Connect with us

Güncel

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ETİ Maden Lityum Karbonat Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Büyük ve güçlü Türkiye davamızla aramıza hiç kimsenin, hiçbir doğrudan ve dolaylı engelin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz milletimizin desteği ve duasıyla 18 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz hizmet mücadelemizi önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir’deki ETİ Maden Lityum Karbonat Üretim Tesisi Açılış Töreni’ne Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan tesisinin hayırlı olmasını dileyerek, Türkiye’nin yeni tip koronavirüs ile mücadeleyi kararlı şekilde yürütürken yatırımı, üretimi, ticareti de kesinlikle ihmal etmediğini söyledi.

“GEREKSİZ POLEMİKLERE GİRMEDEN HİZMET YOLCULUĞUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

Dünyanın pek çok ülkesinde ekonomiler durma noktasına gelmişken her gün yeni bir tesisi, yeni bir eseri Türkiye’ye kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Aralık ayında ulaşımdan kültür ve sanata, tarımdan savunma sanayisine birçok yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.

Koronavirüs salgınının ülke gündemini esir almasına, ülkeye yönelik çifte standartların kendilerini engellemesine izin vermediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kuşkusuz zor günler, aynı zamanda eleme, elenme, ayrışma günleridir. Bugünler milletimizin gerçek dostlarıyla sahtelerinin, ikbal peşinde koşanlarla istikbal peşinde koşanların, siyaseti milleti için yapanlarla şahsi emelleri için yapanların tefrik edildiği zamanlardır. Bu süreçte herkes kimin ne olduğunu, kime hizmet ettiğini, hangi saiklerle hareket ettiğini tartma fırsatı buluyor. Biz kısır gündemlerin peşine düşmeden, gereksiz polemiklere girmeden hizmet yolculuğumuza devam ediyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye davamızla aramıza hiç kimsenin, hiçbir doğrudan ve dolaylı engelin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz milletimizin desteği ve duasıyla 18 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz hizmet mücadelemizi önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılında özellikle enerji alanında müjdelerle dolu bereketli bir yıl yaşadıklarını ifade ederek Akdeniz’de ve Karadeniz’de Türkiye’nin yaptığı sondaj sayısının dokuzu bulduğunu açıkladı.

“ÜLKEMİZİN DOĞAL GAZDA DIŞARIYA BAĞLILIĞINI CİDDİ ORANDA AZALTMAYI HEDEFLİYORUZ”

Dünyanın en önemli sondaj ve sismik araştırma filolarından birini Türkiye’ye kazandırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz’deki Tuna-1 kuyusundaki keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervi ülkemiz için bir kırılma noktası olmuştur. Bu keşif etrafı enerji kaynaklarıyla çevrili ülkemizin gerçek potansiyelini ortaya koymuştur. Devamının da geleceğine inandığımız bu keşiflerle inşallah ülkemizin doğal gazda dışarıya bağlılığını ciddi oranda azaltmayı hedefliyoruz. Vatandaşımıza daha uygun fiyatlarla doğal gaz sunmanın yanında buradan sağlayacağımız döviz tasarrufuyla cari açık meselesinde de önemli bir avantaj elde edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece hidrokarbon kaynaklarını değil, Türkiye’nin sahip olduğu diğer tabii ve yer altı zenginliklerini de ekonomiye kazandırmaya çalıştıklarını anlatarak, “Bizden önce yıllarca ihmal edilmiş bu stratejik alanda Türkiye’nin gerçek potansiyelini gün yüzüne çıkarmak için yoğun çaba içerisindeyiz. Bu çerçevede kurumlarımızın etkinliğini ve kapasitemizi arttırıyoruz. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü kurulduğu 1935’den 2003 yılına kadar yaklaşık 70 senede yalnızca 3 milyon metrelik sondaj yapmıştı. Aynı kurum 2003 yılından bu yana yaklaşık 7,5 milyon metrelik sondaj gerçekleştirdi. Yani bizim dönemimizde 70 yılda yapılan sondajın yaklaşık 2,5 katı iş ortaya çıkartıldı” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sadece son dört yılda 4,4 milyon metre sondaj gerçekleştirilerek bu alanda tarihî bir rekor kırdığını, 2017 yılında 2 uçakla havadan jeofizik çalışmalarında da kısa sürede 920 bin kilometrekarelik alanı taradıklarını anlattı.

“TÜRKİYE’NİN EN STRATEJİK YER ALTI KAYNAKLARINDAN OLAN BOR MADENİNE ÖZEL ÖNEM VERİYORUZ”

Toprağın üstünü nasıl boş bırakmıyorlarsa altındaki nimetlerden de azami derecede istifade etmeye çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Türkiye’nin en stratejik yer altı kaynaklarından olan bor madenine özel önem verdiklerine vurgu yaptı.

Günümüzde nükleer uygulamalardan plastiğe, yakıtlardan elektroniğe, nano teknolojilerden otomotiv ve enerji sektörüne kadar hemen her alanda bor madeninden istifade edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durum üretimimize de yansıdı. Mesela, 2002’de 436 bin ton olan rafine bor ürünleri üretimimizi bu yıl aralık ayı itibarıyla yaklaşık 1,6 milyon tonu buldu. Bor ürünleri ihracatımız, 2002 yılında 186 milyon dolar iken, salgına rağmen bu rakam 2020’de aralık ayı itibarıyla 610 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde Rafine Bor Ürünleri Kurulu kapasitemizi de 730 bin tondan 2 milyon 753 bin tona yükselttik” bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ileri teknoloji ürünleri başta olmak üzere bor minerallerinin kullanım yelpazesini daha da genişletmeyi planladıklarını açıklayarak açılışı yapılan tesisin de bu çabaların en son örneği olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin, dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet ve Eskişehir Kırka’da bulunan bor yataklarının belli oranlarda lityum da içerdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, lityumun üretiminin geleneksel üretim teknolojileriyle ekonomik olmadığından bugüne kadar değerlendirilmediğini belirterek şöyle devam etti: “ETİ Maden, üç yıldır yürüttüğü araştırma geliştirme çalışmasıyla bor üretimini, özellikle bu arada ortaya çıkan sıvı atığın içerisindeki lityumu geri kazanma noktasında yeni bir teknoloji geliştirdi. Böylece atıklardaki bor ve lityum alınarak lityum karbonat ve satılabilir bor ürünlerinin üretimi gerçekleştirildi. Tesisimizin tam kapasite devreye girmesiyle halihazırda tamamını ithal ettiğimiz lityum ihtiyacımızın inşallah yarıdan fazlasını karşılamış olacağız. Yerli lityum üretimi, yüksek teknoloji gerektiren ürünlerdeki yerlilik oranının da artmasını sağlayacaktır. TOGG otomobilinin pillerinde kullanılacak lityumu da yine buradan temin etmeyi planlıyoruz. Elektrikli otomobillerin yanında akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, elektrikli aletler dâhil olmak üzere tüm mobil cihazların bataryalarında da bu lityum kullanılacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisten temiz su elde ederek yeni su kaynaklarına olan ihtiyacı da azaltacaklarını belirterek yapılan yatırım sayesinde geri dönüşüm odaklı, insan ve çevre sağlığına duyarlı bir üretim modeliyle 440 bin metreküplük sıvı atığın yüzde 90’unu tekrar kazanmanın hedeflendiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİ HAREKETE GEÇİREN HEMEN HER ÇABA ORGANİZE BİR SALDIRIYA UĞRAMAKTADIR”

Türkiye’nin yer altı kaynaklarından uzun yıllar boyunca yeterince istifade edememesinin sebebinin, bu yönde atılan adımların sabote edilmesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ekonomik, siyasi, askerî bakımdan güçlenmesini istemeyenler kimi zaman içerdeki piyonlarını kimi zaman da uluslararası yapıları kullanarak birçok projemizi daha başlangıç aşamasında akim bırakmıştır. Nükleer enerjiden hidroelektrik santrallerine, maden arama ve işletme faaliyetlerinden diğer yatırımlarımıza kadar ülkemizin potansiyelini harekete geçiren hemen her çaba organize bir saldırıya uğramaktadır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda enerjide dışa bağımlılığı azaltacak projelerin tamamında bu tür provokasyonlara ve engelleme girişimlerine maruz kaldıklarını anlatarak şöyle devam etti: “Bu olaylarda özellikle marjinal sol örgütler tarafından insanımızın çevre hissiyatının istismar edildiğini gördük. Bölücü örgütün ekolojik terörüne ses çıkarmayanlar Türk ekonomisine ve çevreye çok büyük katkı sunacak temiz enerji projelerimizi hedef aldı. Terör örgütünün eli kanlı militanlarını ‘Yere izmarit dahi atmıyorlar.’ diyerek şirin göstermeye kalkanlar, hidroelektrik santrallerimizi kötülemeye çalıştı. Batılı ülkelerin enerji ihtiyacını karşılamak için yıllardır kullandığı teknolojiler söz konusu Türkiye olunca hemen çevre düşmanı ilan edildi. Burada meselenin asla çevre ve ağaç olmadığını, asıl gayenin Türkiye’nin enerji yatırımlarının baltalanması olduğunu biliyoruz. Doğa, çevre ve yeşil gibi insanlığın ortak kavramlarının arkası karanlık birçok marjinalin operasyon aparatı hâline getirilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye’nin ve 83 milyonun tamamının faydasına olan enerji projelerimizin çevreci maskesi takmış vandallarca engellenmesine müsaade etmeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yatırımlarla Türkiye’nin enerji ve hammadde bağımlılığını azaltacaklarını ve bu konunun gelecek için önemini millete anlatacaklarını belirterek vakitli ve etkili bilgilendirme çalışmalarıyla marjinallerin insanların zihnini bulandırmasına fırsat vermeyeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi’nin hayırlı olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, tören alanında bulunan yetkililere, tesisin açılış kurdelesini kesme talimatı verdi.

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftaya organize sanayi bölgelerimizde kurulan mesleki eğitim merkezlerinin ortak açılış töreni ile başlamıştık. En büyük zararı 28 Şubat’ın verdiği mesleki eğitim sistemimizi yeniden ayağa kaldırma çabalarımızın bu en son ve en verimli adımıyla ülkemizin önemli bir meselesini daha hâl yoluna koyduğumuza inanıyorum.

Hem işverenlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacını karşılayacak, hem gençlerimizin donanımlı bir şekilde hayata atılmalarını ve geleceklerini görebilmelerini sağlayacak yeni mesleki eğitim merkezleri modelimizin bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI HEDEFİNİ KARALAMAYA ÇALIŞANLARIN MAHCUBİYETLERİNİ HEP BERABER GÖRECEĞİZ”

Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüyerek dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesini hedeflediğimiz bir dönemde böyle bir projenin gerçekleştirilmiş olması ayrıca önemlidir. Nitekim bu törende bir araya geldiğimiz sanayicilerimizin hedeflerimize ulaşma konusundaki inancına ve gayretine bizzat şahit olduk. İnşallah önümüzdeki yıl bu zamanlar bambaşka bir Türkiye fotoğrafıyla milletimizin huzuruna çıkacağız. İşte o zaman kimi inanmadığı, kimi istemediği için ülkemizin takip ettiği büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası hedefini karalamaya çalışanların mahcubiyetlerini hep beraber göreceğiz.

Yine geçtiğimiz hafta iştirak etmekten memnuniyet duyduğumuz bir diğer önemli program, Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreniydi. Türkiye, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNESCO tarafından hazırlanan somut olmayan kültürel miras listesine en çok değer kaydettiren ülkeler arasında yer almaktadır. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerimiz, Anadolu’nun bereketli kültür mirasının dünyaya tanıtılması bakımından önemli bir envanter çalışmasıdır. Bu kapsamda 2021 yılı için belirlenen 21 sanatçımız ile mehteran birliğimize, marifet sahiplerine hak teslimi olarak gördüğümüz ödüllerini takdim ettik.

Çarşamba günü yaptığımız Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısında mevcut projeleri gözden geçirme yanında, önümüzdeki dönemde öncelik vereceğimiz hususları değerlendirdik ve karara bağladık.

Perşembe günü Avrupa Birliği büyükelçileriyle bir araya gelerek ülkemizle birlik arasındaki ilişkilerin geçmişten bugüne muhasebesini yaparak tıkanan noktaları ve çözüm yollarını kendileriyle paylaştık.

Cuma günü ülkemizin ilk istihbarat gemisi Ufuk’un hizmete girme töreni vesilesiyle bu alandaki gücümüzü ve kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk.

Cumartesi günü Aydın’da gerçekten çok güzel bir dizi programa katıldık. Söke’de toplamda bir milyar dolarlık bir proje olan KİPAŞ Kâğıt Fabrikasının 550 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen ilk etabını hizmete açtık. Bu fabrika ithalatımızı azaltarak ve ihracatımızı artırarak ülkemiz cari dengesine yılda 450 milyon dolarlık olumlu katkıda bulunacaktır.

Aydın’da toplu açılış töreni vesilesiyle hem oradaki kardeşlerimizle hasret giderdik, hem de kendileriyle samimi bir hasbihal yaptık. On binlerin katıldığı bu törende coşku, heyecan tamamıyla oraya hâkimdi.

Aynı günün akşamı rahmetli Menderes’in hayatının son günlerinde Çine Çayı’nın kenarında oturup söğüt ağaçlarının altında serinliğinin saadetini tatmak istediği yerde inşa edilen Adnan Menderes Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Müzede Menderes ailesi, gençlerimiz ve diğer katılımcıların iştirakiyle yaptığımız ufuk açıcı demokrasi sohbeti de hem geçmişin hatırlanmasına, hem geleceğimize umutla bakmamıza vesile oldu.

Özellikle de bu vesileyle Aydın’daki programımıza çizdikleri güzel resimleri, “Seni çok seviyorum Tayyip Amca” notuyla bize ileten Hatice ve Nisa evlatlarımıza da selamlarımı iletiyorum.

“522 KONUTUN TESLİM TÖRENİNDE ARNAVUT KARDEŞLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİK”

Önceki gün Arnavutluk’a hem açılış törenleri, hem resim görüşmeler vesilesiyle bir ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle Laç şehrinde 2019 depreminin yol açtığı yıkımın telafisi için TOKİ’miz vasıtasıyla inşa ettirdiğimiz 522 konutun teslim töreninde Arnavut kardeşlerimizle bir araya geldik. Ardından Başbakan Sayın Edi Rama ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerimizi gerçekleştirerek farklı alanlarda yedi anlaşma imzaladık. Daha sonra Arnavutluk Meclisi’nde milletvekillerine hitap etme imkânı bulduk. Son olarak da Tiran’da restorasyonu TİKA tarafından yapılan Osmanlı döneminde inşa edilen en önemli eserlerden biri ve günümüze ulaşan tek yer olan Ethem Bey Camii’nin açılış törenine katıldık. Arnavutluk’a ayak basışımızdan ayrılışımıza kadar bize ve heyetimize gösterilen teveccüh, Balkan coğrafyasındaki kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağının gücünü göstermeye tek başına yeterlidir. Ayrıca, yine Tiran’da yapılan tarafımızdan şu anda bitmek üzere olan muhteşem caminin ki yaklaşık 3 bin 250 cemaat kapasiteli caminin son şu anda çalışmalarını yerinde bir görelim dedik ve yerinde arkadaşlarımızla beraber camiyi bir gezdik. İnşallah yetişebilirse Ramazan sonuna kadar caminin bitişini gerçekleştireceğiz ve ondan sonra da açılışını inşallah Tiran’da yapacağız.

Dün de yine Balkanlar’dan önemli bir misafirimizi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic’i ağırladık. Kendisiyle Bosna Hersek’teki son gelişmeler başta olmak üzere bölgeye ve ülkelerimizin ikili ilişkilerine dair kapsamlı fikir alışverişinde bulunduk.

“MUHTARLAR BULUŞMAMIZ YİNE COŞKULU VE SAMİMİ BİR ATMOSFERDE GEÇTİ”

Bugün ise Kabine toplantımızın özellikle öncesinde ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızla bir araya geldik. Yaklaşık bin 500 civarında muhtarımızın da katıldığı yemekli sohbet toplantısını kendileriyle gerçekleştirdik. Koronavirüs salgını sebebiyle ara verdiğimiz muhtarlar buluşmalarımızın bu ilk toplantısı her zamanki gibi yine coşkulu ve samimi bir atmosferde geçti.

Tabi bu programların yanında hemen her gün kabine üyelerimizle ve kurumlarımızın yöneticileriyle çok sayıda dar kapsamlı görüşmeler yaparak ülkemizin ve milletimizin gündemindeki konularla ilgili istişarelerde bulunduk, kararlar aldık. Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

Dünyanın yakın tarihin en büyük sağlık ve ekonomik krizini yaşadığı bir dönemde hem ülkemizi bu fırtınadan sâhil-i selâmete çıkartmak, hem önümüze gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için daha çok çalışacağız. İstikrar ve güven iklimini güçlendirerek, programlarımızı kararlılıkla uygulayarak, ekonomideki hedeflerimize ulaşmamızı engellemek isteyenlere aradıkları ortamı vermeyeceğiz. Bu ülkenin boş teneke gürültüsünden öte anlamı olmayan, insanımızın önüne herhangi bir vizyon ve umut koymayan polemiklerle, kavgalarla, itiş-kakışlarla kaybedecek vaktinin ve enerjisinin olmadığı bilinciyle yolumuza devam edeceğiz.

“İÇ SARSINTILAR VE DIŞ BASKILARLA YERLE YEKSAN OLAN TÜRKİYE FOTOĞRAFI HAMDOLSUN ARTIK GERİDE KALMIŞTIR”

Aziz milletim, Türkiye geçtiğimiz 20 yılda kurduğu güçlü altyapı üzerinde küresel sınamalara hiç olmadığı kadar hazırlıklı girdiği bir dönemden geçmektedir. Bugünün Türkiye’si ne 1970’li yılların, ne de 1994 ve 2001 krizlerinin kırılganlığıyla maluldür. Siyasetinden ekonomisine kadar tüm unsurlarıyla küçük iç sarsıntılar ve dış baskılarla yerle yeksan olan Türkiye fotoğrafı hamdolsun artık geride kalmıştır. Ülkemizin Gezi olaylarından beri yaşadığı her hadise bu gerçeği bize tekrar tekrar göstermiştir. Milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin gücü devletimizin altyapısı ve makro dengeleriyle geldiği seviyenin desteği sayesinde kendi hedeflerimizden kopmadan yolumuza devam edebiliyoruz. Bunun son örneğine geçtiğimiz aylarda yaşadığımız ekonomimizin gerçekleriyle uyumlu olmayan, daha ziyade belli kesimlerin oluşturduğu suni bir panik hâlinin etkisiyle ortaya çıkan döviz kuru dalgalanmasında hep birlikte şahit olduğumuz konudur. Kendi içerisinde dinmesini beklediğimiz bu dengesizlik hâli devam edince, serbest piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde 20 Aralık’ta açıkladığımız bir tedbir paketiyle panik havasını dağıtmak mecburiyetinde kaldık. Her şey bitip kur yeniden dengeye oturduğunda görüldü ki aslında ortaya böyle bir sert çıkış yaşanmasını gerektirecek hiçbir sebep, hiçbir tehdit, hiçbir tehlike mevcut değildir.

“ŞU ANA KADAR 163 MİLYAR LİRALIK MEVDUAT, KUR KORUMALI SİSTEME GEÇMİŞTİR”

Açıkladığımız tedbir paketindeki unsurlardan biri olan kur korumalı Türk Lirası mevduatına bireylerin ve yatırımcıların ciddi ilgi gösterdiğini görüyoruz. Şu ana kadar 163 milyar liralık mevduat, kur korumalı sisteme geçmiştir. Katılım finans kuruluşlarını da sisteme dâhil ederek bu imkânın cazibesini artırdık. Döviz ve altın cinsi hesaplardan bu mevduata dönüşleri zorunlu karşılıktan muaf tuttuk. Tüzel kişilerin döviz ve altın hesaplarından bu sisteme geçişini teşvik etmek için stopaj oranını sıfırladık. Türk Lirası hesaplarına Hazine desteğinin hukuki altyapısını oluşturacak kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmektedir.

Merkez Bankamız da dış ticaret firmalarına Türk Lirası vadeli döviz satım ihaleleri düzenleyerek kendi paramızın istikrarına katkıda bulunuyor.

Devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi artırmak için burada da stopajları sıfıra indirdik. Aynı şekilde temettü gelirlerine uygulanan stopajı 5 puanlık indirimle yüzde 10’na çektik.

Yastık altı altınları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bu çerçevede hurda altın değerleme sisteminin işlerliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için milyem değerlerinde değişiklik yaptık. Bankaların, darphanenin ve altın rafinerilerinin içinde yer aldığı bir mekanizmayla vatandaşlarımızın altınlarını sisteme sokmalarını temin edeceğiz. İsteyen vatandaşlarımız bu sisteme verdikleri altınlarını veya darphane altını bazında açtıkları hesaplarındaki birikimlerini fiziki altın olarak alabilmelerini de sağlayacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımız altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracını farklı alternatiflerle sürdürüyor.

Tutarı 250 milyar lirayı, katılımcı sayısı 13,2 milyon kişiyi bulan bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısını yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkartan kanun teklifi de Meclis Genel Kurulu’ndadır.

“YATIRIMCILARIMIZA TÜRK LİRASI BAZLI YENİ ALTERNATİFLER SUNUYORUZ”

Girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişimci sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kazançları Kurumlar Vergisinden istisna tutuyoruz. Bunun yanında çeşitli fonlardan elde edilen kar paylarının iştirak kazançlarını da bu kapsama alıyoruz.

Kamu iktisadi teşebbüslerinden elde edilen ve bütçeye aktarılan gelir paylarına endeksli kamu borçlanma senetleri çıkartarak yatırımcılarımıza Türk Lirası bazlı yeni alternatifler sunuyoruz. Kamu bankalarının kredilerinin belli bir oranını her yıl önceden ilan edilecek sektörlere şeffaf bir şekilde kullandırmalarını temin ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu desteğiyle istihdamı koruma ve geliştirme öncelikli işletme ve yatırım kredileri vermeye yönelik paketin hazırlığı da bitmek üzeredir. Finansal istikrar ve güveni temin için sermaye artırımlarını teşvik ettiğimiz bankaların kredi tahsisi ve izlemesini uluslararası standartlara uygun sistemlerle yapabilmelerini sağlayacak bir altyapı kurduk. Böylece proje odaklı bankacılığı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.

İhracat ve imalat sektörlerindeki sanayi şirketlerinin Kurumlar Vergilerini 1 puan indiren düzenleme de Meclis’te görüşülmektedir. Katma Değer Vergisinde etkinliği, adaleti ve basitleştirmeyi sağlayacak çalışma tüm taraflarla görüşülerek hazırlanıyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Finansal İstikrar Komitesi ve Fiyat İstikrarı Komitesi gibi yapıları etkin şekilde çalıştırıyoruz.

Aziz milletim; Türkiye ekonomi modeli çerçevesinde hazırlıklarını sürdürdüğümüz çalışmaları ilgili taraflarla beraber olgunlaştırarak kamuoyuyla paylaşmayı ve hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizin bir daha geçtiğimiz aylardakine benzer dalgalanmalar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Kendi ülkesinin ve ekonomisinin felaketi pahasına açgözlülük yapanlara hareket alanı bırakmamakta kararlıyız. Kısır hesaplarla hareket ederek içinden geçtiği kritik süreçte ülkemize zarar verenleri, kusura bakmasınlar, affetmeyeceğiz.

“İNŞALLAH BU EKONOMİ PROGRAMIMIZI DA BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”

Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda sabrıyla, fedakârlığıyla, gayretiyle, emeğiyle, üretimiyle, dirayetiyle bize destek veren her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum. Nice büyük mücadelelerden alnının akıyla çıkan, nice aşılmaz gözüken engelleri geride bırakan, nice olmaz denilenleri gerçekleştiren bir millet olarak inşallah bu ekonomi programımızı da başarıya ulaştıracağız.

Türkiye’yi çift paralı bir ülke olmaktan çıkartarak dış ticaretle iştigal edenler dışında herkesin işini de, tasarrufunu da Türk Lirası ile yaptığı bir yer hâline getirmek için herkesten destek istiyoruz. Ülkemizde döviz mevduat hesapları hâlâ oldukça yüksek seviyelerdedir. Vatandaşlarımızı, kurumlarımızı, yatırımcılarımızı sağladığımız imkânlardan faydalanarak dövizden kendi paramıza ve kendi paramızla yürütülen finansal enstrümanlara geçmeye davet ediyoruz. Hükûmet olarak devletimizin tüm kaynaklarını milletimizin emrine tahsis ettiğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Geçtiğimiz yıl sadece milletimize daha uygun fiyatlarla doğal gaz, elektrik ve akaryakıt vermek için yaptığımız fedakârlığın tutarı 165 milyar liradır. Bu tutarın bütçenin neredeyse onda biri kadar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yılbaşından itibaren bu ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlar da mümkün olabilecek en alt seviyede yapılmıştır. Bir başka ifadeyle, devlet bu alanlarda fedakârlık yapmayı sürdürmektedir. Yanı başımızdaki Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyayı takip eden herkes bu gerçeği teslim edecektir. Üstelik tüm bunları salgından, tabii afetlere kadar yaşadığımız nice badireye rağmen başardık.

Aynı şekilde asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanlarımızın gelirlerinde yaptığımız artışları da bütçe imkânlarını sonuna kadar zorlayarak gerçekleştirdik. Amacımız; ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyütmek, böylece ortaya çıkacak artı değeri tekrar insanlarımızın hizmetine vermektir.

Dünyadaki değişimlerin, ekonomide de yeni yaklaşımları, yeni çözümleri, yeni politikaları, yeni uygulamaları gerektirdiği gerçeğini ilk gören ülkelerden biriyiz. Türkiye’nin izlediği bu yol şimdi pek çok ülke tarafından konuşulmakta, değerlendirilmekte, yavaş yavaş uygulanmaya başlanmaktadır. Bir asırlık, yarım asırlık çözümleri ülkemize tek hakikat, tek kurtuluş yolu olarak dayatanlar da elbette bir gün efsunlu uykularından uyanacaklardır. Biz o güne kadar inşallah ülkemizi her alanda olduğu gibi ekonomide de hak ettiği seviyeye getirmiş olacağız.

“SAĞLIK SİSTEMİMİZ SALGINLA MÜCADELE İÇİN GEREKLİ KAPASİTEYE SAHİPTİR”

Aziz milletim; dünya koronavirüs salgınının yeni dalgası altında sıkıntılı günler geçirmeyi sürdürüyor, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere pek çok coğrafya Omicron varyantının etkisi altında kıvranıyor. Türkiye, salgının her safhasında olduğu gibi bu süreçte de hem vatandaşlarının sağlığını gözeten, hem günlük hayatın kendi akışında sürmesini temin eden bir yaklaşımla yoluna devam ediyor. Hamdolsun, sağlık sistemimiz hastane ve yoğun bakımından aşıya kadar salgınla mücadele için gereken her türlü ihtiyacı karşılamaya yetecek kapasiteye sahiptir.

Ülkemizin bilim insanlarının geliştirdiği ve yine ülkemizdeki tesislerde üretimine başlanan TURKOVAC aşımız sayesinde artık kendimize daha güvenle bakıyoruz. Aşı geliştirme ve üretimi konusunda devam eden çalışmalarımızda inşallah yakın gelecekte Türkiye bu alanda dünyanın önde gelen merkezlerinden biri hâline dönüşecektir.

Salgının yayılması, istihdam ve üretim tarafında şu ana kadar kayda değer bir soruna, kesintiye yol açmamıştır. ,

Eğitim-öğretim başta olmak üzere hiçbir alanda insanlarımızın mağduriyetine neden olacak bir açığa, aksaklığa, gereksiz kısıtlamaya meydan vermedik, vermeyeceğiz. Bu son dalganın koronavirüsü öncelikle tehdit olmaktan çıkartarak rutin salgınlar seviyesine geriletmesini umuyoruz. Vatandaşlarımızdan bu dönemde de temizlik, mesafe, maske kurallarına uymayı, aşılarını yaptırmayı veya tamamlamayı ihmal etmemelerini istiyoruz.

“60 YAŞ ÜZERİ VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIKLARI İÇİN HATIRLATMA DOZLARI ÖNEMLİDİR”

Bilhassa 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın sağlıkları için hatırlatma dozları önemlidir. Yeni varyantta maske kullanımının etkin sonuçlar verdiği bilinmektedir. İnşallah bu badireyi de geride bıraktıktan sonra salgınla birlikte zorunlu olarak odak değiştiren sağlık sistemimizi vatandaşlarımıza daha etkin ve kalite hizmet sunacak şekilde geliştirmeye yöneleceğiz.

Ülkemizi geçtiğimiz 20 yılda şehir hastaneleri ve onları aratmayan devlet hastanelerimizle, özel kuruluşlarımızla dünyanın en üst düzeyde sağlık hizmeti veren kurumlarına kavuşturduk. Doktorlarımızla, hemşirelerimizle, destek personellerimizle sayıları artık bir milyon 200 bine ulaşan sağlıkçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Ecdadın, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyerek dünyada sağlıktan daha büyük mutluluk olmadığını ifade ettiği düsturla çalışmayı sürdüreceğiz.

Son dönemde vatandaşlarımızdan gelen serzenişleri biliyoruz, bunları da çözüm için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Milletimiz müsterih olsun, geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi bugün de, yarın da bu ülkenin ve insanlarının çözülmedik hiçbir sorununu bırakmayacağız.

Aziz milletim; sözlerime son vermeden önce birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde 2021 yılında yaşanan yangın ve sel afetlerinde zarar gören vatandaşlarımıza 2090 iş yeri, 2338 araç ve muhtelif ev eşyası yardımı kapsamında toplam 354 milyon lira ödeme yapılmıştır.

Ayrıca, tarım ürünleri zarar gören vatandaşlarımıza da 133 milyon lira ödeme gerçekleştirilmiştir. Şimdi de tarım ürünleri zararlarının karşılanması konusundaki eksikleri tamamlamak için AFAD üzerinden 200 milyon liralık bir kaynak daha ayırıyoruz. Bu meblağ da en kısa sürede Antalya, Artvin, Aydın, Bartın, Kastamonu, Mersin, Muğla, Osmaniye, Rize, Sinop ve Van’daki hak sahiplerine dağıtılacaktır.

“AFGANİSTANLI KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAMAKTA KARARLIYIZ”

Öte yandan, kadim tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Afganistan’da yaşanan sıkıntılara bigâne kalmıyoruz. Uzun yıllardır süren iç çatışmalar, dış yardımların kesilmesi, kuraklık ve sert hava şartları sebebiyle milyonlarca Afganlı kardeşimiz çok zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi vermektedir. Ülkede 13 milyonu çocuk olmak üzere 19 milyona yakın kişinin acil gıda sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Türkiye olarak bu zor dönemlerinde Afganistanlı kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. AFAD koordinasyonunda 10 sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle bu ülkeye 700 ton gıda, giyim, sağlık, malzeme olarak söylüyorum, acil ihtiyaç ürünleri taşıyan bir iyilik treni göndermeye hazırlanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız tarafından temin edilecek bu ihtiyaç maddeleri Devlet Demiryolları’mızın bir treniyle Afganistan’a ulaştırılacaktır. İmkânı olan vatandaşlarımızı bu iyilik trenine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Diğer yandan, pancar üreticilerimize verilecek avans, kota tamamlama pirimi ve posa bedellerinde yüzde 100’e varan oranlarda artış yaptık. Pancar alım fiyatını da kilogramda 42 kuruştan 80 kuruşa çıkardık, böylece pirim ve posa desteğiyle birlikte önümüzdeki dönem için üreticilerimize ton başına 875 liralık bir pancar bedeli ortaya çıkıyor. Hasat döneminde elbette bu rakamlar tekrar değerlendirilecektir. Çiftçilerimizin 2022 hasat dönemindeki üretimini desteklemek için imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.

“DOĞAL GAZ DESTEĞİNDEN YAKLAŞIK 4 MİLYON HANE YARARLANACAK”

Bir başka konu, elektrik tüketim desteği programı kapsamında yapılan ödemelerdir. Bu kapsamda ülkemizde son 3 senede yıllık ortalama 2,1 milyon haneye toplamda 6,4 milyar lira kaynak tahsis edilmiştir. Elektrik desteği programının kapsamını kronik hastalığı sebebiyle cihaz kullanan, maddi imkânı yetersiz vatandaşlarımızın elektriğe erişiminde sıkıntı yaşamalarının önüne geçecek şekilde genişletiyoruz. Bu şekilde 50,4 milyon liralık ilave kaynakla 20 bin aileyi daha elektrik desteği kapsamına alıyoruz.

Kömür yardımı alan hanelerden isteyenlerin bunu doğal gaz olarak da kullanabilmelerini sağlayacak düzenleme tamamlandı. Doğal gaz desteğinden yaklaşık 4 milyon hane yararlanacak. Sosyal destek yelpazesini genişleten bir başka çalışmayı da bitirmek üzereyiz.

Tüm bu hususların da milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”


HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Sanayide mevcut fabrikalar tam kapasite harıl harıl çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapılıyor. İstihdamda, salgın öncesinin bile üzerine çıkarak 30 milyon sınırına dayandık. Dış ticaretimiz, 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda mahalle ve köy muhtarları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; Adana, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Konya, Mersin Sakarya, Samsun, Sivas ve Yozgat illerinden gelen muhtarlarla birlikte olduklarını belirtti. Yoğun kar yağışı sebebiyle bazı muhtarların aralarında olamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlarla geniş katılımlı ilk toplantıyı 2015 Ocak ayında yaptıklarını anımsattı.

Ülkedeki tüm muhtarlarla bir araya gelme sözünü tutarak Mayıs 2019’a kadar 50 ayrı toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç istisna dışında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ana binasındaki 400 kişilik toplantı salonunda başladıkları buluşmaları sergi salonuna aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk 50 toplantıda 35 bine yakın muhtarla yüz yüze görüşme imkânı bulduklarını, bugün de yaklaşık bin 500 muhtarla birlikte olduklarını aktardı.

“MUHTARLARIMIZA NE SÖZ VERMİŞSEK HEPSİNİ YERİNE GETİRİYORUZ”

Bu durumun ülkede hiçbir cumhurbaşkanının, hiçbir başbakanın, hiçbir siyasetçinin başaramadığı bir rekor olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlerle uzun süredir devam ettirdiğimiz bu buluşmaların hayırlı neticelerinden biri de hem muhtarlarımızın hem de onlar vasıtasıyla mahallelerimizin ve vatandaşlarımızın pek çok sıkıntısını çözüm yoluna koymuş olmamızdır. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız bünyesinde giderek daha etkin şekilde kullanılmaya başlanan bir muhtarlık bilgi sistemi kurduk. Yine İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen Muhtarlar Daire Başkanlığı vasıtasıyla sizlerin meselelerinin Ankara’da en üst düzeyde ve tek elden takip edilmesini sağladık. Bununla kalmadık, muhtarlarımızın taleplerini takip etmek üzere illerimizde vali yardımcısı, büyükşehirlerde genel sekreter yardımcısı, diğer belediyelerde başkan yardımcısı düzeyinde muhataplar belirlenmesini temin ettik. Muhtarlarımızla bir araya geldiğimiz bir toplantıda dile getirilen teklif üzerine 19 Ekim tarihini Muhtarlar Günü olarak belirledik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların özlük haklarında, SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi, maaşlarının artırılması, silah ruhsatı harcı muafiyeti başta olmak üzere pek çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını dile getirdi.

AK Parti hükûmetlerinden önce bu düzenlemelerin olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bunların hepsini gerçekleştirdik. Bu vesileyle sizlere bir de müjde vermek istiyorum. Bilindiği gibi biz hükûmete geldiğimizde muhtar maaşları neydi? 97 liracık. Bu yılbaşı itibariyle 3 bin 392 lira seviyesine kadar çıkarmıştık. Ayrıca bin 726 lira tutarındaki SGK primlerini de karşılamaya başlamıştık. Muafiyet sağladığımız silah ruhsatı harcının da 10 bin 359 lira olduğunu hatırlatmak istiyorum. Muhtar maaşlarının asgari ücretin altında kalmasına gönlümüz razı olmadı. Yaptığımız değerlendirme sonunda muhtar maaşlarını asgari ücret seviyesine yani 4 bin 250 liraya yükseltme kararı aldık. İşte şimdi de yine aynı şekilde hayata geçmesi için gereken kanuni değişikliği en kısa sürede yapacağımız yeni maaşlarının muhtarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Lafta değil, ben icraat konuşuyorum icraat. Bugüne kadar her sözün arkasında nasıl durduysak bundan sonra da yine aynı şekilde sözlerimizin arkasında duracağımızı, inşallah bu kanun değişikliğiyle Cumhur İttifakı’nın bir icrası olarak bunu da göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka önemli çalışmalarının da muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, köy konağı tarzında ve mahalli mimariye uygun şekilde inşa edecekleri muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili proje çalışmalarını tamamladıklarını, yerlerini önemli ölçüde belirlediklerini, inşasına yakında başlayacaklarını ifade etti.

Kadın muhtarların görev yaptığı yerlere öncelik vermek suretiyle muhtarlık hizmet binalarını güvenlik kamerası sistemleri ile donattıklarına dikkati çelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ankara’da sizler için hazırladığımız Muhtar Konukevini de inşallah 19 Ekim Muhtarlar Günü’nde hizmete açıyoruz. Vilayetler evi var ya onun bir benzerini de muhtarlarımız için yapıyoruz. Yani muhtarlarımızın, Ankara’ya geldiği zaman oturacağı, buluşacağı, kalacağı bir yeri olsun istedik. İçişleri Bakanı’mız da bunun adımını attı, atıyor. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ni muhtarlarımızın istifadesine açarak gereken bilgilere buradan ulaşılmasını sağlıyoruz. Afetler sonrası, AFAD’ın gönderdiği ayni yardımların dağıtımıyla ilgili de muhtarlarımızın kullanabileceği bir sistem kuruyoruz. Görüldüğü gibi muhtarlarımıza ne söz vermişsek hepsini de yerine getirdik, getiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle ara verdikleri toplantıları bugün yeniden başlattıklarını belirtti. Yaklaşık 2,5 yıllık bir aranın ardından tekrar muhtarlarla birlikte olmaktan ve hasret gidermekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımıza bir teşekkür borcumuz da var, onu da ifade etmeden geçemeyeceğim; birlikte olamadığımız süre boyunca gerek koronavirüs salgınına gerek sel ve yangın felaketlerine karşı verdiğimiz mücadelede muhtarlarımız hep ilk saflarda yer aldılar. Salgın sürecinde valiliklerimiz ve kaymakamlıklarımızla yakın iş birliği hâlinde filyasyon ekiplerinde, Vefa gruplarında, denetim ekiplerinde aktif görev alan tüm muhtarlarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Devletin, ülkenin en ücra köşelerine kadar uzanan elleri olan muhtarların ne kadar önemli ve kritik işlevlere sahip olduğunu bu felaketler vesilesiyle herkesin yakından gördüğüne inanıyorum. Bugün bir kez daha tüm kalbimle hissettik ki muhtarlar candır” diye konuştu.

“MUHTARLARIMIZLA DAHA NİCE MÜCADELEYİ BAŞARIYLA GERİDE BIRAKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımız yoldaştır, muhtarlarımız omuzdaştır, sırtınızı güvenle dayayacağınız birer dağdır, dağ. Sizleri özlemişiz, sizlerin de bizi özlediğini görüyoruz. Her ne kadar aramızdaki gönül bağının derinliğini anlayamadığı için zahire bakarak bu buluşmaları taklit etmeye çalışanlar çıksa da biz muhtarlarımızla aramıza kimseyi sokmayız ve biz birbirimizle beraber oluruz” dedi.

Kendilerinin muhtarlarla kader bağları bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 24 yıl önce siyasi hayatımız bitirilmek istenirken bu kardeşiniz için gazeteler ne başlık atmıştı? ‘Muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı. Dikkat edin ‘muhtar olamaz’ demediler ‘muhtar bile olamaz’ dediler. Bu ifade zihin dünyalarında muhtara biçtikleri değeri, muhtarı koydukları yeri gösteriyor. Tabii bu manşetleri attıran tek parti faşizmi o zihniyetin, geçmişte bir gecede muhtarların mühürlerini toplatarak, tüm muhtarlıkları kapatmaya teşebbüs ettiğini de biliyorum. Kim bu zihniyet? CHP. İşi, gücü bunların mühür toplamak, mühür toplattırmaktır, bunu böyle biliriz. Siz şimdi onların muhtar sevdalısı kesildiklerine bakmayın, bunlar ellerine fırsat geçtiğinde millî iradenin her kurumu gibi muhtarlıkların da kapısına kilit vurmaktan vazgeçmezler. Şimdi yalan, yanlış konuşuyor, muhtarın yanına kâtip koyacakmış, sekreter koyacakmış. İnanıyor musunuz bunlara? Bunların işleri, güçleri palavra.”

“Ya dürüst olun, dürüst, dürüst olun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önce elinizdeki belediyelerde gelin de bizim muhtar kardeşlerimize oralardan hadi destek verin de görelim. Geçen ne dedi? ‘Elektrik parasını almayacağız, ücretsiz elektrik vereceğiz’, nerede? Şanlıurfa’da bunu söyledi. İnandınız mı? Şu anda elinizdeki belediyelerde, hadi buyurun elinizi tutan mı var, ücretsiz elektrik verin. Böyle büyük bir yalan olabilir mi? Bir defa elektrik olayı belediyelerin elinde mi? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı elektrik, belediyelerle alakası yok. Böyle bir yalan söyleyen ana muhalefetin başı var. Dürüstlük bunların semtine uğramamış. Bu oyunlara gelmeyeceğiz, bu oyunları kim bozacak? Muhtarlar bozacak. Bunların topunu üst üste koysanız bir tane muhtarımızın tırnağı bile etmezler. Hamdolsun, tüm gayretlerine rağmen ne bizim önümüzü kesebildiler ne de sizin mühürlerinizi kırabildiler. İşte bugün burada biz Cumhurbaşkanı sizler de mahallelerinizin, köylerinizin anlı şanlı muhtarları olarak kol kola, gönül gönüle birlikteyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüce dağlar boran olur, kar olur / Sen gelirsen dünya bize yar olur / Evelallah yokluğunu aratmaz muhtar ağam derdimize çare olur / Kuşlar konar menengicin dalına, kurban olayım yoldaşına, yoluna / Muhtar ağam sen halimden anlarsın, taş değmesin topuğuna, eline” dizelerini aktararak, şunları kaydetti: “İnsanlarımızın dertlerine çare olan, vatandaşımızın müşkülünü çözen, yurdumuzun en ücra köşelerinde devletimizin müşfik eli, tatlı dili olan muhtarlarımızla daha nice yollar yürüyeceğiz, daha nice mücadeleleri başarıyla geride bırakacağız. Bir sonraki toplantıyı da inşallah ülkemizdeki kadın muhtarlarımızla yine bu salonda yapmayı planlıyoruz. Sadece kadın muhtarlarımız, şimdiden hazırlanın. Yani birileri ‘Niye bunu sadece kadınlarla yapıyor’ falan diyebilirler, hiç takmayın kafanıza, biz kadınlarla verilecek mücadelenin ne kadar kutsal olduğunu iyi biliriz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi hep daim eylesin diyorum. Rabbime, bana sizler gibi yoldaşlar verdiği için hamdediyorum.”

“BİRBİRİNİ SEVENLERLE BU YOLDA BERABER YÜRÜYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu buluşmaların hasret gidermenin yanında Türkiye’nin meseleleriyle ilgili görüşlerini paylaşma ve istişare etme vesilesi olduğunu söyledi.

Muhtarlar buluşmalarının Türkiye’nin en büyük, en kapsamlı demokrasi şölenlerinden biri olarak siyasi tarihe geçtiğini ve bu toplantıları yapmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin bir araya gelişiniz, bu buluşmanız var ya, işte bu bizi sevmeyenlere bir ders oluyor. Biz birbirini sevenlerle bu yolda beraber yürüyeceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin iki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesinde içinde bulunduğu kritik safhaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her gelişme dünyayı gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış diye sınıflayanların bize biçtikleri kılıfın aslında ne kadar fıtratımıza, tarihimize, medeniyetimize aykırı olduğuna işaret ediyor” ifadesini kullandı.

Son 20, özellikle de son 10 yılda yaşananların ileride üzerinde yıllarca çalışılsa da yetmeyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî dersler içerdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlar boyunca “Siz yapamazsınız” diyenlere rağmen, insansız silahlı hava araçlarını yaptıklarını, gelinen noktada ise “Yapamazsın” diyenlerin bu araçları istediklerini anlattı.

Bu süreçte, “Sizin çapınız da gücünüz de aklınız da yetmez dedikleri ne varsa” hepsini herkesten çok daha iyisiyle başarabileceklerini gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte asırlar boyunca bize ‘Bağınızı koparmadan, unutmadan, reddetmeden çağdaşlaşamazsınız’ dedikleri ne varsa aslında hepsinin de sıkı sıkıya sarılmamız gereken değerlerimiz olduğunu gördük. Bu süreçte asırlar boyunca bize envaiçeşit kılıf altında sunulan her şeyin aslında ülkemizi demokraside ve kalkınmada geri bırakmak için uydurulmuş safsatalar olduğunu gördük. Daha acısı, içimizden bir kesimin ülkemizi ve milletimizi geri bırakmak, vaktimizi ve enerjimizi heba etmek gayesiyle yazılan senaryolarda kendilerine verilen mankurtluk rolünü nasıl şahsiyetlerinin bir parçası hâline getirdiklerini gördüm.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tek parti faşizmini yüceltenlerin, darbeleri savunanların, millete ve millî iradenin temsilcilerine yapılan zulümlere arka çıkanların hâlâ aynı yerde duruyor olmasının başka izahı var mı? Terör örgütlerinin payandalığına soyunarak siyasi, sosyal ve ekonomik kaos denemelerinin tetikçiliğini yaparak ülkenin ve milletin felaketinden kendine ikbal devşirmeye çalışanların hâlâ ortada dolaşıyor olabilmesinin, soruyorum, başka izahı var mı? Küresel yönetim ve ekonomi sistemi 2008 küresel finans krizi ve koronavirüs salgını ile köklerinden sarsılırken, hâlâ milletimize tek vaatleri eski Türkiye olanların durumlarını başka nasıl tarif edebiliriz? Ülkemizin bağımsızlığının alametleri olan 81 ilimize yayılan dev projelerden savunma sanayi ürünlerimize, dış politikadaki onurlu duruşumuzdan yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme odaklı ekonomi programımıza kadar her şeye karşı çıkanları başka nasıl isimlendireceğiz?”

“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRMEYİ BAŞARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıllık hükûmetleri döneminde eser ve hizmet siyasetiyle geçmişin eksiklerini tamamlarken ve geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ederken her gün ve her anın bu “habis zihniyetle” mücadele etmekle geçtiğini söyledi. Türkiye’de 81 ili üniversiteye bunlara rağmen kavuşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta da dev şehir hastaneleri gibi dünyanın gıptayla baktığı bir projeyi bunlara rağmen başlattıklarını ve yaygınlaştırdıklarını, büyük ülkelerin şimdi projeleri kendilerinden istediklerini anlattı.

Terör örgütlerinden suç çetelerine, milletin canına ve malına kasteden yapıları da bunlara rağmen çökerttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cudi, Gabar, Tendürek ve Bestler-Dereler’de terör örgütlerini, inlerine girmek suretiyle çökerttiklerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geceleri benim vatandaşım huzurlu bir şekilde sokağa çıkabilmeli, caddelere çıkabilmeli ve gidip kafelerde kahvesini içmeli. İşte bu günler elhamdülillah geldi. Adalette, fiziki imkânlarından insan gücüne kadar günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir sistemi bunlara rağmen kurduk. Ulaştırmada, kardeşlerim göreve geldiğimizde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Ama şimdi biz bunu 28 bin 500 kilometreye çıkardık” diye konuştu.

Daha önce 26 tane havalimanı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu sayının 56’ya çıktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her havalimanının olduğu ilde yarım saatte kişilerin evine ulaşabildiğini ifade etti. Bunların hepsini yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan önce bunların aklı neredeydi? Niye bunları yapmadılar?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü boğazın üzerine inşa ettiklerini anlatarak Marmaray raylı sistemin ve otomobillerin ise denizin altından geçtiğini belirtti.

Osmangazi Köprüsü’nü de yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmangazi Köprüsü ile sekiz saatte İzmir’e İstanbul’dan gidilirken şimdi 3 saat 15 dakikada İstanbul’dan İzmir’e gidiliyor. Bunlar durup dururken olmadı, bu iş akıl işi, akıl. Azmedeceksin, inanacaksın ve yapacaksın. Biz, Şanlıurfa-Adıyaman arasında, Keban’ın üzerine Nissibi Köprüsü’nü yaptık mı, yaptık. Yine biz yaptık. Bütün bunlarla beraber, Türkiye bir devrim, dünyada bir değişim yaşayan ülke ve bütün bunlar nasıl yapılıyor diye soruyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘Yap-İşlet-Devret’ ile yapıyoruz. Bay Kemal, ‘Bu nedir?’ diyor. Kolay değil tabii, bunları öğreneceksin. İşin içine girmeden bu iş olmaz. Arkadaşlarımız anlatıyor ama anlamıyorlar, basmıyor, basmıyor. Biz şehir hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptın?’ diyor. Eğitim araştırma hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptınız?’ diyor. Çünkü hatırlayın Sosyal Sigortalar Kurumunun başında değil miydi bu? Allah rahmet eylesin Savaş Ay, bir programında bunu gayet güzel anlatmıştı. Sosyal Sigortalar Kurumunu batıran şahıstır bu rezil etti kurumu ve bu hastanelerde rehin alınan ölülerimiz vardı. Ölüleri rehin aldılar, bırakmadılar. Hamdolsun şimdi böyle bir şey söz konusu değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide verdikleri destekler, kurdukları altyapılar ve teşvik ettikleri ihracat sayesinde Türkiye’yi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri hâline getirmeyi başardıklarını vurguladı.

“TÜRKİYE’Yİ İSTİKLALİNE VE İSTİKBALİNE GÜVENLE BAKABİLEN BİR ÜLKE HÂLİNE GETİRDİK”

Savunmada göreve geldiklerinde yerlilik oranının yüzde 20 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu oranın yüzde 80’e ulaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa bu teröristlerle nasıl baş edeceksin? Bu imkânların olursa edersin. Hem mühimmatın olacak, silahın… Bunlar yerli tüfek dahi yapamıyordu, tabanca yapamıyordu ama biz bunların hepsini şu anda yapıyoruz. Nereden, nereye… 15 Temmuz sonrası yeniden yapılandırdığımız kahraman ordumuzla, Türkiye’yi istiklaline ve istikbaline güvenle bakabilen bir ülke hâline bunlara rağmen getirdik. Ekonomide neredeyse 85 yıldır ayaklarımızda duran prangaları birer birer kırarak, mahkûm edildiğimiz boyunduruklardan birer birer kurtularak ülkemizi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefine doğru bunlara rağmen yürüyoruz. Hangi alana bakarsanız bakın işte böyle bir manzara, böyle bir fotoğraf göreceksiniz. Türkiye’de 20 yıldır verdiğimiz kavgayla 2 asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesini başarıya ulaştırmaya en yakın olduğumuz seviyedeyiz. Bugün ülke olarak öyle kritik bir noktadayız ki ya bu mücadeleyi başararak evlatlarımıza gururla teslim edeceğimiz bir 2053 vizyonu miras bırakacağız ya da güvenlikten sanayiye her alanda birikimlerimizi tehlikeye atarak yeniden istikrarsızlık batağına sürükleneceğiz. Ülkemizi bir grup kifayetsiz muhterisin kendi kısır çıkarları uğruna Kandil’in ve Pensilvanya’nın ‘iktidara geliyoruz’ çemkirişlerine maruz bırakanları Allah da affetmez, millet de affetmez. Milletçe 2023’te işte böyle bir hayati tercihte bulunacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan 2023 için bir söz vermelerini isteyerek, “Unutmayınız, milletimizin nezdinde muhtar sözünün eridir. Nitekim bir manide şöyle diyor, ‘Evinin önü direk, direğe bayrak gerek, muhtar ağam söz vermiş, gayri söze ne gerek.’ Sizlerden 2023’te Türkiye’nin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkma, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma mücadelemize destek vermenizi bekliyorum. Muhtarlarımız bu sözü verdikten sonra artık gayri bir söze gerek yok” dedi.

Ülke ve millet için çok büyük hayaller kurarken, çok büyük hedefleri hayata geçirmek için canlarını dişine takarken insanların günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları da görmezden gelmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin Gezi olayları ile başlayıp terör saldırılarıyla, darbe girişimleriyle nice tuzak ve kumpasla süren, bir süredir de kur-faiz-enflasyon şer üçgeninde tekrar sahnelenmeye çalışılan serencamının elbette her vatandaşımıza bir maliyeti olmuştur. Dün sosyal kaos denemelerine, terör örgütleri üzerinden birliğimize ve sınırlarımıza yöneltilen tehditlere 15 Temmuz ihanet kalkışmasına karşı devletin tüm imkanlarını nasıl milletimizin emrine vermişsek, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanlarımızı fahiş fiyat artışları altında ezdirmeyecek düzenlemelere gittik. Ocak ayı itibarıyla herkes bu artışların somut yansımalarını gelirinde ve hayatında görmeye başlayacaktır. Kurun istikrar kazanmasıyla artık kimseye bu bahaneyle abuk sabuk fiyatlandırma peşinde koşamayacaklar.”

“GENÇLERİMİZE 2053 VİZYONUNU HAYATA GEÇİREBİLECEKLERİ GÜÇLÜ, MÜREFFEH VE İTİBARLI BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ”

Bankalardaki hesaplarını kur korumalı mevduata dönüştürenlerin sayısının her geçen gün arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık piyasalarda bir daha dengesiz döviz talebinden kaynaklanan bir dalgalanmanın yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ülkeyi sıkıntıya sokma pahasına türlü yollara tevessül edenlerin de açgözlülüklerinin bedelini ödeyeceğini hatırlatmak isterim. Tıpkı kur gibi enflasyonun üzerindeki köpüğü de kısa bir sürede alacağımıza inanıyorum. Böylece çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerinde yaptığımız artışlar çok daha anlamlı hâle gelecektir. Eskilerin dediği gibi ‘men sabera zafera’ Kim ki sabreder zafere ulaşır. Bu anlayışla sabrederek, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok kazanarak bu badireyi de geride bırakacağız” diye konuştu.

Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken, Türkiye’nin en güçlü alternatif olarak öne çıktığını, sanayide mevcut fabrikaların tam kapasite çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamın salgın öncesinin bile üzerine çıkılarak 30 milyon sınırına dayandığını, dış ticaretin de 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Turizmde Akdeniz’deki tüm rakiplerini geçtiği bereketli bir sezonu geride bırakan Türkiye’nin çok daha kazançlı olacağına inandığı yeni sezona hazırlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının yol açtığı belirsizlik arttıkça Türkiye’nin önündeki fırsatları birer birer kazanca dönüşmeyi sürdürdüğünü dile getirdi.

Kimi takdirle, kimi endişeyle, kimi nefretle de olsa tüm dünyanın Türkiye’nin adımlarını yakından takip ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, deve kuşu gibi kafasını kuma saplayıp kalmayan, Türkiye’nin bölgesinde ve ötesinde sahip olduğu imkânları, gücü ve potansiyeli hakkıyla teslim eden herkesin bu gerçekleri kavradığını, gördüğünü anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sıkıntıların yanında umutlu olmak için çok sebep bulunduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomide bizi hedeflerimize adım adım yaklaştıran programımızın ülkemizi nereden nereye taşıdığını yaz aylarına doğru hep birlikte çok daha iyi göreceğiz. Dün nasıl ülkemizi vesayetin boyunduruğundan kurtardıysak, dün nasıl ülkemizi terör örgütlerinin kuşatmasından çıkardıysak, dün nasıl ülkemizi diplomatik tuzakların arkasından ve arasından sağ salim geçirdiysek, dün nasıl ülkemizi sessiz devrimlerle ileri demokrasiye kavuşturduysak, dün nasıl ülkemizi 81 vilayeti ve 84 milyon insanıyla sağlam bir altyapı ve üstyapıyla donattıysak, dün nasıl ülkemizi devleti ve milletiyle öz güven sahibi yaptıysak bugün de ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokarak yeşil kalkınma devrimini başarıya ulaştırarak, herkesin iş ve aş sahibi olacağı bir istihdam iklimi oluşturarak gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri güçlü, müreffeh ve itibarlı bir Türkiye bırakacağız.”

Muhtarlardan, bölgelerine döndüklerinde insanlara bunları anlatmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızı hakikatlerle besleyelim ki, yalanın, iftiranın çirkefliğin önünü kesebilelim. Gönülleri sükûna kavuşturabilelim, kalplerini mutmain edebilelim. Kafaları rahatlatıp, yönümüzü geleceğe çevirebilelim” dedi.

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Sırbistan’ın Bosna Hersek’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği destek, bölgemizin barış ve istikrarı bakımından çok çok önemlidir. Bosna Hersek’teki krizin aşılması için uluslararası camianın birlikte hareket etmesine ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde baş başa yaptıkları görüşme ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Oturumu’nun ardından çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi. İmzaların atılmasının ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’i ve heyetini Üçüncü Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı dolayısıyla Ankara’da misafir etmekten memnuniyet duyduğunu belirtti.

Sırbistan ile ilişkilerin mükemmel seviyede olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ile ikili gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğinin geldiği aşamayı kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını, gelecek dönemde atılacak adımlar üzerinde durduklarını aktardı.

Görüşmede, başta Balkanlar olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2021 ilişkilerimiz açısından müstesna bir yıl oldu. 1 Eylül’de Yeni Pazar Başkonsolosluğumuzu açtık. Böylece Yeni Pazar’da başkonsolosluk açan ilk ülke olduk. Bu sene inşallah Niş’te de bir konsolosluk ofisi açacağız” ifadelerini kullandı.

“SIRBİSTAN’LA TİCARET HACMİNDE HEDEFİMİZ 5 MİLYAR DOLARI YAKALAMAK”

Sırbistan’ın ise Alanya ve Bursa’da ihdas edilenlerle Türkiye’deki fahri konsolosluk sayısını beşe çıkardığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koronavirüs salgınının olumsuz etkilerine rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacminin rekor kırmaya devam ettiğinin altını çizdi.

“Geçtiğimiz yıl yüzde 34’e yakın bir artışla bu rakamı 2 milyar dolar seviyesine taşıdık. Hedefimiz 5 milyar doları yakalamaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu doğrultuda atacağımız ortak adımları Sayın Cumhurbaşkanı ile değerlendirdik. Önümüzdeki dönemde icra edilebilecek müşterek projeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. Sırbistan’ın başarıyla yürüttüğü kalkınma hamlesine Türk firmalarının katkı sunması bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Bugün 1300’den fazla Türk şirketi Sırbistan’da faaliyet gösteriyor ve yaklaşık 8 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yatırımlarımızın toplam değeri son 10 yıl içerisinde 1 milyon dolardan 250 milyon dolara yükseldi. Müteahhitlerimiz Sırbistan’da bugüne kadar 823 milyon dolar değerinde 45 projeye imza attı. Müteşebbislerimize verdiği samimi destekten dolayı değerli dostuma teşekkür ediyorum. Türkiye olarak biz de ülkemizde yatırım yapmak isteyen Sırp yatırımcılara gereken her türlü yardımı sağlamaya devam edeceğiz. İlgili kurum ve kuruluşlarımız da Sırbistan’daki faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.”

TİKA’nın bugüne kadar Sırbistan’da 323 proje ve faaliyet gerçekleştirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Belgrad’daki Yunus Emre Enstitüsü tarafından 2 bin 500 kişiye Türkçe kursu verildiğini de söyledi.

“SIRBİSTAN’IN, BOSNA HERSEK’İN EGEMENLİĞİNE VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE VERDİĞİ DESTEK, BÖLGEMİZİN BARIŞ VE İSTİKRARI BAKIMINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki seyahatlerin ve turist sayılarının da artış gösterdiğini belirterek, Anadolujet’in aralık ayında Ankara-Belgrad seferlerini başlattığını, Air Serbia’nın da bu yıl Niş ve Kraljevo’dan İstanbul’a uçuşlarını devreye aldığını, böylece Sırbistan’daki üç havalimanından da Türkiye’ye doğrudan seferler gerçekleştirildiğini anımsattı.

Bu seferlerin sadece turizme değil, ticarete de ciddi katkılar sağladığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tüm bu gelişmeler, ilişkilerimizin yoğunluğunun somut göstergeleridir. Görüşmemizde, Balkanlar’ın barış ve istikrarına atfettiğimiz önemi güçlü ve kararlı şekilde bir kez daha teyit ettik. Bosna Hersek’te süren siyasi kriz konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Sırbistan’ın, Bosna Hersek’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği destek, bölgemizin barış ve istikrarı bakımından çok önemlidir. Bosna Hersek ile ilgili krizin aşılması için uluslararası camianın birlikte hareket etmesine ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır. Tüm tarafların Bosna Hersek’in toprak bütünlüğünü zedeleyici adımlar atmaktan imtina etmeleri ve sorumluluk bilinciyle davranmaları şarttır. Türkiye olarak Balkanlar’da gerilimin azaltılması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konsey toplantısının ülkeler ve bölge için hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve heyetine ziyaretleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek’teki durumla ilgili bir soru üzerine, “Dayton Anlaşması’nın kabul edilebilir, kabul edilemez yönleriyle hepsi bir tarafa, fakat buradaki üçlü yapının Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü üzerindeki yaklaşımı büyük önem arz ediyor. Buradaki sıkıntıları giderebilmek için de gerek değerli dostum Vucic, gerekse bizler elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Sırbistan’da yakın zamanda yapılacak seçimlerin ardından Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin üç liderinin bir araya getirilmesi ve liderlerle bir toplantı yapılmasını istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu toplantıyla özellikle Bosna Hersek’in toprak bütünlüğünü sağlamak için adımlar atmayı arzuladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hele hele şu anda özellikle yapılmakta olan otoban çalışmaları ve bu çalışmalar üzerindeki nüans farkları diyebileceğimiz bazı hissi yaklaşımlar var. Bu hissi yaklaşımları eğer bir kenara koyar da burada gerçekten ideal olan yaklaşımı yakalarsak ki buna biz birlikte yardımcı olalım istiyoruz. Birlikte yardımcı olmak suretiyle gerek Bosna Hersek’teki yaklaşımda Boşnaklar, gerek Hırvatlar gerekse Sırplar olmak üzere üç lideri bir araya getirelim ve bu işi başaralım. Bu karara vardık. İnşallah seçimin ardından bu buluşmayı sağlayacağız. Bu buluşma belki Belgrad’da olur belki İstanbul’da olur. Bu adımı da inşallah süratle atalım diyoruz. Bu konuda mutabıkız.”

İSRAİL’LE İLİŞKİLER

Bir gazetecinin, “Amerika, içinde İsrail ve Yunanistan’ın da olduğu Doğu Akdeniz’deki doğal gaz projesinden desteğini çektiği açıkladı. Olası bir ittifak oluşumunda Türkiye’nin rolü ne olur ve Türkiye İsrail ile önümüzdeki dönemde nasıl bir diyalog süreci oluşturabilir?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konu Arnavutluk’ta da açıkladığım gibi aslında bana göre Amerika’nın geri çekilme kararı, maliyet analizlerinden sonra kendileri için fayda görmediler. Fayda görmedikleri için de Doğu Akdeniz’deki bu çalışmalardan geri çekilme kararı aldılar” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ve Türkiye arasında nasıl bir diyalog süreci oluşabileceğine ilişkin olarak da şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmişte Berat Bey’in Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu zaman İsrail ile görüşmeler yapılıyordu ve bu görüşmelerde de İsrail, buradan çıkacak gazla ilgili olarak Türkiye üzerinden bunun Avrupa’ya götürülmesi konusunda belli bir hedefe varılmıştı. Şu anda bunu yine gerçekleştirebiliriz.

Şu anda Cumhurbaşkanı Sayın Herzog ile yapmakta olduğumuz görüşmeler var. Belki Sayın Herzog’un Türkiye’ye bir ziyareti olabilir. Bu arada Başbakan Sayın Bennett’in bu noktalarda yine bazı olumlu yaklaşımları var. Hedef, olumlu yaklaşımlarla bir yere varmak. Bu olumlu yaklaşım kazan kazan esasına dayalı olduktan sonra biz Türkiye olarak elimizden geleni yaparız.”

Her şeyden önce siyasetçi olduklarını ve siyasetçiler olarak kavga değil barış içinde var olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Barış için ne gerekiyorsa, eğer bu konuda petrol barışın bir aracı olacaksa bunu kullanırız ama barışın aracı olmayacaksa tabii ki karar her ülkenin kendine aittir.

Boşuna biz şu anda sondaj gemilerini ve sismik araştırma gemilerini almadık. Şu anda dört sondaj, iki sismik araştırma gemimiz, bütün bunlar Karadeniz ve Akdeniz’de çalışmaları yapacaklar ve tüm bu çalışmalarla beraber de milletimize, bölgeye inşallah imkânlar sağlamanın gayreti içerisinde olacağız.”

Geçmişte bunun çilelerinin çok çekildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle dünya size istediğiniz zaman isteğiniz yerde ne sismik araştırma gemisi verir ne sondaj gemisi verir, yok böyle bir şey. Ama şimdi elimizde artık en modern şekilde bu çalışmaları yapabilecek bu gemilerimiz var. Yine aynı şekilde bu çalışmaları yapabilecek güce ve imkâna sahip yetişmiş elemanlara sahibiz” diye konuştu.

Karadeniz’de de çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz’de de istenilen anda çalışmaların bu ekipmanlarla yürütüleceğini bildirdi.

SIRBİSTAN CUMHURBAŞKANI VUCİC: “BOSNA HERSEK’İN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SON DERECE SAYGILIYIZ”

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ise Kovid-19 salgınına rağmen iki ülke arasındaki ticaretin geçen yıl yaklaşık yüzde 34 artışla 2 milyar dolara ulaştığını, hedeflerinin 5 milyar doları yakalamak olduğunu kaydetti. Sırbistan’da iş yapacak Türk şirketlerine kapılarının açık olduğunu dile getiren Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, Türk yatırımcıları ülkesine davet etti.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, Bosna Hersek’teki son durumun ve Boşnaklara mesajının sorulması üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birçok konuyu ele aldıklarını belirterek, “Burada güvenlik çok önemli. Dayton Anlaşması’na uyulmasının çok önemli olduğunu söyledim. Bu konuda iyi anlaştığımızı düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Bosna Hersek’in toprak bütünlüğüne son derece saygılı olduğumuzu söyledim” diye konuştu.

Sırp Cumhuriyeti (Republika Sırpska entitesi) çıkarlarının da önemli olduğunu ve bunun da Dayton Anlaşması’nın içinde yer alan bir husus olduğunu söyleyen Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, “Güvenliği ancak bu şekilde koruyabiliriz” dedi.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin Sırbistan medyasınca, kendisinin sözlerinin de Bosna Hersek medyasınca güvensizlik ortamı nedeniyle farklı şekilde algılanabileceğini belirterek, bunun ortak çalışmayla atlatılabileceğini düşündüğünü de söyledi.​​​​​​​

Ortak basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’nin huzurunda iki ülke arasında dört anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda; “Eğitim Alanında İş Birliği Anlaşması”, “Turizm Alanında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”, “Sinematografik Ortak Yapım Anlaşması” ile “Sırbistan Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Arasında İş Birliğine Yönelik Çerçeve Anlaşması”, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sırbistan Başbakan Yardımcısı, Kültür ve Enformasyon Bakanı Maja Gojkoviç ve Sırbistan İnşaat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Tomislav Momiroviç tarafından imza altına alındı.​​​​​​​

HABER BURADA

DÜNYA