Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, A Haber, ATV, A Para, A News ortak yayınına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Haber, ATV, A Para, A News kanallarında ortak canlı yayınında ekrana getirilen “Gündem Özel” programına konuk oldu.

Kur korumalı Türk lirası (TL) vadeli mevduat hesabının açıklanmasının ardından TL’nin yaklaşık yüzde 50 değer kazandığının hatırlatılması ve “Böyle bir gelişmeyi öngörüyor muydunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişmenin vatandaşların Türk lirasına güvendiğini gösterdiğini, Trabzonlu bir vatandaşın bu konuda, “Ya kaybettim ama Türk lirası değer kazansın yeter bana” dediğini, bunun güzel bir gösterge olduğunu söyledi.

“AMACIMIZ, YATIRIMCI, SANAYİCİ, TASARRUF SAHİBİ VATANDAŞLARIMIZ İÇİN KUR OYNAKLIĞINI AZALTMAK, TÜRK LİRASINI DEĞERLİ HÂLE GETİRMEK”

Türk lirasının gücünü, ekonomik altyapıdan, üretim kapasitesinden ve finansal sektörün sağlamlığından aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Türkiye’de şu anda ana muhalefet ve yavruları, Türk lirasını bir kenara koyup daha çok dolara, avroya, buralara endekslenmek istiyorlar. Bunun üzerinden hatta asgari ücrete varıncaya kadar doları baz alarak bunun değerlendirilmesinin gerektiğini filan söylüyorlar. Bu tabii aslında çok çok ciddi bir yanlış. Hele hele yani Merkez Bankasında başkanlık yapmış bir insanın kalkıp o da yani dövize ‘Buradan taviz vermeyin, Türk lirası yine kayba gidecektir’ filan demesi çok daha çirkin, hiç de yakışmıyor. Tabii daha sonra geri vitese taktı, geri adım atmaya kalktı ama bunu artık bu millet yutmaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemlerde yurt içi ve yurt dışında, kurlarda, 2008’de de benzeri olan ve tasarruf sahiplerinin güvenini bozmaya yönelik rasyonel olmayan hareketlenmelerin meydana geldiğine işaret ederek, “Tabii açıkladığımız Türk lirası varlıkları güçlendirici paketle biz bu algıyı bozmuş olduk. Vatandaşımız da teveccüh göstererek hızlı bir şekilde Türk lirasına geçişin, o sabah bütün olduğu gibi kapılara dizilmeleri ve buralarda özellikle Türk lirasını oraya getirip, oradan dövizleri bozarak Türk lirasını almaları, bunlar da tabii vatandaşımızın kendi millî ve yerli olarak parasına olan güveninin en güzel göstergesiydi. Programın açıklanmasından beri Türk lirası mevduatlar bugün saat 15.00 itibarıyla 23,8 milyar liranın üzerinde arttı ve ivmelenerek artmaya da devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün ekonomi yazarları ve akademisyenleriyle Dolmabahçe’de bir toplantı yaptığını anımsatarak bu konuları toplantıda ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Amacımız, yatırımcı, sanayici, tasarruf sahibi vatandaşlarımız için kur oynaklığını azaltmak, Türk lirasını değerli hâle getirmek, yine Türk lirasının değerine itibar katmaktır. Çünkü kur düzeyi, serbest piyasa işleyişi içerisinde olması gereken seviyeye kendisi zaten gelecektir. Benim her zaman bir ifadem var, ‘Para yatağında akar’, buna dikkat etmemiz lazım. Ve bu yatağını da şimdi buluyor, buldu, daha iyi olacak, acele etmiyoruz. Bir ara biliyorsunuz 10’un da altına düştü, şu anda 11 civarında zannediyorum. Bu istikrarlı şekilde gerek Maliye, Hazine gerekse Merkez Bankamızın dayanışmasıyla ve bizlerin de katkılarıyla, bütün istişare kurullarımızla bunu yerli yerine oturtacağız. Şöyle sabırla yola devam etmekte fayda var.”

“UYGULANAN EKONOMİK PROGRAM DÖVİZ KURUNUN İSTİKRARA KAVUŞMASINI SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet partilerinin, kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerinin ve “Bu sistem Hazine’ye çok büyük yük getirecek” yönündeki eleştirilerinin sorulması üzerine, şunları söyledi: “Bu ana muhalefetin, yavrularının, bunların bugüne kadar gerçekçi bir yaklaşımları hiç oldu mu? Olmadı, bundan sonra da olmaz. Bunu bir defa böyle bilecek, böyle inanacaksınız. Birçok bu ara yalanlar, dolanlar filan falan aldı başını gidiyor. İşte Bay Kemal, her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yalanlarına, halkımızı aldatmaya devam ediyor. Çünkü ekonomiden hiç anlamaz. Ülkemizde tasarruf kompozisyonunun makroekonomik politikalarla uyumlu olması için Türk lirası finansal enstrümanların özendirilmesi önem arz ediyor. Geliştirilen bu araçla hem kısa vadede vatandaşımızın kur oynaklığından kaynaklı mağduriyetini gideriyor. Dikkat edin bu çok önemli. Yani vatandaş şu anda iki garantiye sahip. Bir, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, iki Hazine. Yani vatandaşın kaybı olmayacak. Özellikle de buradaki mağduriyet ortadan kalkmak suretiyle üç, altı, dokuz belirlenen tarihlerde neyse döviz kuru ve burada bunun üzerinden parasını bozduracağı zaman karşılığını aynen alacak. Dolayısıyla yani biz burada Türk lirası mevduat vadesinin de uzatılmasına katkı sağlıyoruz. Vatandaş da burada ‘Benim burada mağduriyetim yok, zaten devletim benim arkamda’ Türk lirası enstrümanlara olan talebi artırarak, finansal piyasaların daha etkin işlemesini de sağlamış oluyoruz.”

Sisteme ilişkin ‘Vadeden önce para çekilebilir mi?” şeklinde soru geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet çekilebilir, bir manisi yok. Daha önceden de belirlendiği şekliyle hesap, vadesiz hesaba dönüşecek. Sen de alman gereken paranı rahatlıkla alacaksın. Ama bir şeye güveneceksin, benim artık kaybım olmayacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasarruf kompozisyonunun Türk lirası lehinde gerçekleşeceğini belirterek, “Uygulanan ekonomik program, piyasalarda özellikle bu güveni artıracak. Döviz kurunun istikrara kavuşmasını sağlayacak. Özellikle kur stabil hâle gelmiş olacak. Yani kurun stabilizasyonu burada önem arz ediyor. Bu adımın uzun vadede bütçeye yük olmak yerine olumlu katkı sağlamasını da öngörüyoruz ve bu attığımız adımla bu da sağlanmış olacak” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik ve finansal istikrarın sağlanması, toplumsal refahın artırılması, kamusal hizmetlerin etkin bir şekilde sunulmasının hükûmetlerin görevi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Biz de bu amaçla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamusal, finansal, mali birçok aracı nasıl dünyada kullanılıyorsa biz de kullanıyoruz ve kullanacağız. Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına kur koruması sağlanması da dönemin şartları gözetilerek oluşturulmuş önemli bir araç. Diyoruz ya, bunu stabil hâle getirmiş olacağız. Bu araç özellikle vatandaşı rahatlatacak. ‘Ben bu araca giderken bir defa kaybım olmayacak’ diyecek. Bu araç sayesinde de kurdaki oynaklığın kontrol altına alınmasına katkı sağlanıyor ve sonuçları itibarıyla toplumun tüm kesimleriyle finansal ve ekonomik sisteme fayda sağlamış oluyoruz. İlaveten bu uygulamadan isteyen her vatandaşımız faydalanacak, belli bir kesim diye bir şey yok. İstikrarın sağlanması adına yeni geliştirilen bu aracın Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesi söz konusu değil. Aksine, yürütmenin fonksiyonlarının doğal bir gereğidir. Biz bunu böylece gerçekleştirmiş oluyoruz. Daha önce, geçmişte de uygulanmış olan bu adımı, şimdi biz yeniden uygulamak suretiyle çok kısa bir zamanda nasıl bu işi stabil hâle getirdiysek, bundan sonraki süreçte de bu stabil olarak inşallah yürümüş olacak ve bizim paramız kurdaki bu oynaklıklara esir olmayacak. Stabil bir kur olayı gerçekleşmiş olacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kur korumalı TL mevduat hesabı, dolarizasyondan Türkiye’yi kurtarmak için önemli adımlardan oldu. 23,8 milyar dediniz. Acaba ne kadarlık bir beklentiniz var rakam konusunda bundan sonraki dönemde?” sorusu üzerine, bunun matematik bir olay olmadığını söyledi.

Kurdaki stabilizasyonun inşallah çok kısa bir sürede gerçekleşeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada bir şeyi şimdiden söyleyeyim. Merkez Bankamız aceleci hareket etmeyecek. Kademeli bir şekilde burada tekrar geldiği yere doğru inşallah dönecek ve Türk lirası da orada kendi asli gücünü, dere yatağında akar dedim ya, burada da TL yerini tam manasıyla bulacak. Bu bir hafta mı sürer, 10 gün mü sürer ama biz buradaki adımlarımızı gerek Hazine gerek Merkez Bankası olarak bununla atıyoruz ki herhangi bir oynaklığa neden olmadan neticeyi alalım” diye konuştu.

“FİYAT ARTIŞLARIYLA İNSANIMIZIN HUZURUNU KAÇIRANLARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, doların düşmesinin ardından bazı marketlerdeki gıda fiyatlarının tüketicinin arzu ettiği seviyeye düşmediği belirtilerek bu konuyla ilgili neler yapılacağı şeklindeki soru üzerine, her şeyden önce gerek Hazine ve Maliye gerek Ticaret, hatta Tarım Bakanı’na bu yöndeki talimatları verdiğini söyledi.

Kontrolleri sıklaştıracaklarını ve asla bunlara taviz vermeyeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çünkü vatandaşımızı bu şekilde spekülatif hareketlerle ezmeye kimsenin hakkı yok. Bunun için de denetimler sık yapılacak ve denetimlerin sıklaştırılmasıyla birlikte de biz diyoruz ki, vicdan sahibi olan bütün bu marketler, süper marketler, zincir marketler hepsi de nasıl çıkarken hızla fiyatları çıkartıp etiketleri ona göre değiştirdiyseler, inerken de şimdi aynı hızla bu etiketleri indirmeleri lazım. Aksi takdirde atılması gereken adımlar, mevzuat, yasal neyse bu adımları atacağız. Çünkü burada garip gureba, fakir fukara bunlara ezilmeyecek. Buna da fırsat vermeyeceğiz. Şu anda başta Hazine ve Maliye, Ticaret bakanlıklarımız bu konuda adımlarını zaten atmış durumdalar. Eğer fiyat indirimleri hızla yapılmazsa gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerekse Ticaret Bakanlığımız ellerindeki tüm imkânlarla bunların üzerine gidecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Fiyat artışlarıyla insanımızın huzurunu kaçıranlara müsaade etmeyeceğiz. İnsanımızı nasıl yüksek faiz ve hormonlu kur artışından kurtardıysak fahiş fiyat artışları karşısında da yine yalnız bırakmayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, serbest piyasayı bozucu, arz ve talep dengesiyle açıklanamayacak olan fiyat artışlarını devlet olarak yakından takip ettiklerini dile getirerek, bu noktada Ticaret Bakanlığının 81 ilde denetimlerini sıkı bir şekilde gerçekleştirdiğini anlattı.

Tedarik zincirinin tüm halkasını incelediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze meyve hallerinden marketlere kadar tüm bu döngüde incelemeler yaptıklarını, özellikle sebze meyve fiyatlarına yönelik dokuz büyük şehirde, 10 toptancı halinde Ticaret Bakanlığınca denetimler gerçekleştirildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer şekilde zincir marketlerde de denetimler yapıldığını belirterek Rekabet Kurumunun bazı somut tespitler üzerine kestiği cezalar olduğunu, tüm bu denetimlerinin fahiş fiyat artışlarını tespit etmek ve gereken tedbirleri almak amacıyla gerçekleştirildiğini vurguladı.

“FIRSATÇILARA GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz haksız fiyat artışlarına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz, fırsatçılara göz açtırmayacağız. Devlet olarak bu noktada kesin kararlıyız” dedi. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığınca perakende satış noktaları başta olmak üzere tedarik zincirinin tüm aşamalarına yönelik bugüne kadar 100 bine yakın ürünün denetlendiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu denetim sonuçlarının da salgın döneminde teşkil edilen Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca incelendiğini kaydetti.

Yapılan inceleme sonucunda fahiş fiyat uyguladığı ve stokçuluk yaptığı tespit edilen firmalara da mevzuatın öngördüğü en ağır idari para cezalarının verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada kimsenin gözünün yaşına da bakamayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, denetimlerde, etikette usulsüzlük yapılarak tüketicilerin mağdur edildiğini de belirlediklerini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlarla ilgili de gereken işlemleri yaptık. Buradan üretici, tedarikçi ve perakendecilerimize sesleniyorum: Fahiş fiyat ve stokçuluk gibi yollara lütfen tenezzül etmeyin. Bunların sonuçları ağır olacaktır. Keza özellikle döviz kurlarındaki düşüşleri fiyatlara yansıtmayanlara gereken yaptırımları uygulayacağımızın da bilinmesini istiyorum. Kur çıkarken fiyatları anında yükseltip kur inerken fiyatları düşürmeyenler ağır yaptırımlarla karşılaşacaklar. Stokçuluğa da kesinlikle müsaade etmiyoruz, etmeyeceğiz. Stokçuluk yapanlara yönelik cezaların artırılması konusunda çalışmalar şu anda Mecliste tamamlanmak üzere. Bu düzenlemenin de geçmesiyle stokçuluğa da ağır cezalar vermek suretiyle bu alanda da tedbirlerimizi artırmış olacağız. Vatandaşlarımızı mağdur eden hiçbir faaliyete katiyen izin vermeyeceğiz.”

“VATANDAŞLARIMIZI KORUMAK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kur ve küresel emtia fiyatlarındaki artış bahanesiyle fahiş fiyat artışı yapmanın açıkça fırsatçılık olduğunu vurgulayarak, hep birlikte bunun üzerine gideceklerini, vatandaşın “Devletim benim yanımda, devletim benim cebimde gözü olanlara fırsat vermiyor” diyeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, otomobil piyasasındaki stokçuluk ve yerli otomobilin piyasaya çıkmasında bir sarkma olup olamayacağına ilişkin soru üzerine, otomobil pazarı konusundaki şikâyetlerden de haberdar olduklarını söyledi.

Ticaret Bakanlığının birçok ilde otomobil distribütörleri ve yetkili bayiler nezdinde başlayan denetimlerinin yoğun bir şekilde ve tüm yönleriyle devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara da gereken cezalar veriliyor. Geçtiğimiz günlerde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından stokçuluk yaptığı değerlendirilen bir otomobil bayisine en üst sınırdan ceza verildi. Stokçuluğa verilecek cezaları artırmaya yönelik düzenleme de TBMM Genel Kurulu aşamasına geldi. Buradan da bunu zaten süratle geçirip adımımızı atacağız. Vatandaşlarımızı korumak için her türlü tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı odalar, borsalar, derneklerin bildiri yayınladıkları hatırlatılarak, bildiriyi ve zamanlamasını nasıl bulduğu yönündeki soru üzerine, “Özellikle ülkesinin ve milletinin hayrına olan her şeye düşman olanlar yine iş başında, diyorum. Biz ekonomik bağımsızlık mücadelemizi bunlara rağmen sürdürüyoruz. Bu süreçte yerli ve millî kurumlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve halkımızın desteğiyle de harekete devam ediyoruz” diye konuştu.

İstihdamı, yatırımları, özellikle ihracatı önceleyen politikalarla adım attıklarını ve sivil toplum kuruluşlarından da buna uygun aksiyona geçmelerini beklediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Burada bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum. Bahsettiğimiz sivil toplum kuruluşuyla bunlar Haziran’da görüşme yapmışlar. Haziran’dan sonraki olay ise tam bu olayın patlak verdiği gün kalkıyor Bay Kemal bir mesaj atıyor ve bunu da tabii bu kurumun ikinci adamı ziyaretime geldiğinde söylediler. Dediler, ‘Böyle böyle oldu. Bu konuda Bay Kemal bu mesajı atıyor’ Attıysa siz de bu işin bizim bilgimiz dışında olduğunu söylemeniz lazım. Söyleyin ki millet kimin kim olduğunu öğrenmiş olsun. Tabii bizim üzüntümüz başka. Bakıyorsunuz Türkiye’nin en önemli kuruluşu Odalar ve Borsalar Birliği kalkıyor, garip garip açıklama yapıyor. Bakıyorsunuz oraya bağlı, onun altındaki kuruluşlar buna benzer açıklamalar yapıyor. Bizim dayanışma hâlinde olmamızın gerektiği en hassas dönemde bu tür açıklamalar yapılırken kimse şunu diyemez. ‘Aşağıdan baskılar geliyor da onun için ben bu açıklamayı yaptım’ diyemez. Eğer baskı diyorsanız, en büyük baskıyı gören her zaman kimdir? Hükûmettir. Bu fotoğraflar günün fotoğrafları değil, geçmişin fotoğrafları sürekli gündemde tutuluyor. Velev ki günün fotoğrafı olsun ama gereğini yapmanız lazım, söylemeniz lazım. Böyle bir gün siyaset yapma günü değildir. Eğer burada parana değer biçiyorsan, gerçekten yerliysen, milliysen gereğini yapacaksın. Demek ki sen ne yerlisin ne millîsin.”

“ÇOK KISA ZAMANDA ENFLASYONUN DA NASIL AŞAĞIYA İNDİĞİNİ HEP BERABER İZLEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye özgü yeni bir ekonomi modeli inşa ettiklerini, ülkenin ekonomik bağımsızlığı için çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Küresel ekonomik sömürü düzenin kalbinde ne var, faiz var. Faiz düzeni zulüm düzenidir. Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar, biz de bu düzene savaş açtık. 19 yıldır bunlarla savaş hâlindeyim. Hiçbir zaman da bu can bu tende olduğu sürece faizcilere hiçbir zaman yürüyün diyemem, onların ne yanında ne arkasında yer alamam. Çünkü bizim inandığımız bu noktada değerler silsilesi içerisinde faizin yeri yok. Biz faizle ayağa kalkan değil, inşallah hep söylüyorum, faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunun uygulamasını gördük. Nerede? Başbakanlığım döneminde faiz 4,7 ve 6’ya kadar düşmüştü. Enflasyon da 6,7’ye kadar inmişti. Yani doğru orantılı olarak o da iniyor, o da iniyor. Ne oldu? Gezi olayları patlak verdi. Gezi olayları patlak verdiği zaman bunun arkasında hangi emperyal güçler vardı? Malum o emperyal güçler, Türkiye’nin ayağa kalkmasını istemeyen emperyal güçlerdi. Bunun için de işte Gezi olayları patlak verdi. Bay Kemal yine oralarda dönüp dolaşıp duruyordu. Orada bir sıçrama oldu, maalesef faiz yükseldi, aynı şekilde enflasyon da yükseldi. Şimdi maalesef yalandan sürekli olarak nemalanan Bay Kemal çıktı, dedi ki ‘Böyle böyle gelin sıfıra indirin faizi. Biz CHP Grubu olarak her türlü desteğe hazırız’ Şimdi geçenlerde bir açıklama yaptı ‘Faizi yükseltin’ diyor. Bunlar hep takip ediyorsunuz. Dikkat edin bugün faiz artırın diyenlere, Gezi provokatörünü serbest bırakın diyenler, aynı mahfiller. Hiç değişen bir şey yok. Bunlar Sorosçu. Bunların bütün derdi, bu ülkeyi faizden para kazanmak suretiyle zengin olanlarla fakiri daha fakir yapanlar aynı safta. Biz buna fırsat inşallah vermeyeceğiz. Şu anda yine indiriyoruz. İnşallah Merkez Bankasının bu attığı adımlarla beraber çok kısa zamanda enflasyonun da nasıl aşağıya indiğini hep beraber izleyeceğiz, göreceğiz. Hiç bundan endişem yok. Çünkü bütün meselem faizden sömürü, bunun karşısında durmak. Çünkü sömürülen o benim fakir, garip gureba vatandaşım. Ona fırsat vermeyeceğiz.”

Merkez Bankasına ilişkin yorumların maksatlı, manipülatif olduğunun birkaç saat içinde ortaya çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede söz konusu beyan ve iddiaların kanunlara aykırı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankasının itibarını kırabilecek asılsız haberlerin yayılamayacağını aktararak, “Piyasa bozucu eylemler ve piyasa dolandırıcılığı hiç mi hiç yapamazsınız. Finansal piyasalarda manipülasyon da suçtur. Yani hiç burada af yok. Elbette bunları yapanlar hakkında kanuni yollara başvurulacaktır. BDDK, şu anda bunlarla ilgili adımlarını atmıştır. O söylediğiniz Merkez Bankasında geçmişte başkanlık yapmış olan zat, o da şu anda bu suçu işlemiştir. Hele de Merkez Bankasında başkanlık yapacaksın, kalkacaksın bu tür yol göstericiliğe soyunacaksın. Bunları da aynı şekilde hesaba çekecekler. Gayri millîlik budur. Kamu görevinde bulunmuş biri, kamu aleyhinde açıklama yapamaz. Kamu ahlakı buna müsaade etmez. Demek ki burada bir sorun var. Bu sorunu ortadan yine hep beraber kaldıracağız. Onlar da bunun bedelini ödeyecekler. Şu anda milletvekilliği nedeniyle yırtar ama en azından tazminat noktasında bunun bedelini öder” diye konuştu.

“AMACI DIŞINDA KULLANILAN KREDİLERE İLİŞKİN İLGİLİ KURUMLARIMIZ GEREKLİ DENETİMLERİ YAPIYOR”

Proje bazlı kredi temin edip, krediyi farklı şeklide kullanan sözde iş adamlarının üzerine gitmenin görevleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Özellikle salgın döneminde olağanüstü şartlardan dolayı ilave kontrol olmaksızın işletmelerimize birçok destek paketi ile finansmana erişim imkânı sağladık. Hatta bu amaçla kefalet kullandırımı için SGK ve vergi borcu olmama şartını da bu dönemde geçici olarak iptal ettik. Ancak hazine destekli kredi garanti sistemi kapsamında açıkladığımız destek paketlerinde kullandırılan kredinin nakit olarak tahsis edilen kısmının faaliyet alanı dışında kıymetli maden ve döviz alımında kullanılmayacağına ilişkin kural da koyduk. Bu kurala uyulmadığının ve kefaletin verilme amacı dışında kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde işletmenin henüz kullanmadığı kredi kısmını iptal ediyoruz. Sistem kapsamındaki destek paketlerinden artık faydalanmasına da izin vermiyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel ekonomik yavaşlamanın, salgının olumsuz etkilerini gidermek üzere çeşitli teşvik ve tedbirleri de uygulamaya aldık. Bu süreçte üretim ve istihdamın devam etmesi için hem bireylerin hem de şirketlerin krediye ulaşım imkânlarını kolaylaştırdık. Ancak bu desteklerden yararlanan bazılarının elde ettikleri fonlarla kısa vadeli spekülatif kar amaçlı faaliyetlerde bulunduklarını, bazılarının da farklı harcamalarda kullandıklarını biliyoruz. Bu noktada kredilerin yeni programları destekleyici mahiyette verilmesini sağlayamaya yönelik adımlar da atılıyor. Ayrıca amacı dışında kullanılan kredilere ilişkin ilgili kurumlarımız gerekli denetimleri yapıyor. Bunda da kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bunlar da bir anlamda fırsatçılıktır. Bu fırsatçılara da zemin hazırlamayacağız.”

“PİYASALARDA SAĞLIKSIZ FİYAT OLUŞUMUNDA TCMB DOĞRUDAN MÜDAHALELERDE BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020’de pandemi nedeniyle küresel ekonominin yüzde 3,1 oranında bir daralma yaşadığını hatırlatarak, “Bu dönemde G-20 ülkeleri arasında Türkiye, Çin ile büyüyen iki ülkeden biri oldu. Diğer 18 ülke çok berbat durumdaydı. Fakat Türkiye’de öyle bir ana muhalefet ve yavruları var ki, bunlar Türkiye’nin G-20’den dışlandığını söyleyecek kadar ileri gittiler. Emtia fiyatlarındaki yükseliş ve salgının yarattığı arz-talep dengesizlikleri, enflasyonun küresel anlamda ciddi bir şekilde yükselmesine neden oldu. Şu anda önde gelen birçok ülke tarihinde gördüğü en büyük enflasyonu yaşıyor. Örneğin ABD’de enflasyon, kasım ayında yüzde 6,8 ile son 39 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Avro bölgesi enflasyonu da yüzde 4,9 ile son 25 yılın en yüksek düzeyine çıktı. IMF enflasyonun 2022 yılının ikinci yarısından itibaren gerilemesini bekliyor. Bununla birlikte enflasyon konusunda yukarı yönlü riskler varlığını koruyor. Enflasyon ile mücadelede beklentileri yönlendirme ve enflasyondaki ataleti kırma önemli rol oynuyor. Bu çerçevede TCMB etkin bir şeklide iletişim kanallarını kullanıyor. Ayıraca piyasalarda sağlıksız fiyat oluşumunda TCMB doğrudan müdahalelerde bulunuyor. Tabii bu arada bir, iki, üç, dört, beş müdahale yapıldı. Hemen muhalefet saldırdı. Olabilir. Merkez Bankasının bu yetkisi var mı yasal olarak? Var. Bu yetkisini de gerekli gördüğü hâllerde yapar. Bunu da yapmıştır. Lafa geldiği zaman ‘Merkez Bankası bağımsız değil’ diyorsun. Bu bağımsızlığını sana sorarak mı yapacak Bay Kemal? MB’yi ziyaret etmek istedin, Merkez Bankası kalkıp bana mı sordu? Sana, ‘buyur gel’ dedi. Gittin ve size gerekli olan bilgileri verdiler, çıktın dışarıda Merkez Bankasının arkasından konuşmaya başladın. Bu bir defa olacak bir iş değil. Yakışıksız iş yapıyorsun. Gidiyorsun, alıyorsun bilgiyi, ondan sonra çıkıp bilgiyi aleyhte satıyorsun. Bu sıradan bir kurum değil” diye konuştu.

“TÜRKİYE KÜRESEL ÜRETİM ÜSSÜ VE TEDARİK MERKEZİ OLMA POTANSİYELİNE FAZLASIYLA SAHİP BİR ÜLKE”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha sonra TÜİK’e de gitmek istediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “TÜİK gayet güzel bir cevap verdi. ‘Siz imtihanı kaybettiniz’ dedi. Nerede? Merkez Bankasında. Çünkü bu kurumların kendine ait bir gizliliği var. Aynı şekilde TÜİK’in de bir gizliliği var. ‘Ben sizinle görüşme yapmayacağım. İstiyorsanız yazılı olarak sorularınızı gönderin, yazılı olarak cevabını veririz’ dedi. Bu neyi gösteriyor? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, savunma sanayiinde, Savunma Bakanımdan istenen bir bilgi olduğu zaman hatta Dışişleri Bakanıma da ‘Gidin bilgilendirme yapın’ dedim. Gidip bilgilendirmeler yapmışlardır ama bütün bu iyi niyetler hep boşa çıkmıştır. Ancak biz mutlulukla görüyoruz ki açıkladığımız önlem paketi piyasalar tarafından olumlu karşılandı ve Türk lirası değer kazandı. Döviz kurlarındaki iyileşmenin en kısa zamanda mal ve hizmet fiyatlarına da yansımasını bekliyorum. Bu noktada hiç tereddüdüm yok. Kur geçişkenliğini azaltmak için mevcut üretim yapısının neden olduğu dış finansman bağımlılığının azaltılması modelin öncelikleri arasındadır. Bu da olacak. Bu kapsamda güçlü ihracat artışı ve iyileşen cari denge enflasyonun görünümüne olumlu yansıyacaktır. İhracatta ciddi bir artış var, sürekli artıyor. Bu noktada cari artış mutluluk sebebimiz. Türkiye küresel üretim üssü ve tedarik merkezi olma potansiyeline fazlasıyla sahip bir ülke. Türkiye’ye özgü üretime dayalı ihracat öncelikli modelle makro finansal tedbirler ve teşvik politikası yatırımıyla, üretimi, istihdamı ve katma değerli ihracatı artırmayı ve bu potansiyeli gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Orta ve uzun vadede bu modelin başarı sağlayabilmesi açısından makroekonomik istikrar büyük önem taşıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede önümüzdeki dönemde serbest piyasa ekonomisi ve finansal serbestliğe tam bağlılıktan kesinlikle vazgeçilmeyeceğini vurgulayarak, “Ekonomi politikaları daha şeffaf ve öngörülebilir olacak. Dengeli ve sürdürülebilir bir maliye politikası uygulanacak. Piyasalardaki oynaklığın azaltılmasına yönelik gereken makro ihtiyati tedbirler alınacak. Piyasa beklentileri iyileştirilerek, reel sektörün önünü daha iyi görmesi sağlanacak. Başta kamu bankaları olmak üzere reel sektöre her türlü proje bazlı desteği veremeye hazırız. Ancak proje bazlı ve bu konuda sapma olmayacak. Ayrıca katma değerli üretimin artması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, beşeri sermayenin güçlendirilmesi kapsamında politikalarımıza devam edeceğiz. Böylece verimlilik ve ihracat odaklı bir büyüme sürecinin tesis edilmesini sağlayacağız. Finansal istikrar, makroekonomik istikrarın önemli bir bileşenidir. Ayrıca gıda fiyatlarını dengelemeye yönelik orta vadeli çalışmalarımıza da devam ediyoruz. Tarımsal üretime yönelik olarak riskleri önceden tahmin edip yönetebilmek için erken uyarı sistemini hayata geçirdik. Gıda bankacılığının geliştirilmesine yönelik adımları atıyoruz. Tarım konusunda bugüne kadar görülmüşün çok daha fevkinde sözleşmeli tarım mekanizmasının yaygınlaştırılmasına yönelik adımlar da atılıyor. Hedef artık tarımda, hayvancılıkta görülmemiş bir adım atmak. Artık tarım ve hayvancılık olayının ne denli önemli olduğunu halkımız görecek. Çiftçimiz de bunun mutluluğunu yaşayacak. Zaten onlara verdiğimiz kredi ve hibelerle kendilerine belli bir mutluluğu da getiriyoruz. Bundan sonra da getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE SON DÖNEMDEKİ GÜÇLÜ EKONOMİK PERFORMANSIYLA DİĞER BİRÇOK ÜLKENİN TAKDİRİNİ TOPLAYAN BİR ÜLKE OLARAK ÖNE ÇIKIYOR”

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadar yaptığı açılışlardan bazı kesitlerin gösterildiği video da yer aldı.

“Gelişmekte olan ülkeler için de Türkiye’nin bu yeni ekonomi modeli aslında bir model olabilir mi?” şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne demek. Türkiye ekonomi modeli diyoruz, boşuna demiyoruz. Bize has, ülkemiz koşullarına uygun bir model. Başkanlık sisteminde ben ne demiştim ‘Amerika falan değil, Türkiye’ demiştim. Niye biz kendimize güvenmiyoruz? Niye biz kendimize inanmıyoruz? Bu millet, şair diyor ya ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz / Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz’ Biz böyle bir milletiz. Niye böyle küçülüyoruz?” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben basit bir şey söyleyeceğim. Mesela bakın şimdi, bak bu yeni yaptığımız köprülerden bir tanesi, herhalde Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Adıyaman’ı birbirine bağlıyor. Şimdi şuralardan artık geçen tırlara bakacaksınız. Osmangazi Köprüsü’nden geçen tırlara bakacaksınız. Şimdi nasip olursa bir, iki ay içerisinde Çanakkale, 18 Mart’ı açıyoruz. Buyurun, şu ihtişama bak. Şimdi tabii böyle değil. Şimdi o tabliyelerin son vidalarını ben gittim sıktık ve şimdi son kulelerin birleştirme kaynakları yapıldı ve bir, iki ay içerisinde de oranın açılışını yapacağız. Dünyada bu kulelerin yüksekliğiyle bir numara. Bu adımı tabii böyle atarken burada Kore-Türk iş birliği ile yapıldı. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; Allah aşkına şu bütün köprülerden, Kuzey Marmara Otoyolu’ndan, Marmaray’dan öbür tarafta Avrasya Tüneli’nden bütün buralardan geçen otomobillere bakın, tırlara bakın, şöyle bir izleyin. Bu kadar tır buralardan gelip geçtiğine göre bunlar bir şeyler taşıyorlar. Böyle bir şey eğer garip gureba, fakir fukara bir ülke olsa bunlar olur mu? Ama bak şimdi bunlar var. Yoğun bir şekilde tırlar gidiyor geliyor. Hamdolsun, ülkemiz son dönemdeki güçlü ekonomik performansıyla diğer birçok ülkenin takdirini toplayan, örnek olarak algılanan bir ülke olarak öne çıkıyor.”

“ÜRETİM, İHRACAT VE İSTİHDAMI ARTIRACAĞIZ”

Yatırımcılar açısından öngörülebilirliğin sağlanması için finansal piyasalarda güven ve istikrarın tesisinin özellikle bu modelin temel önceliklerinden biri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz lojistik dediğimiz zaman geçmeyelim. Bir ülkenin lojistiği o ülkenin diğer ülkelerle olan yarışmasında onun önceliğidir. Eğer lojistikte bir ülke öne çıkmışsa onu tutana aşk olsun. Şu anda bizim lojistik muhteşem ve her geçen gün daha da ileriye gidiyor. Serbest piyasa ekonomisinin kurallarından taviz vermeden büyümede, enflasyonda, faizde ve döviz kurunda makroekonomik gerçeklerle uyumlu, istikrarlı bir ortamın tesisini sağlıyoruz, sağlayacağız. Bunu yaparken yüksek katma değerli üretimi teşvik ederek, üretim, ihracat ve istihdamı da artıracağız. İhracatı önceliklendirmek, cari açık sorununu kalıcı olarak çözmek, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunu olan orta gelir tuzağını aşmak en önemli önceliklerimizdendir. Ayrıca şu pandemi döneminde ülkemiz açısından ortaya çıkan yeni fırsatları da değerlendirerek küresel değer zincirinde üst sıralara çıkmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede cari açığımızın azalmasına katkıda bulunacak ileri teknoloji ve toplam faktör verimliliği yüksek sektörlere uzun vadeli kredi ve kefalet imkânı gibi araçlarla uygun şartlarda finansman da sağlayacağız. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin üretim ve ihracattaki payını artırmak için teşvik ve desteklerimizi daha da güçlendireceğiz. İhracatçılarımıza doğrudan Merkez Bankası tarafından ileri vadeli kur verilmesi suretiyle ihracatçılarımızın döviz kurundaki belirsizliğe karşı korunmasını da sağlayacağız. Bütün bunlarla kimin yanında olduğumuzu ortaya koyuyoruz. Amacımız, cari açığı yüksek üretim ve ihracat artışıyla düşürmektir hatta cari fazlaya geçmektir. Böylelikle daha sürdürülebilir bir büyüme patikasını yakalamak ve toplumsal refahımızı artırmayı hedefliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Şanlıurfa ziyaretindeki konuşmalarını anımsatarak şöyle devam etti: “Bay Kemal bu işlerden anlamıyor. Bakın bu ara Şanlıurfa’ya gitti. Şanlıurfa’da istediği kalabalığı karşısında göremeyince orada ileri geri savruldu. Diyor ki ‘Buranın belediyesini bize verin, biz size, Şanlıurfa’nın çiftçisine elektriği bedava vereceğiz’ Bay Kemal, bir defa elektriğin üretimi kime ait? Belediyelere mi ait? Bak ben İstanbul gibi şehrin belediye başkanlığını yaptım. Ya sen bir defa elektriği kimin ürettiğini bile bilmiyorsun. Elektrik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bir üretimidir ve sen zaten gelemezsin de böyle bir imkânı yakalasan dahi elektriği bedava verme hakkına sahip değilsin. Birine bedava, diğerine parayla mı vereceksin? Ondan sonra Adana’ya gittin, Adana’da bu sefer herkes dedi ki ‘Burada belediye size ait, hadi bize elektriği bedava verin’ Çiftçiler şimdi bağırıyor tabii. Hadi ver, elini, kolunu bağlayan yok. Madem böyle bir imkânın var Adana Belediyesi sizde. Hadi ücretsiz olarak, Adana, çiftçisi bol olan bir şehrimiz, ver. Sesi solu çıkmıyor. Ya yalan söyleme, hep zaten ata ata geldiniz buraya kadar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonra bu atmalar da tutmayacak. Şimdi Aydın’a gideceksin. Orada neyi vadedeceksin? Oranın da çiftçisi var. Hadi onlara da söyle. Antalya, Hatay oralara da söyle. Bugüne kadar hep böyle yalanla, dolanla geldin. Ankara Belediyesi de sizde, hadi burada da bedava verebiliyorsan bedava ver. Şimdi İstanbul, Ankara’da suyu bedava vermekten bahsediyorlardı seçim öncesi. Tabii meclisleri alamadıkları için meclislerde hadi gene diyorlar kıl payı bir şey verelim de yani suyu daha ucuza verme imkânları olsun. Tabii onu da veremiyor. Hayatı yalan, akşam yalan, sabah yalan. Olmaz böyle. Siyaset yalanı bu kadar kaldırmaz. İşte şimdi kalkıyor daha gelmeden ‘Cumhurbaşkanı olarak tavsiyem şudur’ filan, bugün de onu söylemeye başladı. Daha siz cumhurbaşkanınızı belirleyemediniz. Hadi kimdir zillet ittifakının cumhurbaşkanı, şunu bir açıklayın da bilelim. Bunu da bilmiyorsun. Adı sanı belli olmayan bir cumhurbaşkanına tavsiyede bulunuyor. Böyle de bir durum herhalde artık sizde köşelerden bunları yazarsınız” diye ekledi.

“İŞSİZLİKTE TEK HANELİ RAKAMLARA İNECEĞİZ”

“İşsizliğin nereye kadar düşebileceğini hedefliyorsunuz?” şeklindeki soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedefin mevcut rakamı daha aşağılara çekmek olduğunu belirterek, “Ama burada tabii daha aşağılara çekmek diyebilirsin ama oran olarak şu kadardır veya şuraya kadar diye bir rakam vermek o tabii inandırıcı olmaz. Çünkü ben Bay Kemal değilim. Ona kalırsa o sıfırlar. Bizde böyle bir şey yok, biz tam aksine mümkün olduğunca işsizliği daha da aşağılara indireceğiz. Tabii bunları da mevsimsel işsizlikten arındırarak indireceğiz. Şimdi mesela bu mevsimde, mevsimseli konuşursak yine yalancı oluruz. Çünkü bu mevsimde özellikle hizmet sektöründe malum sıkıntı var. Ama hizmet sektörü devreye girdiği andan itibaren ki otellerimiz de fena gitmiyor, o zaman ne olacaktır işsizlikte de düşüş daha da inşallah başlayacaktır. Tek haneli rakamlara işsizlikte ineceğiz, hedef odur. Onun için de tabii turizm sektörü büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

Bütün sıkıntılara rağmen turizmde de ciddi bir sıçrama yapıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yani son bana verilen rakamlar 24-25 milyon gibiydi ve tabii parasal olarak yanılmıyorsam 26 milyar filan gibi de oradan bir gelirimiz turizmden oldu. Ama biz turizmde de tabii 35 milyonu biliyorsunuz yakalamıştık turist olarak. Bu konuda bu yıl bizi bu sektörde Rusya yalnız bırakmadı. Rusya gerekli destekleri bize verdi. Aynı durum tabii Avrupa’dan da olmuş olsaydı belki 30’un üzerine de çıkabilirdik son dönemlerde İngiltere açtı kapıları, oradan da gelmeye başladı ama turizm olayı tabii bizim için ciddi manada hakikaten bir âdeta bacasız sektör. İstanbul iyi bir sıçrama yaptı turizmde. Antalya çok çok iyiydi ve inanıyorum ki 2022’de çok daha iyi bir konuma burada da geleceğiz ve işsizlikte de hedefleri yavaş yavaş inşallah yakalayacağız.”

“2023 ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK HAYIRLI OLACAK”

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun TBMM Genel Kurulundaki el hareketi ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında kullandığı kelimelerin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şöyle bir gerçek var ki bu tabii siyasi ahlaktan uzak bir yapı ve siyasi ahlaktan uzak bir yapının temsilcileri de ortada, Bay Kemal, Meral Hanım ve onun yanındakiler. HDP’yi zaten söylemeye gerek yok. Onlar siyasi terörist. Bütün bunlar açık, net ortada. Bu millet bunları daha fazla kaldıramaz. Kaldıramayacağına göre de inşallah 2023 seçimlerinde gereken dersi vermek suretiyle bunları geldikleri yere göndereceklerdir. Milletin kendilerine teveccüh göstermediğini görünce bunların sinirleri bozuluyor, öfkeden çılgına dönüyorlar. Millete karşı kibirleri o kadar büyük ki bunlar siyasette etik, ahlak ve seviye bırakmadılar maalesef. Arkadaşlarıma hep söylüyorum. ‘Aman bunlara, bunların terbiyesizliklerine uyumayın, siz yaptığımız hizmetleri anlatın, milletin derdini dinleyin, çözümler üretin’ Tek kelimeyle, en net ifadeyle edepsizlik olarak değerlendiriyorum. Yani bir genel başkana bu el hareketi yakışır mı?” ifadelerini kullandı.

Milletin Meclisinin kutlu bir çatı olduğunu, orada edeple davranılması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben Bay Kemal’in bu ruh hâlini de sağlıklı bulmuyorum. İfadeleri, davranışları sertleşmekten öte şirazesini, dengesini kaybetti. Ne demiş ‘Elime değil, sözlerime baksınlar’ Hadi senin sözlerine baktık, ya şehit yakınına küfür eden kendini bilmezi ne yapacağız? O da senin ortağın. Bu edepsizliklerin, saygısızlıkların affedilir, görmezden gelinir bir yanı yok. Şehit yakınına küfür eden hadsizin de takipçisi olacağız, hesabını soracağız, bu kendini bilmeze milletvekilliğinin sonlandırılması dâhil en ağır bedeli de ödeteceğiz. Millete hareket çekenin, şehit yakınına sövenin ve bunları görmezden gelerek siyaset yapanın Gazi Mecliste yeri olamaz. Bunların milletin hayrına bir işleri olmaz. Tabii bunlar hep eski alışkanlıklardan bir türlü vazgeçmek istemiyorlar. Bunun için de 2023 inşallah ülkemiz için çok çok hayırlı olacak ve bunlardan en azından kurtulacak. Zaten Kocaeli’deki davaları devam ediyor. Devletin arazilerine çökmeleri, oralarda yaptıkları, kendilerine ait maalesef korsancılık, bunlar yenilir yutulur şeyler değil. Millet bunun hesabını soracaktır.”

“AŞIMIZ ŞİMDİYE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALARDA KORUYUCU ETKİSİNİ İSPAT ETTİ”

“Yerli aşı konusunda vatandaşlara çağrınız ne olur? Dünyadan bize yerli aşı ile ilgili talep var mı?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun süreden beri Türkiye’de aşı üretimi için zihinsel çalışmaları yürüttüklerini, bu bilgi birikimini uygulamaya sokma adına salgının hızlandırıcı faktör olduğunu söyledi.

Bu konudaki bilgi birikimini araştırma laboratuvarlarından çıkarıp fabrikada üretim hattına soktuklarını, hedefi de kovid aşısı şeklinde daraltınca, Türkiye’nin hızlı bir şekilde kovid aşısı üretebilen dokuz ülkeden biri olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “TURKOVAC aşımız, laboratuvar çalışmalarında oldukça iyi sonuçlar almıştı. Ancak insanlar üzerinde yaygın bir şekilde kullanılacak ilacın, aşının, tıbbi malzemenin, sağlıkla ilgili tüm ürünlerin sıkı üretim ve kullanıma sokulma şartları var. Biz bu şartların hepsini yerine getirdik. Aşımızın hem etkinliğini hem de güvenilirliğini test ettik, emin olduktan sonra insanlığın kullanımına sunduk. Sadece vatandaşlarımız için demiyorum, aşımız tüm insanların kullanımı için üretiliyor. Şimdiye kadar ülkemizde iki ithal aşı mevcuttu. Bu iki aşının da güvenilirliği ve etkisi konusunda hiçbir endişe veya şüpheye gerek yok. Ancak yine de ithal ürün olması nedeniyle yerli aşımızı bekleyen bir grup vatandaşımızın olduğunu biliyor, görüyoruz. Bu vatandaşlarımız her ne kadar yersiz de olsa, bu endişelerinden sıyrılıp, gönül rahatlığı ile aşılarını olmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aşımız şimdiye kadar yapılan çalışmalarda koruyucu etkisini ispat etti. Bundan sonra daha fazla insanda bu etkisini perçinleyeceğine eminiz. TURKOVAC aşımız öncelikle vatandaşlarımızın kullanımına sunulacak, daha sonra aşılarımızı başta aşı temin etmekte zorlanan ülkelere göndereceğiz. Talepler gelmeye başladı. Geçen hafta Afrika ülkeleriyle yaptığımız toplantıda ülkelerin liderlerinden bu konuda yoğun talep aldık. Bu taleplerin hepsini karşılamak istiyoruz. Biz biliyoruz ki dünyanın kahir ekseriyeti aşılanmadıkça bu salgının süresi uzamaktadır” açıklamasında bulundu.

Gelişmiş ülkelerin ellerini bu konuda sıkı tuttuğunu, bundan asıl zarar görenlerin hassas ekonomiler ve vatandaşları olduğunun farkında değillermiş gibi davrandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ülkelerin çoğundan madden zengin olmayabiliriz ama manen zengin Türk milleti, aşıya aç bu insanların talebine duyarsız kalmadı, kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

TURKOVAC’ın, salgın döneminde yapılan çalışmaları âdeta taçlandıran bir gelişme olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak 50 yıl sonra hücreden başlayarak tamamen yerli ve millî imkânlarla geliştirilen aşımızın her safhasında kendi bilim insanlarımız, araştırmacılarımız yer aldı. Bu konuda kullanım onayının alınmasıyla birlikte, Sinovac ve Biontech’in ardından yerli aşımız TURKOVAC’ı da vatandaşlarımıza sunacağız hatta insanlığın hizmetine, onların da şifa bulması için değerlendireceğiz. Bu arada dünyanın en büyük kapasiteli aşı araştırma, geliştirme ve üretim merkezi olarak Hıfzıssıhha Projesi’ni de Ankara’da hayata geçiriyoruz. Yakında ihalesini yapacağız. Esenboğa Havalimanına yakın bir bölgede, 50 bin metrekare kapalı alana sahip Hıfzıssıhha Projesi’nin ihale süreci önümüzdeki hafta tamamlanacak” dedi.

“KADIN VE ERKEK ARASINDA ORTAK BİR DENGE GÖZETECEK USUL GELİŞTİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Süresiz nafaka konusunun Meclis Genel Kuruluna önümüzdeki yıl gelmesi beklenebilir mi?” sorusu üzerine, şu cevabı verdi: “Temennimiz odur ki bu yıl içinde bu problemi çözelim ama bu konudaki gerek Adalet Bakanlığımız gerek Aile Bakanlığımız bir çalışma yürütüyor. Kadınların mevcut haklarından geriye gidiş anlamına gelebilecek bir çalışma asla söz konusu değildir. Böyle bir anlayışa sahip değiliz ancak tüm tarafları koruyacak, çocuğu da gözetecek, kadın ve erkek arasında ortak bir denge gözetecek usul geliştireceğiz. Vatandaşımızın ihtiyaç ve beklentilerinin farkındayız. Herkesin içine sinecek bir sonuca varıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İlgili bakanlıklarımız titiz bir istişare ve fikir teatisini yürütüyor. Önümüzdeki yıl içinde nafakayı da içine alacak şekilde, boşanma hukukuna bağlı konuları, yeni mağduriyetlere yol açmayacak şekilde tümüyle ele alacağız. Süreci bu şekilde işletmeyi planlıyoruz.”

“KURDUĞUMUZ ALTYAPILARLA UZAYDAKİ VARLIĞIMIZ GÜÇLENECEK”

Türkiye’nin sekizinci uydusu Türksat 5B’nin uzaya gönderilmesinin ardından, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile yaptığı görüşmede yeni projelerin gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu ve uzay teknolojilerinin spesifik ve nitelikli uzmanlık ile altyapı gerektiren teknolojiler olduğunu ifade etti.

Türkiye’de uydu ve uzay ekosisteminin nitelikli insan kaynağı ve altyapısı kurulmasına ilişkin son yıllarda önemli adımlar attıklarını, Türksat’ın bu adımların lokomotifi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılında devreye alınan üçüncü nesil Türksat 3A uydusu projesinden itibaren dördüncü ve beşinci nesil uydu projelerinde nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine yönelik eğitim ve teknoloji transferi programlarının uygulandığını aktardı.

Bu programlarda yetişen teknik uzman kadroların Türkiye’nin uydu ve uzay ekosisteminin oluşmasında, yeni insan kaynağının yetiştirilmesinde ve Türksat 6A gibi tamamen yerli imkanlarla yapımı devam etmekte olan uydu projelerinde büyük rol oynadıklarını ve hâlen de oynamaya devam ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu sistemlerinin üretim, entegrasyon ve test altyapılarına ilişkin de önemli yatırımların yapıldığını, Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türksat iş birliğiyle inşa edilen, 2015 yılında hizmete alınan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezinde hem Türksat 6A hem de IMC uydularının test ve üretim süreçlerinin yetişmiş insan kaynağı tarafından yürütüldüğünü söyledi.

19 Aralık’ta uzaya gönderilen Türksat 5B uydusu ile geçmişte atılan adımların meyvesini aldıklarını, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Musk ile bu görüşmeleri yaptıklarında mutluluğunu paylaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türksat’ın 5B bünyesinde iki adet haberleşme ekipmanının, Türksat ve ASELSAN mühendislerinin iş birliğiyle tasarlandığını, üretildiğini ve uzay şartlarında test edildiğini, ilk defa ticari bir uyduda yüzde yüz yerli bir donanımın kullanılmış olduğunu aktardı.

Türkiye’nin uzaydaki hakları denince 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı rahmetle yâd etmek gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde ortaya konan vizyon ile uzayda 31, 42 ve 50 derece doğu yörüngelerinde frekans hakları elde etmenin ilk adımlarının atıldığını, bugün bu yörüngelerin Türksat’ın üçüncü, dördüncü ve beşinci nesil uyduları ile etkin bir biçimde korunduğunu ifade etti.

Yüzde yüz yerli sistem mühendisliği ve yerli imkânlarla üretimi devam eden Türksat 6A uydusunun da 2023’te SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketiyle uzaya gönderileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yıllarda gerçekleştirdiğimiz atılımlarla, yetiştirdiğimiz nitelikli insan kaynağıyla ve kurduğumuz altyapılarla uzaydaki varlığımız güçlenecek. Bu alandaki dışa bağımlılık azalacak ve hatta bu konuda ihracat yapabilecek konuma da geleceğiz” dedi.

AFRİKA İLE İLİŞKİLER

“Afrika ile ilişkiler konusunda Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye’nin 12 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunurken, şu anda 49 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunduğunu söyledi.

Bu Afrika ülkelerinin Türkiye ile şu anda ciddi bir rekabet içinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onların da yine Türkiye’de şu anda 39 büyükelçiliği var. Bunları aynı şekilde devam ettiriyoruz. Tabii hedefimiz daha ileri gitmek. Sayıları daha da çoğaltmak ve Türkiye olarak Afrika’da hemen hemen bütün ülkelere büyükelçilik açmak suretiyle Afrika’nın her yerinde olmak istiyoruz. Yer altı, yer üstü bütün zenginliklerinde de yine Afrika ile kazan-kazan esasına dayalı olarak yürüyelim istiyoruz. Çünkü emperyal güçler yıllarca Afrika’yı sömürdüler. Ama Türkiye kazan-kazan esasına dayalı olarak, ‘Siz de kazanın, biz de kazanalım, beraber kazanalım’ demek suretiyle oralardayız ve doğrusu Afrika ülkelerinin de bize bu noktada güveni var. ‘Beraber yapalım’ diyorlar. Bu noktaya gelmiş vaziyetteler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yıla dair dilek ve temennilerinin sorulması üzerine, “2022, Allah’ın izniyle 2021’den daha iyi olacak. 2022’de çok daha güçlü olacağız ve çok farklı sıçramaları 2022’de inşallah yaşayacağız” dedi.

Yılbaşını nasıl geçireceğinin sorulmasına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Torunlardan ayrı kalmak kolay bir iş değil. Onların verdiği enerji hiçbir şey ile mukayese edilmez. Onlar ayrı bir enerji depoluyorlar bize. Onun için gerek eşimle gerek çocuklarla işin istişaresini yapıp, onlar neyi arzu ediyorlarsa ben de ona uyarım” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Gaziantep’te açılış törenleri yapacaklarını, Gazianteplilerle bir araya geleceklerini, açılış törenleriyle birlikte onların mutluluklarını paylaşacaklarını belirterek, “Milletimiz umutlarını kaybetmesin ve bize, AK Parti kadrolarına güvenmeye devam etsinler. Bu yıl ülkemiz için her biri ayrı değer olan ismi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık, bütün hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük şair, fikir ve dava adamı Sezai Karakoç’u, ülkemizin felsefe, bilim hayatına büyük katkılar yapmış bilim insanı Prof. Dr. Teoman Duralı hocamızı, sevgili dünürüm müteşebbis Özdemir Bayraktar ağabeyi, siyasetimizin duayenlerinden Oğuzhan Asiltürk ağabeyi, son olarak da dün kaybettiğimiz musikimizin duayenlerinden Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca beyefendiyi hayırla yâd ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Dünya

“Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından anlaşmaların imza törenine geçildi. İmzaların atılmasının ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin, El Salvador’dan Türkiye’ye Devlet Başkanı düzeyinde yaptığı bu ilk resmî ziyaretinden memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî ziyaretin, Türkiye-El Salvador ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Sayın Başkan’ın liderliğinde El Salvador’un son dönemde dış politikada ufkunu genişletme yönünde attığı adımları biz de yakından takip ediyoruz. Değerli dostumun bugünkü ziyaretini, ezber bozan nitelikteki bu politikalarının bir yansıması olarak görüyorum. Kendilerine bir kez de sizlerin huzurunda ‘hoş geldiniz’ diyorum.”

“Aile kökleri Filistin’e dayanan ve ülkesinde ‘El Turco’ olarak tanınan Sayın Bukele’nin ülkemizi ziyareti bizler için ayrı bir anlam taşıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen kendisinin göreve gelmesinin ardından ilişkilerimizde ciddi bir ivme yakaladık. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen El Salvador’un Ankara Büyükelçiliği’nin resmî açılışı bugün Dışişleri Bakanlarımız tarafından yapıldı. İnşallah biz de San Salvador Büyükelçiliğimizi en kısa sürede hizmete açacağız” dedi.

“EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİMİZ SALGINA RAĞMEN SON DÖNEMDE CİDDİ SIÇRAMA YAŞADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz salgına rağmen son dönemde ciddi sıçrama yaşadı. 2020 yılında 27 milyon doları aşan ticaret hacmimiz, geçtiğimiz sene 50 milyon dolara yaklaştı. Yüzde 80 civarındaki bu artış esasen potansiyelimizin ne kadar büyük olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla, bu rakamı ilk etapta 100 milyon dolara, önümüzdeki beş yıllık sürede de inşallah 500 milyon dolara çıkaralım istiyoruz. Bugün imzaladığımız Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması bu bakımdan önemli bir araç teşkil edecektir” açıklamasında bulundu.

Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarının müzakerelerini de en kısa sürede tamamlayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sayın Başkan’ın El Salvador’u bölgesinin lojistik merkezi hâline dönüştürme vizyonunu biz de destekliyoruz. Bu amaçla hayata geçirmeyi planladığı tüm yatırımlarda Türk firmalarının altyapıda, üst yapıda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu da yine kendilerine ifade ettim. El Salvador’un kalkınma projelerine desteğimizin devam edeceğini vurguladım. TİKA, geçen yıl salgın döneminde El Salvador’daki bir çocuk hastanesine malzeme ve ultrason cihazı gibi teknik ekipman yardımında bulunmuştu. Kurumumuz, El Salvador makamlarının öncelikleri doğrultusunda sağlıktan eğitime ve tarıma kadar birçok alanda desteğini sürdürecektir.”

Görüşmelerinde, Orta Amerika özelinde, bölgesel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır. Bu vesileyle El Salvador’un birçok Orta Amerika ülkesiyle birlikte geçen yıl kutladığı 200. bağımsızlık yıl dönümünü bir kez daha gönülden tebrik ediyorum. Yarın İstanbul’da El Salvador dâhil bölge ülkeleriyle ilişkilerimizin tarihine ışık tutacak önemli bir sergiyi açacağız. Türkiye-El Salvador arasındaki dostane ilişkilerin ve iş birliğinin gelişimine büyük katkı sağlayan Sayın Bukele’ye tekrar teşekkür ediyorum. Toplantılarımızda aldığımız kararların ve imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

EL SALVADOR CUMHURBAŞKANI BUKELE: “TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİNİN BİR PARÇASI OLMAK İSTİYORUZ”

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele de konuşmasında, Türkiye’yi, halkını ve tarihini takdir ettiklerini belirterek, “Biz, Türk insanının bir gün dünyayı fethettiğini biliyoruz, uzun bir süre boyunca. Şunu da biliyoruz. O ruh her bir Türk vatandaşının içinde mevcut. Bu ruh tekrar büyüyor. Yirmi yıl önceki Türkiye bugünkü Türkiye değil. Bu büyüme, hızlı. Bunu bugün burada ihracatta, ekonomide görebilirsiniz. Türk ürünlerinin her yere ihraç edildiğini biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador’dan bahsetti. Bizim ülkemiz küçük ama bir yılda ticaret hacmini yüzde 80 artırdık” şeklinde konuştu.

Türk firmalarıyla liman, insansız hava aracı başta olmak üzere savunma sanayii ekipmanları, havacılık malzemeleri, hidrotermal tesis gibi alanlarda imzalanan veya imzalanmaya yakın olan anlaşmaların olduğunu aktaran El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, “Bunlar başlangıç. Yarın başka şirketlerle de görüşeceğiz. Bütün bu şirketlerle görüştükten sonra başka şirketlerle de görüşeceğiz. Belki El Salvador’un ilk uydusu bir Türk teknolojisi sayesinde olacak. Yani yapılacak çok şey var. Göreceğimiz çok şey var. Bu, El Salvador gibi küçük bir ülke için çok büyük bir başlangıç” ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki ticaretin bir yılda yüzde 80 büyüdüğünü belirten El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, ikili ticaret hacminin mevcut hızda büyümesi durumunda 500 milyon dolar hedefine birkaç yılda ulaşılabileceğini söyledi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde enerji, inşaat, limanlar, savunma sanayii, altyapı inşası, ihracat, ithalat ve ticaret alanlarında yatırım ve iş birliği konularını ele aldıklarını ifade etti.

Osmanlı döneminde Güney Amerika ile ticaretin gelişmemesinde coğrafi engellerin olduğuna işaret eden El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, “Ama bugün bu artık önemli değil. Cebelitarık’tan geçmeniz gerekmiyor. Bu yüzden de bu rakamlara ulaştık. Daha da fazlası olacak” dedi.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, Türk sinema ve televizyonunun eserlerini ve Türk kültürünü ülkelerinde gördüklerini aktararak, “El Salvador’da herkes Türk kültürünü, Türk tarihini, Osmanlı İmparatorluğu’nu tanıyor. Bunun sebebi de Türkiye’nin çok hızlı büyümesi. Türkiye’nin büyük bir sistem olması. Bu da Sayın Erdoğan sayesinde gerçekleşti. Sizin güçlü ruhlu insanlarınız var ama bir lidere de ihtiyacınız var. Bu lideriniz de var. İyi bir lideriniz var. Bu yüzden de burada olmaktan çok mutluyuz, çok onurluyuz. Bu şekilde ağırlandığımız için de çok memnunuz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin kendileri için çok önemli bir ülke olduğunun ve Türkiye’de büyük bir potansiyel gördüklerinin altını çizen El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele, şunları kaydetti: “Türkiye çok büyüyor. Bunu görüyoruz. Şu anda güçlü. İleride daha da büyük bir güç olacak ve dünya için çok önemli olacak. Biz de onların yanında olmak istiyoruz. Çünkü biz bu büyümenin bir parçası olmak istiyoruz. Türkiye’nin büyümesinin bir parçası olmak istiyoruz ve ona eşlik etmek istiyoruz. Bu yüzden bu ziyaret bizim için de çok önemli. Biz hep tek kutuplu çalıştık. Hep ABD’ye baktık. Hepiniz biliyorsunuz, bizim ticari ortağımız ABD. Tabii ki bizim için çok önemli. El Salvador için başka yerlere, yönlere bakmak da önemli. Baktığımız yönlerden biri de Türkiye. Bu yüzden buradayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

El Salvador ile yapılan anlaşmalar ve iş birliğinin önemine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün imzalanan altı anlaşmanın önemi hakkında bilgi verdi.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ve diplomasi akademileri arasında işbirliği mutabakat zaptının imzalandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, protokol alanında işbirliği mutabakat zaptı, Savunma Sanayii Başkanlığı ile El Salvador Dışişleri Bakanlığı arasında Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi ile deniz hukuku alanında işbirliği protokolü ve TİKA ile El Salvador Hükûmeti arasında mutabakat zaptının imzalandığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador ile Ankara Üniversitesi arasında yapılacak iş birliğinin gençler için ciddi bir sıçrama alanı olarak görülebileceğini vurguladı.

El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin yarın Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’yi (TUSAŞ) ziyaret edeceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki çalışmalarının yerinde görülmesi ve atılacak müşterek adımlar açısından ele alınmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzalanan altı anlaşmayı önemsediklerinin altını çizerek, “En uygun yerde Dışişleri Bakanlığımıza büyükelçilik binasını hazırlayacaklar. Biz de orayı kiralamak suretiyle en yakın zamanda El Salvador’a iade-i ziyaret gerçekleştireceğiz. Böylece iş adamlarımızın da orada çok daha aktif bir duruma gelmesini temin edeceğiz” diye konuştu.

“RUSYA İLE UKRAYNA ARASINDAKİ GELİŞMELERİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna arasındaki anlaşmazlık ve gelecek günlerde kendisinin Ukrayna’ya ziyaretinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ise Türkiye ziyaretinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti: “Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmeleri doğru bulmuyoruz. Zira bölgede bir savaş atmosferinin olması, böyle bir psikolojinin doğması bizi de her iki tarafla münasebetleri olan bir ülke olarak üzmektedir. Temennimiz o ki bir an önce Sayın Putin ile Zelenski’yi bir araya getirebilmek ve yüz yüze bir görüşme yapmalarını temin etmek. Bunun için gerek Sayın Putin’in Türkiye ziyareti gerekse benim Ukrayna ziyaretimi çok önemsiyoruz. Önümüzdeki ayın başlarında Ukrayna ziyaretim var. Ukrayna ziyaretimle birlikte de tabii bu arada Sayın Putin ile olan görüşmeleri aynen devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bölgede istiyoruz ki barış egemen olsun, hâkim olsun, bölgede bunun dışında farklı olumsuz gelişmeler gerçekleşmesin.”

Ortak basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin huzurunda iki ülke arasında altı anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda; “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması”, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Alanında Niyet Mektubu”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile El Salvador Cumhuriyeti Diplomatik Eğitim İçin Uzmanlaşmış Yükseköğretim Enstitüsü Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Arasında Protokol Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, “El Salvador Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Arasında Deniz Hukuku Alanında İşbirliği Protokolü” ve “Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı ile El Salvador Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Mutabakat Zaptı” Türk tarafından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Ticaret Bakanı Mehmet Muş, El Salvador tarafından ise Dışişleri Bakanı Alexandra Hill tarafından imza altına alındı.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftaya organize sanayi bölgelerimizde kurulan mesleki eğitim merkezlerinin ortak açılış töreni ile başlamıştık. En büyük zararı 28 Şubat’ın verdiği mesleki eğitim sistemimizi yeniden ayağa kaldırma çabalarımızın bu en son ve en verimli adımıyla ülkemizin önemli bir meselesini daha hâl yoluna koyduğumuza inanıyorum.

Hem işverenlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacını karşılayacak, hem gençlerimizin donanımlı bir şekilde hayata atılmalarını ve geleceklerini görebilmelerini sağlayacak yeni mesleki eğitim merkezleri modelimizin bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI HEDEFİNİ KARALAMAYA ÇALIŞANLARIN MAHCUBİYETLERİNİ HEP BERABER GÖRECEĞİZ”

Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüyerek dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesini hedeflediğimiz bir dönemde böyle bir projenin gerçekleştirilmiş olması ayrıca önemlidir. Nitekim bu törende bir araya geldiğimiz sanayicilerimizin hedeflerimize ulaşma konusundaki inancına ve gayretine bizzat şahit olduk. İnşallah önümüzdeki yıl bu zamanlar bambaşka bir Türkiye fotoğrafıyla milletimizin huzuruna çıkacağız. İşte o zaman kimi inanmadığı, kimi istemediği için ülkemizin takip ettiği büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası hedefini karalamaya çalışanların mahcubiyetlerini hep beraber göreceğiz.

Yine geçtiğimiz hafta iştirak etmekten memnuniyet duyduğumuz bir diğer önemli program, Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreniydi. Türkiye, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNESCO tarafından hazırlanan somut olmayan kültürel miras listesine en çok değer kaydettiren ülkeler arasında yer almaktadır. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerimiz, Anadolu’nun bereketli kültür mirasının dünyaya tanıtılması bakımından önemli bir envanter çalışmasıdır. Bu kapsamda 2021 yılı için belirlenen 21 sanatçımız ile mehteran birliğimize, marifet sahiplerine hak teslimi olarak gördüğümüz ödüllerini takdim ettik.

Çarşamba günü yaptığımız Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısında mevcut projeleri gözden geçirme yanında, önümüzdeki dönemde öncelik vereceğimiz hususları değerlendirdik ve karara bağladık.

Perşembe günü Avrupa Birliği büyükelçileriyle bir araya gelerek ülkemizle birlik arasındaki ilişkilerin geçmişten bugüne muhasebesini yaparak tıkanan noktaları ve çözüm yollarını kendileriyle paylaştık.

Cuma günü ülkemizin ilk istihbarat gemisi Ufuk’un hizmete girme töreni vesilesiyle bu alandaki gücümüzü ve kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk.

Cumartesi günü Aydın’da gerçekten çok güzel bir dizi programa katıldık. Söke’de toplamda bir milyar dolarlık bir proje olan KİPAŞ Kâğıt Fabrikasının 550 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen ilk etabını hizmete açtık. Bu fabrika ithalatımızı azaltarak ve ihracatımızı artırarak ülkemiz cari dengesine yılda 450 milyon dolarlık olumlu katkıda bulunacaktır.

Aydın’da toplu açılış töreni vesilesiyle hem oradaki kardeşlerimizle hasret giderdik, hem de kendileriyle samimi bir hasbihal yaptık. On binlerin katıldığı bu törende coşku, heyecan tamamıyla oraya hâkimdi.

Aynı günün akşamı rahmetli Menderes’in hayatının son günlerinde Çine Çayı’nın kenarında oturup söğüt ağaçlarının altında serinliğinin saadetini tatmak istediği yerde inşa edilen Adnan Menderes Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Müzede Menderes ailesi, gençlerimiz ve diğer katılımcıların iştirakiyle yaptığımız ufuk açıcı demokrasi sohbeti de hem geçmişin hatırlanmasına, hem geleceğimize umutla bakmamıza vesile oldu.

Özellikle de bu vesileyle Aydın’daki programımıza çizdikleri güzel resimleri, “Seni çok seviyorum Tayyip Amca” notuyla bize ileten Hatice ve Nisa evlatlarımıza da selamlarımı iletiyorum.

“522 KONUTUN TESLİM TÖRENİNDE ARNAVUT KARDEŞLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİK”

Önceki gün Arnavutluk’a hem açılış törenleri, hem resim görüşmeler vesilesiyle bir ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle Laç şehrinde 2019 depreminin yol açtığı yıkımın telafisi için TOKİ’miz vasıtasıyla inşa ettirdiğimiz 522 konutun teslim töreninde Arnavut kardeşlerimizle bir araya geldik. Ardından Başbakan Sayın Edi Rama ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerimizi gerçekleştirerek farklı alanlarda yedi anlaşma imzaladık. Daha sonra Arnavutluk Meclisi’nde milletvekillerine hitap etme imkânı bulduk. Son olarak da Tiran’da restorasyonu TİKA tarafından yapılan Osmanlı döneminde inşa edilen en önemli eserlerden biri ve günümüze ulaşan tek yer olan Ethem Bey Camii’nin açılış törenine katıldık. Arnavutluk’a ayak basışımızdan ayrılışımıza kadar bize ve heyetimize gösterilen teveccüh, Balkan coğrafyasındaki kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağının gücünü göstermeye tek başına yeterlidir. Ayrıca, yine Tiran’da yapılan tarafımızdan şu anda bitmek üzere olan muhteşem caminin ki yaklaşık 3 bin 250 cemaat kapasiteli caminin son şu anda çalışmalarını yerinde bir görelim dedik ve yerinde arkadaşlarımızla beraber camiyi bir gezdik. İnşallah yetişebilirse Ramazan sonuna kadar caminin bitişini gerçekleştireceğiz ve ondan sonra da açılışını inşallah Tiran’da yapacağız.

Dün de yine Balkanlar’dan önemli bir misafirimizi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic’i ağırladık. Kendisiyle Bosna Hersek’teki son gelişmeler başta olmak üzere bölgeye ve ülkelerimizin ikili ilişkilerine dair kapsamlı fikir alışverişinde bulunduk.

“MUHTARLAR BULUŞMAMIZ YİNE COŞKULU VE SAMİMİ BİR ATMOSFERDE GEÇTİ”

Bugün ise Kabine toplantımızın özellikle öncesinde ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızla bir araya geldik. Yaklaşık bin 500 civarında muhtarımızın da katıldığı yemekli sohbet toplantısını kendileriyle gerçekleştirdik. Koronavirüs salgını sebebiyle ara verdiğimiz muhtarlar buluşmalarımızın bu ilk toplantısı her zamanki gibi yine coşkulu ve samimi bir atmosferde geçti.

Tabi bu programların yanında hemen her gün kabine üyelerimizle ve kurumlarımızın yöneticileriyle çok sayıda dar kapsamlı görüşmeler yaparak ülkemizin ve milletimizin gündemindeki konularla ilgili istişarelerde bulunduk, kararlar aldık. Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

Dünyanın yakın tarihin en büyük sağlık ve ekonomik krizini yaşadığı bir dönemde hem ülkemizi bu fırtınadan sâhil-i selâmete çıkartmak, hem önümüze gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için daha çok çalışacağız. İstikrar ve güven iklimini güçlendirerek, programlarımızı kararlılıkla uygulayarak, ekonomideki hedeflerimize ulaşmamızı engellemek isteyenlere aradıkları ortamı vermeyeceğiz. Bu ülkenin boş teneke gürültüsünden öte anlamı olmayan, insanımızın önüne herhangi bir vizyon ve umut koymayan polemiklerle, kavgalarla, itiş-kakışlarla kaybedecek vaktinin ve enerjisinin olmadığı bilinciyle yolumuza devam edeceğiz.

“İÇ SARSINTILAR VE DIŞ BASKILARLA YERLE YEKSAN OLAN TÜRKİYE FOTOĞRAFI HAMDOLSUN ARTIK GERİDE KALMIŞTIR”

Aziz milletim, Türkiye geçtiğimiz 20 yılda kurduğu güçlü altyapı üzerinde küresel sınamalara hiç olmadığı kadar hazırlıklı girdiği bir dönemden geçmektedir. Bugünün Türkiye’si ne 1970’li yılların, ne de 1994 ve 2001 krizlerinin kırılganlığıyla maluldür. Siyasetinden ekonomisine kadar tüm unsurlarıyla küçük iç sarsıntılar ve dış baskılarla yerle yeksan olan Türkiye fotoğrafı hamdolsun artık geride kalmıştır. Ülkemizin Gezi olaylarından beri yaşadığı her hadise bu gerçeği bize tekrar tekrar göstermiştir. Milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin gücü devletimizin altyapısı ve makro dengeleriyle geldiği seviyenin desteği sayesinde kendi hedeflerimizden kopmadan yolumuza devam edebiliyoruz. Bunun son örneğine geçtiğimiz aylarda yaşadığımız ekonomimizin gerçekleriyle uyumlu olmayan, daha ziyade belli kesimlerin oluşturduğu suni bir panik hâlinin etkisiyle ortaya çıkan döviz kuru dalgalanmasında hep birlikte şahit olduğumuz konudur. Kendi içerisinde dinmesini beklediğimiz bu dengesizlik hâli devam edince, serbest piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde 20 Aralık’ta açıkladığımız bir tedbir paketiyle panik havasını dağıtmak mecburiyetinde kaldık. Her şey bitip kur yeniden dengeye oturduğunda görüldü ki aslında ortaya böyle bir sert çıkış yaşanmasını gerektirecek hiçbir sebep, hiçbir tehdit, hiçbir tehlike mevcut değildir.

“ŞU ANA KADAR 163 MİLYAR LİRALIK MEVDUAT, KUR KORUMALI SİSTEME GEÇMİŞTİR”

Açıkladığımız tedbir paketindeki unsurlardan biri olan kur korumalı Türk Lirası mevduatına bireylerin ve yatırımcıların ciddi ilgi gösterdiğini görüyoruz. Şu ana kadar 163 milyar liralık mevduat, kur korumalı sisteme geçmiştir. Katılım finans kuruluşlarını da sisteme dâhil ederek bu imkânın cazibesini artırdık. Döviz ve altın cinsi hesaplardan bu mevduata dönüşleri zorunlu karşılıktan muaf tuttuk. Tüzel kişilerin döviz ve altın hesaplarından bu sisteme geçişini teşvik etmek için stopaj oranını sıfırladık. Türk Lirası hesaplarına Hazine desteğinin hukuki altyapısını oluşturacak kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmektedir.

Merkez Bankamız da dış ticaret firmalarına Türk Lirası vadeli döviz satım ihaleleri düzenleyerek kendi paramızın istikrarına katkıda bulunuyor.

Devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi artırmak için burada da stopajları sıfıra indirdik. Aynı şekilde temettü gelirlerine uygulanan stopajı 5 puanlık indirimle yüzde 10’na çektik.

Yastık altı altınları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bu çerçevede hurda altın değerleme sisteminin işlerliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için milyem değerlerinde değişiklik yaptık. Bankaların, darphanenin ve altın rafinerilerinin içinde yer aldığı bir mekanizmayla vatandaşlarımızın altınlarını sisteme sokmalarını temin edeceğiz. İsteyen vatandaşlarımız bu sisteme verdikleri altınlarını veya darphane altını bazında açtıkları hesaplarındaki birikimlerini fiziki altın olarak alabilmelerini de sağlayacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımız altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracını farklı alternatiflerle sürdürüyor.

Tutarı 250 milyar lirayı, katılımcı sayısı 13,2 milyon kişiyi bulan bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısını yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkartan kanun teklifi de Meclis Genel Kurulu’ndadır.

“YATIRIMCILARIMIZA TÜRK LİRASI BAZLI YENİ ALTERNATİFLER SUNUYORUZ”

Girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişimci sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kazançları Kurumlar Vergisinden istisna tutuyoruz. Bunun yanında çeşitli fonlardan elde edilen kar paylarının iştirak kazançlarını da bu kapsama alıyoruz.

Kamu iktisadi teşebbüslerinden elde edilen ve bütçeye aktarılan gelir paylarına endeksli kamu borçlanma senetleri çıkartarak yatırımcılarımıza Türk Lirası bazlı yeni alternatifler sunuyoruz. Kamu bankalarının kredilerinin belli bir oranını her yıl önceden ilan edilecek sektörlere şeffaf bir şekilde kullandırmalarını temin ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu desteğiyle istihdamı koruma ve geliştirme öncelikli işletme ve yatırım kredileri vermeye yönelik paketin hazırlığı da bitmek üzeredir. Finansal istikrar ve güveni temin için sermaye artırımlarını teşvik ettiğimiz bankaların kredi tahsisi ve izlemesini uluslararası standartlara uygun sistemlerle yapabilmelerini sağlayacak bir altyapı kurduk. Böylece proje odaklı bankacılığı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.

İhracat ve imalat sektörlerindeki sanayi şirketlerinin Kurumlar Vergilerini 1 puan indiren düzenleme de Meclis’te görüşülmektedir. Katma Değer Vergisinde etkinliği, adaleti ve basitleştirmeyi sağlayacak çalışma tüm taraflarla görüşülerek hazırlanıyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Finansal İstikrar Komitesi ve Fiyat İstikrarı Komitesi gibi yapıları etkin şekilde çalıştırıyoruz.

Aziz milletim; Türkiye ekonomi modeli çerçevesinde hazırlıklarını sürdürdüğümüz çalışmaları ilgili taraflarla beraber olgunlaştırarak kamuoyuyla paylaşmayı ve hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizin bir daha geçtiğimiz aylardakine benzer dalgalanmalar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Kendi ülkesinin ve ekonomisinin felaketi pahasına açgözlülük yapanlara hareket alanı bırakmamakta kararlıyız. Kısır hesaplarla hareket ederek içinden geçtiği kritik süreçte ülkemize zarar verenleri, kusura bakmasınlar, affetmeyeceğiz.

“İNŞALLAH BU EKONOMİ PROGRAMIMIZI DA BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”

Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda sabrıyla, fedakârlığıyla, gayretiyle, emeğiyle, üretimiyle, dirayetiyle bize destek veren her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum. Nice büyük mücadelelerden alnının akıyla çıkan, nice aşılmaz gözüken engelleri geride bırakan, nice olmaz denilenleri gerçekleştiren bir millet olarak inşallah bu ekonomi programımızı da başarıya ulaştıracağız.

Türkiye’yi çift paralı bir ülke olmaktan çıkartarak dış ticaretle iştigal edenler dışında herkesin işini de, tasarrufunu da Türk Lirası ile yaptığı bir yer hâline getirmek için herkesten destek istiyoruz. Ülkemizde döviz mevduat hesapları hâlâ oldukça yüksek seviyelerdedir. Vatandaşlarımızı, kurumlarımızı, yatırımcılarımızı sağladığımız imkânlardan faydalanarak dövizden kendi paramıza ve kendi paramızla yürütülen finansal enstrümanlara geçmeye davet ediyoruz. Hükûmet olarak devletimizin tüm kaynaklarını milletimizin emrine tahsis ettiğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Geçtiğimiz yıl sadece milletimize daha uygun fiyatlarla doğal gaz, elektrik ve akaryakıt vermek için yaptığımız fedakârlığın tutarı 165 milyar liradır. Bu tutarın bütçenin neredeyse onda biri kadar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yılbaşından itibaren bu ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlar da mümkün olabilecek en alt seviyede yapılmıştır. Bir başka ifadeyle, devlet bu alanlarda fedakârlık yapmayı sürdürmektedir. Yanı başımızdaki Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyayı takip eden herkes bu gerçeği teslim edecektir. Üstelik tüm bunları salgından, tabii afetlere kadar yaşadığımız nice badireye rağmen başardık.

Aynı şekilde asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanlarımızın gelirlerinde yaptığımız artışları da bütçe imkânlarını sonuna kadar zorlayarak gerçekleştirdik. Amacımız; ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyütmek, böylece ortaya çıkacak artı değeri tekrar insanlarımızın hizmetine vermektir.

Dünyadaki değişimlerin, ekonomide de yeni yaklaşımları, yeni çözümleri, yeni politikaları, yeni uygulamaları gerektirdiği gerçeğini ilk gören ülkelerden biriyiz. Türkiye’nin izlediği bu yol şimdi pek çok ülke tarafından konuşulmakta, değerlendirilmekte, yavaş yavaş uygulanmaya başlanmaktadır. Bir asırlık, yarım asırlık çözümleri ülkemize tek hakikat, tek kurtuluş yolu olarak dayatanlar da elbette bir gün efsunlu uykularından uyanacaklardır. Biz o güne kadar inşallah ülkemizi her alanda olduğu gibi ekonomide de hak ettiği seviyeye getirmiş olacağız.

“SAĞLIK SİSTEMİMİZ SALGINLA MÜCADELE İÇİN GEREKLİ KAPASİTEYE SAHİPTİR”

Aziz milletim; dünya koronavirüs salgınının yeni dalgası altında sıkıntılı günler geçirmeyi sürdürüyor, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere pek çok coğrafya Omicron varyantının etkisi altında kıvranıyor. Türkiye, salgının her safhasında olduğu gibi bu süreçte de hem vatandaşlarının sağlığını gözeten, hem günlük hayatın kendi akışında sürmesini temin eden bir yaklaşımla yoluna devam ediyor. Hamdolsun, sağlık sistemimiz hastane ve yoğun bakımından aşıya kadar salgınla mücadele için gereken her türlü ihtiyacı karşılamaya yetecek kapasiteye sahiptir.

Ülkemizin bilim insanlarının geliştirdiği ve yine ülkemizdeki tesislerde üretimine başlanan TURKOVAC aşımız sayesinde artık kendimize daha güvenle bakıyoruz. Aşı geliştirme ve üretimi konusunda devam eden çalışmalarımızda inşallah yakın gelecekte Türkiye bu alanda dünyanın önde gelen merkezlerinden biri hâline dönüşecektir.

Salgının yayılması, istihdam ve üretim tarafında şu ana kadar kayda değer bir soruna, kesintiye yol açmamıştır. ,

Eğitim-öğretim başta olmak üzere hiçbir alanda insanlarımızın mağduriyetine neden olacak bir açığa, aksaklığa, gereksiz kısıtlamaya meydan vermedik, vermeyeceğiz. Bu son dalganın koronavirüsü öncelikle tehdit olmaktan çıkartarak rutin salgınlar seviyesine geriletmesini umuyoruz. Vatandaşlarımızdan bu dönemde de temizlik, mesafe, maske kurallarına uymayı, aşılarını yaptırmayı veya tamamlamayı ihmal etmemelerini istiyoruz.

“60 YAŞ ÜZERİ VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIKLARI İÇİN HATIRLATMA DOZLARI ÖNEMLİDİR”

Bilhassa 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın sağlıkları için hatırlatma dozları önemlidir. Yeni varyantta maske kullanımının etkin sonuçlar verdiği bilinmektedir. İnşallah bu badireyi de geride bıraktıktan sonra salgınla birlikte zorunlu olarak odak değiştiren sağlık sistemimizi vatandaşlarımıza daha etkin ve kalite hizmet sunacak şekilde geliştirmeye yöneleceğiz.

Ülkemizi geçtiğimiz 20 yılda şehir hastaneleri ve onları aratmayan devlet hastanelerimizle, özel kuruluşlarımızla dünyanın en üst düzeyde sağlık hizmeti veren kurumlarına kavuşturduk. Doktorlarımızla, hemşirelerimizle, destek personellerimizle sayıları artık bir milyon 200 bine ulaşan sağlıkçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Ecdadın, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyerek dünyada sağlıktan daha büyük mutluluk olmadığını ifade ettiği düsturla çalışmayı sürdüreceğiz.

Son dönemde vatandaşlarımızdan gelen serzenişleri biliyoruz, bunları da çözüm için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Milletimiz müsterih olsun, geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi bugün de, yarın da bu ülkenin ve insanlarının çözülmedik hiçbir sorununu bırakmayacağız.

Aziz milletim; sözlerime son vermeden önce birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde 2021 yılında yaşanan yangın ve sel afetlerinde zarar gören vatandaşlarımıza 2090 iş yeri, 2338 araç ve muhtelif ev eşyası yardımı kapsamında toplam 354 milyon lira ödeme yapılmıştır.

Ayrıca, tarım ürünleri zarar gören vatandaşlarımıza da 133 milyon lira ödeme gerçekleştirilmiştir. Şimdi de tarım ürünleri zararlarının karşılanması konusundaki eksikleri tamamlamak için AFAD üzerinden 200 milyon liralık bir kaynak daha ayırıyoruz. Bu meblağ da en kısa sürede Antalya, Artvin, Aydın, Bartın, Kastamonu, Mersin, Muğla, Osmaniye, Rize, Sinop ve Van’daki hak sahiplerine dağıtılacaktır.

“AFGANİSTANLI KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAMAKTA KARARLIYIZ”

Öte yandan, kadim tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Afganistan’da yaşanan sıkıntılara bigâne kalmıyoruz. Uzun yıllardır süren iç çatışmalar, dış yardımların kesilmesi, kuraklık ve sert hava şartları sebebiyle milyonlarca Afganlı kardeşimiz çok zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi vermektedir. Ülkede 13 milyonu çocuk olmak üzere 19 milyona yakın kişinin acil gıda sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Türkiye olarak bu zor dönemlerinde Afganistanlı kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. AFAD koordinasyonunda 10 sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle bu ülkeye 700 ton gıda, giyim, sağlık, malzeme olarak söylüyorum, acil ihtiyaç ürünleri taşıyan bir iyilik treni göndermeye hazırlanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız tarafından temin edilecek bu ihtiyaç maddeleri Devlet Demiryolları’mızın bir treniyle Afganistan’a ulaştırılacaktır. İmkânı olan vatandaşlarımızı bu iyilik trenine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Diğer yandan, pancar üreticilerimize verilecek avans, kota tamamlama pirimi ve posa bedellerinde yüzde 100’e varan oranlarda artış yaptık. Pancar alım fiyatını da kilogramda 42 kuruştan 80 kuruşa çıkardık, böylece pirim ve posa desteğiyle birlikte önümüzdeki dönem için üreticilerimize ton başına 875 liralık bir pancar bedeli ortaya çıkıyor. Hasat döneminde elbette bu rakamlar tekrar değerlendirilecektir. Çiftçilerimizin 2022 hasat dönemindeki üretimini desteklemek için imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.

“DOĞAL GAZ DESTEĞİNDEN YAKLAŞIK 4 MİLYON HANE YARARLANACAK”

Bir başka konu, elektrik tüketim desteği programı kapsamında yapılan ödemelerdir. Bu kapsamda ülkemizde son 3 senede yıllık ortalama 2,1 milyon haneye toplamda 6,4 milyar lira kaynak tahsis edilmiştir. Elektrik desteği programının kapsamını kronik hastalığı sebebiyle cihaz kullanan, maddi imkânı yetersiz vatandaşlarımızın elektriğe erişiminde sıkıntı yaşamalarının önüne geçecek şekilde genişletiyoruz. Bu şekilde 50,4 milyon liralık ilave kaynakla 20 bin aileyi daha elektrik desteği kapsamına alıyoruz.

Kömür yardımı alan hanelerden isteyenlerin bunu doğal gaz olarak da kullanabilmelerini sağlayacak düzenleme tamamlandı. Doğal gaz desteğinden yaklaşık 4 milyon hane yararlanacak. Sosyal destek yelpazesini genişleten bir başka çalışmayı da bitirmek üzereyiz.

Tüm bu hususların da milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”


HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Sanayide mevcut fabrikalar tam kapasite harıl harıl çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapılıyor. İstihdamda, salgın öncesinin bile üzerine çıkarak 30 milyon sınırına dayandık. Dış ticaretimiz, 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda mahalle ve köy muhtarları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; Adana, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Konya, Mersin Sakarya, Samsun, Sivas ve Yozgat illerinden gelen muhtarlarla birlikte olduklarını belirtti. Yoğun kar yağışı sebebiyle bazı muhtarların aralarında olamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlarla geniş katılımlı ilk toplantıyı 2015 Ocak ayında yaptıklarını anımsattı.

Ülkedeki tüm muhtarlarla bir araya gelme sözünü tutarak Mayıs 2019’a kadar 50 ayrı toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç istisna dışında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ana binasındaki 400 kişilik toplantı salonunda başladıkları buluşmaları sergi salonuna aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk 50 toplantıda 35 bine yakın muhtarla yüz yüze görüşme imkânı bulduklarını, bugün de yaklaşık bin 500 muhtarla birlikte olduklarını aktardı.

“MUHTARLARIMIZA NE SÖZ VERMİŞSEK HEPSİNİ YERİNE GETİRİYORUZ”

Bu durumun ülkede hiçbir cumhurbaşkanının, hiçbir başbakanın, hiçbir siyasetçinin başaramadığı bir rekor olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlerle uzun süredir devam ettirdiğimiz bu buluşmaların hayırlı neticelerinden biri de hem muhtarlarımızın hem de onlar vasıtasıyla mahallelerimizin ve vatandaşlarımızın pek çok sıkıntısını çözüm yoluna koymuş olmamızdır. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız bünyesinde giderek daha etkin şekilde kullanılmaya başlanan bir muhtarlık bilgi sistemi kurduk. Yine İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen Muhtarlar Daire Başkanlığı vasıtasıyla sizlerin meselelerinin Ankara’da en üst düzeyde ve tek elden takip edilmesini sağladık. Bununla kalmadık, muhtarlarımızın taleplerini takip etmek üzere illerimizde vali yardımcısı, büyükşehirlerde genel sekreter yardımcısı, diğer belediyelerde başkan yardımcısı düzeyinde muhataplar belirlenmesini temin ettik. Muhtarlarımızla bir araya geldiğimiz bir toplantıda dile getirilen teklif üzerine 19 Ekim tarihini Muhtarlar Günü olarak belirledik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların özlük haklarında, SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi, maaşlarının artırılması, silah ruhsatı harcı muafiyeti başta olmak üzere pek çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını dile getirdi.

AK Parti hükûmetlerinden önce bu düzenlemelerin olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bunların hepsini gerçekleştirdik. Bu vesileyle sizlere bir de müjde vermek istiyorum. Bilindiği gibi biz hükûmete geldiğimizde muhtar maaşları neydi? 97 liracık. Bu yılbaşı itibariyle 3 bin 392 lira seviyesine kadar çıkarmıştık. Ayrıca bin 726 lira tutarındaki SGK primlerini de karşılamaya başlamıştık. Muafiyet sağladığımız silah ruhsatı harcının da 10 bin 359 lira olduğunu hatırlatmak istiyorum. Muhtar maaşlarının asgari ücretin altında kalmasına gönlümüz razı olmadı. Yaptığımız değerlendirme sonunda muhtar maaşlarını asgari ücret seviyesine yani 4 bin 250 liraya yükseltme kararı aldık. İşte şimdi de yine aynı şekilde hayata geçmesi için gereken kanuni değişikliği en kısa sürede yapacağımız yeni maaşlarının muhtarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Lafta değil, ben icraat konuşuyorum icraat. Bugüne kadar her sözün arkasında nasıl durduysak bundan sonra da yine aynı şekilde sözlerimizin arkasında duracağımızı, inşallah bu kanun değişikliğiyle Cumhur İttifakı’nın bir icrası olarak bunu da göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka önemli çalışmalarının da muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, köy konağı tarzında ve mahalli mimariye uygun şekilde inşa edecekleri muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili proje çalışmalarını tamamladıklarını, yerlerini önemli ölçüde belirlediklerini, inşasına yakında başlayacaklarını ifade etti.

Kadın muhtarların görev yaptığı yerlere öncelik vermek suretiyle muhtarlık hizmet binalarını güvenlik kamerası sistemleri ile donattıklarına dikkati çelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ankara’da sizler için hazırladığımız Muhtar Konukevini de inşallah 19 Ekim Muhtarlar Günü’nde hizmete açıyoruz. Vilayetler evi var ya onun bir benzerini de muhtarlarımız için yapıyoruz. Yani muhtarlarımızın, Ankara’ya geldiği zaman oturacağı, buluşacağı, kalacağı bir yeri olsun istedik. İçişleri Bakanı’mız da bunun adımını attı, atıyor. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ni muhtarlarımızın istifadesine açarak gereken bilgilere buradan ulaşılmasını sağlıyoruz. Afetler sonrası, AFAD’ın gönderdiği ayni yardımların dağıtımıyla ilgili de muhtarlarımızın kullanabileceği bir sistem kuruyoruz. Görüldüğü gibi muhtarlarımıza ne söz vermişsek hepsini de yerine getirdik, getiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle ara verdikleri toplantıları bugün yeniden başlattıklarını belirtti. Yaklaşık 2,5 yıllık bir aranın ardından tekrar muhtarlarla birlikte olmaktan ve hasret gidermekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımıza bir teşekkür borcumuz da var, onu da ifade etmeden geçemeyeceğim; birlikte olamadığımız süre boyunca gerek koronavirüs salgınına gerek sel ve yangın felaketlerine karşı verdiğimiz mücadelede muhtarlarımız hep ilk saflarda yer aldılar. Salgın sürecinde valiliklerimiz ve kaymakamlıklarımızla yakın iş birliği hâlinde filyasyon ekiplerinde, Vefa gruplarında, denetim ekiplerinde aktif görev alan tüm muhtarlarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Devletin, ülkenin en ücra köşelerine kadar uzanan elleri olan muhtarların ne kadar önemli ve kritik işlevlere sahip olduğunu bu felaketler vesilesiyle herkesin yakından gördüğüne inanıyorum. Bugün bir kez daha tüm kalbimle hissettik ki muhtarlar candır” diye konuştu.

“MUHTARLARIMIZLA DAHA NİCE MÜCADELEYİ BAŞARIYLA GERİDE BIRAKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımız yoldaştır, muhtarlarımız omuzdaştır, sırtınızı güvenle dayayacağınız birer dağdır, dağ. Sizleri özlemişiz, sizlerin de bizi özlediğini görüyoruz. Her ne kadar aramızdaki gönül bağının derinliğini anlayamadığı için zahire bakarak bu buluşmaları taklit etmeye çalışanlar çıksa da biz muhtarlarımızla aramıza kimseyi sokmayız ve biz birbirimizle beraber oluruz” dedi.

Kendilerinin muhtarlarla kader bağları bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 24 yıl önce siyasi hayatımız bitirilmek istenirken bu kardeşiniz için gazeteler ne başlık atmıştı? ‘Muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı. Dikkat edin ‘muhtar olamaz’ demediler ‘muhtar bile olamaz’ dediler. Bu ifade zihin dünyalarında muhtara biçtikleri değeri, muhtarı koydukları yeri gösteriyor. Tabii bu manşetleri attıran tek parti faşizmi o zihniyetin, geçmişte bir gecede muhtarların mühürlerini toplatarak, tüm muhtarlıkları kapatmaya teşebbüs ettiğini de biliyorum. Kim bu zihniyet? CHP. İşi, gücü bunların mühür toplamak, mühür toplattırmaktır, bunu böyle biliriz. Siz şimdi onların muhtar sevdalısı kesildiklerine bakmayın, bunlar ellerine fırsat geçtiğinde millî iradenin her kurumu gibi muhtarlıkların da kapısına kilit vurmaktan vazgeçmezler. Şimdi yalan, yanlış konuşuyor, muhtarın yanına kâtip koyacakmış, sekreter koyacakmış. İnanıyor musunuz bunlara? Bunların işleri, güçleri palavra.”

“Ya dürüst olun, dürüst, dürüst olun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önce elinizdeki belediyelerde gelin de bizim muhtar kardeşlerimize oralardan hadi destek verin de görelim. Geçen ne dedi? ‘Elektrik parasını almayacağız, ücretsiz elektrik vereceğiz’, nerede? Şanlıurfa’da bunu söyledi. İnandınız mı? Şu anda elinizdeki belediyelerde, hadi buyurun elinizi tutan mı var, ücretsiz elektrik verin. Böyle büyük bir yalan olabilir mi? Bir defa elektrik olayı belediyelerin elinde mi? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı elektrik, belediyelerle alakası yok. Böyle bir yalan söyleyen ana muhalefetin başı var. Dürüstlük bunların semtine uğramamış. Bu oyunlara gelmeyeceğiz, bu oyunları kim bozacak? Muhtarlar bozacak. Bunların topunu üst üste koysanız bir tane muhtarımızın tırnağı bile etmezler. Hamdolsun, tüm gayretlerine rağmen ne bizim önümüzü kesebildiler ne de sizin mühürlerinizi kırabildiler. İşte bugün burada biz Cumhurbaşkanı sizler de mahallelerinizin, köylerinizin anlı şanlı muhtarları olarak kol kola, gönül gönüle birlikteyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüce dağlar boran olur, kar olur / Sen gelirsen dünya bize yar olur / Evelallah yokluğunu aratmaz muhtar ağam derdimize çare olur / Kuşlar konar menengicin dalına, kurban olayım yoldaşına, yoluna / Muhtar ağam sen halimden anlarsın, taş değmesin topuğuna, eline” dizelerini aktararak, şunları kaydetti: “İnsanlarımızın dertlerine çare olan, vatandaşımızın müşkülünü çözen, yurdumuzun en ücra köşelerinde devletimizin müşfik eli, tatlı dili olan muhtarlarımızla daha nice yollar yürüyeceğiz, daha nice mücadeleleri başarıyla geride bırakacağız. Bir sonraki toplantıyı da inşallah ülkemizdeki kadın muhtarlarımızla yine bu salonda yapmayı planlıyoruz. Sadece kadın muhtarlarımız, şimdiden hazırlanın. Yani birileri ‘Niye bunu sadece kadınlarla yapıyor’ falan diyebilirler, hiç takmayın kafanıza, biz kadınlarla verilecek mücadelenin ne kadar kutsal olduğunu iyi biliriz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi hep daim eylesin diyorum. Rabbime, bana sizler gibi yoldaşlar verdiği için hamdediyorum.”

“BİRBİRİNİ SEVENLERLE BU YOLDA BERABER YÜRÜYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu buluşmaların hasret gidermenin yanında Türkiye’nin meseleleriyle ilgili görüşlerini paylaşma ve istişare etme vesilesi olduğunu söyledi.

Muhtarlar buluşmalarının Türkiye’nin en büyük, en kapsamlı demokrasi şölenlerinden biri olarak siyasi tarihe geçtiğini ve bu toplantıları yapmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin bir araya gelişiniz, bu buluşmanız var ya, işte bu bizi sevmeyenlere bir ders oluyor. Biz birbirini sevenlerle bu yolda beraber yürüyeceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin iki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesinde içinde bulunduğu kritik safhaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her gelişme dünyayı gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış diye sınıflayanların bize biçtikleri kılıfın aslında ne kadar fıtratımıza, tarihimize, medeniyetimize aykırı olduğuna işaret ediyor” ifadesini kullandı.

Son 20, özellikle de son 10 yılda yaşananların ileride üzerinde yıllarca çalışılsa da yetmeyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî dersler içerdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlar boyunca “Siz yapamazsınız” diyenlere rağmen, insansız silahlı hava araçlarını yaptıklarını, gelinen noktada ise “Yapamazsın” diyenlerin bu araçları istediklerini anlattı.

Bu süreçte, “Sizin çapınız da gücünüz de aklınız da yetmez dedikleri ne varsa” hepsini herkesten çok daha iyisiyle başarabileceklerini gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte asırlar boyunca bize ‘Bağınızı koparmadan, unutmadan, reddetmeden çağdaşlaşamazsınız’ dedikleri ne varsa aslında hepsinin de sıkı sıkıya sarılmamız gereken değerlerimiz olduğunu gördük. Bu süreçte asırlar boyunca bize envaiçeşit kılıf altında sunulan her şeyin aslında ülkemizi demokraside ve kalkınmada geri bırakmak için uydurulmuş safsatalar olduğunu gördük. Daha acısı, içimizden bir kesimin ülkemizi ve milletimizi geri bırakmak, vaktimizi ve enerjimizi heba etmek gayesiyle yazılan senaryolarda kendilerine verilen mankurtluk rolünü nasıl şahsiyetlerinin bir parçası hâline getirdiklerini gördüm.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tek parti faşizmini yüceltenlerin, darbeleri savunanların, millete ve millî iradenin temsilcilerine yapılan zulümlere arka çıkanların hâlâ aynı yerde duruyor olmasının başka izahı var mı? Terör örgütlerinin payandalığına soyunarak siyasi, sosyal ve ekonomik kaos denemelerinin tetikçiliğini yaparak ülkenin ve milletin felaketinden kendine ikbal devşirmeye çalışanların hâlâ ortada dolaşıyor olabilmesinin, soruyorum, başka izahı var mı? Küresel yönetim ve ekonomi sistemi 2008 küresel finans krizi ve koronavirüs salgını ile köklerinden sarsılırken, hâlâ milletimize tek vaatleri eski Türkiye olanların durumlarını başka nasıl tarif edebiliriz? Ülkemizin bağımsızlığının alametleri olan 81 ilimize yayılan dev projelerden savunma sanayi ürünlerimize, dış politikadaki onurlu duruşumuzdan yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme odaklı ekonomi programımıza kadar her şeye karşı çıkanları başka nasıl isimlendireceğiz?”

“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRMEYİ BAŞARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıllık hükûmetleri döneminde eser ve hizmet siyasetiyle geçmişin eksiklerini tamamlarken ve geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ederken her gün ve her anın bu “habis zihniyetle” mücadele etmekle geçtiğini söyledi. Türkiye’de 81 ili üniversiteye bunlara rağmen kavuşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta da dev şehir hastaneleri gibi dünyanın gıptayla baktığı bir projeyi bunlara rağmen başlattıklarını ve yaygınlaştırdıklarını, büyük ülkelerin şimdi projeleri kendilerinden istediklerini anlattı.

Terör örgütlerinden suç çetelerine, milletin canına ve malına kasteden yapıları da bunlara rağmen çökerttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cudi, Gabar, Tendürek ve Bestler-Dereler’de terör örgütlerini, inlerine girmek suretiyle çökerttiklerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geceleri benim vatandaşım huzurlu bir şekilde sokağa çıkabilmeli, caddelere çıkabilmeli ve gidip kafelerde kahvesini içmeli. İşte bu günler elhamdülillah geldi. Adalette, fiziki imkânlarından insan gücüne kadar günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir sistemi bunlara rağmen kurduk. Ulaştırmada, kardeşlerim göreve geldiğimizde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Ama şimdi biz bunu 28 bin 500 kilometreye çıkardık” diye konuştu.

Daha önce 26 tane havalimanı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu sayının 56’ya çıktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her havalimanının olduğu ilde yarım saatte kişilerin evine ulaşabildiğini ifade etti. Bunların hepsini yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan önce bunların aklı neredeydi? Niye bunları yapmadılar?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü boğazın üzerine inşa ettiklerini anlatarak Marmaray raylı sistemin ve otomobillerin ise denizin altından geçtiğini belirtti.

Osmangazi Köprüsü’nü de yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmangazi Köprüsü ile sekiz saatte İzmir’e İstanbul’dan gidilirken şimdi 3 saat 15 dakikada İstanbul’dan İzmir’e gidiliyor. Bunlar durup dururken olmadı, bu iş akıl işi, akıl. Azmedeceksin, inanacaksın ve yapacaksın. Biz, Şanlıurfa-Adıyaman arasında, Keban’ın üzerine Nissibi Köprüsü’nü yaptık mı, yaptık. Yine biz yaptık. Bütün bunlarla beraber, Türkiye bir devrim, dünyada bir değişim yaşayan ülke ve bütün bunlar nasıl yapılıyor diye soruyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘Yap-İşlet-Devret’ ile yapıyoruz. Bay Kemal, ‘Bu nedir?’ diyor. Kolay değil tabii, bunları öğreneceksin. İşin içine girmeden bu iş olmaz. Arkadaşlarımız anlatıyor ama anlamıyorlar, basmıyor, basmıyor. Biz şehir hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptın?’ diyor. Eğitim araştırma hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptınız?’ diyor. Çünkü hatırlayın Sosyal Sigortalar Kurumunun başında değil miydi bu? Allah rahmet eylesin Savaş Ay, bir programında bunu gayet güzel anlatmıştı. Sosyal Sigortalar Kurumunu batıran şahıstır bu rezil etti kurumu ve bu hastanelerde rehin alınan ölülerimiz vardı. Ölüleri rehin aldılar, bırakmadılar. Hamdolsun şimdi böyle bir şey söz konusu değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide verdikleri destekler, kurdukları altyapılar ve teşvik ettikleri ihracat sayesinde Türkiye’yi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri hâline getirmeyi başardıklarını vurguladı.

“TÜRKİYE’Yİ İSTİKLALİNE VE İSTİKBALİNE GÜVENLE BAKABİLEN BİR ÜLKE HÂLİNE GETİRDİK”

Savunmada göreve geldiklerinde yerlilik oranının yüzde 20 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu oranın yüzde 80’e ulaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa bu teröristlerle nasıl baş edeceksin? Bu imkânların olursa edersin. Hem mühimmatın olacak, silahın… Bunlar yerli tüfek dahi yapamıyordu, tabanca yapamıyordu ama biz bunların hepsini şu anda yapıyoruz. Nereden, nereye… 15 Temmuz sonrası yeniden yapılandırdığımız kahraman ordumuzla, Türkiye’yi istiklaline ve istikbaline güvenle bakabilen bir ülke hâline bunlara rağmen getirdik. Ekonomide neredeyse 85 yıldır ayaklarımızda duran prangaları birer birer kırarak, mahkûm edildiğimiz boyunduruklardan birer birer kurtularak ülkemizi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefine doğru bunlara rağmen yürüyoruz. Hangi alana bakarsanız bakın işte böyle bir manzara, böyle bir fotoğraf göreceksiniz. Türkiye’de 20 yıldır verdiğimiz kavgayla 2 asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesini başarıya ulaştırmaya en yakın olduğumuz seviyedeyiz. Bugün ülke olarak öyle kritik bir noktadayız ki ya bu mücadeleyi başararak evlatlarımıza gururla teslim edeceğimiz bir 2053 vizyonu miras bırakacağız ya da güvenlikten sanayiye her alanda birikimlerimizi tehlikeye atarak yeniden istikrarsızlık batağına sürükleneceğiz. Ülkemizi bir grup kifayetsiz muhterisin kendi kısır çıkarları uğruna Kandil’in ve Pensilvanya’nın ‘iktidara geliyoruz’ çemkirişlerine maruz bırakanları Allah da affetmez, millet de affetmez. Milletçe 2023’te işte böyle bir hayati tercihte bulunacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan 2023 için bir söz vermelerini isteyerek, “Unutmayınız, milletimizin nezdinde muhtar sözünün eridir. Nitekim bir manide şöyle diyor, ‘Evinin önü direk, direğe bayrak gerek, muhtar ağam söz vermiş, gayri söze ne gerek.’ Sizlerden 2023’te Türkiye’nin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkma, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma mücadelemize destek vermenizi bekliyorum. Muhtarlarımız bu sözü verdikten sonra artık gayri bir söze gerek yok” dedi.

Ülke ve millet için çok büyük hayaller kurarken, çok büyük hedefleri hayata geçirmek için canlarını dişine takarken insanların günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları da görmezden gelmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin Gezi olayları ile başlayıp terör saldırılarıyla, darbe girişimleriyle nice tuzak ve kumpasla süren, bir süredir de kur-faiz-enflasyon şer üçgeninde tekrar sahnelenmeye çalışılan serencamının elbette her vatandaşımıza bir maliyeti olmuştur. Dün sosyal kaos denemelerine, terör örgütleri üzerinden birliğimize ve sınırlarımıza yöneltilen tehditlere 15 Temmuz ihanet kalkışmasına karşı devletin tüm imkanlarını nasıl milletimizin emrine vermişsek, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanlarımızı fahiş fiyat artışları altında ezdirmeyecek düzenlemelere gittik. Ocak ayı itibarıyla herkes bu artışların somut yansımalarını gelirinde ve hayatında görmeye başlayacaktır. Kurun istikrar kazanmasıyla artık kimseye bu bahaneyle abuk sabuk fiyatlandırma peşinde koşamayacaklar.”

“GENÇLERİMİZE 2053 VİZYONUNU HAYATA GEÇİREBİLECEKLERİ GÜÇLÜ, MÜREFFEH VE İTİBARLI BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ”

Bankalardaki hesaplarını kur korumalı mevduata dönüştürenlerin sayısının her geçen gün arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık piyasalarda bir daha dengesiz döviz talebinden kaynaklanan bir dalgalanmanın yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ülkeyi sıkıntıya sokma pahasına türlü yollara tevessül edenlerin de açgözlülüklerinin bedelini ödeyeceğini hatırlatmak isterim. Tıpkı kur gibi enflasyonun üzerindeki köpüğü de kısa bir sürede alacağımıza inanıyorum. Böylece çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerinde yaptığımız artışlar çok daha anlamlı hâle gelecektir. Eskilerin dediği gibi ‘men sabera zafera’ Kim ki sabreder zafere ulaşır. Bu anlayışla sabrederek, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok kazanarak bu badireyi de geride bırakacağız” diye konuştu.

Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken, Türkiye’nin en güçlü alternatif olarak öne çıktığını, sanayide mevcut fabrikaların tam kapasite çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamın salgın öncesinin bile üzerine çıkılarak 30 milyon sınırına dayandığını, dış ticaretin de 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Turizmde Akdeniz’deki tüm rakiplerini geçtiği bereketli bir sezonu geride bırakan Türkiye’nin çok daha kazançlı olacağına inandığı yeni sezona hazırlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının yol açtığı belirsizlik arttıkça Türkiye’nin önündeki fırsatları birer birer kazanca dönüşmeyi sürdürdüğünü dile getirdi.

Kimi takdirle, kimi endişeyle, kimi nefretle de olsa tüm dünyanın Türkiye’nin adımlarını yakından takip ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, deve kuşu gibi kafasını kuma saplayıp kalmayan, Türkiye’nin bölgesinde ve ötesinde sahip olduğu imkânları, gücü ve potansiyeli hakkıyla teslim eden herkesin bu gerçekleri kavradığını, gördüğünü anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sıkıntıların yanında umutlu olmak için çok sebep bulunduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomide bizi hedeflerimize adım adım yaklaştıran programımızın ülkemizi nereden nereye taşıdığını yaz aylarına doğru hep birlikte çok daha iyi göreceğiz. Dün nasıl ülkemizi vesayetin boyunduruğundan kurtardıysak, dün nasıl ülkemizi terör örgütlerinin kuşatmasından çıkardıysak, dün nasıl ülkemizi diplomatik tuzakların arkasından ve arasından sağ salim geçirdiysek, dün nasıl ülkemizi sessiz devrimlerle ileri demokrasiye kavuşturduysak, dün nasıl ülkemizi 81 vilayeti ve 84 milyon insanıyla sağlam bir altyapı ve üstyapıyla donattıysak, dün nasıl ülkemizi devleti ve milletiyle öz güven sahibi yaptıysak bugün de ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokarak yeşil kalkınma devrimini başarıya ulaştırarak, herkesin iş ve aş sahibi olacağı bir istihdam iklimi oluşturarak gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri güçlü, müreffeh ve itibarlı bir Türkiye bırakacağız.”

Muhtarlardan, bölgelerine döndüklerinde insanlara bunları anlatmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızı hakikatlerle besleyelim ki, yalanın, iftiranın çirkefliğin önünü kesebilelim. Gönülleri sükûna kavuşturabilelim, kalplerini mutmain edebilelim. Kafaları rahatlatıp, yönümüzü geleceğe çevirebilelim” dedi.

HABER BURADA

DÜNYA