Connect with us

Dünya

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu , Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde Düzenlenen II. Uluslararası Güvenlik Sempozyumuna Katıldı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ,Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Ev Sahipliğinde Düzenlenen II. Uluslararası Güvenlik Sempozyumunda Konuşma Yaptı.

Bakan Soylu: “Temel silahımız istikrarımız, büyük devlet geleneğimiz, devletimizin gücü, tehlikeyi oluştuğu yerde karşılayan güvenlik anlayışımız, siber ve konvansiyonel alanda ürettiğimiz istihbarat ve operasyon kapasitemizdir” sözleriyle güvenlik ve istihbarat çalışmalarında devlet geleneğinin önemine dikkat çekti.

burada gerçekleştirdiği konuşmada; “15 Temmuz sonrası ele geçen 2 milyon 600 bin FETÖ’yle ilgili materyalden, incelenmeyi bekleyen sadece 85 bin adet kalmıştır” diyerek FETÖ dosyalarındaki gelişmeleri de aktardı.

Sözlerine Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın selam ve başarı dileklerini ileterek başlayan Bakan Soylu ; “İki yıl önce de yine bu salonda bir araya gelmiştik. Yine bu salonda; 21. yüzyılın bir güvenlik açığı ortaya koyduğunu ve dünyanın ‘bu açığı nasıl kapatırız’ sorusuna cevap aradığını ifade etmiştim. Bazıları ifadelerimizi veya cümlelerimizi iri bulmuş olabilirler o tarihte. Aradan geçen 2 yılda, dünya buna bir cevap bulamadı. Hatta samimi şekilde cevap aradığını söylemek bile doğru olmaz. Hiçbir şey anlatmasak bile bugünkü tablo birçok şey ifade etmeye yeter. Ortadoğu ve Afrika, bugün hala istikrarsızlık, terör ve bunların doğurduğu kitlesel göçle anılıyor. Covid-19 salgını da bu güvensizlik iklimini şiddetlendirmiş görünüyor. Dünya, iki yıldır, yukarıdaki sorunun cevabını belki bulamadı ama cevabın ne olmadığı hakkında artık galiba bir fikri söz konusu. Küresel güvenlik politikalarının Davos’u olarak anılan ‘Münih Güvenlik Konferansı’nın 2020 yılı toplantısının ana temasının ‘Batısızlık’ kavramı olarak belirlenmesi, bu itirafın en açık örneğidir. Batısızlık; ABD merkezli bir blok haline gelen batı dünyasının, artık kendi içinde bir tutarlılık gösteremediği; batılı ülkelerin küresel çatışmalara seyirci kaldığı ve kendi ürettiği değerleri dünya geneline ihraç edemediğinden hareketle ortaya koyulan bir kavramdır. konferansın açılışını yapan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, konuşmasında ‘artık dünyayı batılılaştırma fikrinden vazgeçelim. Dış politikamızı fazla zorlamamalıyız. Özellikle Avrupa ve Almanya, dünyaya daha az misyoner bir yaklaşımla yaklaşırsa başarılı olurlar’ ifadelerini kullandı ve Batının küresel hegemonya iddiasını kaybettiğini açıkça itiraf etti” dedi.

Batı Dünyası Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Millet Genel Kurulundaki Eleştirilerine İtiraz Edemedi

Bakan Soylu, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinin ev sahipliği yaptığı sempozyumda Batı medeniyetinin yörüngesini kaybettiğini dile getirerek; “Kendi gelecek nesilleriyle ilgili sıkışmışlığı aşamıyorlar; yaşlanan nüfus tehlikesini ön görüyorlar; Uyuşturucu batağındaki genç nesillerini görüyorlar; Ortadoğu’daki ürettikleri istikrarsızliğin, göç ve terör olarak kendilerine dokunmaya başladiğini hem görüyor hem de yaşıyorlar ve kendi istihbarat örgütlerinin, belki seçilmiş yöneticilerden de bağımsız olarak dizayn etmeye çaliştiği dünya modelinin, bir şekilde kontrolden çıktığını; bunun para ve insan maliyetinin giderek arttığını görüyorlar. Alaska’da veya Alplerin arasında, tablo gibi şehirlerde refah içinde yaşayan insanlar, artık PYD’nin silah ihtiyacını vergileriyle finanse etmek istemiyorlar. Bu sonuçlar gün gibi karşılarında olduğu için, yıllardır kendilerini uyaran Cumhurbaşkanımızın önceki gün Birleşmiş Milletler ’de yüzlerine karşı yaptığı eleştiriye, iki gündür pek de büyük bir itiraz ortaya koyamadılar. Çünkü sonuç ortada… Suriye politikasinin; Irak politikasının; Afganistan politikasının; Afrika politikasının çöktüğü ortada. Dolayısıyla Batısızlık kavramının tartışılmasının somut bir altyapısı var ve inanıyorum ki bu tartışma, gelecekte daha da somut bir karşılık bulacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu : “Terörle Mücadele Yöntemimizi Ne PKK Ne De Onların Akıl Hocaları Anlayamaz”

“Bizim terörle mücadelede kullandığımız yöntemi ne PKK takip edebilir anlayabilir ne de onların akıl hocaları batı istihbaratları takip edebilir anlayabilir. Bu konuda hepsini susuz getirir susuz götürürüz. Evlatlarımızın kabiliyetine son derece güveniyoruz. Bu meseleyi bitirmek konusundaki azimleri ve iradeleri Sayın Cumhurbaşkanımız der ya “Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı” diye insansız hava araçlarıyla ilgili bizim arkadaşlarımızın ortaya koymuş oldukları bu konuda ciddi girişimle Batı’ya bu konuda nal toplattırır” diyen Sn. Bakanımız Türkiye’nin teknoloji ve bilgi erişimindeki gelişimine dikkat çekti.

Bakan Soylu “Her birisi ile gurur duyuyoruz. Tabii bir problemimiz var özellikle bilişim konusundaki arkadaşlarımızı özel sektör transfer etmek için çok yüksek paralarla devreye giriyor. Bu da bizim açımızdan yetiştirdiğimiz bir noktaya getirdiğimiz evlatlarımızın bazen tercih yapmalarına sebebiyet teşkil ediyor. Çok yetenekliler bizim evlatlarımız ürettiği el swaplarının yani parmak izlerinin Dünya’da çok az sayıda ülkede olan sayısallaştırma analizlerinin yine bizim evlatlarımız üretti. 4-5 katını veya bazen 7-8 katını batı ülkeleri bize satarken dediğimiz bulut altı görüntü aktarma kabiliyetine sahip olan o İHA sistemlerini zaten taktik İHA’lar Allah’a şükürler olsun onlar apayrı bir kabiliyet ve apayrı bir üstünlük meselesi. Bizim üs bölgelerimizin her birisi bir teknolojik donanım merkezidir ve her birisinin merkezle ve kendi bulunduğu alanlarla bir koordinasyon anlayışı söz konusu buralarda bambaşka bir noktaya geldik. Yine içeride muhalefet bol bol eleştiriyor” sözleriyle yerli ve milli bilgi erişimi kabiliyetinin öneminin altını çizdi.

PKK’dan 2016 Yılından Beri 1016 Kişinin İkna Yoluyla Teslim Olunması Sağlandı

PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında teknoloji ve istihbaratın önemini belirten Sn. Bakan; “Eğer bugün Türkiye’de Bugün kamu düzeni açısından ve bugün Türkiye’de ki etrafımızın Ateş Çemberi olduğunu bu salona söylememe gerek yok, eğer huzur güvenlik vatandaşımızın refahı size tek bir rakam vereceğim; 2016, 2017, 2018, 2019 da Hakkâri’de maalesef Tıp Fakültesi kazanan öğrencimiz yoktu. Geçen yıl 4, bu yıl 19. Neyin nasıl sonuçlar verdi açısından o kadar önemli ki. Ağrı Dağı bizim önemli bir yüzümüzdür, efsanemizdir, çok uzun yıllardır Ağrı Dağı’na çıkış unutulmuştu. Başladık Ağustos ayında 600 den aşağı kamp yapan yoktu zirveye kadar. Eğer bu teknolojiler olmasa bu koordinasyon olmasa bu anlayış olmasa bunu yapabilme kabiliyeti oluşturamaz. Açık bulunamaz mı dünyada açık verilmeyen sistem yoktur bu da çok nettir. Elbette ki bu sahanın korunması gereken gizliliği dolayısıyla burada bu konuda yaptıklarımızla ilgili detay vermem mümkün değildir. Ancak terörle mücadelemizde bugün elde ettiğimiz başarılar, PKK’dan 2016 yılından beri 1016 kişi ikna yoluyla teslim olunması sağlanmıştır” dedi.

Sosyal Medyadan Suçlu Tespit Etme Oranı Yüzde 80’e Yükseltildi

Bakan Soylu “2017 yılında sosyal medya platformlarında suç işleyen yıllık tespit oranı yine önemli bir rakam veriyorum yüzde 40 civarındaydı. Sosyal medya platformlarında 2017 yılında biz ancak suç işleyenlerin 100 kişisinden 40 kişisini tespit edebiliyorduk. Suçların daha çok gizliliğe önem vererek sahte profiller kullanması ve kimlik gizleyen programlar kullanmasına rağmen yani onlar da kendilerini genişlemelerine rağmen, günümüzde tespit oran yurtiçindeki kullanıcı oranında yüzde 80’i aşmıştır.Siber suçların soruşturulmasıyla alakalı olarak 2017 yılında nitelikli operasyon yapma kapasitemiz 3 il ile sınırlıydı. İstihbarat yetkisini düzgün ve anlamlı kullanılması Adalet Bakanlığı ile yapılan koordinasyonlu çalışmalar, eğitim ve seminerler ile bu kapasitenin 81 ile çıkarılması sayesinde operasyon ve tüm operasyonlar sayesinde yüzde yüz beşlik bir artış sağlanmıştır. Küresel ölçekte geldiğimiz noktayı ise şöyle ifade etmek isterim: Uluslararası Telekomünikasyon Birliği her yıl ülkelerin Siber güvenlik durumlarını değerlendiren bir analiz yayınlanıyor. Bu yıl 15 Kriter üzerinden yaptığı analizler de 75 ülke içerisinde Türkiye 19. Sırada. Aynı listede Fransa 39, Almanya 43, Amerika 44. Sırada olarak görünmektedir. Ebetteki bu konuda pek çok farklı değerlendirmeler yapabilir ama açık bir gerçek var ki Türkiye bu alanda son yıllarda önemli bir ilerleme kaydetmiştir ve küresel kıyaslama da olumlu bir yere sahiptir. Tabi bütün bunların yanı sıra konvansiyonel istihbarat hala önemini korumaktadır“ ifadelerini kullandı.

Belge İnceleme Kapasitesi 45 Binden 750 Bine Çıkarıldı

Bakan Soylu , siber alanda yaşanan gelişmelerinin altını çizerek; “Yıllık belge inceleme kapasitemizi dikkat edin 45 binden 750 bine çıkardık. Bu ne demektir biliyor musunuz? Sadece belgeye ulaşmak istihbari bir alt yapı oluşturmak değil hukukunda hızlı işlemesini işletilmesini sağlamaktır. 15 Temmuz sonrası ele geçen 2 milyon yüz bin FETÖ ile ilgili materyal incelemeyi bekleyen sadece 85 bin adet kalmıştır. Bazen bir teknik aletin bu bir cep telefon olur, bilgisayar olur, bir veri bankası olur, sökülmesi bile bir buçuk yılı bulur. Bunlar o kadar kolay bir iş değildir. Arkadaşlarımız oradaki o ince ayrıntılarla ulaştıkları neticeler bugün Türkiye’nin hukuk sisteminin güçlenmesine demokrasinin ayakları üzerinde daha sağlam basmasına seçilmiş iktidarın geleceğine güvenle bakmasına ve milletimizin verdiği reyin ve milli iradenin hâkim olmasının daha güçlü bir anlayışla ilerlemesine çok büyük katkılar sunmuştur. Siber suçlarla Mücadele Başkanlığımız, terör örgütlerinin eylem yapacağına ilişkin veya doğrudan can güvenliğine hedef alan paylaşımlarla ilgili olarak Twitter Facebook Google Telegram gibi uluslararası servis sağlayıcıları ve ülkelerle karşılıklı anlık bilgi paylaşımı yapmak üzere 7/24 temas noktası olarak görevlendirilmiştir. Ve şunu yine ifade edeyim size, Ben çok iyi hatırlıyorum 15 Temmuz’dan sonra Siber saldırılara karşı kuracağımız duvarlarla ilgili karşı arkadaşlarla hep birlikte dikkatli olalım dedim. Her kurum kendi arasında buna ait ilk önce bazen dışarıdan yararlanıcılarla bazen kendi imkânlarıyla sistemler kurdular” ifadelerini kullandı.

Ortak Koordinasyon Merkezi 10 Ekim’de GAMER Çatısı Altında Faaliyete Geçiyor

Bilgi paylaşımında ortak koordinasyonun önemine dikkat çeken Bakan Soylu ,“Şimdi geldiğimiz nokta Bizim Güvenlik Acil Durum Merkezimiz GAMER diye bir merkezimiz var, işte 10 Ekim’de açılacak, tüm bu siber saldırılara karşı İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet, Nüfus, Göç, Sivil Toplum İşleri Genel Müdürlüğü ve kendi bakanlığımız çerçevesinde tüm birimler hepsini söylememe gerek yok, ortak bir koordinasyon Merkezi oluşturuyoruz Aynen her kurumdaki 7/24 organizasyonu yine bir çatı altında yine orda olmak suretiyle devam ettiriyoruz. Demek ki ihtiyaçlarımız bize yepyeni mekanizmalar üretmeye zorlamaktadır. Ayrıca 2017 yılında Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ek 7 maddesi ile İstihbarat yetkisi Siber’e verilmiştir Bu itibarla Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı emniyet teşkilatı içerisinde hem operasyonel hem de istihbari çalışma yapabilen hemen hemen tek birimdir” dedi.

SİBERAY Analiz Portalı 81 İlde Kullanıma Açıldı

“Nasıl bir güvenlik devriyesi var polislerimiz araçlarıyla bazen yaya, bekçilerimiz bir güvenlik devresi yapıyorlar, şu anda bütün birimlerimiz sanal devriye kurdular. Bu da yetmedi, yani ihtiyacımız bir daha arttı. Yine ifade edeyim çocuklarımızı özellikle bu tehlikelerden koruyabilmek vatandaşlarımız da bu tehlikelerden koruyabilmek için hakikaten iyi çalışan iyi sonuçlar üreten çok genç olmasına rağmen SİBERAY diye Kızılay ve Yeşilay gibi kurumlardan mülhem SİBERAY diye hem uyarıcı hem koruyucu hem de destek olucu yepyeni bir Siber Suçlar Daire Başkanlığı altında bir alan oluşturduk. 81 il Siber Suçlarla Mücadele Şube müdürlükleri ve daire başkanlığı arasında uçtan uca profesyonel ve güvenli networkler oluşturuldu. Ve bu sayede tüm iller merkezdeki imkân ve kabiliyetlerden hızlı ve güvenli bir şekilde yararlanmaya başladı. Ayrıca içeriden ve dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı etkili bir savunma mekanizması olan biraz önce bahsettiğim her birimde Siber Operasyon Merkezi kuruldu. Şimdi 10 Ekim’de tek bir çatı altında tekrar diğer birimlere fayda sağlayabilmek için bulunacaklar. Çoklu veri tabanlarından sorgulama yapabilen ileri seviye dinamik istihbarat analizi yapan SİBERNET Analiz Portalını da 81 ilimizin kullanımına açtık” diyen Sn. Soylu yerli ve milli analiz portalının önemine atıf yaptı.

İstihbarat Alışkanlığı Köklü Bir Türkiye var

Türkiye birçok alandaki gelişmelerine dikkat çeken Bakan Soylu ; “21. yüzyıl Türkiye’si, afet yönetiminden tutun, uyuşturucu mücadelesine, terörle mücadeleden göç yönetimine kadar siber saldırılara kadar pek çok alanda, bizatihi Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyon ve ortaya koyduğu icraatla, pek çok alanda küresel ölçekte kapasite üreten bir ülke haline gelmiştir. Bizim istihbarat alışkanlığımız, köklü bir alışkanlıktır” dedi.

Osmanlı Devletinden Türkiye Cumhuriyetine uzanan köklü bir bilgi işleme geleneğimiz olduğunu belirten Bakan Soylu “Organize bir istihbarat ağı kullanma geçmişimizin, Fatih Sultan Mehmet’e kadar gittiği, pek çok tarih kitabında pek çok makalede yer alan bir bilgidir. Sonrasında Yıldız Teşkilatı ve Teşkilatı Mahsusa gibi yapılar, aslında kendi içlerinde belli istihbarat tavrı geliştirmiştir. Halen Türkiye’de özellikle MİT, Genelkurmay, Jandarma ve Emniyet birimleri istihbarat faaliyeti yürütmektedir. Öteden beri bu dört kurum arasında beni bağışlayın koordinasyon eksikliği bizim en büyük sorunumuzdu. Ve özellikle 2009’lu 2010’lu yıllarda, Türkiye’den vesayetin kalkmasından sonra bu alanda da çok önemli gelişmeler yaşanmaya başladı. 2012 yılında milli istihbarat koordinasyon kurulu oluşturuldu, yani bir zihni beraberlik oluşturuldu. 2013 yılında güvenlik birimlerinin istihbarat paylaş imini sağlamayı hedefleyen müşterek istihbarat koordinasyon merkezi oluşturuldu, ayni zamanda bu koordinasyonda üretilen verilerin hisli paylaşımı için ‘Operasyonel Bilgi Paylaşım Sistemi’ hayata geçirildi ve böylece, koordinasyonun kurumsal altyapısı tamamlanmış oldu” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz’dan Sonra Kurumlar Arası Bilgi Paylaşımındaki Sorunlar Ortadan Kalktı

15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin ardından istihbarat sistemindeki kurumlar arasında bağlantının güçlendiği ifade eden Bakan Soylu “Sistemimiz bizim şöyle işler; Emniyet, Jandarma ve istihbarat verileri gelir. Ve elde ettiği istihbaratı paylaşır. Hem biraz önce bahsettiğim sistem üzerinde Genelkurmay ve MİT ile de paylaşılır. Diğer kurumlarda benzer konularda anlayışı ortaya koyarlar. Aynı zamanda çok ileri istihbaratlar yine özellikle o kadar iyi bir sistem oluşturulmuş ki hem Operasyonel bilgi paylaşım sisteminden yürütüyordur ama direkt kurumlar arasındaki irtibat öyle bir yüksek noktaya ulaşmıştır ki sanki kurumlar tek bir çatı altında bunu gerçekleştiriyorlarmış gibi elde edilen tüm bilgiler hiçbir çekince ortaya koymadan bütün kurumlarımızla hem OBİPAS’tan hem fiziki hem de bazen direkt istihbarat birim başkanlarımız kendi önemli gördüğü acil gördüğü yorumlanmasına gerek duyduğu konular diret paylaşılarak götürülür. Fiziki olarak götürülür. Veya fiziki olarak getirilir. Ve tüm bu yapı, özellikle 15 Temmuz’dan sonra daha yüksek bir istihbarat ve buna bağlı operasyonel bir kapasite oluşturulmasına imkân sağladı. Türkiye’nin başarılı olduğu bir alan da biraz önce bahsettiğim siber teknolojilere hem siber güvenlik hem de istihbarat alanındaki hızlı ve güçlü adaptasyonu olmuştur. Artık siber savaş alanıyla konvansiyonel savaş alanı birbirine sizde takdir edersiniz ki yakınlaşmaktadır. Siber savaşlar, kendilerine hedef olarak sadece bilgisayarınızdaki dosyaları hedef olarak seçmiyor. Üretim tesisleri, elektrik santralleri, su şebeke yönetim sistemleri, hatta elektrik dağıtım sistemlerini, enerji tesisleri gibi doğrudan hayatlarımıza temas eden yapıları kilitlemeyi, oralarda fiziki zarar üretmeyi hedefleyen bir savaş türü haline geliyor” dedi.

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

Dünya

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

Genç Gazeteciler | TÜRKİYE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Anma Programı’nda yaptığı konuşmada, “Tıpkı Çanakkale’de, tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi, 15 Temmuz gecesi de milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtarmıştır. 15 Temmuz, tüm zorluklara rağmen kazandığımız Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır. 15 Temmuz, on yıllar boyunca gururla anlatılacak bir direniş olma yanında, milletimizin küllerinden yeniden doğuşunun da hikâyesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda düzenlenen anma programına katılarak bir konuşma yaptı.

Vatandaşları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, anma toplantısına katılanlara şükranlarını sundu. “Bugün, aziz milletimin şahlanıp ırmaklar misali taştığı gündür, diri olup, iri olup, bir olup istiklali için coştuğu gündür, denizlerden engin ferasetiyle ve dağlardan yüce asaletiyle yediden yetmişe her bir ferdiyle çıkıp meydanlara koştuğu gündür” mısralarını okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünün, milletin zaferinin, aziz milletin FETÖ’cü darbecilere karşı çıplak elleriyle yazdığı direniş destanının 8. yılı olduğunu belirtti.

“85 MİLYON HEPİMİZ TEK YUMRUĞUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz kıyamının 8’inci seneyi devriyesinde tüm Türkiye’nin birbirine kenetlenmiş durumda olduğunu ifade ederek, “Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız, biriz beraberiz, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 85 milyon hepimiz tek yumruğuz” dedi.

Bu aziz milletin bir ferdi ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, bu muhteşem kardeşlik tablosundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu muazzam birlik ve beraberlik için, dosta güven, düşmana korku veren bu dik duruş için herkese teşekkür etti.

Kur’an’ı Kerim’de “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz, zira onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz” denildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Manevi bakımdan böyle şerefli bir makama ulaşmak, şehadetle müşerref olmak dünyada her kula nasip olmaz. 15 Temmuz gecesi, darbeye direnen vatandaşlarımızdan 252 şehidimiz bu müjdeye mazhar oldu ve şehitlikle şereflendi. Şehitlerimizin yanı sıra 2 bin 740 insanımız da o gece yaralanarak gazi oldu. Rabbim, Peygamberlikten sonra en yüce mertebe olduğu bildirilen kahramanların hepsinden razı olsun diyorum. Aynı şekilde, her biri birer fedakârlık ve cesaret timsali olan gazilerimize de Mevla’dan hayırlı, sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. Yine bu vesileyle, o gece televizyondan yaptığımız çağrıya icabet ederken sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, uçakların, helikopterlerin karşısına korkusuzca dikilen, kurşunlara karşı göğüslerini siper eden, ellerinde bayraklarıyla bir istiklal şöleni yazan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”

“FETÖ’CÜ HAİNLERE DESTEK VERENLERİ UTANÇLA HATIRLIYORUZ”

Hainlerin başarısız, millî iradenin muzaffer olması için tüm kalpleriyle dua eden yurt dışındaki vatandaşlara ve gönül coğrafyasındaki milyonlarca Türkiye sevdalılarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi darbeciler karşısında canlarını ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, emniyet birimlerimizin ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın şerefli mensuplarına hassaten teşekkürlerimi iletiyorum” ifadesini kullandı.

O gece adeta abideleşen kurumlardan birinin de TBMM olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, o gece halkın Meclisi olduğunu, millî iradenin temsilcisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Milletvekillerimiz, savaş uçaklarının sonik patlamaları ve tepelerine yağan bombalara aldıramadan, korkusuzca görevlerini yerine getirmişlerdir. 104 yıl önce yedi düvele direnerek galip gelen Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin kuklalarına ‘dur’ demiştir. O gece ikinci kez gazilikle şereflenen Meclisimizin, hangi siyasi partiden olursa olsun tüm değerli mensuplarına tekrar teşekkür ediyorum. Şüphesiz her toplumda kahramanlar gibi unutmayın korkaklar da bulunur. Her millette, vatanını canından çok sevenler gibi, ruhlarını bir dolara satacak kadar ucuzlaşanlar da olabilir. 15 Temmuz’da ülkemiz içinde ve dışında, sayıları çok sınırlı da olsa maalesef darbe girişiminin başarıya ulaşmasını isteyenler de vardı. Tanklara selam duranları, darbecilere alkış tutanları, sala okuyan din görevlilerimize saldıranları ve FETÖ’cü hainlere destek verenleri bugün bir kez daha utançla hatırlıyoruz.”

“BU İHANET ŞEBEKESİ 80 YIL SONRA BİLE NEFRETLE ANILACAK”

Allah’tan, böylesine karanlık bir geceyi bir daha millete yaşatmamasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesinde fayda görüyorum, yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar, döktükleri kanla tarihimize kara bir leke olarak geçtiler. Modern dönem haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını bir gecede kara toprağa veren milletimiz affedecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Ülkemize, milletimize ve millî iradenin temsilcisi olan hükûmetimize kast eden bu ihanet şebekesi, değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacak. Bugün altını çizerek tekrar vurguluyorum, zalime merhamet, mazluma zulümdür. Sadece şu an bulunduğumuz bölgede 29 insanımızı şehit edenlere, henüz 15-16 yaşındaki gencecik evlatlarımızı acımasızca bizden koparanlara, devletin namusuna emanet ettiği silahları millete doğrultup masumları katledenlere, Gölbaşı’nda, Ankara Emniyeti’nde, Genelkurmay’da nice aslan parçasının kanını dökenlere merhamet edersek, Allah korusun, şehitlerimizin ruhlarını muazzep ederiz, kahraman gazilerimize mahcup oluruz. Üzerinden 8 sene geçmesine rağmen acımız da öfkemiz de tazedir. FETÖ ile ve vesayetle mücadele azmimiz ilk günkü kadar diridir, güçlüdür, ayaktadır. Allah’ın izniyle bu kararlılığımızdan hiçbir surette taviz vermeyeceğiz.”

Millî irade ve demokrasi düşmanlarıyla mücadeleyi çok kararlı biçimde sürdürürken, hukuk ve adaleti mutlaka gözeteceklerini, mağduriyetlerin önüne geçeceklerini ve masumla mücrimleri ayırmaya azami itina göstereceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cü alçakların kurduğu sinsi tuzaklara düşmeden, vatandaşla devlet arasında yeni kırgınlıklar oluşturmadan, son darbeci de yargıya hesap verene kadar inşallah bu süreci hassasiyetle yürüteceğiz. Mevla ülkemizi ve milletimizi korusun, bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum” dedi.

“15 TEMMUZ GECESİ TOPYEKÛN TÜRKİYE’MİZ HEDEF ALINDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi sadece bir işgal girişiminin püskürtülmediğini, aynı zamanda istiklal ve istikbale de sahip çıkıldığını belirtti.

O gece FETÖ’cü hainlerin sadece kendisini ve ailesini hedef almadığını, sadece AK Parti ve hükûmetin hedef alınmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece sadece devletimizin güvenlik birimleri, TRT, TÜRKSAT, basın yayın kuruluşlarımız hedef alınmadı. 15 Temmuz gecesi topyekûn Türkiye’miz hedef alındı, bekamız hedef alındı, bizi asırlardır ayakta tutan kardeşliğimiz hedef alındı, 1071’den bu yana gelen millet ve devlet varlığı çökertilmek istendi” diye konuştu.

Hedefin kendisi ve ailesiyle birlikte 85 milyonun bütün fertleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşeron olarak kullanılan FETÖ’cüler eliyle Türkiye Cumhuriyeti’ne diz çöktürmenin ve milletin iradesine zincir vurulmasının amaçlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün “suret-i haktan” gösterilerek 40 yıl boyunca bunun için beslendiğini, büyütüldüğünü, himaye edildiğini, yurt dışında önünün açıldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “15 Temmuz sonrası ortaya koyduğumuz klasörler dolusu delile rağmen darbecileri ve elebaşlarını bunun için ısrarla desteklemeyi sürdürdüler. Çatışma, zülüm ve kıtlıktan kaçan mazlumlara bir lokma ekmeği dahi çok görürken, FETÖ’cü hainleri bunun için bağırlarına bastılar. Türkiye’de darbeye karışmış, insanımızın kanını dökmüş, millete kurşun sıkmış teröristler, bize sürekli demokrasi dersi veren Batı başkentlerinde, işte bunun için ellerini kollarını sallayarak serbestçe gezebiliyor. İşte bunun için bizler de Cumhur İttifakı ile birlikte önemli adımı attık ve gerekli tedbirlerimizi oluşturduk. Darbecilere kol kanat germeyi bize hukuk ve adalet diyerek yutturmaya çalışıyorlar. Oysa ellerinde masum kanı olan FETÖ’cülere gösterilen müsamahanın ne hukukla ne demokrasiyle ilgisi vardır.”

FETÖ’ye arka çıkılmasının tek sebebinin 15 Temmuz gecesi kullanılan bu piyonun, Türkiye’ye karşı projelerinde yeniden önlerine sürmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun da çok net bilinmesini isterim. 1960’tan beri ülkemizde yapılan darbelerin arkasında kimin eli varsa aynı ‘üst akıl’ 15 Temmuz ihanetinde de tüm unsurlarıyla devredeydi. 15 Temmuz’un işaret fişeği esasında bizim ‘one minute’ çıkışımızdan hemen sonra atıldı. Şahsımızın ve hükûmetimizin Filistin davasına sağladığı güçlü destek, küresel siyonist lobiyi ve onların içimizdeki etki ajanlarını rahatsız etmişti” değerlendirmesini yaptı.

“15 TEMMUZ, MİLLETİMİZİN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞUNUN DA HİKÂYESİDİR

Türkiye dış siyasette bağımsız hareket etmeye başladıkça bu odakların tedirginliğinin ayyuka çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce 7 Şubat MİT krizi, ardından Gezi olaylarıyla iktidarlarının alaşağı edilmeye kalkıldığını, akabinde 17/25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimiyle hükûmete hamle yapıldığını anlattı.

“Yine bu arada farklı yöntemlerle rahatsızlıklarını ifşa ettiler. Bunların hiçbirinde muvaffak olamayınca, 15 Temmuz’da son kozlarını oynadılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle sırt sırta vererek bu sinsi planları yırtıp attıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlerimizin şu gerçeği özellikle görmesini istiyorum. Tıpkı Çanakkale’de, tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi 15 Temmuz gecesi de milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtarmıştır. 15 Temmuz tüm zorluklara rağmen kazandığımız Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır. 15 Temmuz, on yıllar boyunca gururla anlatılacak bir direniş olma yanında, milletimizin küllerinden yeniden doğuşunun da hikâyesidir. Tüm bunlarla birlikte 15 Temmuz, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimizin hakiki dostlarının ortaya çıktığı bir turnusol işlevi görmüştür. Gençler, lütfen bunları hafızanıza adeta nakşedin. Bakın, o gece iş başa düşünce ellerinde bayraklarıyla sokaklara koşanların yanı sıra ikbal peşinde koşanları da gördük. O gece çıplak elleriyle tanklara meydan okuyanlarla birlikte tankların arasından sıvışıp kaçanları da gördük. O gece hangi siyasi partiden olursa olsun tek yürek, tek bilek olanlarla birlikte milletimizin ezeli kardeşliğini dinamitlemeye çalışanları da gördük. O gece sabaha kadar milletimizin zaferi için dua edenlerle beraber darbecilerin galip gelmesini dört gözle bekleyenleri de gördük.”

“YENİ TÜRKİYE, 15 TEMMUZ RUHUNUN ÜZERİNDE YÜKSELECEK”

15 Temmuz’da hem ülkenin nasıl bir badire atlattığını unutmamanın hem de milletin darbecilere ve arkasındaki güçlere karşı verdiği mücadeleyi unutturmamanın şehitlere karşı vefa borcunun bir gereği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla 15 Temmuz etkinliklerinin ana temasını “milletin zaferi” olarak belirlediklerini ifade etti.

Farklı programlarla “milletin zaferini” manasına uygun şekilde idrak etmeye çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah İstanbul Şehitler Köprüsü’nün girişinde ilk programlarını yaptıklarını, tüm illerde bu programların sürdüğünü söyledi.

Geleceğin teminatı gençlerin 15 Temmuz’u anlamalarını, içselleştirmelerini, o gece asil milletin yazdığı eşsiz destanla gurur duymalarını arzu ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri rahatsız olsa da biz şuna yürekten inanıyoruz. ‘Çanakkale ruhu’ nasıl bir asır boyunca milletimize rehberlik etmişse ‘15 Temmuz ruhu’ da inşallah Türkiye Yüzyılı’nın inşasına öncülük edecektir. Cumhur İttifakı olarak bunu ayakta tutacağız ve sürdüreceğiz. Şehitlerimiz, ‘kutup yıldızlarımız’ olarak bizlere yol gösterecek. Yeni Türkiye, 15 Temmuz ruhunun üzerinde yükselecek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her 10 yılda bir demokrasinin askıya alınmadığı, millî iradenin sürekli varlık yokluk tehdidiyle yaşamadığı, milletin egemenliğine kastetmeye kimsenin cüret edemediği, dış politikası bağımsız, ekonomisi güçlü, itibarı yüksek, küresel düzeyde çekim merkezi hâline gelmiş bir Türkiye’yi inşa edeceklerini bildirdi.

Geçmişteki tecrübelerden ders ve ibret alarak istikbalin şekillendirileceğini, bunun için 15 Temmuz ruhuna sahip çıkmanın çok önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakınız bizim nazarımızda Yeni Türkiye, 15 Temmuz ruhunun üzerinde yükselecek. Vatandaşa silah doğrultan kim olursa olsun tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi yine karşısında dimdik dururuz. Milletin sandıkta tecelli eden iradesine, Allah’ın izniyle gölge düşürmeyiz, leke sürdürmeyiz, kimsenin el uzatmasına müsaade etmeyiz. FETÖ’cülerin kendilerini gizlemek için arkasına saklandığı millî manevi değerlerimizin örselenmesine de izin vermeyiz. Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin bir daha asla 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz vari saldırılarla karşı karşıya kalmaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz.”

“HER KİM 15 TEMMUZ’A LAF SÖYLÜYORSA HEDEFİ MİLLETTİR, DEMOKRASİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gerçekler apaçık ortadayken birilerinin “15 Temmuz kıyamına” çamur atma çabalarını ibret ve üzüntüyle takip ettiklerini söyledi.

Birilerinin uyduruk bahanelerle, milletin heyecanını, gururunu ve zaferini paylaşmaktan imtina ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “‘Kontrollü darbe’ iftirası atarak başaramadıklarını, 15 Temmuz arifesinde Meclis’imizin ‘gazi kimliğine’ saldırarak yapmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama adı, sanı, unvanı ne olursa olsun her kim 15 Temmuz’a laf söylüyorsa hedefi millettir, demokrasidir, milletin sarsılmaz iradesidir. Her kim milletin zaferini küçümsüyorsa ‘tiyatro’ diyerek bühtan ediyorsa, asıl amacı FETÖ’cü efendilerine diyet borcunu ödemektir. Bunlar, 15 Temmuz gecesi milletten yedikleri tokadın acısını bir türlü unutmayan zavallılardır. Biz bunlara prim vermedik, vermeyeceğiz.”

Milletin engin ferasetiyle bu söylemlerin arkasındaki sinsi niyeti gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar, FETÖ’ye ve FETÖ’yü de kullanan ‘üst akla’ yaranmak için her şeyi yaptılar, her türlü iftirayı attılar. Ancak ne yaptılarsa tam 8 yıldır emellerine ulaşamadılar, inşallah hiçbir zaman da ulaşamayacaklar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gecenin asıl kahramanı olan milletin, iradesine sahip çıktığı gibi tarihe altın harflerle yazılan zaferine de sahip çıkacağını belirterek, şunları kaydetti: “O gece hemen yanı başımızda şehit düşenlerin fedakarlıklarını önemsiz göstermeye kimsenin gücü yetmez. İnşallah biz de 15 Temmuz’un unutturulmasına da birilerinin istismar aracı hâline gelmesine de müsaade etmeyeceğiz. Her 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nde 85 milyon el ele, yürek yüreğe, gönül gönüle vererek hem kahraman şehitlerimizi yad edeceğiz hem de bu önemli günü hakkıyla idrak edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Bu gece buraya gelerek 15 Temmuz ruhunu yücelttiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 15 Temmuz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kahraman gazilerimize teşekkürlerimi sunuyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitler için saygı duruşunda bulunulan programda, İstiklal Marşı okundu.

Programda, mehter takımı, Uğur Işılak, Alper Kış, Ceyhun Çelikten, Mustafa Yıldızdoğan ve Azerbaycan Devlet Sanatçısı Azerin konser verdi. “Çırpınırdın Karadeniz”i seslendiren Azerin, şarkısını bozkurt işareti yaparak sonlandırdı.

15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin okunduğu programda, vatandaşlar “Burada” diye karşılık verdi.

Kur’an-ı Kerim okunan programda, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş dua etti.

“Milletin gözünden, şehitlerin dilinden, devletimizin ağzından 15 Temmuz” anlatımının yapıldığı programda, Şair Dursun Ali Erzincanlı şiir, Abdülkadir Şehitoğlu ise sala okudu.

Programda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kur’an-ı Kerim hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve eski Başbakan Binali Yıldırım’ı kabul etti.

Programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, eski TBMM başkanları, AK Parti genel başkanvekilleri ve yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, yüksek yargı organı başkanları ve üyeleri, milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz gazisi Turgut Aslan ile 15 Temmuz kahramanı şehit Ömer Halisdemir’in eşi Hatice Halisdemir ve oğlu Doğan Ertuğrul Halisdemir de katıldı.

Genç Gazeteciler | ANKARA

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge