Connect with us

Güncel

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bölgesel konularda Almanya ile diyaloğumuzu güçlendirerek devam ettireceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bölgesel konularda Almanya ile diyaloğumuzu güçlendirerek devam ettireceğiz. Bugün ele aldığımız hususlarda kaydedeceğimiz gelişmelerin gerek çok boyutlu ikili ilişkilerimiz gerekse Avrupa Birliği katılım sürecimiz bakımından katkı sağlamasını temenni ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel, Vahdettin Köşkü’nde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ve heyetini Türkiye’de misafir etmekten duyduğu büyük memnuniyeti dile getirerek, yoğun ve verimli bir program gerçekleştirdiklerini söyledi.

“BÖLGESEL GELİŞMELER HAKKINDA FİKİR TEATİSİNDE BULUNDUK”

Almanya Şansölyesi Merkel ile Türk-Alman Üniversitesi’nin yeni eğitim ve sosyal tesis binalarının resmî açılışlarını yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinde Türkiye-Almanya ikili ilişkilerini kapsamlı şekilde ele aldıklarını, başta Libya ve Suriye olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında da fikir teatisinde bulunduklarını bildirdi.

“Ülkelerimiz arasındaki köklü dostluk ilişkilerinin sürdürülmesinin Türkiye ve Almanya’nın yanı sıra bölgemizin de menfaatine olduğu noktasında hemfikiriz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ve bölgesel belirsizliklerin bu iş birliğinin değerini bir kez daha gözler önüne serdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya ile ekonomi, ticaret, yatırım, enerji ve turizm alanlarında mevcut iş birliğini daha da ileriye taşımakta kararlı olduklarını vurgulayarak, yenilenebilir enerji, dijitalleşme, yapay zekâ gibi konularda da ciddi bir potansiyel bulunduğunu dile getirdi.

Görüşmelerde Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini de ele aldıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Merkel’e önümüzdeki dönemde AB’den beklentilerimizi aktardım. Almanya Temmuz ayından itibaren AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek. Bunun, Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat teşkil edeceğini düşünüyoruz” dedi.

Almanya’da yaşayan ve sayıları 3,5 milyona yakın Türk toplumunun huzur ve refahının öncelikli meseleleri arasında yer aldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türklerin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kalkınmasında ter döktükleri Almanya’da kendilerini evlerinde hissetmeleri çok önemlidir. Bu doğrultuda Alman dostlarımızın atabileceği pek çok adım bulunuyor. Geçtiğimiz aylarda Barış Pınarı Harekâtımızı bahane eden terör örgütü yandaşları, Almanya’daki Türklere yönelik saldırılar düzenlediler. Büyükelçiliğimizin hizmet aracı örgüt mensupları tarafından ateşe verildi. Bu saldırıları bir kez daha lanetliyor, kınıyorum. Bu eylemlerin görmezden gelinmesini, hele hele bunların demokratik bir hakmış gibi gösterilmesini anlamak mümkün değildir. Almanya’dan sorumluları cezalandırmasını, böyle tablolara müsamaha göstermemesini özellikle bekliyoruz.”

“AVRUPA ÜLKELERİNİN SURİYELİLERE DAHA FAZLA YARDIM YAPMALARI İNSANİ BİR SORUMLULUKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Almanya’nın göç konusunda Avrupa’nın yükünün büyük bir bölümünü üstlendiğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin ve Avrupa ülkelerinin Suriyelilere daha fazla ve daha hızlı yardım yapmaları her şeyden önce insani bir sorumluluktur” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 milyon insanın yaşadığı İdlip’e, son haftalarda rejimin ağır saldırılar düzenlediğine işaret ederek, Suriye rejiminin okullar ve hastaneler dâhil tüm sivil yerleşim yerlerini aralıksız bombaladığını söyledi.

“İdlip halkının içinde bulunduğu insani dramı hafifletmek için elimizden gelen çabayı sergiliyoruz. İdlipli kardeşlerimize yönelik vahşetin son bulması için herkesin rejim üzerinde baskı kurması gerekir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Almanya Şansölyesi Merkel’e de Türkiye’nin özellikle briketten yapılacak barınma imkânları konusunda yaptığı çalışmaları anlattığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel’e, Berlin Süreci’ni başlatarak Libya’da çözüm çabalarına yönelik destek sağlamasından ötürü teşekkür ederek, Türkiye’nin de Libya’da askerî bir çözümün mümkün olmadığını her vesileyle vurguladıklarını dile getirdi.

“LİBYALI KARDEŞLERİMİZİ ZOR GÜNLERİNDE YALNIZ BIRAKMAMAKTA KARARLIYIZ”

Türkiye olarak Almanya’nın bu inisiyatifine en etkin ve samimi destek veren ülkelerin başında yer aldıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Gerek Sayın Putin ile yaptığımız ateşkes çağrısı gerekse yoğun diplomatik girişimlerimiz neticesinde sahada sağlanan kısmi sükûnet, Berlin Konferansının düzenlenmesinde de ayrıca rol oynamıştır. Talebi üzerine Libya’da meşru hükûmete destek sağlamamızın amacı da kan dökülmesinin önüne geçmek ve siyasi sürecin canlanmasına katkıda bulunmaktır. Ulusal Mutabakat Hükûmetine destek vermek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2259 sayılı kararı gereğince bir tercih değil, yükümlülüktür. Darbeci Hafter ve destekçilerinin son birkaç gündür saldırılarını artırması, bu şahsın uzlaşı gibi bir niyetinin olmadığını göstermiştir. Kendisine verilen bu destekler ciddi manada şımartmıştır. Biz, her hâlükârda Libyalı kardeşlerimizi bu zor günlerinde yalnız bırakmamakta kararlıyız. 5 asırlık kadim bağlarımızın olduğu Libya, savaş baronlarının ve terör örgütlerinin insafına terk edilemeyecek kadar önemli bir ülkedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ve Irak’ta da son dönemde gerilimin arttığına işaret ederek, DEAŞ sonrası tekrar ayağa kalkmaya çalışan Irak’ın, yeni bir kaos ve kargaşa iklimine sürüklenmesine izin verilmemesi gerektiğini, Türkiye ve Almanya olarak sorunların diyalog yoluyla çözümüne öncelik vererek, taraflara sağduyu ve aklıselim çağrısında bulunduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgesel konularda Almanya ile diyaloğumuzu güçlendirerek devam ettireceğiz. Bugün ele aldığımız hususlarda kaydedeceğimiz gelişmelerin gerek çok boyutlu ikili ilişkilerimiz gerekse AB katılım sürecimiz bakımından katkı sağlamasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Libya’ya müdahale edip etmeyeceğinin ve silah ambargosuna uyup uymayacağının sorulması üzerine, “Biz tabi şu anda oradaki askerî güçlere Libya’nın özelliklede Serrac yanlısı güçlere eğitim vermek, onları belli noktalarda yetiştirebilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çıkarmış olduğumuz yasal düzenlemeyle oraya heyetimizi gönderdik, gönderiyoruz” diye konuştu.

“Biz Serrac’ı yalnız bırakmayacağız, kendilerine elimizden gelen bu noktadaki desteği vermekte kararlıyız” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin meşru olarak tanıdığı bir kişiye ve onun ordusuna destek verdiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’Yİ LİBYA’YA DAVET EDEN DOSTLARA ‘HAYIR’ DEMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Libya’da darbeci Hafter’in bazı ülkelerce tanınmasını anlamakta zorlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Nitekim Moskova’da oraya çağrılmışlardır, oradan kaçmıştır adeta. Ondan sonra Berlin sürecine yine davet edilmiştir, Berlin sürecinde de yine ne yazık ki 55 maddelik açıklanan orada belirlenen o metne de yine imzasını koymamış, daha sonra koyacağı söylenmiştir. Ama daha sonra yine aldığım bir bilgiye göre bugün yine Sayın Merkel’den bunu aldım, işte 28’inden sonra bu askerlerin belirlenen 5+5’e isim verdi, oraya katılacağına dair şimdi de bazı şeyler söyleniyor. Bunlar tutarlı şeyler değil ve sürekli olarak eğer bu tür bir insan şımartılırsa böyle bir insana bu tür destekler verilirse ki bu desteklerin arkasında Abu Dabi yönetimi var, Mısır var. Bunlar ciddi manada tabi her türlü silah desteğini veriyorlar ve Wagner yine bu işin arkasında var ve Wagner’in arkasında da kimlerin olduğu malum. Bunun dışında Sudan’dan yine 5 bin, 6 bin civarında kara gücü burada söz konusu. Bütün bunlar olurken 500 yıllık bir maziye sahip olan Türkiye’yi Libya’ya davet eden bu dostlara bizim hayır dememiz zaten mümkün değildi, bizler de buna bu şekilde cevabı verdik ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden de kararı çıkardık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin Konferansında onaylanan 55 maddeyi kabul etmek ile altını imza atmanın farklı şeyler olduğunu belirterek, “Hafter henüz buna imzayı koymuş değil, sadece sözde kabul etmiş durumda. Bunları biz tamamıyla kabul olarak anlamıyoruz, yani bizim uluslararası diplomasi anlayışımız veyahut da uluslararası hukuk veya uluslararasındaki anlaşmalarda böyle bir durum söz konusu değil. Hafter’in yarın ne yapacağı da belli olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine İdlip’ten 400 bine yakın kişinin Türkiye sınırına doğru hareket hâlinde olduğuna dikkati çekerek, bu kişiler için briket barınaklar yapmak amacıyla Kızılay ve AFAD tarafından çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

“SURİYE’DE GÜVENLİ BÖLGE KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN PLAN VE PROJELERİ HAZIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk etapta 10 bin briket barınak yapma adımları atıldı, gerekirse bunları artırarak devam ettireceğiz. Zira bizim sınıra 30-40 kilometre mesafede Suriye tarafında bu yapılanma gerçekleştirilecek ve bunun içinde ufak da bir, yani tuvaleti, banyosu olacak, ısıtma imkânlarını, her şeyini hazırlıyoruz ve adımı bu şekilde atacağız. Ve bu konuda sağ olsun Şansölye biz de belli bir desteği verebiliriz dediler. Kendileriyle Kızılay ve AFAD’la görüştükten sonra tekrar irtibat kuracağız, ona göre kendilerinden de böyle bir desteğin gelebileceğini ifade ettiler” bilgisini paylaştı.

Güvenli bölge konusunda da Türkiye’nin plan ve projelerinin hazır olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, orada ise kalıcı yaşam alanlarının yapılması yönünde adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

ABD ve Rusya ile yapılan görüşmelere rağmen terör örgütleri PYD-YPG’nin hâlâ bu bölgeden çıkartılmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde Türkiye’nin terörle mücadelesinin sürdüğünü söyledi.

ALMAN GAZETECİLERİN AKREDİTASYONU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine de uluslararası basın mensuplarının çalışma izinlerinin Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığının görev alanına girdiğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “İletişim Başkanlığımız 2019 yılında 19 farklı Alman medya kuruluşundan toplam 30 gazeteciye yerleşik akreditasyon kartı düzenlemiştir. İletişim Başkanlığımıza 17 Ocak 2020 itibarıyla 28 Alman basın mensubunun başvuruları ulaşmıştır. Başvurular 31 Aralık 2019 tarihinde tamamlanmıştır, bu başvurularla ilgili mevzuat uyarınca bunların değerlendirilmesi yapılmaktadır. Almanya’yla iyi ilişkilerimizden rahatsız olan bazı kesimlerin bu rutin değerlendirmeyi Türkiye’nin Alman gazetecilere akreditasyon vermediği veya Alman gazetecilere diğer yabancı basın mensuplarından farklı muamele edildiği şeklinde yansıtmaya çalıştıklarını görüyoruz. Böyle bir özel muamelenin veya Alman gazetecilere dönük olumsuz bir çifte standardın olmadığını açıkça ve ilk elden burada ifade etmek isterim. İletişim Başkanlığımız mevcut yerleşik akreditasyon sahibi gazetecilerin herhangi bir sorun yaşamaması için özellikle benim de takip ettiğim, izlediğim bir şekilde bu oturum izinlerinden sorumlu olan Göç İdaresi Genel Müdürlüğüyle yakın temas ve iş birliği hâlindedir. Burada bir sorun veya mağduriyet yaşanması da söz konusu değildir. Özellikle basın özgürlüğü konusundaki hassasiyetimi zaten bilenler bilir ve İletişim Başkanım da bu konularda hassastır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin mültecilere bu zamana kadar yaptığı harcamanın 40 milyar doları aştığını belirterek, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik söz verdiği 6 milyar Avro desteğinin tam anlamıyla verilmediğini, Almanya Şansölyesi Merkel’in bu konuda tek olumlu yaklaşım içerisinde bulunan lider olduğunu vurguladı.

LİBYA’DA ATEŞKES

Libya’da darbeci Hafter güçlerinin Mitiga Havalimanına 11 füze attığını, ateşkesi kabul ettiğine inanmadığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer ben bir devletin başıysam masaya oturup imza attığımız bir anlaşmaya uymayan kişi için kalkıp da ben bu adama yüz vermem. Temenni ederim ki, o masanın etrafında oturanlar da burada 55 maddelik bir anlaşma imzalandı, Hafter’in orada imzası yok, ama Serrac imzaladı ve bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine de gönderilecek. Ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine gönderilecek olan bu 55 maddelik metinde Hafter’in imzası yine yok. Ben ateşkesi kabul ettim hem böyle diyeceksin ve iki gün sonra da Mitiga Havalimanı’nı bombalayacaksın. Şimdi biz buna nasıl inanalım, nasıl güvenelim? Benim devlet yönetim anlayışım, uluslararası siyaset anlayışım bu” değerlendirmesinde bulundu.

Biz Üretiriz

Tiny House I Setencioğlu I Tekerlekli Mobil Ev Üreticisi

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi

Doğayla İç İçe, Evinizin Konforunda, Özgürlüğün Keyfini Yaşayın. | Setencioğlu Tiny House

İletişim | +90 0 532 4026422

HABER BURADA

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

HABER BURADA

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

HABER BURADA

DÜNYA

seers cmp badge