Connect with us

Dünya

“Peygamberimiz ve Çocuk” temalı “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” başladı

“Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu”nun açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Çocuklarımızın, hamuru İslam’la yoğrulmuş medeniyetimizin evrensel değerleriyle buluşmaları ve kendi kimlikleriyle geleceklerini inşa ederek onur ve güven içinde yaşamaları için her daim çalışmak zorundayız” dedi

Diyanet İşleri Başkanlığınca, Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla online düzenlenen “Peygamberimiz ve Çocuk” temalı “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu”, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yaptığı açış konuşmasıyla başladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen açılış oturumunda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kovid-19 salgını nedeniyle sempozyumu online olarak yaptıklarını söyledi.

Başkan Erbaş, Hazreti Peygamberin tarihin ve insanlık ailesinin en etkin ve önemli şahsiyeti olduğunu ifade ederek, “Hazreti Peygamber ahlakî erdemlerin en güzel örneğidir. Statüsü, mesleği ne olursa olsun onun rehberliğini benimseyen herkes, Peygamberimizin hayatında, kendi hayatı için mutlaka bir karşılık bulacaktır” dedi.

Başkan Erbaş, Hazreti Peygamberin üstün ahlakı, merhameti, zekâsı, dirayeti ve güvenilirliği sayesinde gönülleri fethettiğini belirterek, “Asırlara sığmayacak değişim ve dönüşümleri birkaç sene içerisinde gerçekleştirmiş; cehalet, zulüm, isyan ve istismarlar girdabındaki bir çağı asr-ı saadete dönüştürmüştür” ifadelerini kullandı.

Hazreti Peygamberin İslam’la kurduğu asr-ı saadet çağının üzerinden geçen on dört asrın ardından bugün, dünyanın yine derin bir değerler kriziyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, “Bireysel ve toplumsal bunalımlar, trajediler, zulümler ve savaşlar, yine yeryüzünün huzur ve barışına kastetmektedir. Çocuklar, kadınlar, yetimler ve kimsesizler, modern cahiliyenin bir tezahürü olarak yine ihmal, istismar ve haksızlıklara maruz kalmaktadır” şeklinde konuştu.

Başkan Erbaş, bugün dünyada milyonlarca çocuğun, şefkatten, merhametten, insaftan ve adaletten yoksun vaziyette olduğuna vurgu yaparak, “En temel hakları olan sağlık ve eğitim imkânlarından mahrum bırakılmışlardır. Açlık, susuzluk ve yoksulluğun pençesinde, savaşların ve korkunç silahların ortasında hayatta kalma mücadelesi vermektedirler” değerlendirmesinde bulundu.

“Kendi çaresizliklerini perdelemek için İslam’a saldırıyorlar”

Son 2-3 asır boyunca insanlığa umut olma iddiasıyla ortaya çıkan ideoloji, öğreti ve anlayışların, insanlığın topyekûn huzur ve esenliğini temin hususunda çaresizliğe mahkûm olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, “Modern dünya, insanlığın içinde bulunduğu bu ahlaki, iktisadi, içtimaî yozlaşma karşısında, yorgun ve bitkin düşmüştür. Dahası, yaşanan bunalımlar karşısında belki de bazıları kendi çaresizliklerini perdelemek için zaman zaman pervasızca İslam’a saldırmaktadır. Bugün özellikle Avrupa’da ahlaktan, insaftan, hukuktan yoksun bir şekilde İslam’ın muazzez elçisine, Peygamberine seviyesiz ve çirkin bir şekilde dil uzatılmaktadır. İslam düşmanlığına dönüşen islamofobi birçok ülkede maalesef devlet politikası haline getirilmeye çalışılmaktadır. Camilerimiz ve Müslüman kardeşlerimiz, ırkçı terör guruplarının hedefi haline getirilmektedir” şeklinde konuştu.

“Ötekileştirici ve ırkçı uygulamalar, İslam’ın yükselişini engellemeye yöneliktir”

Başkan Erbaş, son zamanlarda İslam’a ve Müslümanlara yönelik artan saldırılara değinerek, şunları söyledi:

“Bugün bazı ülkelerde devlet eliyle yürütülen bu ayrımcı, ötekileştirici ve ırkçı uygulamalar, esasen doğudan batıya dünyanın her yerinde huzur ve güveni arayan insanlığın umudu olan İslam’ın Avrupa’da yükselişini engellemeye yönelik bir amaçtır. İslam ve Müslüman kelimeleriyle ilgili zihinlerde olumsuz tasvirler oluşturmaya yönelik kara propagandalarla, Avrupalıların İslam’la tanışmasının ve Peygamber Efendimizin örnekliğiyle buluşmasının önüne ciddi bir önyargı duvarı örme gayretidir. Hâlbuki İslam, dün olduğu gibi bugün de dünyanın huzur ve barışına; insanlığın varoluş ve anlam arayışına kılavuzluk edecek tek dindir. ‘Allah indinde din İslam’dır.’ Bundan başka da çare yoktur, çözüm İslam’dadır.”

Başkan Erbaş, dünyanın Hazreti Peygamberin üstün şahsiyeti ve örnek ahlakı nezdinde İslam’ın hayat veren ilkeleriyle buluşmaya bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Oluşturulmaya çalışılan olumsuz imajları bertaraf etmek zorundayız”

Müminlerin İslam’a ve Müslümanlara yönelik bu saldırılar karşısında hep birlikte güçlü bir duruş ortaya koymaları gerektiğinin önemine işaret eden Başkan Erbaş, “Bunun için her platformda ve her vesileyle dünyayı, İslam’ın merhamet, adalet, hakkaniyet, güzel ahlak ilkeleriyle tanıştırmak için gayret göstermek ve oluşturulmaya çalışılan olumsuz imajları bertaraf etmek zorundayız” diye konuştu.

Başkan Erbaş, Müslümanların Hazreti Peygamberin örnekliğinde bugününü ihya, geleceğini de inşa etmesi gerektiğini ifade ederek. “Bugün bizlere düşen Nebevî değerler ekseninde bir hayat ortaya koyarak başta kendi çocuklarımız olmak üzere bütün insanlığa Peygamber Efendimizi örnek göstermektir. Yaşanabilir bir yeryüzü ve güvenli bir gelecek için nesillerimizi İslam’ın hayat veren ilkeleriyle buluşturmaktır” ifadelerini kullandı.

“Bütün insani değerler en etkili şekilde ancak aile yuvasında öğrenilebilir”

Çocukların maddi ve manevi gelişiminde, dinî ve millî değerler ekseninde yetişmesinde aile kurumunun işlevi ve etkisinin çok büyük olduğunu dile getiren Başkan Erbaş,

“Nitekim Peygamber Efendimiz, “Bir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha değerli bir hediye vermemiştir” buyurarak bu hususa dikkat çekmiştir. Çocuk ailenin aynasıdır. Zira sevgi, saygı, merhamet, şefkat, adalet, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma; kısacası bütün insani değerler en etkili şekilde ancak aile yuvasında öğrenilebilir. Diğer yandan, iletişim ve etkileşim araçlarının bu denli çeşitlendiği ve yaygınlaştığı bir dönemde çocukların manevî ve ahlâkî gelişiminde sorumluluğu sadece aileye yüklemenin ve meseleyi sadece aile ile sınırlamanın, sınırlandırmanın da ciddi bir yanılgı olduğunu bilmemiz gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“Çocukları mutsuz ve sahipsiz bir dünya nice güzellikten mahrum kalacaktır”

Başkan Erbaş, 2020 yılı Mevlid-i Nebi Haftası teması olarak “Peygamberimiz ve Çocuk” başlığını seçtiklerini aktararak, şöyle devam etti:

“Çocukların ihmal edildiği, istismara maruz kaldığı, temel haklarından mahrum edildiği bir çağ merhamet ve insanlık sınavını kaybedecektir. Çocukları mutsuz ve sahipsiz bir ev, şehir, ülke, dünya, rahmetten, bereketten ve nice güzellikten mahrum kalacaktır.

İşte bu gerçekten hareketle bizler, hem bir farkındalık oluşturmak hem de nesillerimizi nebevî yöntemle yetiştirmenin imkânlarını toplumumuzla ve tüm insanlıkla paylaşmak adına 2020 yılı Mevlid-i Nebi Haftası temamızı “Peygamberimiz ve Çocuk” olarak belirledik.”

“Kendi değerlerinin idrakinde olmayanların, başka toplumlara hayranlık duyması kaçınılmazdır”

“Kendi değerlerinin idrakinde olmayanların, başka toplumlara hayranlık duyması kaçınılmazdır” diyen Başkan Erbaş, “Çocuklarımızın, hamuru İslam’la yoğrulmuş eşsiz medeniyetimizin evrensel değerleriyle buluşmaları ve kendi kimlikleriyle geleceklerini inşa ederek onur ve güven içinde yaşamaları için her daim çalışmak ve onlara rehberlik etmek zorundayız. Bunu yaptığımızda istikbale dair umudumuz karşılık bulacak; değer ve anlam kazanacaktır” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarımızı Hz. Peygamber’in gösterdiği temel prensipler doğrultusunda yetiştirmeliyiz”

Başkan Erbaş, Hazreti Peygamberin her konuda olduğu gibi, çocuğa yaklaşım noktasında da en güzel örnek ve rehber olduğuna vurgu yaparak, şöyle konuştu:

“O, çocuklara yönelik her türlü şiddet, baskı, öteleme ve istismarın sıradanlaştığı bir dönemde, çocukların haklarını en üst derecede savunmuş ve bu uğurda en büyük gayret ve mücadeleyi ortaya koymuştur. “Küçüklerini sevmeyen, büyüklerini saygı göstermeyen bizden değildir” buyuran sevgili Peygamberimiz, söylediklerini bizzat yaşanan bir hayata dönüştürerek bizzat göstermiştir. Bu anlamda köklü bir değişime imza atmış ve zihinlerdeki cehaleti, taassup ve yanlış algıları yıkarak kız, erkek ayrımı yapmaksızın çocuk eğitimi ve çocuklara yaklaşım konusunda adalet, merhamet ve şefkatiyle bütün dünyaya örnek olmuştur. Bu sebeple, Hz. Peygamber’in bir baba, bir eğitimci yahut bir idareci olarak çocuklara yaklaşımını, onlarla kurduğu ilişkinin şekil ve niteliklerini doğru bir şekilde tespit etmek, onun bu konuda insanlığa gösterdiği temel prensipleri kavramak ve çocuklarımızı bu doğrultuda yetiştirmek bizlerin en öncelikli vazifesi olmalıdır.”

“Bir çocuğun ilk duyması gereken hakikatin tevhit olduğunu insanlığa öğretmeye çalışmıştır”

Hazreti Peygamberin çocuklara özel bir önem verdiğini belirten Başkan Erbaş, “Hiçbir ayrım gözetmeksizin hepsine değer verip ilgi göstermiştir. Çocukların İslam ahlaklıyla yetiştirilmeleri hususunda ashabına rehberlik etmiştir. Bu anlamda, doğan her bir çocuğun kulaklarına ezan ve kametin okunmasını isteyerek bir çocuğun ilk duyması gereken hakikatin tevhit olduğunu bütün insanlığa öğretmeye çalışmıştır. Dünyaya gelen her bir çocuk için akîka kurbanı kesmesi, saçları ağırlığınca sadaka vermesi ve bu sebeple yakınlarına ziyafet vermesi, bu mümtaz nimet karşısında Allah’a şükretmenin gerekliliğini göstermeye çalışmasıdır” diye konuştu.

Başkan Erbaş, cahiliyenin çocuklara yönelik sapkın anlayışlarından kız, erkek ayrımını ortadan kaldırdığına dikkat çeken Başkan Erbaş; “ Hazreti Peygamber, ‘Şayet ben birisini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım.” diyerek ümmetini kız çocukların hakları hususunda uyarmıştır. O, öylesine güzel ve etkili bir eğitimcidir ki dokunduğu her çocuğun hayatını şekillendirmiş ve şahsiyetlerinde silinmez izler bırakmıştır” şeklinde konuştu.

“Rasulullah’ın eğitiminde egemen olan anlayış, lisan-ı hâl ve hüsn-ü tavırdır”

Başkan Erbaş, Hazreti Peygamberin çocuklarla kurduğu iletişimlerden örnekler vererek şöyle devam etti:

“Bir namaz vakti okunan ezanı taklit ederek hem ezanla hem de müezzinle alay eden çocuğu yanına çağırıp ona ezan okutarak taltif etmesi, bir çocuğun yüreğinden tutmanın en güzel numunesidir. Nitekim onun bu yaklaşımı, bir zamanlar ezanla alay eden o çocuğun Medine’de yıllarca müezzinlikle şereflenmesine vesile olmuştur.

O, sadece çocuklara değil onların değer verdiklerine de değer vermeye gayret etmiştir. Kuşu ölen çocuğun üzüntüsünü paylaşması, onun çocuklar hususunda ne denli hassasiyet taşıdığının en açık örneklerindendir.”

Hazreti Peygamberin çocukların eğitiminde yaş, cinsiyet ve kişilik özelliklerini dikkate alarak tedrici bir eğitim metodu uyguladığını anlatan Başkan Erbaş, “Onlara yapabilecekleri işlerde sorumluluklar vermiştir. Bununla ümmetine çocuk eğitiminde sorumluluk vermenin, öz güven ve sosyalleşmede etkili bir vasıta olduğu mesajını vermiştir. Bütün bu örneklerden görüldüğü üzere Rasulullah’ın eğitiminde egemen olan anlayış, lisan-ı hâl ve hüsn-ü tavırdır. O, çocukların sözlerden daha çok adımları takip ettiği gerçeğinin idrakinde bir eğitimci olarak çocukların eğitiminde örnekliğin önemine dikkat çekmiştir. Kendisi de hayatı boyunca hiçbir çocuğa kötü bir söz söylememiş, yaramazlıklarını fıtratlarının gereği olarak değerlendirerek daima hoşgörüyle yaklaşmıştır” şeklinde konuştu.

“İlişkilerimizin odağında saygı, sevgi, şefkat, merhamet gibi değerler yer almalıdır”

“Rabbimizin bizlere emanet ettiği ve sadakatimizin testine sebep kıldığı çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızı “Ey iman edenler kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” ilahî fermanı mucibince yerine getirmeye mecburuz” ifadelerini kullanan Başkan Erbaş, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:

“Neslimizi maddi ve manevi tehditlerden, tehlikelerden korumanın en büyük amaç olduğu gerçeğini bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. Evlerimizi şiddetin değil zarafetin, nefretin değil sevginin, ifsadın değil ıslahın, karanlığın değil aydınlığın, mutsuzluğun değil mutluluğun, umudun kaynağı yapmalıyız.

Bunun sebeple, çocuğa yaklaşımımızın temel referansı, Peygamberimizin örnek hayatı olmalıdır. Söz ve davranışlarımızın zeminini emanet bilinci ve sorumluluk duygusu oluşturmalıdır. İlişkilerimizin odağında saygı, sevgi, şefkat, merhamet gibi değerler yer almalıdır. Zira geleceğimizi şekillendirecek en önemli unsur olan çocuklarımızı öz değerlerimizden, tarihi ve ilmî derinliğimizden hareketle yetiştirmenin yolu nebevî yöntemi özümseyip onun örnekliğinde bir hayat yaşamaktan geçmektedir.”

Başkan Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak çocuklara yönelik hizmetleri önemli bir çalışma olarak gördüklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sempozyumun, bereketli geçmesini, istifadeye medar olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Tebliğ ve müzakereleriyle katkı sunacak olan değerli hocalarımıza, ilim insanlarına teşekkür ediyor, bütün katılımcılarımızı sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum.”

Başkan Erbaş’ın konuşmasının ardından Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. İhsan Çapcıoğlu, “Akışkan Zamanlarda Çocuklarımızı Manevi Açıdan Güçlendirmenin İmkânı: Riskler ve Fırsatlar” başlıklı konferans verdi.

Dünya

Çevre, Şehircilik Bakanı Murat Kurum, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ile Görüşme Gerçekleştirdi

Genç Gazeteciler | ANKARA

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti. EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu belirterek, mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak istediklerini kaydetti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ve beraberindeki heyeti kabul etti. Deprem bölgesine yönelik çalışmalardan iklim değişikliğine kadar birçok konuda görüşme gerçekleştirildi. Bakan Murat Kurum, EBRD ile 2009 yılından bu yana süregelen ortak çalışmaların son yıllarda artarak devam ettiğini, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından EBRD’nin sergilemiş olduğu dayanışmadan dolayı kendilerine teşekkürlerini iletti.

BAKAN KURUM’DAN EBRD’YE DAVET

EBRD ile yürütülecek ortak çalışmalar kapsamında 8 çevresel altyapı projesinin Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Malatya, Mersin ve Osmaniye’de hayata geçirileceğini kaydeden Bakan Kurum, “Buradaki projelerin tamamlanması ve inşa sürecini arkadaşlarımız yürütüyorlar. İnşallah orada projelerimizin temel atma ve açılışını sizlerle birlikte yapmak istiyoruz.” dedi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’ye yönelik yatırımlarının yarısının sürdürülebilir altyapı yatırımları olduğunu vurgulayan Bakan Murat Kurum, İller Bankası ile EBRD arasında başlatılacak iş birliğinin de kıymetli olduğunu belirtti.

BAKAN KURUM’DAN “2053 NET SIFIR EMİSYON” VURGUSU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefleri doğrultusunda yatırımların devam ettiğini kaydeden Bakan Kurum, “İklim değişikliği ile mücadele kapsamında İklim Kanunu’nu Meclisimizden geçirmeyi istiyoruz. Yine döngüsel ekonomi anlayışı ve prensibi çerçevesinde Türkiye Çevre Ajansımız gerek Depozito Yönetim Sistemi gerek Sıfır Atık projeleri gerekse atığın kaynağında ayrıştırıldığı, ekonomiye kazandırıldığı birçok projeyi yapacak. Bu noktada da kararlılığımız ilk günkü gibi devam etmektedir.” diye konuştu.

EBRD BAŞKAN YARDIMCISI PATRONE: “MÜMKÜN OLAN HER ALANDA İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAK İSTERİZ”

Görüşmede, EBRD Başkan Yardımcısı Matteo Patrone ise Türkiye’nin iş birliği yaptıkları en önemli ülkelerden birisi olduğunu söyledi. Türkiye ile ortak yatırım konularının başında yeşil dönüşüm geldiğini kaydeden Patrone, Deprem Sonrası Yeniden İnşa Projesi kapsamında da deprem bölgesindeki belediyelere sağlanacak finansman desteğinin fizibilite çalışmaları tamamlandıktan sonra artabileceğini aktardı. Patrone, “Mümkün olan her alanda iş birliğini artırmak isteriz. İLBANK ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği bizim için büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde de hem İLBANK hem de Türkiye Çevre Ajansı ile birlikte ortak çalışmalar yürütmekten büyük memnuniyet duyarız.” dedi.

Genç Gazeteciler | ANKARA

HABER BURADA

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge