları istediklerini anlattı.

Bu süreçte, “Sizin çapınız da gücünüz de aklınız da yetmez dedikleri ne varsa” hepsini herkesten çok daha iyisiyle başarabileceklerini gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte asırlar boyunca bize ‘Bağınızı koparmadan, unutmadan, reddetmeden çağdaşlaşamazsınız’ dedikleri ne varsa aslında hepsinin de sıkı sıkıya sarılmamız gereken değerlerimiz olduğunu gördük. Bu süreçte asırlar boyunca bize envaiçeşit kılıf altında sunulan her şeyin aslında ülkemizi demokraside ve kalkınmada geri bırakmak için uydurulmuş safsatalar olduğunu gördük. Daha acısı, içimizden bir kesimin ülkemizi ve milletimizi geri bırakmak, vaktimizi ve enerjimizi heba etmek gayesiyle yazılan senaryolarda kendilerine verilen mankurtluk rolünü nasıl şahsiyetlerinin bir parçası hâline getirdiklerini gördüm.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tek parti faşizmini yüceltenlerin, darbeleri savunanların, millete ve millî iradenin temsilcilerine yapılan zulümlere arka çıkanların hâlâ aynı yerde duruyor olmasının başka izahı var mı? Terör örgütlerinin payandalığına soyunarak siyasi, sosyal ve ekonomik kaos denemelerinin tetikçiliğini yaparak ülkenin ve milletin felaketinden kendine ikbal devşirmeye çalışanların hâlâ ortada dolaşıyor olabilmesinin, soruyorum, başka izahı var mı? Küresel yönetim ve ekonomi sistemi 2008 küresel finans krizi ve koronavirüs salgını ile köklerinden sarsılırken, hâlâ milletimize tek vaatleri eski Türkiye olanların durumlarını başka nasıl tarif edebiliriz? Ülkemizin bağımsızlığının alametleri olan 81 ilimize yayılan dev projelerden savunma sanayi ürünlerimize, dış politikadaki onurlu duruşumuzdan yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme odaklı ekonomi programımıza kadar her şeye karşı çıkanları başka nasıl isimlendireceğiz?”

“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRMEYİ BAŞARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıllık hükûmetleri döneminde eser ve hizmet siyasetiyle geçmişin eksiklerini tamamlarken ve geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ederken her gün ve her anın bu “habis zihniyetle” mücadele etmekle geçtiğini söyledi. Türkiye’de 81 ili üniversiteye bunlara rağmen kavuşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta da dev şehir hastaneleri gibi dünyanın gıptayla baktığı bir projeyi bunlara rağmen başlattıklarını ve yaygınlaştırdıklarını, büyük ülkelerin şimdi projeleri kendilerinden istediklerini anlattı.

Terör örgütlerinden suç çetelerine, milletin canına ve malına kasteden yapıları da bunlara rağmen çökerttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cudi, Gabar, Tendürek ve Bestler-Dereler’de terör örgütlerini, inlerine girmek suretiyle çökerttiklerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geceleri benim vatandaşım huzurlu bir şekilde sokağa çıkabilmeli, caddelere çıkabilmeli ve gidip kafelerde kahvesini içmeli. İşte bu günler elhamdülillah geldi. Adalette, fiziki imkânlarından insan gücüne kadar günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir sistemi bunlara rağmen kurduk. Ulaştırmada, kardeşlerim göreve geldiğimizde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Ama şimdi biz bunu 28 bin 500 kilometreye çıkardık” diye konuştu.

Daha önce 26 tane havalimanı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu sayının 56’ya çıktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her havalimanının olduğu ilde yarım saatte kişilerin evine ulaşabildiğini ifade etti. Bunların hepsini yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan önce bunların aklı neredeydi? Niye bunları yapmadılar?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü boğazın üzerine inşa ettiklerini anlatarak Marmaray raylı sistemin ve otomobillerin ise denizin altından geçtiğini belirtti.

Osmangazi Köprüsü’nü de yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmangazi Köprüsü ile sekiz saatte İzmir’e İstanbul’dan gidilirken şimdi 3 saat 15 dakikada İstanbul’dan İzmir’e gidiliyor. Bunlar durup dururken olmadı, bu iş akıl işi, akıl. Azmedeceksin, inanacaksın ve yapacaksın. Biz, Şanlıurfa-Adıyaman arasında, Keban’ın üzerine Nissibi Köprüsü’nü yaptık mı, yaptık. Yine biz yaptık. Bütün bunlarla beraber, Türkiye bir devrim, dünyada bir değişim yaşayan ülke ve bütün bunlar nasıl yapılıyor diye soruyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘Yap-İşlet-Devret’ ile yapıyoruz. Bay Kemal, ‘Bu nedir?’ diyor. Kolay değil tabii, bunları öğreneceksin. İşin içine girmeden bu iş olmaz. Arkadaşlarımız anlatıyor ama anlamıyorlar, basmıyor, basmıyor. Biz şehir hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptın?’ diyor. Eğitim araştırma hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptınız?’ diyor. Çünkü hatırlayın Sosyal Sigortalar Kurumunun başında değil miydi bu? Allah rahmet eylesin Savaş Ay, bir programında bunu gayet güzel anlatmıştı. Sosyal Sigortalar Kurumunu batıran şahıstır bu rezil etti kurumu ve bu hastanelerde rehin alınan ölülerimiz vardı. Ölüleri rehin aldılar, bırakmadılar. Hamdolsun şimdi böyle bir şey söz konusu değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide verdikleri destekler, kurdukları altyapılar ve teşvik ettikleri ihracat sayesinde Türkiye’yi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri hâline getirmeyi başardıklarını vurguladı.

“TÜRKİYE’Yİ İSTİKLALİNE VE İSTİKBALİNE GÜVENLE BAKABİLEN BİR ÜLKE HÂLİNE GETİRDİK”

Savunmada göreve geldiklerinde yerlilik oranının yüzde 20 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu oranın yüzde 80’e ulaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa bu teröristlerle nasıl baş edeceksin? Bu imkânların olursa edersin. Hem mühimmatın olacak, silahın… Bunlar yerli tüfek dahi yapamıyordu, tabanca yapamıyordu ama biz bunların hepsini şu anda yapıyoruz. Nereden, nereye… 15 Temmuz sonrası yeniden yapılandırdığımız kahraman ordumuzla, Türkiye’yi istiklaline ve istikbaline güvenle bakabilen bir ülke hâline bunlara rağmen getirdik. Ekonomide neredeyse 85 yıldır ayaklarımızda duran prangaları birer birer kırarak, mahkûm edildiğimiz boyunduruklardan birer birer kurtularak ülkemizi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefine doğru bunlara rağmen yürüyoruz. Hangi alana bakarsanız bakın işte böyle bir manzara, böyle bir fotoğraf göreceksiniz. Türkiye’de 20 yıldır verdiğimiz kavgayla 2 asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesini başarıya ulaştırmaya en yakın olduğumuz seviyedeyiz. Bugün ülke olarak öyle kritik bir noktadayız ki ya bu mücadeleyi başararak evlatlarımıza gururla teslim edeceğimiz bir 2053 vizyonu miras bırakacağız ya da güvenlikten sanayiye her alanda birikimlerimizi tehlikeye atarak yeniden istikrarsızlık batağına sürükleneceğiz. Ülkemizi bir grup kifayetsiz muhterisin kendi kısır çıkarları uğruna Kandil’in ve Pensilvanya’nın ‘iktidara geliyoruz’ çemkirişlerine maruz bırakanları Allah da affetmez, millet de affetmez. Milletçe 2023’te işte böyle bir hayati tercihte bulunacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan 2023 için bir söz vermelerini isteyerek, “Unutmayınız, milletimizin nezdinde muhtar sözünün eridir. Nitekim bir manide şöyle diyor, ‘Evinin önü direk, direğe bayrak gerek, muhtar ağam söz vermiş, gayri söze ne gerek.’ Sizlerden 2023’te Türkiye’nin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkma, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma mücadelemize destek vermenizi bekliyorum. Muhtarlarımız bu sözü verdikten sonra artık gayri bir söze gerek yok” dedi.

Ülke ve millet için çok büyük hayaller kurarken, çok büyük hedefleri hayata geçirmek için canlarını dişine takarken insanların günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları da görmezden gelmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin Gezi olayları ile başlayıp terör saldırılarıyla, darbe girişimleriyle nice tuzak ve kumpasla süren, bir süredir de kur-faiz-enflasyon şer üçgeninde tekrar sahnelenmeye çalışılan serencamının elbette her vatandaşımıza bir maliyeti olmuştur. Dün sosyal kaos denemelerine, terör örgütleri üzerinden birliğimize ve sınırlarımıza yöneltilen tehditlere 15 Temmuz ihanet kalkışmasına karşı devletin tüm imkanlarını nasıl milletimizin emrine vermişsek, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanlarımızı fahiş fiyat artışları altında ezdirmeyecek düzenlemelere gittik. Ocak ayı itibarıyla herkes bu artışların somut yansımalarını gelirinde ve hayatında görmeye başlayacaktır. Kurun istikrar kazanmasıyla artık kimseye bu bahaneyle abuk sabuk fiyatlandırma peşinde koşamayacaklar.”

“GENÇLERİMİZE 2053 VİZYONUNU HAYATA GEÇİREBİLECEKLERİ GÜÇLÜ, MÜREFFEH VE İTİBARLI BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ”

Bankalardaki hesaplarını kur korumalı mevduata dönüştürenlerin sayısının her geçen gün arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık piyasalarda bir daha dengesiz döviz talebinden kaynaklanan bir dalgalanmanın yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ülkeyi sıkıntıya sokma pahasına türlü yollara tevessül edenlerin de açgözlülüklerinin bedelini ödeyeceğini hatırlatmak isterim. Tıpkı kur gibi enflasyonun üzerindeki köpüğü de kısa bir sürede alacağımıza inanıyorum. Böylece çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerinde yaptığımız artışlar çok daha anlamlı hâle gelecektir. Eskilerin dediği gibi ‘men sabera zafera’ Kim ki sabreder zafere ulaşır. Bu anlayışla sabrederek, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok kazanarak bu badireyi de geride bırakacağız” diye konuştu.

Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken, Türkiye’nin en güçlü alternatif olarak öne çıktığını, sanayide mevcut fabrikaların tam kapasite çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamın salgın öncesinin bile üzerine çıkılarak 30 milyon sınırına dayandığını, dış ticaretin de 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Turizmde Akdeniz’deki tüm rakiplerini geçtiği bereketli bir sezonu geride bırakan Türkiye’nin çok daha kazançlı olacağına inandığı yeni sezona hazırlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının yol açtığı belirsizlik arttıkça Türkiye’nin önündeki fırsatları birer birer kazanca dönüşmeyi sürdürdüğünü dile getirdi.

Kimi takdirle, kimi endişeyle, kimi nefretle de olsa tüm dünyanın Türkiye’nin adımlarını yakından takip ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, deve kuşu gibi kafasını kuma saplayıp kalmayan, Türkiye’nin bölgesinde ve ötesinde sahip olduğu imkânları, gücü ve potansiyeli hakkıyla teslim eden herkesin bu gerçekleri kavradığını, gördüğünü anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sıkıntıların yanında umutlu olmak için çok sebep bulunduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomide bizi hedeflerimize adım adım yaklaştıran programımızın ülkemizi nereden nereye taşıdığını yaz aylarına doğru hep birlikte çok daha iyi göreceğiz. Dün nasıl ülkemizi vesayetin boyunduruğundan kurtardıysak, dün nasıl ülkemizi terör örgütlerinin kuşatmasından çıkardıysak, dün nasıl ülkemizi diplomatik tuzakların arkasından ve arasından sağ salim geçirdiysek, dün nasıl ülkemizi sessiz devrimlerle ileri demokrasiye kavuşturduysak, dün nasıl ülkemizi 81 vilayeti ve 84 milyon insanıyla sağlam bir altyapı ve üstyapıyla donattıysak, dün nasıl ülkemizi devleti ve milletiyle öz güven sahibi yaptıysak bugün de ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokarak yeşil kalkınma devrimini başarıya ulaştırarak, herkesin iş ve aş sahibi olacağı bir istihdam iklimi oluşturarak gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri güçlü, müreffeh ve itibarlı bir Türkiye bırakacağız.”

Muhtarlardan, bölgelerine döndüklerinde insanlara bunları anlatmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızı hakikatlerle besleyelim ki, yalanın, iftiranın çirkefliğin önünü kesebilelim. Gönülleri sükûna kavuşturabilelim, kalplerini mutmain edebilelim. Kafaları rahatlatıp, yönümüzü geleceğe çevirebilelim” dedi.

HABER BURADA

DÜNYA