Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK Yönetim Kurulu’nu kabul etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girecektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK Yönetim Kurulu üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada, “Ülkemizin ve milletimizin huzuru, geleceği, güvenliği için özellikle atik olacağız, ihtiyatlı olacağız, gerçekçi olacağız, ayaklarımızı yere sağlam basacağız. Hepsinden önemlisi her hâl ve şart altında vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu üyelerini, Dolmabahçe Ofisi’nde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabulde yaptığı konuşmada, 2020 yılının Aralık ayı ile Ocak-Aralık dönemi merkezi yönetim bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.

DEİK çatısı altında Türkiye’nin gelişmesi, güçlenmesi, büyümesi için gayret gösteren tüm iş insanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdan önce, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı Resim Müzesi Restorasyon Sonrası Açılış Programı’nı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Açılışı yapılan sergiyi muhteşem olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonraki süreçte de yine o depolarda kalan diğer resimleri de bakımlarını yapmak suretiyle alıp, onları da değişik yerlerdeki yeni yaptığımız veya mevcut inşallah binalarımıza taşıyarak milletimiz, tüm insanlığa bunları sunacağız. Çünkü kültürünüz varsa, sanatınız varsa gücünüz var. Eğer kültür ve sanattan yoksunsanız hiçbir şeyiniz yok” diye konuştu.

“TÜRKİYE OLARAK TİCARET DİPLOMASİSİ ALANINDA YENİ BİR SIÇRAMAYA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 senesinin tüm insanlık için sağlık, huzur, esenlik getirmesini temenni ederek, 2020 yılında Koronavirüs salgını sebebiyle DEİK ailesiyle arzu ettikleri sıklıkta bir araya gelemediklerini ifade etti. Mart ayında planlanan Dünya Türk İş Konseyi’nin 10. Kurultayı’nı da yine salgın nedeniyle gerçekleştiremediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın şartlarının hafiflemesiyle beraber DEİK bünyesindeki çalışmalara hız vereceklerini, en kötü ihtimalle video konferans ya da telekonferans yöntemiyle de olsa çalışmaları yürütmeye devam edeceklerini bildirdi.

“Türkiye olarak ticaret diplomasisi alanında yeni bir sıçramaya ihtiyaç duyuyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde güçlü sağlık alt yapısının yanı sıra üretimin, araştırma-geliştirmenin, ihracatın, ticaretin ve ticarette pazar ve ürün çeşitliliğinin önemine şahit olduklarını söyledi. Sadece iç piyasaya odaklanan şirketlerin salgından olumsuz etkilenirken ihracata, inovasyona, AR-GE’ye önem veren firmaların bu süreci en az zararla atlattığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle ihracat odaklı çalışan şirketlerin salgın döneminde müşteri yelpazesini genişlettiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicimizle bir araya geldikçe, üreticilerimizi, ihracatçılarımızı dinledikçe şu gerçeğin farkına daha iyi varıyoruz. Her ne kadar bu salgın beraberinde çeşitli zorluklar, sıkıntılar getirse de iş dünyamızın önünde yeni fırsat pencereleri de açıyoruz” diye konuştu.

“DÜNYA SALGIN SONRASI DÖNEMDE DE TÜRKİYE’NİN BAŞARILARINI KONUŞMAYA DEVAM EDECEK”

Türk firmalarının yine bu dönemde kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları, hepsinden önemlisi güvenilirlikleriyle rakiplerine fark attığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şüphesiz bunda dünya genelinde Asya merkezli üretim biçimlerine yeni alternatifler oluşturma çabasının da payı var. Salgında tüm yumurtalarını tek sepete koymanın özellikle riskini gören şirketler bu süreçte üretim ağlarını ve merkezlerini çeşitlendirmeye başladılar. Bu arayışlarda ülkemizin adı giderek daha fazla ön plana çıkıyor. Aşılamanın artmasıyla beraber dünya genelinde salgın geriledikçe taşlar yerine oturacak, ülkemizin yakaladığı ivme daha da artacaktır. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi, salgın sonrası dönemde de dünya inşallah Türkiye’nin başarılarını konuşmaya devam edecektir. Küresel ticaret ve büyümede beklenen büyük düşüşe karşılık Türkiye pozitif büyüme çizgisinin altına inmemeyi başarmış bir ülkedir. Bu tabloda özellikle ihracatta yakaladığımız performansın büyük katkısı vardır. Geçtiğimiz yılı 169,5 milyar dolar gibi orta vadeli program hedefinin 4 milyar üzerinde bir rakamla kapatmayı başardık. Öyle ki 2020’nin son ayında tüm zamanların ihracat rekorunu kırdık. Aynı şekilde 4. çeyrek de 51,2 milyar dolarla en yüksek ihracatı gerçekleştirdiğimiz dönem oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatın ithalatı karşılama oranının altın hariç tutulduğunda yüzde 85,6 ile oldukça yüksek bir düzeyde gerçekleştiğini açıklayarak, Türkiye’nin küresel ihracattaki payının geçen yılın Ocak-Ekim verileri itibarıyla ilk defa yüzde 1’i geçerek yüzde 1,03 seviyesine çıktığını dile getirdi.

İhracatçı sayısı 87 bin 400’ü aşarken geçen yıl ilk defa ihracat yapan firma sayısının da 18 bin 123 olarak kayıtlara geçtiği bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçılara tanınan yeşil pasaport uygulamasından şu ana kadar 17 bin 514 iş insanının faydalandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mal ve hizmet ihracatlarına toplam 3 milyar 150 milyon lira destek ödemesi yaptıklarını belirterek, bu yıl destek ödemesinde hedefin 4,1 milyar liraya ulaşmak olduğunu kaydetti.

Salgın döneminde sanal ticaret heyetleri, sanal fuarlar, elektronik ticaret faaliyetleri gibi organizasyonlarla ihracatçıları desteklemeyi sürdürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Temassız ticaret uygulamasını yaygınlaştırarak ürün sevkiyatlarının kesintisiz yapılabilmesini bu arada temin ettik. Ağustos ayında devreye aldığımız kolay ihracat platformu dünyadaki emsallerine göre çok daha kapsamlı ve etkin hizmetler vermektedir. Yeni nesil ihtisas ve serbest bölge modeliyle özellikle AR-GE yoğun, yüksek katmanlı inovasyon ve teknoloji odaklı sektörlerde yeni firmaları ve yatırımları teşvik ediyoruz. Yurt dışı lojistik merkezlerini destekleyerek ihracatçılarımızın tedarik ve dağıtım süreçlerine katkı sağlıyoruz. Hâlen 102 ülkedeki 146 merkezde görev yapan 201 ticaret müşavirimizle dünyanın her yerinde her an ihracatçılarımızın yanında olduğumuzu gösteriyoruz.”

“GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI GÜNCELLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR”

2020’nin son günlerinde İngiltere ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Gümrük Birliği’nden sonraki en önemli ticaret anlaşması olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık ile ticari ilişkilerin Brexit sonrası daha da genişleyerek sürebilmesini sağladıklarını söyledi.

Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleme çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 yılında tüm bu çalışmaları daha da ileriye taşıyarak yola devam edeceklerini kaydetti.

Salgının oluşturduğu ekonomik ortamda Türkiye olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin sağladığı avantajlar sayesinde sosyal bünyeyi ve ekonomiyi destekleyecek tedbirleri hızla devreye aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, nasıl bir musibetle karşılaşılırsa karşılaşılsın Türkiye’nin her türlü zorluğa, yeni gelişen fırsatlara ve farklı senaryolara hazırlıklı olduğunu herkese gösterdiklerini dile getirdi.

“ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN GELECEĞİ VE GÜVENLİĞİ İÇİN AYAKLARIMIZI YERE SAĞLAM BASACAĞIZ”

Salgın nedeniyle hayata geçirilen kısıtlamaların üretici ve çalışanlar üzerinde oluşturduğu yükü en az seviyeye indirebilmek için pek çok ilave desteği uygulamaya soktuklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerekirse yeni destekleri de devreye alacağız. Ülkemizin ve milletimizin huzuru, geleceği, güvenliği için özellikle atik olacağız, ihtiyatlı olacağız, gerçekçi olacağız, ayaklarımızı yere sağlam basacağız. Hepsinden önemlisi her hâl ve şart altında vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde atılan adımların etkisinin finansal piyasa göstergelerine müspet şekilde yansımaya başladığını ifade ederek, “Kur cephesine baktığımızda Türk lirasının dolara karşı yüzde 12, avroya karşı yüzde 10 düzeyinde değer kazandığını görüyoruz. Paramızın değerindeki artış ve altın fiyatlarındaki gerileme sayesinde kasım ayından bu yana merkezi yönetim borç stokumuz yaklaşık 150 milyar lira azaldı. Sadece bu netice bile 2020 yılı millî gelir tahminimizin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor” dedi.

“TÜRKİYE’YE GÜVENEN YATIRIMCILAR BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ BUNDAN SONRA DA KAZANMAYA DEVAM EDECEK”

Ülke risk biriminin düştüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son iki ayda 5 yıl vadeli Türkiye CDS’leri 210 bas puanlık bir gerilemeyle 320 bas puana indi. Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini atacağımız kararlı adımlar ve güçlü politika çerçevemizle inşallah düşürmeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aylarda Türkiye’ye yurt dışından 15 milyar doların üzerinde portföy girişinin gerçekleştiğini bildirerek, Türkiye’ye güvenen yatırımcıların bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kazanmaya devam edeceğinin altını çizdi.

“Yeni hamlelerle Türkiye’yi değişen küresel değer zincirinin önemli bir oyuncusu hâline getireceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Yüksek teknoloji sektörleri öncelikli olmak üzere çekeceğimiz uluslararası yatırımlarla ülkemizi bir yatırım, üretim ve teknoloji üssü yapacağız. Yatırım ortamının daha da iyileştirileceği, öngörülebilirliğin daha da artırılacağı, yatırımcıların beklentilerini daha yüksek düzeyde karşılanacağı bir ortamın tesisi için gereken tüm adımları atacağız. Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini geride bıraktık. Arkadaşlarımız iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarının görüş, öneri ve taleplerini en ince ayrıntısına kadar dinlediler. Yakında bu reformları kamuoyuyla paylaşacağız. Reform gündemimize uygun adımları hızla hayata geçireceğiz. Ekonomide bu sene temel hedeflerimizden birisi fiyat istikrarını sağlamak olacaktır. Enflasyon bu ülkede yaşanan her bir ferdin hayatına dokunuyor. Biz enflasyonu yüzde 30’lar civarından tek hanelere düşürmüş bir yönetim olarak, faiz oranının yüzde 63 olduğu böyle bir dönemden 4,6’ya, enflasyonu da 6,4’e düşürdüğümüz dönemi biz yaşadık, boşuna konuşmuyorum. Yüksek faize karşı olduğumu söylemek boşuna değil. Bütün bunları bu işi yaşayarak söyleyen birisiyim.”

Yatırımcıların, girişimcilerin faiz yükü altında ezildiğini bildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda dünyaya bakalım Amerika’da faiz oranı ne? Japonya’ya bakalım, faiz oranı ne? Eksi. Gelelim Avrupa’ya, 1-2, İsrail eksi. Bütün bunlar apaçık ortadayken biz yüksek faizlerle övünüyoruz; yüzde 20, yüzde 25, yüzde 30’lara kadar bir ara gitti, bununla övünüyoruz. Ve birçok şirketimizi adeta batırmakla övünüyoruz” sözlerine yer verdi.

“ENFLASYONLA BÜTÜNCÜL MÜCADELEYİ ETKİLİ ŞEKİLDE SÜRDÜRECEĞİZ”

Faizle mücadelesine sonuna kadar devam edeceğini ve yüksek faizle bir yere varılamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bana karşı ‘efendim işte bizim şu kadar borcumuz var, bu borcu neyle ödeyeceğiz?’ Bu borcu yüksek faizle dışarıdan kendimize imkân sağlamakla değil kendi kaynaklarımızla bunu nasıl öderiz onun çalışmasını yapacağız, bunun başka çıkışı olmaz” dedi.

Kur istikrarının enflasyonla mücadelede oldukça önemli bir tuttuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl iş faizi düşürmek suretiyle enflasyonu aşağıya çekmektir. Bunun bir numaralı enflasyonla mücadelede altyapısını faiz oluşturuyor. Faiz, enflasyonla doğru orantılıdır, ne kadar aşağıya çekerseniz o da aşağıya gelir, çünkü biz bunu yaşadık” açıklamasında bulundu.

Enflasyonla bütüncül bir mücadeleyi etkili bir şekilde sürdüreceklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü ürünü üretebilecek kapasiteye sahip olan imalat sanayinin ithal ara malı bağımlılığını azaltma yönünde mesafe alındığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayinde başarıyı getiren yönetişim modelini imalat sanayinin diğer alt sektörlerinde de uygulayacağız. Avrupa başta olmak üzere önemli ticaret ortaklarımızdaki canlanma ile turizm ve hizmet sektörlerinde beklediğimiz toparlanma cari açıkla mücadelemize katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Ekonomide “güven ve istikrar” kavramlarının önemini anlatarak, bundan asla taviz veremeyeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizim dönemimizde ekonomimizin en güçlü yanlarından biri, daima sağlam kamu maliyesi olmuştur. Kamu maliyemiz nispeten düşük borçluluk, özellikle bu düşük borçluluk oranlarımız sayesinde bugün de bizi pek çok ülkeden önemli yönde ayrıştırıyor. Dönemsel etkiler nedeniyle bütçe açığımız son yıllarda artış göstermiş olmakla birlikte alacağımız kararlı tedbirlerle burada da kalıcı bir iyileştirme yapmak amacındayız. Bu vesileyle sizlere kamu maliyesinde 2020 yılını nasıl geçirdiğimizin kısa bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Yılsonu rakamları bugün itibariyle netleşmiş durumdadır. 2020 yılında toplam bütçe harcamaları 1 trilyon 202 milyar liraya ulaşarak program hedefimizin altında kaldı. Gelir tarafında ise, beklentilerden daha iyi ekonomik performans göstererek 1 trilyon 29 milyar liraya ulaştık. Böylece yılsonu bütçe açığımız 173 milyar lirayı bile bulmayarak program hedefi olan 239 milyar liranın altında kaldı. Programda bu sene için öngördüğümüz büyüme oranının gerçekleşmesi durumunda bütçe açığı millî gelirin yüzde 3,6 oranına gerileyecektir. Böylece yılı yüzde 4,9’luk bütçe açığı hedefinin altında kapatmış olacağız.”

“SALGIN DÖNEMİNDE GELEN İLAVE YÜKLERE RAĞMEN MALİ DİSİPLİNDEN TAVİZ VERMEMEKTE KARARLILIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 10,7’lik bütçe açığının takdire şayan olduğunu, geçen Eylül ayındaki hazırlıklar sırasında 2021 yılı için de yüzde 4,3’lük bir bütçe açığı hedefi koyduklarını belirterek, “Küresel salgının etkilerinin 2021 yılında da hissedileceği anlaşılıyor. Aşı ile ilgili gelişmelerin beklenenden daha uzun bir sürece yayılması tüm dünyada ekonomilerin ve bütçe açıklarının toparlanmasını geciktiriyor” dedi.

Bütçeye salgın döneminde gelen ilave yüklere rağmen mali disiplinden taviz vermemekte kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mali disiplini 18 yıldır yaptığımız gibi önümüzdeki dönemde de en önemli çıpası olarak kullanmayı sürdüreceğiz. Bu amaçla 2021 yılı için bütçe açığını millî gelirin yüzde 3,5’u seviyesinde tutmayı yeni hedef olarak belirledik. Bütçede oluşturacağımız mali alanı gerekmesi hâlinde salgın kaynaklı ilave harcama ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanacağız” diye konuştu.

“Hizmette tasarruf olmayacağının altını özellikle çizmek istiyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerimizi artırırken kamu olarak vatandaşın bize emanet ettiği vergileri en doğru şekilde ekonomik ve verimli kullanacağız. Bu anlayışla özellikle kamu harcamalarını daha verimli hâle getirecek bir tasarruf programını hayata geçireceğiz. Özellikle cari harcamaların daha tasarruflu bir biçimde yapılmasına özen göstereceğiz. Taşıttan lojmana, temsil ağırlamadan hizmet binası yapımına kadar tüm harcamaları asgari seviyede tutarak tasarruf tedbirlerine azami riayet edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, araştırma-geliştirme, dijitalleşme, insan kaynakları, lojistik, enerji gibi yatay alanların yanı sıra, savunma sanayi ile sulama başta olmak üzere tarımdaki yatırımları hızlandıracaklarına işaret ederek, dijital dönüşüme hız vereceklerini, elektronik tebligat, uzaktan eğitim, çevrim içi toplantı ve elektronik belge yönetim sistemleri gibi uygulamaların kullanımlarını yaygınlaştıracaklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koruyucu sağlık hizmetlerini artırarak sağlık harcamalarını azaltacaklarını, kamu harcama programlarını düzenli olarak gözden geçirerek verimsiz olanları tasfiye edeceklerini aktardı.

Vergi politikalarını da adil, öngörülebilir, sadece, yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı teşvik edecek bir temele oturtacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “İdare alacaklarının zamanında tahsilinin sağlanması için daha etkili bir tahakkuk ve tahsilat mekanizması kuracağız. Kayıt dışılık ile etkin mücadelemizi devam ettireceğiz. Gerek harcamalar, gerekse gelirler konusunda öngördüğümüz tedbirlerin detaylarını Hazine ve Maliye Bakanımız Lütfi Elvan Beyle önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız. İktisat tarihi kitaplarına geçecek böylesine zorlu bir küresel konjonktürü 18 yılın birikimi ve tecrübesi sayesinde başarıyla atlatacağımıza olan inancım tamdır. Samimiyetle, istişareyle ve ortak akılla çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Uzun soluklu, sabırlı ve kararlı adımlarla ülkemizin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, bize 18 yıldır güvendiler ve netice ortada. Bundan sonraki süreçte de bize güvensinler.”

Dünya

Çevre, Şehircilik Bakanı Murat Kurum, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ile Görüşme Gerçekleştirdi

Genç Gazeteciler | ANKARA

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti. EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu belirterek, mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak istediklerini kaydetti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti.

BAKAN KURUM’DAN EBRD’YE DAVET

EBRD ile yürütülecek ortak çalışmalar kapsamında 8 çevresel altyapı projesinin Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Malatya, Mersin ve Osmaniye’de hayata geçirileceğini kaydeden Bakan Kurum, “Buradaki projelerin tamamlanması ve inşa sürecini arkadaşlarımız yürütüyorlar. İnşallah orada projelerimizin temel atma ve açılışını sizlerle birlikte yapmak istiyoruz.” dedi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’ye yönelik yatırımlarının yarısının sürdürülebilir altyapı yatırımları olduğunu vurgulayan Bakan Murat Kurum, İller Bankası ile EBRD arasında başlatılacak iş birliğinin de kıymetli olduğunu belirtti.

BAKAN KURUM’DAN “2053 NET SIFIR EMİSYON” VURGUSU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefleri doğrultusunda yatırımların devam ettiğini kaydeden Bakan Kurum, “İklim değişikliği ile mücadele kapsamında İklim Kanunu’nu Meclisimizden geçirmeyi istiyoruz. Yine döngüsel ekonomi anlayışı ve prensibi çerçevesinde Türkiye Çevre Ajansımız gerek Depozito Yönetim Sistemi gerek Sıfır Atık projeleri gerekse atığın kaynağında ayrıştırıldığı, ekonomiye kazandırıldığı birçok projeyi yapacak. Bu noktada da kararlılığımız ilk günkü gibi devam etmektedir.” diye konuştu.

EBRD BAŞKAN YARDIMCISI PATRONE: “MÜMKÜN OLAN HER ALANDA İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAK İSTERİZ”

Görüşmede, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu söyledi. Türkiye ile ortak yatırım konularının başında yeşil dönüşüm geldiğini kaydeden Patrone, Deprem Sonrası Yeniden İnşa Projesi kapsamında da deprem bölgesindeki belediyelere sağlanacak finansman desteğinin fizibilite çalışmaları tamamlandıktan sonra artabileceğini aktardı. Patrone, “Mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak isteriz. İLBANK ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği bizim için büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde de hem İLBANK hem de Türkiye Çevre Ajansı ile birlikte ortak çalışmalar yürütmekten büyük memnuniyet duyarız.” dedi.

Genç Gazeteciler | ANKARA

HABER BURADA

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge