Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taksim Camii açılış programında yaptığı konuşmada, “Mimarisiyle tarihî Beyoğlu’na uyumu yanında, mühendislik yöntemiyle de ülkemizde ve dünyada sayılı projeler arasında yer alan camimiz İstanbul’un sembolleri arasındaki seçkin yerini elhamdülillah şimdiden almıştır” dedi.
Taksim’de inşa edilen Taksim Camii’nde ilk Cuma namazını kılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, namaz sonrasında caminin resmî açılışını gerçekleştirdi.
Açılış öncesinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk Cuma namazını eda ettikleri Taksim Camii’nin İstanbul’a, Türkiye’ye ve tüm İslam âlemine hayırlara vesile olmasını diledi.
“TAKSİM CAMİİ İSTANBUL’UN EN ÖNEMLİ KÜLTÜR SANAT MERKEZLERİNDEN BİRİ OLACAK”
Caminin yapımını üstlenen Sur Yapı’nın sahipleri Elmas ailesine ve mimarından sanatçısına, işçisine kadar herkese şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocukluğunun Kasımpaşa’da geçtiğini, Talimhane, Dolmabahçe’de çok dolaştığını anlatarak, “Fakat Taksim Camii bizim dünyamızda farklı bir öneme sahipti. Çünkü caminin yerinde mescit bile yok ve burada maalesef cami yapımına müsaade yok ve âdeta kümes gibi bir yerde gazeteler üzerinde müminler namazlarını eda etmeye çalışıyorlardı” dedi.
İstanbul’un en güzel yerlerinden biri olan Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarının kesişim noktasında yer alan caminin içinden cemaati, minarelerinden ezanı, kubbesinden Kur’an nidalarının inşallah kıyamete kadar eksik olmayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimarisiyle tarihî Beyoğlu’na uyumu yanında mühendislik yöntemiyle de ülkemizde ve dünyada sayılı projeler arasında yer alan camimiz İstanbul’un sembolleri arasındaki seçkin yerini elhamdülillah şimdiden almıştır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ibadet mekânlarının yanı sıra dijital kütüphanesi, kitap okuma, dinlenme ve sergi alanlarıyla Taksim Camii’nin İstanbul’un en önemli kültür sanat merkezlerinden de biri olacağını kaydetti.
Üzerine oturduğu 2,5 dönümlük arsa üzerinde; 33 metreyi bulan kubbe yüksekliğine, 65 metreye yakın minare uzunluğuna sahip açık ve kapalı alanlarında 4 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği caminin inşasında kullanılan her malzemenin titizlikle seçildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mihrap, minber ve kürsünün bizzat caminin banisi Altan Elmas tarafından tasarlandığı bilgisini verdi.
“Taksim Camii’ni bir süre önce yeniden ibadete açtığımız Ayasofya Camii Kebir’e verilen bir selam, yarın ulaşacağımız İstanbul’un fethinin 568. Yıl dönümüne bir hediye olarak görüyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve asırlardır davalarına hayat vermek için canlarını seve seve feda eden şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
“BİRLİĞİMİZE VE KARDEŞLİĞİMİZE HER ZAMANKİNDEN ÇOK DAHA FAZLA İHTİYACIMIZ VAR”
Taksim Camii’nin yaklaşık 1,5 asırlık bir mücadelenin ardından İstanbul’a kazandırıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Evet, bu meydanda bir cami inşaatı fikri tarihimize 93 Harbi diye geçen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi yıllarına kadar uzanır. Ülkemizin Kurtuluş Savaşı yıllarında da bu fikir milletimizin istiklal ve istikbal azminin bir sembolü olarak yeniden gündeme gelmiştir. Bölgedeki pek çok kiliseye karşılık sadece Ağa Camii’nin Taksim’e selam verdiğini gören Nazım Hikmet bu tabloyu dizelere şöyle dökmüştür: ‘Havsalam almıyordu bu hazin hâli önce / Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce / Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; / Allah’ımın ismini daha çok candan andım.’ Nazım’ı bile hüzünlendiren bu tabloya rağmen Taksim’de özlenen caminin yapılması bir yana tek parti döneminde Ayasofya ve Bezmialem Camileri müzeye çevrilerek milletimizin kalbinde yeni yaralar açılmıştır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle Taksim cami arayışları yeniden hız kazanmıştır. Bunun için kurulan bir dernek vasıtasıyla gösterilen gayretlere rağmen somut adım atılamadan 27 Mayıs darbesi gerçekleşmiştir. Darbenin ardından 1965 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Taksim Camii’nin inşası için gereken arsanın Vakıflar Müdürlüğüne devrini sağlamıştır. Ancak bu tahsis CHP’li belediyenin kararı mahkemeye götürmesiyle durdurulmuştur. Merhum Demirel’in 1979 yılında bu konuda alınmasını sağladığı Bakanlar Kurulu kararı ise 12 Eylül darbecileri tarafından iptal edilmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Elmas ailesinin merhum Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde de cami için başvuru yaptığını ancak şartlar uygun olmadığı için netice alınamadığını anımsatarak, “1991 yılına gelindiğinde İbrahim Arslan’ın başkanlığında şahsımın da aralarında yer aldığı 86 kişiyle birlikte Taksim Camii Kültür ve Sanat Vakfı kurularak mücadelede yeni bir safhaya geçilmiştir. Ülkemizin önde gelen iş, fikir ve sanat insanlarından müteşekkil bu vakfın girişimi de dönemin belediyesinin planda gereken değişiklikleri yapmamasıyla sonuçsuz kalmıştır” açıklamasında bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildiğinde millete verdiği sözlerden birinin de bu cami inşaatını gerçekleştirmek olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak 28 Şubat süreci ve sonrasındaki gelişmeler sebebiyle bu sözünü o dönem yerine getiremediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı amaçla Başbakan olarak 2013 yılında tekrar harekete geçtiklerinde ise karşılarında Gezi olaylarını bulduklarını ifade ederek, “Gezi olayları, o teröristlerin karşımıza dikildiği an. Milletimizin 15 Temmuz şanlı direnişinin ardından artık hiçbir gücün bu girişimin önüne geçemeyeceği azim ve kararlığıyla yeniden kolları sıvadık. Elmas ailesi bize gelerek caminin inşasına talip olduklarını tekrar söylediler. Biz de bunun üzerine gereken hazırlıkları süratle tamamlayarak 2017 Haziran’ında cami inşaatına başlanabilmesini temin ettik. İşte bugün de camimizi tekbirlerle, salavatlarla, dualarla ibadete açtık” diye konuştu.
Kur’an-ı Kerim’de Tevbe Suresi’nde “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dost doğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder” şeklinde buyrulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son dönemde Büyük Çamlıca Camii’nin tamamlanması ve Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının ardından İstanbul’a kazandırdığımız bu üçüncü önemli manevi mirasın asırlar boyunca şehrimizi bir kandil gibi ışıtacağına inanıyorum. İnşallah bu arada hızla bir eserimiz daha yükseliyor o da evet, Barbaros Bulvarı üzerinde Barbaros Hayrettin Paşa Camii’ni inşa ediyoruz. Onu da kısa zamanda bitireceğiz. Çünkü Barbaros oradan Beşiktaş’a indi, şimdi de camiyi inşa ederek oradan, orası da âdeta bir mabetsiz beldedir, ama şimdi Barbaros Hayrettin Paşa Camii’ni orada yaparak inşallah orayı da mabetsiz olmaktan çıkartıp oradaki Müslümanların ibadet edebilecekleri bir yeri hazırlayacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, camilerin insanların cem olduğu, kardeşliklerin pekiştiği yerler olduğunun altını çizerek, “Dünyanın dört bir yanında acıların, zulümlerin, adaletsizliklerin, sapkınlıkların kol gezdiği bir dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Kardeşliğimizi güçlendirmeye başlayacağımız ilk yer de tüm farklılıklarımızdan sıyrılarak sadece kul olarak Rabbimizin huzuruna vardığımız camilerimiz olmalıdır” dedi.
“BİZE DÜŞEN, HEP DOĞRUYU VE HAKKI SAVUNARAK MAZLUMUN YANINDA YER ALMAKTIR”
Envaiçeşit hile ve desiseyle, fitneyle, yalanla, tuzakla, milletin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozamayanların camileri hedef aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’nün ibadet ve hayır kisvesi altında sergilediği ihanetin benzerlerini farklı görünümler, sıfatlar, bahaneler altında tekrarlamaya çalışanlara asla geçit vermeyeceğiz. Milletimizin bin yıldır canı pahasına koruduğu, alın teriyle yükselttiği, gözünden bile sakındığı vatanını parçalamak, devletini zayıflatma, uhuvvetini bozmak için uğraşanların sonu yine hüsran olacaktır. Şahadetleri dinin demeli olan ezanlarımızı susturmaya, şehitlerimizin emaneti olan bayrağımızı indirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin sadece kendi sınırlarından ibaret, sadece kendi vatandaşlarıyla kain bir ülke olmadığının en büyük ispatının, maruz kaldığı saldırılar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi âdeta yeni bir istiklal mücadelesiyle karşı karşıya bırakan bu saldırıların hepsini de akamete uğratmayı başardıklarını vurguladı.
“Unutmayın, zalimle mazlumun, haklıyla haksızın, doğruyla yanlışın mücadelesi kıyamete kadar sürecektir” hatırlatmasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize düşen, hep doğruyu ve hakkı savunarak mazlumun yanında yer almak, zalime karşı koymaktır. Şayet bunun için ülke ve millet olarak önümüze bir fatura konacaksa, onu da göze alıyoruz. Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz emaneti bizden sonraki nesillere boynumuz bükük, yüzümüz al ve ak şekilde teslim etmektense, başımız dik, yüreğimiz ferah olarak yedi düvelle karşı karşıya gelmeyi tercih ederiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kur’an-ı Kerim’de, “Üzülmeyin, inanıyorsanız üstün olan muhakkak sizsiniz” diye buyrulduğuna dikkati çekerek, “İstiklal Marşı’nın ‘korkma’ diye başladığı bir milletin siyasi, sosyal, ekonomik hiçbir tehdide baş eğmesini mümkün değildir. Şu anda buradan, Taksim Camii önünden yankılanan sessin, ülkemiz üzerinde hesapları olan tüm emperyalistleri, terör destekçilerini, insanlık düşmanlıklarını rahatsız ettiğinden şüpheniz olmasın. Taksim Camii kendi vatandaşlarıyla birlikte tüm dost ve kardeşlerinin, tüm insanlığın umudu olan büyük ve güçlü Türkiye’nin doğuşunun işaret taşlarından biridir” değerlendirmesinde bulundu.
Bugün milletin 150 yıllık hayaline kavuştuğunu, Türkiye’nin istiklalinin timsali yeni bir eser daha kazandığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, caminin vücut bulması konusunda emeği geçen herkese tekrar şükranlarını sundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Taksim Camii’nin açılışı dolayısıyla dua etti.
Duanın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve beraberindekilerle birlikte Taksim Camii’nin açılış kurdelesini kesti.
Katar Emiri Şeyh Temim Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde
Türkiye’ye hoş geldiniz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 10. Toplantısı için Türkiye’ye gelen Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Katar Emiri Şeyh Temim, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gelişinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından resmî törenle karşılandı. İki ülke millî marşlarının çalınmasının ardından Katar Emiri Şeyh Temim, tören kıtasını selamladı.
Türkiye ve Katar bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren iki lider, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim baş başa görüşmelerinin ardından, Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite Onuncu Toplantısı’na başkanlık etti.
TÜRKİYE İLE KATAR ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Toplantı sonrası iki ülke arasında yapılacak anlaşmaların imza törenine geçildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim huzurunda imzalanan sekiz anlaşma şöyle:
” – Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında İnsani Yardım Alanında İşbirliği Anlaşması
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında Belgeler ve Arşivler Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında Medya ve İletişim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında Gençlik ve Spor Alanlarında (2025-2026) Yıllarına Ait Uygulama Programı
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında Uluslararası Karayolu Yolcu ve Eşya Taşımacılığı Alanında İşbirliği Anlaşması
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti Arasında Ticaretin Kolaylaştırılmasına İlişkin Niyet Beyanı
Savunma Bakanlıkları Arasında Teknik İşbirliği Anlaşması
Savunma Bakanlıkları Arasında Askeri İşbirliği Anlaşması.”
Törende ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani “Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite Onuncu Toplantısı” bildirisini imza altına aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 86. yılı nedeniyle Anıtkabir’de düzenlenen anma törenine katıldı.
Anıtkabir’deki tören, devlet erkânının Aslanlı Yol’da yürüyüşü ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki heyet, Anıtkabir’de saat 09.05’te Atatürk’ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.
İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı ve şunları yazdı:
“Aziz Atatürk,
Ebedi aleme irtihalinizin 86. yıl dönümünde Zat-ı Âlinizi, bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Şahsınızın ve şehitlerimizin emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni her alanda yüceltmek, güçlendirmek, etrafındaki krizlere rağmen istikrar ve güven içinde büyütmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yeniden büyük Türkiye hedefiyle ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla 85 milyon tek yürek, tek bilek olarak şanlı mazimizden daha aydınlık bir atiye uzanan kutlu yolculuğumuzu emin adımlarla sürdürüyoruz.
Vatan topraklarının her karışında barışın, huzurun, adaletin, kalkınmanın ve kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye’yi inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden yürüyeceğiz.
“Türkiye’nin AB katılım sürecinin yıllardır engellenmesinin makul bir izahı yoktur”
Genç Gazeteciler Macaristan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Siyasi Topluluğu Beşinci Zirvesi Genel Oturumu’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye gibi kıtanın refahı ve güvenliğine önemli katkılar sunan bir aday ülkenin katılım sürecinin yıllardır engellenmesinin makul bir izahı yoktur. Mevcut jeopolitik konjonktürde üyelik perspektifimizin güçlendirilmesinin, hem Avrupa’nın hem yakın coğrafyamızın yararına olacağı açıktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, Avrupa Siyasi Topluluğu Beşinci Zirvesi Genel Oturumu’nda hitap etti.
Misafirperverliği ve nazik daveti için Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada Avrupa’nın yüzleştiği çok boyutlu güvenlik sınamalarını ele almak üzere toplanmış bulunuyoruz” ifadesini kullandı.
Güvenlik sınamalarının yalnızca askerî tehditler, terörist saldırılar ve hibrit savaş taktiklerinden ibaret olmaktan çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji arzından siber saldırılara, göç hareketlerinden salgınlara, uluslararası hukukun sistematik ihlallerinden savaşlara kadar geniş bir yelpazeye yayılan meydan okumaların herkesi etkilediğini bildirdi.
“UKRAYNA’DAKİ SAVAŞIN YOL AÇTIĞI OLUMSUZLUKLAR HER GEÇEN GÜN DAHA DA DERİNLEŞİYOR”
“Huzurumuza, istikrarımıza ve refahımıza kasteden tehditlerin önemli bir kısmı tek başımıza üstesinden gelemeyeceğimiz boyutlara varmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Siyasi Topluluğu’nu, kıtamıza yönelik ortak tehditleri samimi bir ortamda ele aldığımız bir platform olarak görüyoruz. Türkiye, civar bölgelerle yakın kültürel bağları, güçlü ordusu, köklü devlet tecrübesi, ilkeli dış politikası ve yetişmiş insan kaynağıyla bir istikrar adası vazifesi görmeye devam edecektir. Avrupa coğrafyasında maalesef savaşın üçüncü yılını geride bırakıyoruz. Ukrayna’daki savaşın yol açtığı olumsuzluklar her geçen gün daha da derinleşiyor. Savaşın uzaması diplomasiye giderek daha az alan bırakıyor. Biz, en başından beri her iki tarafın da masada olduğu bir müzakere sürecini ve devamında kalıcı, adil bir barışa ulaşılmasını savunduk.”
“GAZZE’DE BİR YILDIR SÜREN SOYKIRIM İNSANLIĞIN ORTAK UTANCIDIR”
Geçen hafta Kazan’da Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmeden önce de Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’yı Ankara’da kabul ettiğini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki görüşmede de diplomasiye alan açılması yönündeki mesajlarını bir kez daha taraflara ilettiğini, barışın tesisi için üzerlerine düşen ne varsa yapmaya hazır olduklarını ve çözüme yönelik çabalara desteklerinin süreceğini ifade ettiklerini bildirdi.
Diğer yandan, yol açtığı yıkım ve sivil zayiat bakımından Ukrayna’daki savaştan çok daha büyük bir insanlık trajedisinin Orta Doğu’da yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Gazze’de bir yıldır süren soykırım tüm insanlığın ortak utancıdır. Buna son dönemde Batı Şeria ve Lübnan’a gerçekleştirilen gayriahlaki ve gayrihukuki saldırılar da eklenmiştir. Şunu vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ve ikrar ediyor, 50 bine yaklaşan can kaybı dikkate alındığında ateşkesin ivedilikle sağlanması, kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardımın bölgeye ulaşması için İsrail’e her boyutta baskı yapılması elzemdir. İsrail’in saldırganlığına kayıtsız şartsız destek verenler, işlenen suçların da ortağı hâline geldiklerini bilmelidirler.”
“FİLİSTİN’İ HENÜZ TANIMAYAN TÜM ÜLKELERE BUNU YAPMALARI ÇAĞRISINDA BULUNUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e silah ve mühimmat transferinin durdurulmasını sağlamaya yönelik Birleşmiş Milletler’de bir girişim başlattıklarını, 50’yi aşkın ülke ve uluslararası kuruluşun imzasını taşıyan mektubu BM Genel Sekreteri’ne, BM Güvenlik Konseyi Kasım Ayı Dönem Başkanı Birleşik Krallık’a ve BM Genel Kurul Başkanı’na ilettiklerini belirtti.
Bir diğer önemli hususun da Filistin’in devlet olarak tanınması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İrlanda, Norveç, İspanya ve Slovenya’nın bu yönde attıkları adımları takdirle karşılıyor, kendilerini ülkem ve milletim adına tebrik ediyorum. Bu tanıma kararlarının, bölgede barış isteyen Avrupalı devletler için de bir emsal teşkil ettiğine inanıyorum. Küresel adalete ve barışa katkı vermeleri için Filistin’i henüz tanımayan tüm ülkelere bunu yapmaları çağrısında bulunuyorum” ifadesini kullandı.
“PKK TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜCADELEDE AVRUPALI ORTAKLARIMIZDAN SOMUT İŞ BİRLİĞİ GÖRMEK İSTİYORUZ”
Terörizme karşı iş birliği ve dayanışma hâlinde, terör örgütleri arasında fark gözetmeksizin mücadelenin herkesin sorumluluğu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “PKK terör örgütüyle mücadelede Avrupalı ortaklarımızdan somut iş birliği görmek istiyoruz. FETÖ’nün etkin varlık gösterdiği Avrupa ülkelerinden adli ve idari iş birliği taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz. DEAŞ, ülkemizin de önemli katkılarıyla Suriye ve Irak’ta toprak hâkimiyetini kaybetmiş olsa da küresel ölçekte güvenliği tehdit ediyor. Örgütün odağının kaymaya başladığı Batı Afrika ve Orta Asya’daki yabancı terörist savaşçı hareketliliğinin dikkatle takip edilmesini ve bu alanda iş birliğini önemsiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, Avrupa-Atlantik bölgesinde barış, refah ve istikrar için bugüne kadar en çok katkı veren ülkeler arasında yer aldığına işaret ederek, “NATO’nun en önde gelen müttefiklerinden biri olarak, Asya-Pasifik’ten Kuzey Afrika’ya uzanan geniş coğrafyadaki ortaklarımızla istişareleri ve iş birliğimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.
“AB’nin savunma alanındaki gayretlerine Türkiye’nin tam olarak dâhil edilmesi Avrupa’nın barış ve güvenliği için olmazsa olmazdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupa Savunma Ajansına ve Avrupa Daimi Yapılandırılmış İşbirliği kapsamındaki projelere katılımımızın gecikmeksizin önünün açılmasını bekliyoruz. Avrupa’yı ve ötesini etkileyen geniş çaplı sorunlara çözüm bulunabilmesi için Türkiye’nin desteği şarttır. Avrupa’da nefret, İslam karşıtlığı ve ırkçılık, sosyal uyumu ve istikrarı zedeliyor. Müslümanlar başta olmak üzere göçmenlere karşı artan ötekileştirme, ırkçılığın yeni bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığının yalnızca Müslümanları ve göçmenleri değil, toplumun tamamının huzur ve güvenliğini tehdit eden bir temel insan hakları sorunu olduğu artık kabullenilmelidir. Küresel dengelerin yeniden kurulduğu böylesine belirsiz bir dönemde, hemen her alanda yeni ve etkin politikalar geliştirmemiz elzemdir. Daha derin iş birliği tesis etmemizin önündeki siyasi engellerin, ön yargılı birtakım tutumların artık geride bırakılması gerekiyor. Aksi takdirde, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu fikri ve ekonomik dönüşümleri yakalaması mümkün olamayacaktır.”
“AB İLE İLİŞKİLERİMİZİN SAĞLIKLI BİR ZEMİNDE İLERLETİLMESİ İÇİN DİYALOG VE İŞ BİRLİĞİNE HAZIRIZ”
Bu vesileyle Avrupa kıtasının güvenlik ve istikrarı için AB’nin genişleme politikasının önemine de dikkati çekmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hakkaniyetli bir genişleme politikasının Birliğin en önemli jeopolitik aracı olduğu açıktır” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye gibi kıtanın refahı ve güvenliğine önemli katkılar sunan bir aday ülkenin katılım sürecinin yıllardır engellenmesinin makul bir izahı yoktur. Mevcut jeopolitik konjonktürde üyelik perspektifimizin güçlendirilmesinin, hem Avrupa’nın hem yakın coğrafyamızın yararına olacağı açıktır. Türkiye olarak, AB ile ilişkilerimizin sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi için diyalog ve iş birliğine hazırız” dedi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.