Connect with us

Dünya

Ticaret Bakanı Mehmet Muş,Nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, nisanda ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz.” dedi.

Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin de katılımıyla yapılan basın toplantısında nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı.

Muş, 21 Nisan’da devraldığı Ticaret Bakanlığı görevinde, vatana ve millete faydalı işler yapmanın en büyük amaçları olacağını söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla küresel ekonomi ve küresel ticaretin şimdiye kadar görülmemiş şekilde kritik dönemlerden geçtiğini ifade eden Muş, ekonomik bozulmanın ve daralmanın ötesinde ekonomik kapanmanın tartışıldığı bir dönem yaşandığını bildirdi.

Muş, “pandemi” gerçekliğiyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,3 daraldığına dikkati çekerek, “Şu ana kadar açıklanan çeyreklik büyüme verilerine ve öncü göstergelere baktığımızda, baz etkisini de göz önünde tutarsak 2021 yılının küresel ekonominin toparlanma yılı olacağı görülmektedir.” diye konuştu.

Mutasyonlu koronavirüsün yayılımının artması ve aşı tedarikinde arzu edilen hızın henüz yakalanamamış olmasının da etkisiyle küresel tedarik sisteminde çeşitli aksaklıklar yaşandığına işaret eden Muş, buna bağlı olarak, lojistik ve girdi maliyetlerinde belirgin artışlar görüldüğünü dile getirdi.

Muş, sahadaki gözlemlerinin, son dönemde konteyner fiyatlarının tarihi seviyelere yükseldiğini, ham madde ve emtia fiyatlarında ise önemli artışlar yaşandığını doğruladığını ifade ederek, bu durumun hem küresel ticaret hem de ulusal ticaret için risk oluşturduğunu kaydetti.

“İhracat pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutundu”

İhracatın 2020 yılının son çeyreği itibarıyla güçlü toparlanma yaşadığını vurgulayan Muş, “İhracatımız, 2021 yılının ilk çeyreğinde daha da ivmelenerek milli gelir büyümesinin en güçlü bileşeni haline gelmiştir. Ayrıca 2021 yılına ilişkin açıklanan göstergeler de Türkiye ekonomisindeki güçlü gidişata işaret etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Muş, bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 50 milyar dolar, ithalatın ise yüzde 9,6 artışla 61 milyar dolar olduğunu belirterek, nisan ayı rakamlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Nisan ayında da ihracattaki güçlü performansımız devam etmiş, ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında ise ihracatımızın, nisan ayında yüzde 22,3 oranında arttığı görülecektedir. Bugün itibarıyla ihracatımızın pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutunduğunu söyleyebiliriz. İthalatımız ise nisanda, geçen senenin aynı ayına göre yüzde 61,4 artışla 21,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Aylık ithalatımız pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, 2019 yılı nisan ayına göre ithalatımızın yüzde 21,1 oranında artış gösterdiği görülecektir. Böylece, nisan ayı dış ticaret açığımız, Nisan 2020’ye göre yüzde 31,9 azalarak 4,6 milyar dolardan 3,1 milyar dolara gerilemiştir. Bir diğer ifadeyle 2021 yılı Nisan ayında dış ticaret açığımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,5 milyar dolar azalmıştır.”

“Ocak-nisan döneminde ihracat yüzde 33,1 arttı”

Bakan Muş, ihracatın ithalatı karşılama oranının nisanda geçen yılın aynı ayına göre 19,5 puan artışla yüzde 66,2’den yüzde 85,7’ye yükseldiğini bildirdi.

Enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranının 25,8 puan artışla yüzde 97,7 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Muş, şunları kaydetti:

“Ocak-nisan döneminde ihracatımız yüzde 33,1 artışla 68,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İthalat ise ocak-nisan döneminde, yüzde 19,8 artışla 82,9 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Ocak-nisan dönemi dış ticaret açığımız, yüzde 19,5 azalarak 17,6 milyar dolardan 14,2 milyar dolara gerilemiştir. Bir başka ifadeyle 2021 yılı Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığımız, önceki yılın aynı dönemine göre 3,4 milyar dolar daha az gerçekleşmiştir. İhracatın ithalatı karşılama oranı ocak-nisan döneminde 8,3 puan artışla yüzde 82,9 olmuştur. Enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranının 7,7 puan artışla yüzde 93,8 olduğu görülecektir.”

Hedef ve öncelikler doğrultusunda kapsamlı bir ajandayla yola çıktıklarını ifade eden Muş, “Dış ticaretimizde Avrupa, Asya ve Orta Doğu pazarlarına yakınlığımızı daha etkin kullanmak ve ülkemizin üretim ve tedarik konusundaki üstünlüğünü pekiştirmek istiyoruz. Ayrıca, önümüzdeki dönemde Mısır ile gelişen diplomatik ilişkilere paralel olarak ticari ve ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek arzusundayız.” diye konuştu.

Muş, etkin ve dinamik operasyonel gücü, dijitalleşen gümrük süreçleri ve gelişmiş lojistik altyapıyla harmanlayacaklarına işaret ederek, tüm paydaşlarla iletişim ve iş birliği içinde yürüyeceklerini söyledi.

Dünyada sürdürülebilir, daha yeşil ve dijital bir üretim ekonomisine geçişin arifesinde bulunulduğunu vurgulayan Muş, Türkiye’nin de bu dönüşümün dışında kalmadığını dile getirdi.

“Hizmet sektörlerimizin ihracatını artırmayı hedefliyoruz”

Hizmet sektörlerinin son 10 yılda küresel mal ticaretinden daha hızlı bir seyirde büyüdüğüne dikkati çeken Muş, şöyle devam etti:

“Biz de yalnız turizmi değil, diğer hizmet sektörlerini de bacasız sanayimiz olarak tasavvur ediyoruz. 2019’da bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 8,5 artarak 63,6 milyar dolar olarak gerçekleşen ülkemiz hizmet ihracatı, 2020’de pandeminin etkisiyle bir önceki yıla kıyasla yüzde 45,5 azalarak 34,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu rakamı yukarıya çekmek ve dünya hizmet ihracatından aldığımız payı artırmak için Bakanlığımızca mal ihracatında olduğu gibi hizmet ihracatında da önemli destekler sunulduğunun ve bu desteklerden önemli sonuçlar alındığının altını çizmek isterim.”

Muş, destek programlarının başladığı 2012’den bu yana Türkiye’yi ziyaret eden uluslararası hastaların sayısının 3 kat artarak geçen yıl 725 bin civarında gerçekleştiğini bildirdi.

Aynı dönemde çeşitli düzeylerde eğitim almak üzere Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencilerin sayısının yaklaşık 7 kat artışla 220 bine ulaştığını söyleyen Muş, şu bilgileri verdi:

“Bilişim ihracatımızın önemli bileşenlerinden olan dijital oyun sektöründeki ihracatımızın son 6 yılda 5 kata yakın artış göstererek 2020 itibarıyla 1,9 milyar dolara yükselmesi beklenmektedir. Bugün Türk dizileri 146 ülkede 700 milyon kişi tarafından izlenmektedir. En değerli kaynağımız ve üretim girdimiz olan insan unsurunun başat rol oynadığı, kalitesi dünya çapında kanıtlanmış, sağlık, turizm, eğitim, bilişim gibi hizmet sektörlerimizin ihracatını artırmayı hedefliyoruz.”

“Mal ve hizmet ihracatında sıfır açık” hedefi

Muş, “mal ve hizmet ihracatında sıfır açık” hedefiyle yola çıktıklarını belirterek, “kendi kendine yeten, mal ve hizmet ticaretinde fazla veren ve katma değerli üretim ve ihracat yapan” bir ülke olmak için çalışacaklarını vurguladı.

Türkiye’nin büyümesinin, gelişmesinin, kalkınmasının ve zenginleşmesinin anahtarının ihracat olduğunu ifade eden Muş, dış ticaret açığındaki azalmanın makroekonomik istikrarın kuvvetlendirilmesi açısından da önemli olduğunu dile getirdi.

Muş, ikili ticarette yüksek dış ticaret açığı verilen ülkeleri analiz edeceklerini belirterek, “Bu ülkelerle ikili ticaretin daha adil ve dengeli şekilde gerçekleşmesini öncelikli gündem maddemiz, hatta milli meselemiz olarak görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm üreteceğiz, yol bulacağız, yol açacağız”

Sektör temsilcileri, ihracatçılar, esnaf ve girişimcilere seslenen Muş, şunları kaydetti:

“Yeni dönemde memleketimizin her köşesini ziyaret edecek, sizlerin sorunlarıyla ilgili istişare süreçlerini daha da yoğunlaştıracağız. Üreticilerimizin tesislerini tek tek gezerek, aksayan noktaları yerinde tespit edeceğiz. Hiçbir vatandaşımızın derdine kayıtsız kalmayacağız. Çözüm üreteceğiz, yol bulacağız, yol açacağız. Bürokrasiyi, iş insanımızın, esnafımızın, girişimcimizin işini kolaylaştıracak, önünü daha da açacak bir araç olarak görüyoruz. Yatırımcımızın, ihracatçımızın, esnafımızın işini kolaylaştırmak her şeyden önce Ticaret Bakanı olarak benim asli görevimdir. Ortaya koyduğumuz hedefleri birlikte başaracağız. Vatandaşlarımızın, esnafımızın, sanatkarlarımızın, kooperatiflerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın sorunlarını çözmek için üzerimize düşen ne varsa yapacağız.”

Muş, 2021 yıl sonuna ilişkin Orta Vadeli Program hedefi olan 184 milyar dolar ihracat düzeyini aşmaya bir adım daha yaklaştıklarını belirterek, “Halihazırda yıllıklandırılmış ihracatımızla bu hedefi zaten aşmış bulunuyoruz. Artık yıllık ihracatımızı 200 milyar dolar seviyesinin üzerine taşımayı konuşma zamanı gelmiştir. Milletimizin üzerimize yüklediği sorumluluğun her daim bilincinde olacak, üretim, istihdam ve ihracat temelinde büyüyen daha müreffeh bir Türkiye hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Bakan Muş’un ardından TİM Başkanı Gülle, nisan ayı dış ticaret rakamlarına ilişkin konuşma yaptı. Daha sonra, Gülle, Bakan Muş’a günün anısına hediye takdim etti.

Dünya

Çevre, Şehircilik Bakanı Murat Kurum, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ile Görüşme Gerçekleştirdi

Genç Gazeteciler | ANKARA

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti. EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu belirterek, mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak istediklerini kaydetti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti.

BAKAN KURUM’DAN EBRD’YE DAVET

EBRD ile yürütülecek ortak çalışmalar kapsamında 8 çevresel altyapı projesinin Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Malatya, Mersin ve Osmaniye’de hayata geçirileceğini kaydeden Bakan Kurum, “Buradaki projelerin tamamlanması ve inşa sürecini arkadaşlarımız yürütüyorlar. İnşallah orada projelerimizin temel atma ve açılışını sizlerle birlikte yapmak istiyoruz.” dedi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’ye yönelik yatırımlarının yarısının sürdürülebilir altyapı yatırımları olduğunu vurgulayan Bakan Murat Kurum, İller Bankası ile EBRD arasında başlatılacak iş birliğinin de kıymetli olduğunu belirtti.

BAKAN KURUM’DAN “2053 NET SIFIR EMİSYON” VURGUSU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefleri doğrultusunda yatırımların devam ettiğini kaydeden Bakan Kurum, “İklim değişikliği ile mücadele kapsamında İklim Kanunu’nu Meclisimizden geçirmeyi istiyoruz. Yine döngüsel ekonomi anlayışı ve prensibi çerçevesinde Türkiye Çevre Ajansımız gerek Depozito Yönetim Sistemi gerek Sıfır Atık projeleri gerekse atığın kaynağında ayrıştırıldığı, ekonomiye kazandırıldığı birçok projeyi yapacak. Bu noktada da kararlılığımız ilk günkü gibi devam etmektedir.” diye konuştu.

EBRD BAŞKAN YARDIMCISI PATRONE: “MÜMKÜN OLAN HER ALANDA İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAK İSTERİZ”

Görüşmede, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu söyledi. Türkiye ile ortak yatırım konularının başında yeşil dönüşüm geldiğini kaydeden Patrone, Deprem Sonrası Yeniden İnşa Projesi kapsamında da deprem bölgesindeki belediyelere sağlanacak finansman desteğinin fizibilite çalışmaları tamamlandıktan sonra artabileceğini aktardı. Patrone, “Mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak isteriz. İLBANK ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği bizim için büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde de hem İLBANK hem de Türkiye Çevre Ajansı ile birlikte ortak çalışmalar yürütmekten büyük memnuniyet duyarız.” dedi.

Genç Gazeteciler | ANKARA

HABER BURADA

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge